Hasan Subaşı

subasikocer@gmail.com

Alevilik; devletin çizdiği sınırlarda, Sarayın atadığı kurullarda değil, kendi özü, kendi Yol’u, kendi erkânı, kendi ikrarı ve kendi rızalığı üzerinde yaşam bulur.

✍️ Hasan Subaşı

Alevilik, tarih boyunca hiçbir sarayın kapısında şekillenmedi. Hiçbir padişahın fermanıyla doğmadı, hiçbir devlet dairesinin yönetmeliğiyle Yol olmadı, hiçbir siyasi iktidarın onayıyla varlığını sürdürmedi.

Alevilik; bütün baskılara, katliamlara, inkâra ve asimilasyona rağmen ocaklarda yanan çerağla, meydanlarda yürütülen cemle, Pir ile talip arasındaki ikrar bağıyla, anaların, dedelerin, pirlerin, mürşitlerin ve taliplerin taşıdığı Yol’la bugüne ulaştı. Bu nedenle Aleviliğin kim tarafından ve nasıl temsil edileceği sıradan bir idari mesele değildir. Bu, doğrudan doğruya Yol’un iradesi meselesidir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu’na Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan 11 kişilik atama da tam olarak bu nedenle tartışılmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca atanan 11 kişinin kim olduğu değildir. Asıl mesele şudur: Bir siyasi iktidar, Alevilerin rızalığını almadan Alevilik adına bir temsil alanı oluşturabilir mi? Bizim bu sorulara cevabımız nettir: Hayır, oluşturamaz!

Alevilik Devletten İcazet Alan Bir İnanç Değildir

Alevilik; kendi Yol’u, erkânı, öğretisi ve toplumsal hafızası olan kadim bir inançtır. Devletin görevi Aleviliğin sınırlarını çizmek değildir. Aleviliği tarif etmek değildir. Kimin Alevileri temsil edeceğini belirlemek hiç değildir.

Laik ve demokratik bir devletin görevi; Alevilerin inançlarını özgürce yaşamalarını, cemevlerinde ibadet etmelerini, çocuklarını kendi inançları doğrultusunda yetiştirmelerini ve kutsal mekânlarını kendi iradeleriyle yönetmelerini güvence altına almaktır.

Devlet bir inancın sahibi olamaz. Devlet o inancın dedesini, anasını, pirini, mürşidini belirleyemez. Devlet Aleviliğin erkânını yazamaz. Çünkü Alevilik devlete ait değildir. Alevilik, Alevilerin Yol’u ve inancıdır!

Alevilik Pir ile Talip Arasındaki İkrar Bağı Üzerine Kuruludur

Aleviliği anlamanın temel kavramlarından biri ikrardır. Çünkü Alevilikte ikrar, yalnızca iki insan arasında verilmiş sıradan bir söz değildir. İkrar Yol’a verilir. Pir ve Ana talibe; talip Pir’e ve Ana’ya; kadın, erkek cümle canlar birbirlerine karşı Yol’un rızalık ve ikrar bağıyla bağlıdır.

Bu bağ bir makam ilişkisi değildir. Bir devlet hiyerarşisi hiç değildir. Pir, Ana ve talip arasındaki bağın üzerinde Yol vardır. İkrar da kişiye değil, kişinin şahsında Yol’a verilir.

Bu nedenle Alevilikte ikrar; insanın Yol’a karşı sorumluluğunu, eline, diline, beline sahip olmasını; canların birbirinden razı, Yol’un da candan razı olmasını ifade eden temel bağdır.

Aleviliğin yüzyıllar boyunca devletsiz, saraysız ve merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymadan yaşayabilmesinin sırlarından biri de budur. Yol’un gücü yukarıdan verilen emirden değil, canların birbirlerine ve Yol’a verdikleri ikrardan gelir. Dolayısıyla Alevilikte temsil de devletin verdiği makamdan değil, Yol’a verilen ikrardan ve toplumun rızalığından doğar.

Bir Cumhurbaşkanı kararname imzalayarak bir kişiyi devlet kurumuna danışman olarak atayabilir. Ama hiçbir Cumhurbaşkanı kararnameyle bir insanı Alevilerin temsilcisi yapamaz. Çünkü makam atanabilir, rızalık atanamaz. Unvan verilebilir, ikrar verilemez. Kurul oluşturulabilir, Yol oluşturulamaz.

Aleviliği Kim Temsil Eder?

Aleviliğin gerçek taşıyıcılarını görmek isteyenlerin Sarayın atama listelerine değil, Yol’un yüzyıllardır aktığı yere bakması gerekir. Aleviliği, Yol’una ikrar veren ve verdiği ikrara sadık kalan analar, dedeler, pirler, mürşitler ve talipler temsil eder. Aleviliğin hafızasını ve sürekliliğini ocaklar taşır. Alevilerin kutsal mekânları olan dergâhlar taşır. Cemlerin yürütüldüğü, lokmaların paylaşıldığı, semahların dönüldüğü cemevleri taşır.

Bugün Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü mücadelesinde ortaya çıkan demokratik iradeyi ise toplumun kendi emeği, örgütlülüğü ve rızalığıyla oluşturduğu Alevi dernekleri, cemevleri, federasyonlar, konfederasyonlar, Alevi kadın örgütleri ve Alevi gençlik örgütleri taşır.

Bu kurumların kendi aralarında farklı düşünceleri olabilir. Olmalıdır da. Çünkü Alevilik tek merkezden emir alan bir yapı değildir. Farklılıkları rızalıkla bir arada tutabilmek zaten Yol’un özündedir.

Bu bağlamda Alevilerin demokratik ve örgütlü iradesi, Sarayın seçtiği birkaç isimden değil; Yol’dan, toplumdan, mücadeleden ve rızalıktan doğar.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Bir Alevi Kurumu Değil, Asimilasyon Kurumudur

Bu konuda sözümüzü eğip bükmeye gerek yoktur. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı bir Alevi kurumu değildir. Bu kurum Alevilerin talebiyle kurulmadı. Alevi toplumunun rızalığıyla oluşturulmadı. Ocakların ortak iradesinden doğmadı. Dergâhların, cemevlerinin ve demokratik Alevi örgütlerinin ortak kararıyla kurulmadı. Aksine, Alevi kurumlarının yıllardır dile getirdiği temel talepler karşılanmadan devlet tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde oluşturuldu.

Biz bu nedenle Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı, devletin kendi istediği, kendisine bağlı ve sınırlarını kendisinin çizdiği bir Alevilik yaratma politikasının kurumsal aracı; Alevileri kendi öz örgütlülüklerinden ve Yol’un bağımsız iradesinden uzaklaştırmayı amaçlayan bir asimilasyon kurumu olarak görüyoruz.

Adında “Alevi”, “Bektaşi” ve “Cemevi” sözcüklerinin bulunması bu gerçeği değiştirmez. Çünkü bir kurumun Alevi kurumu olup olmadığını tabelası değil, hangi iradeden doğduğu ve kime karşı sorumlu olduğu belirler. Devlet tarafından kurulan, bütçesi devlet tarafından belirlenen, yöneticileri devlet tarafından atanan ve siyasi iktidarın idari mekanizması içerisinde faaliyet gösteren bir kurum, Alevi toplumunun öz örgütlenmesi olarak sunulamaz. Bu kurumun Aleviliği temsil ettiği iddiasını kabul etmiyoruz.

Devlet, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Eliyle Kendi Alevisini Yaratmak İstiyor

Asimilasyon yalnızca bir inancı yasaklamakla yapılmaz. Bazen o inancın içi boşaltılarak, bazen kavramları değiştirilerek, bazen ibadethanesi kültür merkezi gibi gösterilerek, bazen devletin kabul ettiği kişiler “temsilci” ilan edilerek yapılır. Bazen de inancın kendi tarihsel kurumlarının yanına devlet tarafından yeni ve yapay kurumlar inşa edilerek gerçekleştirilir.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda gördüğümüz tehlike tam olarak budur: Aleviliğin, Yol’a ikrarla bağlı Alevilerden alınarak, ikrarından uzaklaşıp devletin makbul gördüğü Aleviliğe yönelenlere teslim edilmesi; devletin kendi Alevisini, kendi dedesini, kendi cemevini ve kendi temsilcisini yaratmaya çalışmasıdır.

Biz bunu kabul etmiyoruz. Çünkü devletin Alevisi olmaz. Alevilik, devletin ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirilecek bir inanç değildir.

Yol’a İkrar Verenlerle Makama Bağlananlar Aynı Yerde Durmaz

Alevilikte “düşkünlük” ağır bir kavramdır ve gelişigüzel kullanılmamalıdır. Düşkünlük, kişisel husumetin ya da sıradan siyasi anlaşmazlığın adı değildir. Yol’a verilen ikrarın çiğnenmesiyle, Yol’un edep ve erkânından uzaklaşılmasıyla ilgili ciddi bir inançsal ve ahlaki meseledir.

Tam da bu nedenle bugün sorulması gereken soru şudur: Alevi toplumunun rızalığını dışarıda bırakan, Alevilerin örgütlü iradesinin karşı çıktığı bir devlet yapılanmasının içerisinde, siyasi iktidarın atamasıyla Alevilik adına söz söylemek Yol’a verilen ikrarla nasıl bağdaştırılacaktır? Yol’a verilen ikrarla devlet makamına bağlılık karşı karşıya geldiğinde tercih hangisinden yana olacaktır?

Bizim için ölçü açıktır: Aleviliği devlet tarafından bir kurula atanan 11 kişi değil; Yol’a ikrar veren ve ikrarına sadık kalan analar, dedeler, pirler, mürşitler, talipler, ikrarına bağlı olan Aleviler ve oluşturdukları Alevi kurumlar temsil eder.

Cemevi Kültür Merkezi Değil, Alevinin İbadethanesidir

Alevilerin yıllardır söyledikleri son derece açıktır: Cemevlerini ibadethane olarak tanıyın. Zorunlu din dersleriyle çocuklarımızın inanç özgürlüğünü ihlal etmeyin. Alevilerin dergâhlarını gerçek sahiplerine teslim edin. Kutsal mekânlarımıza müdahale etmeyin. Aleviliği kendi siyasi ihtiyaçlarınıza göre tarif etmekten vazgeçin. Alevi toplumunun örgütlü iradesini muhatap alın.

Çünkü cemevi folklor salonu değildir. Cemevi kültür merkezi değildir. Semah sahne gösterisi değildir. Deyiş yalnızca müzik değildir. Alevilik bir Yol ve inançtır. Cemevi de bu Yol’un ibadethanesidir!

Alevilerin ihtiyacı kendilerini yönetecek yeni bir devlet kurumu değildir. Alevilerin ihtiyacı eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve kendi Yol’unu kendi iradesiyle yaşama hakkıdır.

Hacı Bektaş’ın Adını Anmak Yetmez

Hacı Bektaş Veli’nin adını anmak kolaydır. Onun sözlerini devlet törenlerinde tekrarlamak da kolaydır. Asıl mesele Hünkâr’ın öğretisinin gerektirdiği eşitliği hayata geçirmektir.

Cemevlerini hâlâ ibadethane olarak tanımayan bir anlayışın Alevilere cemevini tarif etmesi kabul edilemez. Zorunlu din dersleri devam ederken Alevi çocuklarının inanç özgürlüğünden söz edilemez. Alevilerin dergâhları kendi iradelerine teslim edilmemişken devletin Aleviliğin kurumlarını yeniden düzenlemeye kalkması kabul edilemez.

Madımak’ın adalet yarası hâlâ kapanmamışken Alevilere yeni devlet kurumlarını çözüm olarak göstermek mümkün değildir.

Alevilerin istediği ayrıcalık değildir, eşitliktir.

Saraylar Geçer, Yol Kalır

Aleviliğin tarihine baktığımızda değişmeyen büyük bir hakikat görürüz. İktidarlar gelip geçti. Saraylar değişti. Padişahlar, hükümetler, bakanlar, başkanlar değişti. Ama ocaklardaki çerağ sönmedi.

Çünkü Alevilik varlığını iktidarların merhametine değil, canların Yol’a verdiği ikrara borçludur.

Bugün de Yol’un geleceğini Sarayın atadığı kurullar belirlemeyecek. Aleviliğin geleceğini; ocaklarına, dergâhlarına ve cemevlerine sahip çıkanlar; analarına, dedelerine, pirlerine ve mürşitlerine sahip çıkanlar; kadınları ve gençleri Yol’un asli özneleri olarak görenler belirleyecek.

Alevilerin demokratik ve örgütlü iradesini yine Aleviler oluşturacak. Devletin görevi bu iradenin yerine geçmek değil, bu iradeye ve Alevilerin inanç özgürlüğüne saygı duymaktır.

Çünkü bir kez daha söylemek gerekiyor: Devletin Alevisi olmaz. Sarayın Alevisi olmaz. İktidarın Alevisi olmaz.

Alevi, Yol’a ikrar verir. Pir, Ana ve talip bu ikrarla birbirine bağlanır. Kadın, erkek cümle canlar Yol’da rızalıkla buluşur. İkrarsız Yol yürünmez, ikrarsız Alevi olunmaz.

Alevilik; devletin çizdiği sınırlarda, Sarayın atadığı kurullarda değil, kendi özü, kendi Yol’u, kendi erkânı, kendi ikrarı ve kendi rızalığı üzerinde yaşam bulur.

Aleviler, sarayların sultanlarına biat eden anlayışlarla yollarını asırlar önce ayırmıştır. Saraylara kapı kulu olanlar Yol’un iradesini temsil edemez.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

2 thoughts on “Saray Alevilere Temsilci Atayamaz: Aleviler Temsilcilerini Rızalıkla Kendileri Belirler”
  1. atar Kardeşim atar Alevilerin başı belli değil kıçı belli değil Bir şemsiye altında toplanmış değiller 50 parça olmuşlar Herkes bir Paye peşinde Bu da devletin istediği bir olgu zaten Dolayısıyla Birlik olamazsan bir olamazsın iri de olamazsın Devlet zaten sahip çıkmıyor sahip çıkan da kimse yok Bir otorite sahip çıksa onu da aynı İlan ediyoruz örneklilik sahip çıkan uluslararasına sahip çıkan ilk cemevini açan Profesör İzzet Doğan Tamam onu da hatalı hareketler olabilir ama bir örnekti yani hiç olmazsa

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir