Diyarbakır’da ağır işkenceler sonucu yaşamını yitiren Devrimci önder İbrahim Kaypakkaya’nın babası Ali Kaypakkaya’nın oğlunun ardından okuduğu şiir, bir babanın yürek yakan acısını Kerbelâ’nın tarihsel yasına taşıyor. “Kaypakkaya, yandı özüm, görmez oldu iki gözüm” dizeleriyle evlat acısını dile getiren Ali Kaypakkaya, Hz. Hüseyin’e seslenerek yaşadığı zulmü ve “çaresizliği” anlatıyor.

Hasan Subaşı / AHA – Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden İbrahim Kaypakkaya’nın babası Ali Kaypakkaya’nın, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliğinde okuduğu belirtilen şiirin görüntüleri, bir babanın evladının ardından yaşadığı derin acıyı yeniden gündeme taşıdı.

Ali Kaypakkaya, oğlunun Diyarbakır’da ağır işkenceler sonucu yaşamını yitirmesinin ardından yaşadığı acıyı, Alevi inanç dünyasında zulme karşı direnişin simgesi olan Hz. Hüseyin’e seslenerek dile getiriyor.

Şiirde yalnızca bir babanın evlat acısı değil; cezaevi kapılarında yaşanan çaresizlik, engellenen ziyaretler, parçalanan ailelerin hüznü ve adalet arayışı da yer alıyor.

Diyarbakır Zindanından Kerbelâ’ya Uzanan Bir Babanın Feryadı

İbrahim Kaypakkaya, 1973 yılında yakalanmasının ardından Diyarbakır’a götürüldü. Ağır işkencelere maruz kalan Kaypakkaya, 18 Mayıs 1973’te henüz 24 yaşındayken gördüğü ağır işkenceleriden dolayı yaşamını yitirdi.

Oğlunu görebilmek için Diyarbakır’a giden Ali Kaypakkaya’nın yaşadıkları, Türkiye’nin yakın tarihindeki en acı insan hakları ihlallerinden birinin aile üzerindeki etkilerini de ortaya koyuyor.

Ali Kaypakkaya’nın şiirinde yer alan “Koymuyorlar” ve “Jandarma vermiyor izin, ziyaret Ya Hüseyin” sözleri, bir babanın oğluna ulaşma çabasını ve karşılaştığı engelleri anlatıyor.

Şiirin en dikkat çekici yönlerinden biri ise yaşanan acının doğrudan Hz. Hüseyin’e anlatılması. Ali Kaypakkaya, Kerbelâ’da katledilen Hz. Hüseyin’in yaşadığı zulmü hatırlatarak kendi acısıyla tarihsel bir bağ kuruyor: “Biliyorsun Ya Hüseyin, sana da yapıldı.” Bu sesleniş, bir babanın yaşadığı acıyı, Alevi toplumunun yüzyıllardır taşıdığı Kerbelâ hafızasıyla buluşturuyor.

Ali Kaypakkaya’nın Oğlu İçin Okuduğu Şiir: “Biliyorsun Ya Hüseyin”

Koymuyorlar,
Malum kişi var diyorlar.
Olmadık herze yiyorlar,
Biliyorsun Ya Hüseyin,
Sana da yapıldı.

Annem, babam, oğlum, kızım,
Oradaki ölüler bizim.
Jandarma vermiyor izin,
Ziyaret Ya Hüseyin.

Kesiyorlar yolumuzu,
Soldurdular gülümüzü.
Görüyorsun hâlimizi,
Malum sana Ya Hüseyin.

Şikâyetim vardır sana,
Hâlimi bildir atana.
Koymasın ulu divana,
Geç kalıyor Ya Hüseyin.

Kaypakkaya, yandı özüm,
Görmez oldu iki gözüm.
Mağdur oldu oğlum, kızım,
Biliyorsun Ya Hüseyin,
Biliyorsun Ya Hüseyin.

Ali Kaypakkaya

“Soldurdular Gülümüzü”: Evlat Acısının En Ağır Hâli

Ali Kaypakkaya’nın şiirinde geçen “Soldurdular gülümüzü” dizesi, bir babanın evladının ölümünü nasıl yaşadığını anlatan en çarpıcı ifadelerden biri.

Bir babanın gözünde evlat, yaşamın en değerli varlıklarından biridir. Onun ölümünü öğrenmek, ardından ağır işkence gördüğüne ilişkin tanıklıklarla karşılaşmak, acıyı daha da derinleştirir.

Ali Kaypakkaya’nın “Kaypakkaya, yandı özüm, görmez oldu iki gözüm” sözleri, bu acının insanın bütün yaşamını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Şiirdeki “Mağdur oldu oğlum, kızım” dizesi ise yaşananların yalnızca hayatını kaybeden kişiyi değil, geride kalan aile üyelerini de etkilediğini hatırlatıyor.

Hz. Hüseyin’e Seslenişin Tarihsel Anlamı

Kerbelâ, Alevi inanç ve kültüründe yalnızca tarihsel bir olay değil; zulme karşı direnişin, adalet arayışının ve mazlumun yanında durmanın güçlü simgelerinden biridir. 680 yılında Kerbelâ’da Hz. Hüseyin’in ve beraberindekilerin katledilmesi, Alevi toplumunun kolektif hafızasında derin bir yer tutar. Ali Kaypakkaya’nın şiirinde Hz. Hüseyin’e seslenmesi de bu tarihsel hafızayla bağlantılıdır.

“Biliyorsun Ya Hüseyin” sözleri, yaşanan acının anlaşılması ve duyulması için yapılan bir sesleniş niteliği taşıyor. Şiirde geçen “Koymasın ulu divana” ifadesi ise Alevi inanç geleneğindeki hak, adalet ve hesaplaşma düşüncesini çağrıştırıyor. Ali Kaypakkaya, oğlunun ardından duyduğu acıyı dile getirirken Kerbelâ’nın yasını kendi yaşamındaki kayıpla buluşturuyor.

Bir Babanın Tanıklığı, Kuşaklara Aktarılan Hafıza

İbrahim Kaypakkaya’nın ölümü, Türkiye’nin siyasi tarihinde işkence ve insan hakları ihlalleri bakımından önemli bir yere sahip. Babası Ali Kaypakkaya’nın yaşadıkları ise bu tarihin çoğu zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kalan insani yönünü ortaya koyuyor.

Ali Kaypakkaya, 6 Haziran 2012’de yaşamını yitirdi. Çorum’un Sungurlu ilçesine bağlı Karakaya köyünde, oğlu İbrahim Kaypakkaya’nın mezarının yanına defnedildi.

Oğlunun ardından yazdığı şiir, bir babanın acısını sonraki kuşaklara taşıyan tanıklıklardan biri olarak yaşamaya devam ediyor. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği etkinliğinde okunduğu belirtilen şiirin görüntüleri de bu tanıklığın yeniden hatırlanmasına vesile oluyor.

Ali Kaypakkaya’nın “Biliyorsun Ya Hüseyin” diye yükselen sesi, yalnızca kaybettiği oğluna duyduğu özlemi değil, zulüm karşısında yaşanan acıların unutulmaması ve adaletin yerini bulması yönündeki derin özlemi de dile getiriyor. Kerbelâ’nın yasıyla Diyarbakır zindanının acısını buluşturan bu ağıt, bir babanın evladına duyduğu sonsuz sevginin, zulme karşı yükselen itirazın ve insanlık onuruna sahip çıkma iradesinin unutulmaz bir ifadesine dönüşüyor. Yıllar geçse de Ali Kaypakkaya’nın yürekten kopup gelen bu feryadı, kıblesi insan olanların yürek kıvrımlarında yankılanmaya, vicdanlarında yaşamaya devam edecek.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir