Türküler, Anadolu’nun Dile Gelen Yüreği

e-posta

Anadolu insanı bazen kendini anlatamadığında dağlara seslenir. Kimi zaman bir sığınak arar, kimi zaman derdini paylaşacak bir dost.

✍️ Recai Doğan

Türkülerimiz…

Kimi zaman bir düğünün neşesi, kimi zaman bir ayrılığın hüznü, kimi zaman da insanın içine sığdıramadığı duyguların sesidir.

Bir bakarsınız insanlar el ele tutuşmuş, bir türkü eşliğinde halay çekiyor.

Bir başka yerde, uzaklara dalmış bir insanın dudaklarından aynı ezgi dökülüyor.

Biri neşeyle söylüyor, diğeri hasretle dinliyor. Ezgi aynı olsa da her insanın yüreğinde başka bir hikâye saklı.

Çünkü türküler yaşamın içinden doğar. İnsan sever, özler, kavuşur, ayrılır, sevinir, üzülür, ağlar, güler.

Yaşadıklarını bazen anlatır, bazen içine atar. Ama kimi duygular vardır ki insanın içine sığmaz.

İşte o zaman bir sazın teli titrer, bir ses yükselir ve söylenemeyenler türkü olur.

Türkü dinlemek yetmez, biraz da anlamak gerekir.

Bir sevda türküsünü dinlerken yalnızca aşkı mı duyarız?

Belki de yıllar önce geride bıraktığımız birini hatırlarız.

Bir gurbet türküsünde yalnızca uzak yolları mı görürüz?

Belki çocukluğumuzun geçtiği köy gelir gözümüzün önüne.

Bir ağıtta başkasının acısını dinlerken kendi kayıplarımızı hatırlarız.

İnsanın duyguları böyledir işte.

Bir başkasının hikâyesinde kendimizden bir parça buluruz.

Türkü söyleyen insanın sesinde bazen bir sevda, bazen bir dert, bazen de başkalarıyla paylaşmak istediği bir yaşam vardır.

Dağlara Yakılan Türküler

Bir de doğayı anlatan türkülerimiz vardır. Dağları anlatan, insanı dağlara çağıran türkülerimiz…

Anadolu insanı bazen kendini anlatamadığında dağlara seslenir. Kimi zaman bir sığınak arar, kimi zaman derdini paylaşacak bir dost.

İşte o zaman türkülerin diliyle seslenir dağlara.

“Başına bir hal gelirse canım,
Dağlara gel dağlara..
Seni saklar vermez ele canım,
Dağlara gel dağlara…”

Dağlar burada yalnızca taş, toprak değildir. Saklayan, koruyan, insanı ellere vermeyen bir sığınaktır.

Anadolu insanı dağlara bazen umudunu, bazen sırrını, bazen de çaresizliğini bırakır.

Ama dağların anlattığı yalnızca sığınmak değildir.

Bazen bir dağ, insanın ömrü boyunca taşıyacağı bir acının şahidi olur.

İç Anadolu yöresinden bir ağıtta, Everek Dağı’na seslenen bir babanın yüreğindeki sızıyı duyarız.

Evladını kaybeden bir babanın gözünde dağ, artık yalnızca yüceliğiyle duran bir doğa parçası değildir. Kaybettiği evladının izini taşıyan, hatırasını yaşatan bir yerdir.

“Her ne zaman görsem seni,
Everek Dağı,
Yüreğimde bir incecik sızı var,
Anam, sızı var…”
” Ah, ele geçirdim ömrümün çağı, vay çağı,
Eteğinde bir yavrunun izi var,
Anam, izi var…”

Birinde dağ insanı saklar, diğerinde insan, kaybettiğinin izini dağda arar.

Dağlar kimi zaman sığınağımız, kimi zaman acılarımızın sessiz tanığıdır.

Bazen de insanın özgürlük arayışıdır. Ovalara sığmayan, rüzgârlarla yarışan, başını göğe kaldırıp kendi yolunu arayan insanların da dağları vardır.

Sabahattin Ali’nin dizeleri gelir aklımıza.

“Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgârlarım vardır,
Ovalar bana çok dardır,
Benim meskenim dağlardır.”

Ama dağların ardında yalnızca köyler, ovalar, çiçekler ve kuşlar yoktur.

Bazen bir sevda vardır, kavuşmayı bekleyen bir yürek vardır. İnsan sevdiğine ulaşmak ister de önüne dağlar çıkar.

O zaman sesini dağlara duyurur.

“Dağlar dağlar,
Kurban olam yol ver geçem,
Sevdiğimi son bir olsun
Yakından görem…”

İnsan bazen bir yolun açılmasını ister, bazen de yalnızca sevdiğini son bir kez görebilmeyi.

Dağlar susar, yollar uzar, hasret büyür.

Türkü olur insanın dilinde, sızı olur yüreğinde.

Bir başka türküde ise artık dağlardan yol istenmez.

Çünkü ayrılığın acısı insanın içine işlemiştir:

“Dağlar dağladı beni,
Gören ağladı beni…
Ayırdı zalim felek,
Derde bağladı beni…”

İşte Anadolu’nun türküleri böyledir. Kimi zaman dağlardan yardım isteriz, kimi zaman dağları derdimize ortak ederiz.

Bir türküde kavuşmanın umudunu taşırız, diğerinde ayrılığın acısını…

Dağlar aynı dağlardır. Ama her insanın yüreğinde başka bir hikâyeye ev sahipliği yaparlar.

Kimi için sığınaktır, kimi için özgürlük, kimi için kaybedilen bir evladın hatırası, kimi için bir türlü kavuşulamayan sevdanın önündeki engel…

Belki de bu yüzden Anadolu insanı yüzyıllardır dağlara seslenir, dağları anlatır, dağlara türkü yakar.

Çünkü insanın söyleyemediğini bazen bir türkü söyler.

Ve türkü sustuğunda bile dağlar, anlatılan hikâyeleri taşımaya devam eder.

Onurlu Anadolu insanı, sevinçlerini, üzüntülerini, özlemlerini, sevdalarını ve hasretlerini türkülerle dile getirir.

Bugün yazımızda dağlara duyulan sevdaları, dağların ardında kalan özlemleri ve kavuşamayan gönüllerin sesini ele aldık.

Belki bir başka yazımızda, başka sevdalara uzanan türkülerin izini sürer, onların anlattığı hikâyeleri birlikte okuruz.

Türkülerle dolu günler siz türkü dostlarının olsun…

Aşk ile


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir