Pakize Gürhan

✍️ Pakize Gürhan

BuAnayasal barış ve eşitlik, burjuva liberallerin iki dudağı arasında değil; fabrikadaki Türk işçisi ile sokaktaki yoksul Kürt emekçisinin, hakkı gasp edilen Alevinin, kampüsteki öğrencinin, hakkı aranan kadının ve dışlanan tüm kesimlerin ortak ekmek, adalet ve özgürlük mücadelesindedir.

✍️ Pakize Gürhan

Kürt halkının yüzyıllık inkar ve asimilasyona karşı yürüttüğü mücadeleyi ve tarihsel barış arayışını, sarayın adaylık ihtiyacına göre şekillendirip eklemeye çalışan liberal akıl, 2010 açmazını 2026 Türkiye’sinde yeniden üretiyor. Çözüm elitlerin şifahi “sözlerinde” değil, sokağın birleşik mücadelesinde.

Türkiye siyaseti, yapısal sorunların kişisel ikballer ve elitist pazarlıklar ambalajında halka sunulması konusunda zengin bir hafızaya sahiptir. Bu hafızanın en güncel ve somut figürlerinden biri, şüphesiz 2010’ların “Yetmez ama Evet” (YAE) şampiyonluğundan, 2026 Türkiye’sinin DEM Parti Diyarbakır Milletvekilliğine uzanan çizgisiyle Cengiz Çandar’dır.

Çandar’ın Rûdaw televizyonuna verdiği röportajda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığı karşılığında Kürt halkının anayasal taleplerini Anayasa’nın 42. (ana dilde eğitim) ve 66. (eşit vatandaşlık) maddelerine indirgeyip, “Bu iki maddeye yönelik net bir söz verilirse o zaman duruma bakılır” diyerek meseleyi bir “şifahi vaat” zeminine oturtması, eski bir liberal ezberin yeni rejimin ihtiyaçlarına göre yeniden üretilmesidir.

Bu evrim, sadece bir aydının kişisel saf değiştirmesi değil; tüm renkleriyle Türkiye halklarının tabandan gelen devrimci gücünü tasfiye etme operasyonunun ve sermaye düzenine yama yapma stratejisinin güncel anatomisidir.

Askeri Vesayet İllüzyonundan Neoliberalizmin “Dikensiz Gül Bahçesi”ne

2000’li yıllarda Türkiye’deki liberal-sol entelijansiya, ülkenin temel çelişkisini “askeri vesayet ile sivil irade” parantezine sıkıştırdı. Bu akıl tutulmasının zirve noktası, 12 Eylül 2010 Anayasa Referandumu’ydu.

Cengiz Çandar ve yol arkadaşları, “vesayeti geriletiyoruz” argümanıyla yargı mekanizmalarının ve devlet aygıtının burjuvazinin yeni, piyasacı ve siyasal İslamcı kanadı tarafından tamamen ele geçirilmesine ideolojik lojistik sağladı.

Bu süreçte en büyük darbeyi toplumun en dinamik ve ezilen kesimleri yedi. Demokrasi ve sivilleşme ambalajı altında cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirme dalgası hayata geçirildi.

Sınıfsal çelişkileri görünmez kılan bu liberal körlük, fabrikadaki işçinin, güvencesiz bırakılan akademisyenin ve geleceği çalınan gençlerin çığlığını kültürel haklar tartışmalarının arkasına itti.

Sonuçta askeri vesayetin yerini alan yeni rejim; grevleri yasakladı, kampüsleri kayyum rektörlerle kuşattı, kadınların kazanılmış haklarına saldırdı ve LGBTİ+ bireyleri nefret objesi haline getirerek emeğin ve kimliklerin mutlak tahakküm altına alındığı bir baskı düzeni yarattı.

Çandar’ın 2013’te iktidarla köprüleri atması ve ardından gelen sürgün yılları, bu kurdukları illüzyonun bizzat yaratıcılarını yutmasından başka bir şey değildi.

İki Madde ve Bir “Söz”: 2010 Açmazının 2026 Restorasyonu

2023 seçimlerinde DEM Parti çatısı altında aktif siyasete dönen Çandar’ın bugün takındığı pozisyon, 2010’daki tarihsel hatanın birebir kopyasıdır.

Çandar, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilmesi için Meclis aritmetinde DEM Parti’nin oylarına ihtiyaç duyması halinde, anayasadaki iki madde değişikliğinin belirleyici olacağını söylüyor.

Bu yaklaşım, kelimenin tam anlamıyla tabanı mülksüzleştiren bir algı yönetimi stratejisidir.

Kürt sorunu; bölgedeki ilişkiler koruculuk vb yanı sıra , ağır ekonomik geri kalmışlık ve bölge insanının ucuz/güvencesiz iş gücü olması boyutuyla derinden sınıfsal ve toplumsal bir sorundur.

Bu devasa krizi iki anayasa maddesinin tadiline indirgemek ve bunun güvencesi olarak hiçbir hukuki yaptırımı olmayan şifayen bir “lider sözünü” işaret etmek, sokağın iradesini ipotek altına almaktır.

2015’te Dolmabahçe Mutabakatı’nı bir gecede rafa kaldıran irade hafızalarda tazeyken, halkı yeniden bir “müzakere masası” illüzyonuna ikna etmeye çalışmak, kitlelerin tabandan gelen birleşik muhalefet gücünü yok sayan klasik liberal elitizmdir.

Yüzyıllık Direnişten “Türkiyelileşmeye”: Jeopolitik Güncelleme

Çandar’ın somutlaştırdığı bu pragmatik-liberal çizgi, DEM Parti’nin kurucu omurgasını ve varlık sebebini ıskalamaktadır. Çünkü hareketin asıl temeli, Kürtlerin yüz yıllık imha, inkar ve asimilasyon politikalarına karşı yürüttükleri tarihsel direniştir.

Bugün değişen dünya ve Orta Doğu jeopolitiğinde bu mücadelenin silahlardan arınarak siyasal ve toplumsal alanda güncellenmesi, tarihsel bir zorunluluktur.

PKK’nin silah bırakıp kendini feshetmesi tartışmalarının arka planındaki asıl irade, Kürt sorununun çözümünü şiddet zemininden çıkarıp Türkiye’nin demokratikleşme sancılarıyla ortaklaştırma çabasıdır.

İşte tam bu noktada “Türkiyelileşmek”, kapalı kapılar ardındaki meclis aritmetiği pazarlıklarından çok daha büyük, çok daha radikal bir ideali temsil eder.

Türkiyelileşmek; Kürt halkının ve asırlardır inançları yok sayılan Alevi toplumunun yaşadığı yapısal sorunları, tüm Türkiye halklarına anlatma ve ortak bir mücadele hattı kurma iradesidir.

Bu ortak hat; fabrikada tezgah başındaki işçiden kampüsteki öğrenciye, mahalledeki kadından akademinin özerklik mücadelesine, LGBTİ+’ların varoluş çığlığından sokağın tüm seslerine kadar bu düzende ezilen herkesin ortak yuvasıdır.

Seküleri, mütedeyyini, Alevisi, Türkü ve Kürdüyle tüm Türkiye halklarının ortak gelecek iradesidir.

Ağır sefalet altındaki yoksul Kürt emekçilerinin, varoluşsal kaygılar taşıyan Alevi toplumunun, her gün şiddetle ve hak gasplarıyla yüz yüze kalan kadınların ve gençlerin artık soyut vaatlerine karnı toktur.

AKP-MHP-HÜDA PAR ortaklığıyla kurulacak herhangi bir uzlaşma zemininde bu kesimlerin kırmızı çizgilerinin feda edilmesi riski, tabanda partiden büyük kopuşlar yaratma potansiyeline sahiptir.

Eğer bu liberal-diplomatik kanat partide mutlak egemen olursa, DEM Parti bu çoğulcu ve birleşik “Türkiyelileşme” iddiasını tamamen kaybederek; sadece bölgeye sıkışmış, iktidarla “müzakere kabiliyeti” üzerinden var olmaya çalışan etnik bir partiye dönüşebilir.

Yeni Muhalefet Dengeleri ve Birleşik Cephenin Görevi

Bu tartışmalar, Türkiye muhalefetinin kurumsal olarak altüst olduğu bir döneme denk gelmektedir.

Özgür Özel liderliğinde kurulan ve Ekrem İmamoğlu ekseninde şekillenen Yeni Parti, 91 milletvekiliyle meclisin resmi ana muhalefet gücü haline gelirken, 44 vekile düşen CHP parlamentoda gerilemiştir.

İktidar bloğu, meclis aritmetiğini çözmek için DEM Parti’yi liberal argümanlarla yanında algısı yaratmaya çalışırken, aslında muhalefetin bu yeni haritasını parçalamayı ve seçimi bir “Yeni Anayasa ve Tarihsel Barış” ambalajlı kimliksel referanduma dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Bu abluka karşısında hem Yeni Parti ile CHP’nin hem de sosyalist güçlerin alması gereken pozisyon, DEM Parti’nin ve İmralı hattının meşru “toplumsal barış ve demokratik çözüm” arayışını müzakere masasında taşıyan , halkların barış talebine ve silahların kalıcı olarak devreden çıkması iradesine en güçlü ve kurumsal güvenceleri sunarak sahip çıkmaktır.

Muhalefetin asıl görevi; Cengiz Çandar’ın bu son çıkışının Kürt halkının yoksul tabanına değil, sarayın iktidarını tahkim etmeye ve statükocu elitlerin meclisteki konforlu alanlarını korumaya hizmet ettiğini pozitif bir dille teşhir etmektir.

Sonuç

Cengiz Çandar’ın kişisel tarihinde somutlaşan politik evrim, liberalizmin egemen sınıfın farklı kanatları arasında dönemsel araçlar bulma arayışından ibarettir.

Dün askeri vesayeti geriletmek adına neoliberalizmin önünü açanlar, bugün Kürt halkının, Alevilerin ve tüm ezilenlerin yürüttüğü tarihsel barış ve adalet arayışını, mevcut otoriter rejimin ömrünü uzatacak bir meclis taktiğine lojistik destek sağlamak için kullanmaktadır.

Çandar’ın bu hamlesi, halkın barış özlemini sarayın adaylık ihtiyacına yama etme girişimidir.

Anayasal barış ve eşitlik, burjuva liberallerin iki dudağı arasında değil; fabrikadaki Türk işçisi ile sokaktaki yoksul Kürt emekçisinin, hakkı gasp edilen Alevinin, kampüsteki öğrencinin, hakkı aranan kadının ve dışlanan tüm kesimlerin ortak ekmek, adalet ve özgürlük mücadelesindedir.

Türkiye’nin kurtuluşu, haklı talepleri sistem içi pazarlıklara indirgeyen şifahi uzlaşmalarda değil, bu birleşik halk muhalefetinin kuracağı yeni, adil ve özgürlükçü bir toplumsal düzendedir.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir