Amedspor Atkısı Üzerinden Aydın Sınavı: Livaneli Neden Taktığı Atkının Arkasında Durmadı?

✍️ Hasan Hüseyin Dönmez

📨hasanhuseyindonmez897@gmail.com

Livaneli’nin açıklamalarını değerlendirirken sanatçının bütün geçmişini tek bir olay üzerinden mahkûm etmek doğru olmadığı gibi, yıllardır savunduğu değerlerle bugünkü tutumu arasındaki olası çelişkileri görmezden gelmek de doğru değildir.

✍️ Hasan Hüseyin Dönmez

Sanatçı ve yazar Zülfü Livaneli’nin Diyarbakır’da Amedspor atkısı takması üzerine başlayan tartışma, Türkiye’de Kürt kimliğine yönelik ayrımcılığı ve aydınların bu ayrımcılık karşısındaki sorumluluğunu yeniden gündeme taşıdı. Irkçı ve milliyetçi çevrelerin hedef aldığı Livaneli’nin, atkının kendisine başkası tarafından takıldığını vurgulayan savunması da eleştirilerin odağına yerleşti. Tartışma, bir futbol kulübünün atkısından çıkarak aydın olmanın sorumluluğuna uzandı.

Bir Atkı, Bir Konser ve Yükselen Irkçı Tepkiler

26 Ekim’de Diyarbakır Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen konserde Tigris Senfoni Orkestrası, Zülfü Livaneli’nin eserlerini seslendirdi. Yaklaşık 1700 kişinin izlediği konserde Livaneli, kendisine verilen Amedspor atkısını takarak dinleyicileri selamladı.

Ancak bir spor kulübüne ait atkının takılması, sosyal medyada milliyetçi ve ırkçı tepkilerin hedefi haline geldi. Livaneli, bölücülük ve PKK’ye yakınlık suçlamalarıyla karşı karşıya bırakıldı.

Türkiye’de başka bir futbol kulübünün atkısını takmak olağan bir dayanışma göstergesi olarak kabul edilirken Amedspor söz konusu olduğunda aynı davranışın siyasal suçlamalara dönüştürülmesi, Kürt kimliğine yönelik ayrımcı yaklaşımı bir kez daha görünür kıldı.

Livaneli’nin Savunması Yeni Bir Tartışma Başlattı

Livaneli, sosyal medyada yayımladığı görüntülü açıklamada Diyarbakır’a siyasal bir etkinlik için değil, müzik buluşması amacıyla gittiğini belirtti. Amedspor atkısının kendisine kulüp başkanı tarafından takıldığını söyleyen sanatçı, siyasal gelişmelerden sorumlu tutulamayacağını ifade ederek siyasetçi olmadığını vurguladı.

Ancak bu açıklama, kendisine yöneltilen ırkçı saldırıları reddeden kesimler arasında da eleştirilere neden oldu. Çünkü tartışmanın temelinde Livaneli’nin atkıyı kimin taktığı değil, yasal bir spor kulübünün simgesini taşımanın neden savunulması gereken bir davranış haline getirildiği sorusu bulunuyordu.

Yılmaz Odabaşı: Aydın Yaptığının Arkasında Durmalı

Diyarbakırlı şair ve yazar Yılmaz Odabaşı da Livaneli’nin açıklamasına tepki gösterdi. Odabaşı, Livaneli’nin Diyarbakır’daki etkinliklere katılmasına geçmişte aracılık ettiğini belirterek sanatçının kentteki ziyaretlerini kamuoyuyla paylaşma konusundaki tutumunu eleştirdi.

Amedspor atkısının Livaneli’ye habersiz takılmadığını ileri süren Odabaşı, sanatçının bu davranışını sahiplenmesi gerektiğini savundu.

Odabaşı’nın eleştirisinin merkezinde, bir sanatçının Kürt kimliğiyle ilişkilendirilen bir simgeyi taşıdıktan sonra milliyetçi baskılar karşısında nasıl bir tutum aldığı sorusu yer aldı.

Irkçı Saldırılara Karşı Çıkmak, Livaneli’yi Eleştirmeye Engel Değil

Livaneli’ye yönelik tartışmada birbirinden ayrılması gereken iki farklı yaklaşım bulunuyor.

Birincisi, Amedspor’u ve Kürt kimliğini kriminalize ederek sanatçıyı hedef alan milliyetçi ve ırkçı söylemler.

İkincisi ise bu saldırıları reddetmekle birlikte Livaneli’nin kendi davranışını yeterince açık biçimde savunmadığını düşünen aydınların eleştirileri.

Bu iki yaklaşımı aynı kefeye koymak, tartışmanın siyasal ve toplumsal özünü gözden kaçırmak anlamına geliyor.

Bir sanatçının Amedspor atkısı takması ne suçtur ne de herhangi bir örgüte yakınlığın kanıtıdır. Dolayısıyla Livaneli’nin kendisine yöneltilen suçlamaları reddetmesi kadar, bu suçlamaların dayandığı ayrımcı anlayışa karşı çıkması da beklenebilirdi.

Kürt Sorununda Aydın Sorumluluğu

Türkiye’de Kürt sorunu yalnızca siyasal partilerin ve devlet kurumlarının değil, sanatçıların, yazarların ve aydınların da sorumluluk taşıdığı tarihsel bir demokrasi meselesidir.

Kürtlerin dili, kültürü, kimliği ve eşit yurttaşlık talepleri karşısında aydınların tutumu, özellikle milliyetçi baskıların yoğunlaştığı dönemlerde önem kazanıyor.

Barışı, kardeşliği ve özgürlüğü savunmak yalnızca bu kavramlar üzerine şarkılar söylemek ya da kitaplar yazmakla sınırlı kalamaz. Bu değerlerin toplumsal baskı karşısında da savunulması gerekir.

Livaneli’nin uzun sanat yaşamı boyunca barıştan ve özgürlükten yana ortaya koyduğu eserler ve düşünceler kuşkusuz önemlidir. Ancak bu geçmiş, bugün yaptığı açıklamaların eleştirilmesine engel değildir.

Amedspor Atkısı Değil, Ayrımcılık Sorgulanmalı

Tartışmanın en çarpıcı yanı, yasal bir futbol kulübünün atkısını takan sanatçının kendisini siyasal suçlamalara karşı savunmak zorunda bırakılmasıdır.

Amedspor’un adının, taraftarlarının veya simgelerinin sürekli siyasal sadakat tartışmalarının konusu haline getirilmesi, sporun ötesinde toplumsal bir ayrımcılık sorununa işaret ediyor.

Bir sanatçının Diyarbakır’da konser vermesi, Kürtçe müzik dinlemesi veya Amedspor atkısı takması neden olağan karşılanmıyor?

Aydın Olmak, Baskı Karşısında da Sözünün Arkasında Durmaktır

Livaneli’nin açıklamalarını değerlendirirken sanatçının bütün geçmişini tek bir olay üzerinden mahkûm etmek doğru olmadığı gibi, yıllardır savunduğu değerlerle bugünkü tutumu arasındaki olası çelişkileri görmezden gelmek de doğru değildir.

Aydın olmanın sorumluluğu, yalnızca özgürlük ve barıştan söz etmek değil, bu değerler saldırıya uğradığında da açık bir tutum gösterebilmektir.

Bugün tartışılması gereken, Zülfü Livaneli’nin Amedspor atkısını kimin taktığı değil, Türkiye’de bir aydının Kürt kimliğine yönelik ayrımcılık karşısında ne kadar kararlı durabildiğidir.

Çünkü barışı savunmanın gerçek sınavı, barıştan söz etmenin kolay olduğu zamanlarda değil; milliyetçiliğin, ırkçılığın ve siyasal baskının yükseldiği dönemlerde verilir.

Aydın olmak, yalnızca alkışlandığında değil, hedef gösterildiğinde de eşitliğin, özgürlüğün ve halkların kardeşliğinin yanında durabilmektir.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir