Hasan Subaşı

subasikocer@gmail.com

Böyle bir gelecekte Aleviler, gelişmeleri kenardan izleyen bir toplumsal kesim değil; kendi sözü, örgütlü iradesi, tarihsel hafızası ve demokratik talepleriyle geleceğin kurucu öznelerinden biri olmalıdır.

Orta Doğu’da siyasal, askerî ve ekonomik dengeler yeniden kurulurken Türkiye de önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bölgedeki yeni ittifak arayışları, Kürt sorununun çözümü etrafında gelişen toplumsal barış süreci ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin tartışmalar birbirinden bağımsız değil. Böylesi tarihsel bir dönemde Alevilerin eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve demokrasi talepleri de Türkiye’nin yeniden şekillenmesinin temel meselelerinden biri olarak ele alınmalıdır. Aleviler bu sürecin seyircisi değil, kendi sözü ve örgütlü iradesiyle demokratik geleceğin kurucu öznelerinden biri olmalıdır.

Orta Doğu yeni ve oldukça kapsamlı bir dönüşüm döneminden geçiyor. Uzun yıllardır bölgenin siyasal dengelerini belirleyen ittifaklar değişirken, devletler kendi güvenliklerini ve geleceklerini yeni ilişki biçimleri üzerinden kurmaya çalışıyor.

Türkiye de coğrafi, ekonomik, askerî ve siyasal konumu nedeniyle bu dönüşümün merkezindeki ülkelerden biridir.

Ancak Türkiye’nin geleceğini yalnızca dış politikadaki gelişmeler üzerinden değerlendirmek mümkün değildir. Bölgesel değişim, Türkiye’nin kendi içindeki tarihsel sorunların çözümünü de daha önemli hale getiriyor.

Bu nedenle bugün önümüzde duran mesele yalnızca “Orta Doğu’da kim güçlenecek?” sorusu değildir.

Asıl mesele, kurulmakta olan yeni dengelerin bölge halklarına barış, demokrasi, eşitlik ve özgürlük getirip getirmeyeceğidir.

Orta Doğu’da Güç Dengeleri Yeniden Kuruluyor

Orta Doğu, uzun yıllardır büyük güçlerin rekabet alanlarından biri oldu. ABD, Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerinin bölgedeki politikalarının yanı sıra Türkiye, İran, Suudi Arabistan ve diğer bölgesel aktörler de yeni dönemde daha etkin bir konum elde etmeye çalışıyor.

Ekonomik ilişkiler, enerji kaynakları, ticaret yolları, savunma sanayii, teknoloji ve güvenlik anlaşmaları artık aynı büyük denklemin parçaları haline geliyor.

Bu durum, eski ittifakların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Ancak devletlerin yalnızca tek bir güç merkezine dayanmak yerine farklı ülkelerle aynı anda ekonomik, askerî ve diplomatik ilişkiler geliştirdiği daha esnek bir dönem ortaya çıkıyor.

Bu değişim yeni olanaklar yarattığı kadar yeni tehlikeler de barındırıyor.

Çünkü yeni güç merkezlerinin ortaya çıkması, kendiliğinden barış anlamına gelmez.

Yeni Güç Dengeleri Halklara Ne Getirecek?

Orta Doğu’nun temel sorunu yalnızca devletler arasındaki güç paylaşımı değildir.

On yıllardır savaşların, zorunlu göçlerin, etnik ve inançsal çatışmaların ağır sonuçlarını yaşayanlar bölgenin halklarıdır.

Dolayısıyla yeni dönemin başarısını devletlerin askerî kapasitelerinden veya ekonomik büyüklüklerinden önce halkların yaşamındaki değişim belirleyecektir.

Yeni bir Orta Doğu kurulacaksa, farklı halkların ve inançların kendilerini güvende hissettiği; kimliklerini, dillerini ve inançlarını özgürce yaşayabildiği bir toplumsal düzenin de kurulması gerekir.

Aksi halde güç merkezleri değişse bile halkların yaşadığı sorunlar devam edecektir.

Türkiye Bölgesel Olarak Değişirken İçeride Aynı Kalamaz

Türkiye, Orta Doğu’daki değişimin önemli aktörlerinden biri olmak istiyor.

Ancak bölgesel güç olmanın yalnızca güçlü bir orduya, gelişmiş savunma sanayiine veya etkili dış politikaya sahip olmak anlamına gelmediği görülmelidir.

Kendi toplumsal sorunlarını demokratik yollarla çözemeyen bir ülkenin bölgesel barışın kalıcı taşıyıcılarından biri olması da güçleşir.

Türkiye’nin önünde Kürt sorunu, Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü talepleri, demokratikleşme, hukuk, özgürlükler ve farklı kimliklerin anayasal güvence altına alınması gibi temel meseleler bulunuyor.

Bu nedenle Türkiye’nin yeniden şekillenmesi yalnızca devlet kurumlarının veya siyasal sistemin yeniden düzenlenmesi olarak düşünülmemelidir.

Türkiye’nin yeniden şekillenmesi aynı zamanda devlet ile toplum arasındaki ilişkinin yeniden kurulması anlamına gelmelidir.

Toplumsal Barış Türkiye İçin Tarihsel Bir Olanaktır

Kürt sorununun demokratik çözümü etrafında gelişen toplumsal barış süreci, Türkiye açısından önemli bir tarihsel olanak yaratabilir.

Silahların susması kuşkusuz son derece önemlidir.

Ancak barış yalnızca silahların susması değildir.

Gerçek ve kalıcı bir toplumsal barış; insanların kimlikleri, dilleri ve inançları nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, farklılıkların anayasal güvence altında olduğu demokratik bir düzeni gerektirir.

Barış, Kürt’ün kimliğinin tanınması kadar Alevinin inancının özgür olmasıdır.

Barış, cemevlerinin statüsünün siyasal iktidarların tercihine bırakılmamasıdır.

Barış, bir toplumun kutsal kabul ettiği dergâhların o toplumun iradesi dışında yönetilmemesidir.

Barış, geçmişte yaşanan acıların üzerinin kapatılması değil, hakikatle yüzleşilmesidir.

Bu nedenle toplumsal barışın kapsamı geniş tutulmalıdır.

Aleviler Toplumsal Barışın Neresinde Duracak?

Türkiye’de barış tartışılırken Alevilerin konumu ayrıca önem taşıyor.

Aleviler tarih boyunca hem inançsal hem de siyasal baskılarla karşı karşıya kaldılar. Dersim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’nin toplumsal hafızadaki yeri hâlâ canlıdır.

Bunun yanında Alevilerin yıllardır dile getirdiği temel talepler de büyük ölçüde varlığını koruyor.

Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, zorunlu din derslerinin kaldırılması, Alevi dergâhlarının gerçek sahiplerine iade edilmesi, Aleviliğin devlet tarafından tanımlanmaması, geçmiş katliamlarla yüzleşilmesi ve eşit yurttaşlığın güvence altına alınması bu taleplerin başında geliyor.

Dolayısıyla Alevilerin toplumsal barış sürecindeki yeri, yalnızca Kürt sorununun çözümüne destek veren bir toplumsal kesim olmakla sınırlandırılamaz.

Alevilerin çözüm bekleyen sorunları da Türkiye’nin demokrasi ve barış sorununun bir parçasıdır.

Alevilerin Talepleri Demokratikleşmenin Ölçüsüdür

Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi yalnızca Alevilere ilişkin bir mesele değildir.

Bir ülkede farklı bir inancın kendisini özgürce örgütleyebilmesi, ibadetini kendi iradesiyle gerçekleştirebilmesi ve devlet karşısında eşit kabul edilmesi, o ülkenin demokrasi düzeyini gösterir.

Bu nedenle cemevlerinin ibadethane olarak tanınması yalnızca Alevilerin kazanımı olmayacaktır.

Dergâhların gerçek sahiplerine iadesi yalnızca Alevilerin kazanımı olmayacaktır.

Zorunlu din derslerinin kaldırılması ve devletin bütün inançlara eşit mesafede durması yalnızca Alevilerin kazanımı olmayacaktır.

Bunların tamamı Türkiye’nin demokratikleşmesinin kazanımı olacaktır.

Suriye’de Yaşananlar Aleviler Açısından Uyarıcıdır

Orta Doğu’daki yeniden yapılanmayı değerlendirirken Suriye’deki gelişmeleri görmezden gelmek mümkün değildir.

Savaşların ve siyasal iktidar mücadelelerinin ortasında farklı halklar ve inanç toplulukları büyük bedeller ödedi.

Alevilerin ve diğer inanç topluluklarının yaşam güvenliği, Orta Doğu’nun geleceğinin nasıl kurulacağı sorusunun önemli parçalarından biridir.

Çünkü devletlerin güvenliği ile halkların güvenliği aynı şey değildir.

Sınırları korunan fakat içinde yaşayan insanların inançlarından veya kimliklerinden dolayı korktuğu bir ülke gerçek anlamda güvenli değildir.

Aleviler Kendi Ortak Sözünü Oluşturmalı

Böylesi bir dönemde Alevi kurumlarının sorumluluğu da büyüyor.

Alevilerin farklı örgütlenmeleri, farklı düşünceleri ve çeşitli siyasal yaklaşımları olabilir. Bunların ortadan kaldırılması gerekmiyor.

Asıl ihtiyaç, farklılıklarla birlikte ortak taleplerde buluşabilmektir.

Eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, dergâhların iadesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, geçmişle yüzleşme, laiklik ve demokrasi gibi temel meselelerde güçlü bir ortak irade oluşturulabilir.

Alevilerin geleceğine ilişkin kararların Aleviler dışında alınmasına karşı en güçlü güvence de bu ortak ve örgütlü irade olacaktır.

Türkiye’nin Yeniden Şekillenmesinde Aleviler Seyirci Olamaz

Türkiye gerçekten yeni bir döneme giriyorsa Aleviler bu süreci dışarıdan izleyemez.

Başkalarının hazırladığı siyasal projelerin içerisinde kendisine yer arayan değil, nasıl bir Türkiye istediğini kendi sözüyle ortaya koyan bir Alevi toplumsal iradesine ihtiyaç vardır.

Aleviler tarihsel mücadele birikimleri, örgütlü yapıları ve eşitlikçi inanç anlayışlarıyla Türkiye’nin demokratikleşmesinde önemli bir toplumsal güçtür.

Bu gücün yalnızca Alevilerin haklarını savunmak için değil, Türkiye’de yaşayan bütün halkların ve inançların eşitliği için kullanılması önemlidir.

Çünkü Alevilerin tarihsel öğretisindeki “72 millete bir nazarla bakmak”, “İncinsen de incitme” ve “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” anlayışı, farklılıkların bir arada yaşayabileceği demokratik bir toplum açısından da güçlü bir düşünsel mirastır.

Yeni Türkiye Eski İnkârlar Üzerine Kurulamaz

Türkiye’nin yeniden şekillenmesi eski devlet anlayışının yeni kurumlarla devam ettirilmesi anlamına gelmemelidir.

Kürt sorununu inkâr ederek toplumsal barış kurulamayacağı gibi, Aleviliği devlet kurumları aracılığıyla tarif ederek de inanç özgürlüğü sağlanamaz.

Devlet Aleviye nasıl inanacağını söylememelidir.

Devlet Kürt’e kim olduğunu tarif etmemelidir.

Devlet farklı halkların ve inançların üzerinde onları biçimlendiren bir güç değil, haklarını güvence altına alan demokratik bir yapı olmalıdır.

Yeni dönemin temelinde rıza, eşitlik, özgürlük ve demokratik katılım bulunmalıdır.

Yeni Dönemin Gerçek Ölçüsü Demokrasi ve Eşitlik Olacak

Önümüzdeki yıllarda Orta Doğu’da yeni ittifaklar kurulabilir, yeni ekonomik merkezler ortaya çıkabilir ve Türkiye bölgesel olarak daha etkili bir ülke haline gelebilir.

Ancak bütün bunların gerçek değerini belirleyecek olan yalnızca devletlerin ne kadar güçlendiği değildir.

İnsanların ne kadar özgürleştiği olacaktır.

Türkiye açısından da ölçü budur:

Kürt sorunu demokratik yollarla çözülebiliyor mu?

Aleviler eşit yurttaş olarak kabul ediliyor mu?

Cemevleri ibadethane olarak tanınıyor mu?

Dergâhlar gerçek sahiplerine iade ediliyor mu?

Geçmişte yaşanan katliamlarla yüzleşiliyor mu?

Farklı halklar, inançlar ve kimlikler anayasal güvence altında eşit yaşayabiliyor mu?

Bu sorulara verilecek yanıt, Türkiye’nin gerçekten değişip değişmediğini gösterecektir.

Orta Doğu’nun da Türkiye’nin de ihtiyacı yalnızca yeni güç dengeleri değildir. Eşitlik, özgürlük, laiklik, adalet ve toplumsal barış üzerine kurulmuş yeni bir demokratik toplumsal sözleşmeye ihtiyaç vardır.

Böyle bir gelecekte Aleviler, gelişmeleri kenardan izleyen bir toplumsal kesim değil; kendi sözü, örgütlü iradesi, tarihsel hafızası ve demokratik talepleriyle geleceğin kurucu öznelerinden biri olmalıdır.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir