Saksonya-Anhalt seçimlerinde AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması, Almanya’da yalnızca bir partinin seçim başarısı olarak okunamaz. Ortaya çıkan tablo, ekonomik ve sosyal sorunların, siyasal sisteme duyulan güvensizliğin ve gelecek kaygısının aşırı sağ tarafından nasıl ırkçı ve göçmen karşıtı bir siyasete dönüştürülebildiğini gösteriyor. Asıl soru artık AfD’nin neden büyüdüğünden çok, demokratik ve toplumsal güçlerin bu yükselişe nasıl cevap vereceğidir.

✍️ Hasan Subaşı

Saksonya-Anhalt’ta sandıktan çıkan sonuç Almanya açısından sıradan bir seçim sonucu değildir. AfD’nin beş yıl önce aldığı yüzde 20,8’lik oyu yüzde 43,8’e yükseltmesi, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken toplumsal ve siyasal bir değişime işaret ediyor. Daha çarpıcı olan ise AfD’nin 83 sandalyeli eyalet parlamentosunda 39 milletvekilliğine ulaşarak tek başına iktidar için gerekli çoğunluğun yalnızca üç sandalye gerisinde kalmasıdır. Burada sorulması gereken soru şudur: Almanya’da ne değişti de aşırı sağ, bu kadar geniş bir seçmen kitlesinin tercihi haline gelebildi?

AfD’yi Yalnızca “Protesto Partisi” Olarak Görmek Artık Yeterli Değil

AfD’nin yükselişi uzun süredir “protesto oyları” üzerinden açıklanıyor. Elbette mevcut partilere duyulan tepkinin bunda önemli bir payı bulunuyor. Ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, sosyal güvencesizlik, konut sorunu, gelecek kaygısı ve siyasal kurumlara duyulan güvenin aşınması geniş toplum kesimlerinde ciddi bir hoşnutsuzluk yaratıyor. Ancak AfD yüzde 43,8’e ulaşmışsa artık yalnızca “tepki oylarından” söz ederek bu sonucu açıklamak mümkün değildir. Çünkü protesto geçicidir. Bu büyüklükteki bir seçmen desteği ise aşırı sağın toplumun belirli kesimlerinde kalıcı bir siyasal adres haline gelmeye başladığını düşündürüyor. Asıl tehlike de burada başlıyor.

Sosyal Sorunların Adresi Göçmenler Olarak Gösteriliyor

Bir ülkede ekonomik ve sosyal sorunlar derinleştiğinde insanların “Bunun sorumlusu kim?” diye sorması doğaldır. Sorun, bu soruya verilen cevaptadır. İşçinin ücreti yetmiyorsa, emeklinin yaşam koşulları ağırlaşıyorsa, kiralar yükseliyorsa, eğitim ve kamu hizmetlerinde sorunlar büyüyorsa bunların nedenlerini ekonomi ve sosyal politikalar içinde tartışmak gerekir.

Aşırı sağ ise çok daha kolay bir cevap sunuyor. Göçmenler. Mülteciler. Yabancılar. Böylece gerçek ekonomik ve toplumsal sorunların nedenleri tartışılmak yerine toplumun en savunmasız kesimleri hedef haline getiriliyor. Bu yöntem yeni değildir. Irkçı ve faşist hareketler tarih boyunca toplumsal öfkeyi yukarıya değil, kendilerinden daha güçsüz olanlara yöneltmeye çalışmıştır. Bugün Almanya açısından kaygı verici olan da bu siyasetin giderek daha fazla karşılık bulmasıdır.

Katılımın Artması da Önemli Bir Mesaj Veriyor

Seçime katılımın yüzde 60,3’ten yüzde 77,8’e yükselmesi ayrıca değerlendirilmelidir. Bu artış, siyasetten uzak duran veya daha önce sandığa gitmeyen önemli bir kesimin yeniden harekete geçtiğini gösteriyor. Fakat bu hareketlilik demokratik ve sosyal bir alternatife değil, önemli ölçüde AfD’ye yönelmiş görünüyor. Bu durum demokratik partiler açısından ciddi bir başarısızlığa işaret ediyor. İnsanların öfkesi var. Gelecek kaygısı var. Mevcut düzene itirazı var. Ancak demokratik siyaset bu öfkeyi sosyal adalet, eşitlik ve dayanışma temelinde örgütleyemediğinde, ortaya çıkan boşluğu aşırı sağ dolduruyor.

Sorun Sadece AfD Değil

AfD’nin yükselişini yalnızca AfD üzerinden tartışmak da eksik kalacaktır. Asıl tartışılması gereken, Almanya’nın geleneksel siyasal partilerinin neden bu kadar büyük bir seçmen kaybı yaşadığıdır. CDU’nun ağır oy kaybı, sosyal demokratların zayıflaması ve solun geniş emekçi kesimleri güçlü biçimde kendi etrafında toplayamaması bize daha büyük bir siyasal krizi gösteriyor.

İnsanlara yalnızca “AfD’ye oy vermeyin” demek yeterli değildir. İnsanların neden AfD’ye yöneldiğini anlamadan, onların sosyal ve ekonomik sorunlarına somut çözümler üretmeden aşırı sağın yükselişini durdurmak kolay olmayacaktır. Irkçılığa karşı mücadele aynı zamanda sosyal adalet mücadelesidir. İyi ücret, uygun konut, güçlü sosyal devlet, nitelikli eğitim ve güvenceli çalışma hakkı savunulmadan ırkçılığa karşı mücadelenin toplumsal zemini eksik kalır.

Göçmenler Açısından Çok Ciddi Bir Uyarı

Bu seçim sonucu Almanya’da yaşayan milyonlarca göçmen açısından da üzerinde önemle durulması gereken bir gelişmedir. Türkiye’den Almanya’ya işçi olarak gelen kuşakların çocukları ve torunları bugün bu ülkenin ayrılmaz bir parçasıdır. Fabrikalarda, hastanelerde, üniversitelerde, okullarda, belediyelerde, işletmelerde ve hayatın hemen her alanında yer alıyorlar.

Dolayısıyla göçmenlere yönelik ayrımcı söylemler artık “dışarıdan gelen insanlar” hakkında yürütülen bir tartışma değildir. Almanya toplumunun kendi yurttaşları ve kendi geleceği üzerine yürütülen bir tartışmadır. Aynı durum Aleviler başta olmak üzere farklı inanç ve kimliklere sahip topluluklar açısından da geçerlidir. Irkçılık bir gruba yöneldiğinde yalnızca o grubun sorunu değildir. Bir toplumda ayrımcılık normalleşmeye başladığında, kimin bir sonraki hedef olacağını kimse garanti edemez.

Antifaşist Mücadele Sandıktan İbaret Olamaz

Saksonya-Anhalt seçimlerinden çıkarılması gereken en önemli derslerden biri de budur. Aşırı sağ yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanarak geriletilemez. Irkçılığa karşı mücadele mahallede, okulda, işyerinde, sendikada, üniversitede, medyada ve günlük yaşamın her alanında sürdürülmelidir. Sendikaların, demokratik kitle örgütlerinin, göçmen kurumlarının, Alevi kurumlarının, kiliselerin, inanç topluluklarının ve demokratik siyasi güçlerin ortak hareket edebileceği geniş bir toplumsal zemine ihtiyaç vardır. Çünkü ırkçılık toplumu bölerek güçlenir. Ona verilecek en güçlü cevap ise toplumun farklı kesimlerinin eşitlik, demokrasi ve sosyal adalet etrafında yan yana gelmesidir.

Almanya Kendi Tarihini Unutmamalı

Almanya’nın aşırı sağ konusunda diğer birçok ülkeden farklı ve ağır bir tarihsel sorumluluğu bulunuyor. Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeler karşısında “Bunlar yalnızca seçim sonuçlarıdır” denilerek geçilemez. Demokrasi yalnızca sandığa oy atmak değildir. Demokrasi aynı zamanda azınlıkta olanın hakkını, farklı olanın yaşamını, düşünce ve inanç özgürlüğünü ve insan onurunu koruyabilmektir. Sandıktan yüksek oy almak, hiçbir siyasi harekete insanları kimliklerinden, kökenlerinden veya inançlarından dolayı dışlama hakkı vermez.

Asıl Soru Şimdi Başlıyor

Saksonya-Anhalt’taki sonuç bir son değil, ciddi bir uyarıdır. AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşması bize yalnızca aşırı sağın ne kadar büyüdüğünü göstermiyor. Aynı zamanda demokratik siyasetin nerelerde başarısız olduğunu da gösteriyor. Bu nedenle mesele yalnızca AfD’ye karşı çıkmak değildir. Irkçılığın beslendiği sosyal, ekonomik ve siyasal zemini değiştirmek gerekir. Aksi halde bugün Saksonya-Anhalt’ta görülen tablo yarın Almanya’nın başka eyaletlerinde de karşımıza çıkabilir. Bu nedenle Saksonya-Anhalt’tan çıkan mesajı küçümsememek gerekiyor.

Faşizm bir sabah ansızın ortaya çıkmaz. Önce dili normalleşir, sonra düşüncesi yaygınlaşır, ardından toplumsal ve siyasal güç haline gelir.

Irkçılığa ve faşizme karşı mücadele yalnızca göçmenlerin, azınlıkların veya antifaşistlerin görevi değildir. Demokrasiden, eşitlikten ve birlikte yaşamdan yana olan herkesin ortak sorumluluğudur.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir