Pakize Gürhan

Post ile Kürsü Arasında: Alevî Kadın Hareketi ve Türkiye Siyasetinde “Can” Çarpanı

✍️ Pakize Gürhan

📨 e-posta

Alevî kadınının bu günkü dik ve Kararlı duruşu, köklerini tarihsel hafızadan alan güçlü bir sürekliliğe dayanır. Bu gelenek, kadını sadece ev içerisine veya pasif bir kültürel taşıyıcılığa hapseden anlayışı yüzyıllar öncesinden yıkmıştır. İnancın ve kurumsal merkezin kalbinde yer alan Kadıncık Ana, bir yandan dergâhta inancın, felsefenin ve üretimin merkezinde yer alırken; diğer yandan toplumsal bir ihtiyaç hasıl olduğunda iradesini, inancını ve toplumunu korumak adına en ön safta yer almıştır

✍️ Pakize Gürhan

Kadim Bir Hakikatin Çağdaş Yankısı

Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları mücadelesi çoğunlukla modern yasalar, uluslararası sözleşmeler ve evrensel normlar üzerinden inşa edilir. Bu evrensel dil kuşkusuz çok değerlidir; ancak bu topraklarda kök salmış, eşitliği teorik bir kural olmanın ötesinde inançsal ve tarihsel bir hakikat olarak gören çok güçlü bir damar daha vardır: Alevî kadın hareketi. Bu hareket, gücünü sadece modern hak arayışlarından değil, doğrudan kendi inancının kalbinde yer alan ve cinsiyeti bütünüyle aşan “Can” felsefesinden alır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin “Erkek dişi sorulmaz muhabbet dilinde / Hakk’ın yarattığı her şey yerli yerinde” sözleriyle mühürlenen bu felsefe, kadını hayatın, inancın ve üretimin kurucu ortağı olarak konumlandırır. Bugün cemevlerinde, sokaklarda ve uluslararası platformlarda yan yana gelen Alevî kadın meclisleri, bu kadim mirası çağdaş dünyanın hak mücadelesiyle buluşturarak toplumsal muhalefete yepyeni, birleştirici bir “çarpan etkisi” sunmaktadır.

Tarihsel Kökler: Posttan Ata, Dergâhtan Hak Mücadelesine

Alevî kadınının bu günkü dik ve Kararlı duruşu, köklerini tarihsel hafızadan alan güçlü bir sürekliliğe dayanır. Bu gelenek, kadını sadece ev içerisine veya pasif bir kültürel taşıyıcılığa hapseden anlayışı yüzyıllar öncesinden yıkmıştır. İnancın ve kurumsal merkezin kalbinde yer alan Kadıncık Ana, bir yandan dergâhta inancın, felsefenin ve üretimin merkezinde yer alırken; diğer yandan toplumsal bir ihtiyaç hasıl olduğunda iradesini, inancını ve toplumunu korumak adına en ön safta yer almıştır.

Bu kararlı ve direnişçi damar, yüzyıllar boyunca Anadolu topraklarında canlı kalmıştır. Tarihe adını yazdıran, inancı ve toplumu adına bir duruş odağı haline gelen Anşa Bacı gibi kadın önderler, bu birikimin en parlak sembolleridir. Alevî-Bektaşî geleneğindeki kadın figürleri, postta birer irşad ve inanç önderiyken, yeri geldiğinde adaletsizliğe karşı inancını ve Hakikatini savunan, adalet arayışında en ön safta yer almaktadır. Dolayısıyla bugünkü Alevî kadın meclislerinin taşıdığı mücadele azmi, sonradan edinilmiş bir refleks değil; Kadıncık Ana’lardan Anşa Bacı’lara uzanan o erenlik, canlık ve yoldaşlık geleneğinin ortak bir mirasıdır. Nitekim bir Kızılbaş kadını için eşitlik, modern dünyanın sonradan ürettiği yasal bir haktan ibaret değildir; Yol’un tam kalbinde yer alan kurucu bir rızalık mekanizmasıdır. Geleneksel Hak meydanında kadının rızalığı olmadan erkeğin ceme duramadığı, lokmasının kabul görmediği bu inançsal yapı, kadını erkeğin eşiti değil, Yol’un ve adaletin bizzat yürütücüsü ve denetleyicisi kılar.

Rızalık Lokmasından Karar Kürsüsüne: Kurumsal Dönüşüm ve Özerklik

Alevî kadınının tarihsel süreçte kazandığı bu güçlü kararlılık, günümüzün modern kurumsal yapılarında da kendini açıkça hissettirmektedir. Ancak bu kadim miras, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısıyla başlayan modern kentleşme sürecinde ciddi bir sınavla karşı karşıya kalmıştır. Kente göçle birlikte kurumsallaşan cemevlerinin idari yapılarında beliren erkek egemen refleksler, kadınların bu tarihsel ve yapıcı duruşuyla hızla aşılmaktadır. Kadınlar, kendilerini ana gövdenin uzağında tutan geleneksel “kadın kolları” hiyerarşisini aşarak, kendi iradelerini yansıtan özerk “Kadın Meclisleri” ve “Kadın Birlikleri” çatısı altında kenetlenmektedir.

Bu örgütlenme modeli, kurumlara bir yük veya muhalefet değil, tam aksine taze bir dinamizm getirmektedir. Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada hayata geçirilen “Eş Başkanlık” pratikleri ve geleneksel inanç önderliği olan “Analık” kurumunun yeniden canlandırılması yönündeki çalışmalar, bu dönüşümün en somut nişaneleridir. Kadınlar cemevlerinde sadece rızalık lokmasını pişiren, hizmeti yürüten gizli özneler olmaktan çıkmakta; karar mekanizmalarında, yönetim kurullarında ve inanç kürsülerinde erkeklerle omuz omuza, eşit söz hakkıyla yer almaktadır. Bu iç dönüşüm, kendi içinde adaleti ve eşitliği sağlayan bir yapının topluma çok daha güçlü bir adalet vaat edebileceğini kanıtlamaktadır. Ancak bir sosyolog gözüyle bakıldığında, bu kurumsal dönüşümün kendi içinde homojen bir yapıda olmadığını da görmek gerekir. Avrupa’daki ve metropol merkezlerindeki entelektüel kadın meclislerinin kuramsal hak arayışları ile kentin çeperlerinde, yoksul mahallelerde veya Anadolu’nun taşrasında yaşayan emekçi Alevî kadınların sosyo-ekonomik hayatta kalma mücadeleleri arasındaki o ince çizgi, hareketin gelecekteki en büyük sınavıdır. Alevî kadın hareketi, ancak bu sınıfsal ve coğrafi yelpazeyi bütünüyle kucaklayabildiği ölçüde kitlesel bir toplumsal çarpan olabilecektir.

Siyasetin Kutuplaşma Duvarlarını Aşan Yatay Köprü

Alevî kadın meclislerinin inşa ettiği bu yapıcı dil, sadece kendi kurumsal sınırları içinde kalmamakta, Türkiye siyasetinin keskin hatlarla bölünmüş kutupları arasında birleştirici bir köprü vazifesi görmektedir; nitekim günümüz Türkiye’sinde toplumsal muhalefet aktörleri zaman zaman ideolojik bariyerlere takılırken, Alevî kadınlar inançsal meşruiyetleri, tarihsel haklılıkları ve sivil duruşları sayesinde çok geniş bir kesimi aynı masada buluşturabilmektedir.

Onların düzenlediği bölge toplantıları, paneller ve lokma sofraları; anayasal düzeyde eşit yurttaşlık hakkını savunan seküler kesimlerden, Kürt meselesinde barışçıl çözümü ve demokratik hak arayışlarını öne çıkaran aktörlere, sivil toplum örgütlerinden hak odaklı kadın platformlarına kadar çok geniş bir yelpazenin tabanda ön yargısız bir şekilde kenetlendiği ortak alanlara dönüşmektedir. Siyaset yukarıdan kutuplaştırıcı bir retorik ürettikçe, Alevî kadınlar tabanda hayatın içinden, hak temelli ve kapsayıcı bir diyalog zemini örmektedir. Bu yatay köprü, toplumsal barışın yukarıdan aşağıya yasal emirlerle değil, aşağıdan yukarıya rızalıkla ve bir arada yaşama iradesiyle kurulabileceğinin en somut toplumsal modelidir.

Tarihsel Bir Analoji: Merkeziyetçi Politikalara Karşı Kadıncık Ana’nın Direnişi

İşte tabanda örülen bu bağımsız ve rızalığa dayalı sivil diyalog zemini, aynı zamanda dışarıdan gelebilecek tek tipleştirici müdahalelere karşı da tarihsel bir direnç alanı oluşturur. Alevî kadın hareketinin günümüz siyaset sahnesinde üstlendiği yapıcı ve birleştirici rol, siyasi aktörler karşısında edilgen veya yönlendirilebilir bir konumda olduğu anlamına gelmez. Aksine kadın meclisleri, kendilerini iktidar veya muhalefet bloklarının dar siyasi kalıplarına sıkıştırmayı kararlılıkla reddederken, gücünü tarihsel hafızasından alır. Bugün iktidar cephesinin, Alevî inancını ve cemevlerini resmi bir bakanlık yapısına bağlı bir başkanlık çatısı altında idari ve kültürel bir sınırlandırmaya tabi tutma hamlesi, Alevî kadınları için hiç de yabancı olmadıkları tarihsel bir refleksin yansımasıdır.

Bu durum, Hacı Bektaş Veli’nin Hakk’a yürümesinden hemen sonra Selçuklu Devleti’nin sergilediği merkeziyetçi refleksle muazzam bir tarihsel paralellik (analoji) taşır. Hatırlanacağı üzere merkezi otorite, Hünkâr’ın vefatının ardından dergâhın özerk, eşitlikçi ve sivil yapısını kontrol altına almak istemiş; bu doğrultuda dergâhın tüm manevi mirasını ve idaresini bıraktığı Kadıncık Ana’yı ve onun temsil ettiği sivil iradeyi bütünüyle yok sayarak dışarıdan resmi bir görevli atamıştı. Hiyerarşik bir kurumsallaşmayı dayatan bu “merkezi atama” politikasına karşı Kadıncık Ana ve canlar, Hünkâr’ın vasiyetini ve Yol’un özgür ruhunu korumak adına sivil bir direniş göstermiş, inancı merkezi otoritenin tek tipleştirici çarklarına teslim etmemişlerdi. Yüzyıllar önce yaşanan bu süreç ile günümüz politikaları arasında çok net bir benzerlik vardır: O dönem merkezi otoritenin dergâhı kontrol etme hamlesi, bugün devlet eliyle yürütülen bakanlığa bağlı başkanlık modeliyle; o dönem Kadıncık Ana’nın sivil iradesinin yok sayılması ise bugün kadını sadece “aile içi kültür taşıyıcısı” gören geleneksel politikalarla paralellik taşımaktadır.

İşte tam da bu yüzden, bugünün Alevî kadın meclisleri, devlet eliyle yürütülen kurumsallaşma adımlarına ve kadını sadece geleneksel bir “aile içi kültür taşıyıcısı” olarak konumlandırmak isteyen politikalara karşı sarsılmaz bir mesafe koymaktadır. Tıpkı yüzyıllar önce resmi memurlara karşı Kadıncık Ana’nın gösterdiği irade gibi, bugün de kendi özgün, sivil ve hak temelli varlıklarını koruma kararlılığını göstermektedirler. Aynı duruş, muhalefet partilerinin kendilerini dönemsel bir “seçim ajandası” ya da “oy deposu” olarak görme riskine karşı da bir kalkandır. Onların siyaset üstü duruşu; geçici vaatlerin ötesinde anayasal düzeyde eşit yurttaşlık, cemevlerinin kayıtsız şartsız ibadethane statüsü ve kamusal alanda tam adalet talebidir.

Sonuç: Yol’un Yarını ve Geleceğin İnşası

Sonuç olarak, Türkiye’de ve Avrupa genelinde düzenlenen Alevî kadın toplantıları, eğitim kampları ve çalıştaylar, sadece dönemsel sorunların konuşulduğu sivil platformlar değildir. Bu buluşmalar, yüzyıllardır bu toprakların vicdanı olmuş bir inancın, modern dünyanın hak arayışıyla harmanlandığı gelecek laboratuvarlarıdır.

Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması gibi evrensel yaşam hakkı mücadelelerini cemevlerinin manevi iklimiyle buluştururken, toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesine bu topraklara ait, samimi ve sarsılmaz bir ruh katmaktadır. Kadıncık Ana’nın bilgeliğini ve Anşa Bacı’nın dirayetini bugünün modern dünyasına taşıyan bu hareket; post ile kürsü arasında, mutfaktan yönetim kademelerine kadar her alanda varlığını rızalıkla tescil etmektedir. Selçuklu’nun tasfiye hamlelerine yüzyıllar önce boyun eğmeyen o sivil ve dirençli damar, bugün de tüm süreklerin ortak hafızasından güç alan Alevî kadın hareketi kimliğiyle, Türkiye’nin demokratik, laik ve barışçıl yarınlarının inşasında en büyük, en pozitif ve en birleştirici çarpan olmaya devam etmektedir.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir