Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu’nun Seçimsiz Olağan Genel Kurulu, Almanya’nın Köln kentinde farklı cemevlerinden gelen ana, dede ve inanç önderlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Genel kurulda AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Sivas Katliamı’nın firari sanıklarının Almanya’da yargılanması için yürütülen mücadeleye, Hasret Gültekin’in adının Köln’de bir sokağa verilmesi girişimine ve Türkiye’deki toplumsal barış sürecine değindi. AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede ise Aleviliğin ikrar, rızalık, hakikat ve adalet üzerine kurulu bir inanç ve yaşam yolu olduğunu vurgulayarak inançsal örgütlenme, ana ve dede eğitimleri, genç kuşaklara yolun aktarılması ve eşit yurttaşlık temelinde toplumsal barış konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Hasan Subaşı /AHA – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu’nun Seçimsiz Olağan Genel Kurulu, Köln’de Almanya’nın farklı kentlerindeki çok sayıda cemevinden gelen ana, dede, baba ve inanç önderlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Alevi inancının tarihsel birikiminin korunması, yol ve erkân hizmetlerinin güçlendirilmesi, inanç önderlerinin eğitimi, kurumsal sorumluluklar ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken değerlerin ele alındığı genel kurulda, Türkiye’deki toplumsal barış süreci ve Alevilerin eşit yurttaşlık mücadelesi de gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı.

Genel Kurul Saygı Duruşu, Gülbank ve Deyişlerle Başladı

Genel kurul, saygı duruşuyla başladı. Ardından Hamm Cemevi’nde yol hizmeti yürüten İsmail Gülfırat Dede tarafından gülbank verildi. Alevi inancının önemli sözlü kültür değerleri arasında yer alan yol deyişlerinin seslendirilmesinin ardından divan seçimine geçildi.

Genel kurul divanına Cefer Kaplan Dede, Özlem Akbaba Ana ve Müslüm Kaya Dede seçildi.

Divan seçiminin tamamlanmasının ardından gündem maddeleri delegelerin onayına sunuldu. Gündemin kabul edilmesiyle birlikte açılış konuşmalarına geçildi.

Hüseyin Mat: Sivas Katliamı’nın Firari Sanıklarının Yargılanması İçin Mücadelemiz Sürüyor

Genel kurulda ilk kapsamlı konuşmayı Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat yaptı.

Mat, konuşmasında Alevi toplumunun tarihsel hafızasında derin izler bırakan Sivas Katliamı’na ve katliamın firari sanıklarının Almanya’da yargılanması için sürdürülen çalışmalara dikkat çekti.

AABF öncülüğünde yürütülen hukuki ve toplumsal girişimlere değinen Mat, katliamın sorumlularının yargı önüne çıkarılması amacıyla yürütülen mücadelenin önemini vurguladı.

Sivas Katliamı’nın yalnızca geçmişte yaşanmış bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koyan bu çalışmalar, Alevi toplumunun adalet arayışının ve tarihsel hafızasının korunması açısından genel kurulun önemli gündemlerinden biri oldu.

Hasret Gültekin’in Adının Köln’de Yaşatılması İçin Girişimler Sürüyor

Hüseyin Mat, konuşmasında 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in adının Köln’de bir sokağa verilmesi yönünde yürütülen girişimlere de değindi.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun girişimiyle sürdürülen çalışmalarda önemli bir aşamaya gelindiğini belirten Mat, sürecin AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır’ın öncülüğünde, Köln-Porz Cemevi Başkanı Abbas Fidan ve Alevi Kültür Merkezi-Cemevi Köln Başkanı Gökhan Berk’in ortak girişimiyle yürütüldüğünü ifade etti.

Hasret Gültekin’in adının Köln’de bir sokakta yaşatılmasına yönelik girişim, Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anısını gelecek kuşaklara taşıma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Hüseyin Mat: Aleviler Toplumsal Barışın Öznesi Olmalı

Konuşmasının devamında Türkiye’de yürütülen barış sürecine değinen Hüseyin Mat, Alevilerin bu sürece nasıl yaklaşması gerektiğine ilişkin görüşlerini genel kurul katılımcılarıyla paylaştı.

Mat, Türkiye’de çatışmaların ve can kayıplarının sona ermesinin, Alevilerin hak ve özgürlük mücadelesi açısından da önemli olduğunu belirtti.

Barışın yalnızca devlet ile Kürt Özgürlük Hareketi arasında sağlanacak bir uzlaşmayla sınırlı kalmaması gerektiğini savunan Mat, gerçek anlamda toplumsal barışın demokratikleşmeyi, eşit yurttaşlığı, inanç özgürlüğünü ve toplumun bütün kesimlerinin temel haklarını kapsaması gerektiğini ifade etti.

Alevilerin barış sürecine yalnızca dışarıdan destek veren bir topluluk olarak değil, kendi hak ve özgürlük talepleriyle sürecin aktif öznesi olarak katılmasının önemini vurguladı.

Mat, çatışmaların sürmesinin Alevi toplumu açısından da ağır sonuçlar doğurabileceğini belirterek barışın, toplumsal adaletin ve demokratik hakların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekti.

Genel Kurulda Kurumsal Çalışmalar ve İnanç Hizmetleri Değerlendirildi

Genel kurulda AABF Genel Saymanı Ertan Kurt, AABF Eğitim Sorumlusu Şenay Can ve Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) İnanç Kurulu Başkanı Ecevit Emre Dede de söz alarak kendi sorumluluk alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmacılar, genel kurul katılımcılarıyla yürüttükleri çalışmalara ilişkin görüşlerini paylaştı.

Hasan Ali İçlek Dede: “Yol Cümleden Uludur”

Hüseyin Mat’ın ardından söz alan AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, genel kurulda Alevi inancının tarihsel, felsefi ve toplumsal temelleri üzerine kapsamlı bir konuşma yaptı.

İçlek Dede, Aleviliğin yalnızca kültürel veya siyasal tanımlamalarla sınırlandırılamayacağını, kendine özgü tarihsel birikimi, inançsal değerleri, yol ve erkân anlayışı bulunan bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı.

Konuşmasının merkezine ikrar, rızalık, hakikat, sevgi, adalet ve insanı esas alan Alevi öğretisini yerleştiren İçlek Dede, inancın özünün korunmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının ana, dede ve babaların temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.

İnanç Kurulu’nun görevlerinin yalnızca cem erkânlarını yürütmekle sınırlı olmadığını ifade eden İçlek Dede; inanç önderlerinin bilimsel, akademik ve pedagojik eğitimlerle desteklenmesi, cemevlerinde verilen hizmetlerin niteliğinin artırılması, ocak ve dergâh geleneklerinin korunması ve gençlerin inançsal yaşama katılımının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Rızalık, İnançsal Birlik ve Gelecek Kuşaklara Sorumluluk

Hasan Ali İçlek Dede, Alevi kurumlarında farklı görüşlerin bulunabileceğini ancak bu farklılıkların yolun birliğini zedelemeden, karşılıklı dinleme, ortak akıl ve rızalık temelinde ele alınması gerektiğini ifade etti.

Hiçbir bireyin, görevin veya makamın Alevi yolunun üzerinde görülemeyeceğini belirten İçlek Dede, inançsal hizmetlerin kişisel yaklaşımlardan çok ortak değerler ve kurumsal sorumluluk anlayışıyla yürütülmesinin önemine dikkat çekti.

Genç ana, dede ve baba adaylarının eğitilmesini de temel öncelikler arasında değerlendiren İçlek Dede, geleneksel inanç bilgisinin bilimsel ve akademik birikimle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

AABF İnanç Kurulu tarafından Mayıs 2026’da başlatılan ana ve dede eğitim programının sürdürülmesinin önemine işaret eden İçlek Dede, gelecek dönemde eğitim çalışmalarının düzenli, planlı ve kalıcı bir yapıya kavuşturulmasını hedeflediklerini belirtti.

“Barış Eşit ve Demokratik Koşullarda Sağlanmalıdır”

Hasan Ali İçlek Dede’nin konuşmasında öne çıkan başlıklardan biri de Türkiye’deki toplumsal barış süreci oldu.

Barışın Alevi inancının temel değerlerinden biri olduğunu vurgulayan İçlek Dede, buna karşılık yürütülen sürecin niteliğine ilişkin kaygılarını da dile getirdi.

Barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini savunan İçlek Dede, eşit yurttaşlık, anayasal haklar, inanç özgürlüğü ve demokratikleşmenin gerçek bir toplumsal barışın vazgeçilmez unsurları olduğunu ifade etti.

Geçmişte Alevilere verilen sözlerin ve düzenlenen çalıştayların sonuçlarına ilişkin eleştirilerini de paylaşan İçlek Dede, Alevi toplumunun haklarının güvence altına alınmadığı bir barış anlayışının eksik kalacağını belirtti.

Hasan Ali İçlek Dede’nin Konuşmasının Tam Metni

AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, genel kurulda Alevi inancının temel ilkelerinden inanç önderlerinin eğitimine, cemevlerinin sorumluluklarından genç kuşaklara, toplumsal barıştan gelecek dönem hedeflerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Hasan Ali İçlek Dede’nin genel kurulda yaptığı konuşmanın tam metnini, hiçbir değişiklik yapmadan okuyucularımızla paylaşıyoruz:

Hasan Ali İçlek Dede: Alevi İnancının Geleceği, Yol ve Erkân, Rızalık ve Toplumsal Barış

Sayın Divan,
Saygıdeğer Pirlerim,
Sayın AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat,
AABF GYK üyesi değerli canlar,
Kurullarımızın değerli bölge başkanları,

Geçmiş dönemlerde İnanç Kurulumuzun Başkanlık ve yöneticilik hizmetini yürütmüş saygıdeğer Yol önderi Analar, Dedeler, Baba canlar.

AABF İnanç Kurulumuzun Bölge İnanç Kurullarımızın Başkanı Ana ve Pirlerim.
AABF İnanç Kurulumuzun üyesi yol önderi canlar.
Cemevlerimizin İnanç önderi sevgili yol önderleri.
Saygıdeğer misafirler ve hizmet sunan siz değerli canlar.

Cümlenizi, Hak, Muhammed, Ali sevgi ve aşkı ile, İnsanı Hak’ta, Hakk’ı insanda gören Alevi İnancının Ermişleri, Evliyaları, Pirleri Dervişleri, Aşıkları, Sadıkları, Kamilleri ve Yolun yolcusu olan Taliplerinin aşkı ile selamlıyor ve muhabbetlerimi sunuyorum, hoş sefa geldiniz gül cemaline aşk ola.
Sevgili Pirlerim, Sayın Genel Başkan, Analar, Dedeler ve Babalar, Bugün burada yalnızca AABF İnanç Kurulumuzun seçimsiz Genel kurulumuzu gerçekleştirmek amacı ile bir araya gelmedik.
1-İnancımızın geleceğini,
2-yol ve Erkânımızın sürekliliğini ve özüne uygun sürdürülebilir sürecini
3- Alevi İnanç toplumunun yarınlarını konuşulabileceğimiz gerçeğini
4- Çevremizde, ülkemizde, ve Dünyamızdaki gelişmelere duyarsız kalmadan gelişmeleri takip edebileceğimizi
5-Kendi içimizdeki sorunların hangi koşullar ve yöntemlerle çözebileceğimizi
6- Kurumsal ve İnançsal güvenilirliğimizi hangi yöntemlerle toplumsal hafızaya dönüştürebiliriz üzere bir araya gelmiş bulunmaktayız.

İnanıyorum ki AABF İnanç Kurulumuzun bu Genel Kurulu, her birimizin gerek Yol süreğimizde, gerekse insani vasıf ve ilişkilerimizde İnancımız ve öğretimizle olan bağımızı vicdan terazimizde tartarak kendimizi gönül aynamızda görüp artılarımızın ve eksilerimizin farkında olmamızı görebilmeye vesile olacaktır.
Temennim Hak Muhammed Ali yoluna yolcu olduğu inanç ve bilincinde olan her dede, ana, baba; Yol Önderi olma sorumluluğu ile kendimizi kendi vicdanımızda yoklayarak, yolun ve inancın, ikrar ve itikadın neresinde olduğumuzun erdemi ile özümüzü dara çekerek kendimizi sorgulamaya vesile olacaktır.
Yol cümleden uludur inanç ve gerçeği ışığında geçmişin birikimini geleceğin sorumluluğuyla buluşturarak ortak aklı, kolektif dayanışma inanç ışığında Yola olan hizmet anlayışımızın daha güçlenebileceği bir arınma Genel Kurulu ve önemli bir gönül buluşması olmasıdır.
Sevgili canlar; Sözlerime, yolumuzu belirleyen temel ilkelerinden biri olan ilk esası ile başlamak istiyorum; Yol süreğinin yaşanmasında Öl ikrar verme, Öl ikrarından dönme, Yol cümleden uludur. Düstur ve sadakati ile yoğrulan gönül yoludur.
Yolumuzun Rehberi Hakikat Kıblesi ve Kâbesi insan-ı kâmildir. İnancımızın esasında sureti insan sureti Rahman’dır. Ölçümüz; Hakikat; Terazimiz Rızalık ve Razılıktır. Özümüz; barıştır, sevgi ve muhabbettir. Hukukumuz Haktır adalettir.

1. Alevilik İnancı İle, Kültürü İle, Tarihsel Birikimi İle Bir Yaşam Biçimidir

Sevgili canlar Alevilik, her birimizin değişken olabilen siyasal, ideolojik, kültürel, sosyal, sanatsal, veya güncel yaşamımıza dair tarif edilen ve arzularımızı okşama adına şekil ve biçimlerle renklendirilerek siyasal, Irksal, bölgesel, ulusal, sınıfsal tanım ve yaklaşımlara sığmayacak bir inanç ve yaşam biçimidir.
Alevilik; Her yönü ile Tarihsel derinliklere sahip bir inanç olduğu hakikati ile, Hak, Muhammed, Ali Yolunda esnekleşmeden doğru yol yürüyen her bir yol önderimiz Pir, ana, dede, baba ve yola gönülden ikrar verip ikrarına bağlı kalan Yol talibinin inanarak gönül verip ikrarla yaşadığı bir inançtır.
Canlar; Yukarıda saydığım yanlış ve hakikatten uzak tanımlamalarla her bakımda Alevi İnanç ve öğretisini özünden ve tarihsel gerçeğinden kopartarak siyasal ve ideolojik yaklaşım ve tanımlama, tarihsel sapma ve dayatmalarla, önümüze koyulan bir anlayışın düşünce özgürlüğü adına yapılması, içerisinde olduğumuz sürecin nasıl bir sapmaya yöneldiği gerçeğiyle iç içe yaşıyor olduğumuzun; görülmesi gerekir.
Sevgili canlar; Dünya insanlık tarihinin insani döngüsü içerisinde; Dünya’nın neresinde ve hangi koşullarda yaşıyorsa yaşasın, hiçbir insanın veya toplumun başka bir toplumun dinsel, İnançsal, kültürel, tarihsel değerine ve yaşam tarzına, müdahale etmek, onu yönlendirmek, veya tanımlamak hakkı yoktur.
Ve bu tarz siyasi ve ideolojik yaklaşımlar asla ve asla düşünce özgürlüğü kapsamı içerisinde görülmezken, biz alevi kurumlaşması ve toplumsal yapılanmasında tam tersine söz konusu yaklaşımlar düşünce özgürlüğü kapsamında görülmesi inançsal ve toplumsal güvenimizi ciddi derecede sarsmaktadır.
Sevgili canlar; bir inanca yapılacak en büyük iyilik ve ihsan, o inanca duyacağınız saygıdan ibarettir. Bir inanca yapacağınız en büyük kötülük ise, o inancın dokusu, tarihi, ve özüyle oynamanız demektir. Pekâlâ bu kadar yönlendirme karşısında bizim kendimize sormamız gerekmiyor mu?
1-Biz Kimiz?
2-Nereye gidiyoruz?
3- Ne yapmak istiyoruz?

Oysa; Şaha Merdan Ali’nin söylediği gibi, dünya durulmuş senin içindedir ama senin senden haberin yoktur. Kendini bilen Hakk’ı bilir. Hakk’ı bilen Yolunu ve İkrarını bilir. İkrarını bilen inancını, Pirini, Rehberini, Mürşidini bilerek kendisine ait olan hakikati sahiplenip yanlış söylem ve yaklaşımlardan uzak kalır.
Çünkü Hakk’ı insanda, İnsanı Hak’ta gören can, hakikatin Tezahürü ve Hakk’ın emri rızası ile eşitliği ve adaleti Rızalık terazisi ile tartar.
Verdiği ikrarın sadakatinden asla kuşku duymaz ve bu hakikatle Hakk’ı kendinden gayri, kendisini-de Hak’tan ayrı görmeyen bir inanç ve yaşam biçimiyle neye inandığımızı vicdanlarımızda görmemiz mümkün olacaktır.
Canlar; birlikte yürümek istediğimiz bu yol, tartışmasız Hak, Muhammed Ali İnancı üzerinde ikrarla yeşermiş ve temelinde sevgi, muhabbet ve sadakat vardır. Alevi inancı asla hiçbir insanı inancından, kimliğinden, ırkından, ulusundan, cinsiyetinden, renginden, ya da düşüncesinden dolayı dışlayan bir inanç değildir.
Alevi Yol önderi Pirlerin Erenlerin, Aşıkların, Sadıkların, erdem ve Kemaletti, Pir
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin insanı merkeze alan öğretisi. Pir Sultan Abdal’ın haksızlık karşısındaki gösterdiği hakikat ve direnişi.

Seyyid Nesimi’nin ve Hallac-ı Mansur’un hakikat uğruna verdikleri mesaj ve gösterdikleri sabır. Yunus’un sevgi dili, Alevi inancına olan stratejik saldırılar karşısında, bugün yolumuzun farklı yönlerini bizlere daha net anlatmaktadır.

Alevilik, her birimizin ayrı ayrı zihinlerimizde süslediğimiz güzel sözlerle anlatılan bir inanç ve yaşam biçimi değildir; yaşanarak yaşatılan ve gelecek kuşaklara aktarılan bir Hak ve hakikat yoludur. Bizlere düşen görev ise Hakikat yolunun yaşanıp yaşatılmasında Rehber olmak gerek.

2. AABF İnanç Kurulumuzun Sorumluluğu ve Misyonu

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu İnanç Kurulu, Kurumsal alanda inançsal hizmetlerinin niteliğini geliştirmek ve yolumuzun temel değerlerinin doğru, tutarlı, bilinçli ve ilmi biçimde aktarılmasına katkı sunmak bakımından önemli bir sorumluluk taşımaktadır.
Bu sorumluluğu yalnızca erkân yürütmek veya belirli kutsal günlerimizde sadece cemevlerinde hizmet sunmak olarak görmemeliyiz. İnanç Kurulumuzun görevi; inançsal birikimini artırarak araştırmak, öğretimizi geliştirmek, yol hizmetkârı olan Ana, Dede ve Babalarımızın her bakımda donanımını güçlendirmektir.
Cemevlerimizde sunulan hizmetlerin niteliğini artırmak ve genç kuşaklarla inançsal bağımızı inançsal liyakatle güçlendirmektir. İnanç hizmeti, kişisel yaklaşımların ve bireysel yorumların ötesinde, ortak değerlerimizle, karşılıklı Razılık ve Rızalıkla ve sorumluluk bilinciyle yürütülmesini amaçlamaktadır.
AABF İnanç Kurulumuzun gücü, yalnızca temsil ettiği makamdan değil; önüne koymuş olduğu hedeflerden, sürdüreceği yol hizmeti haritasına, sağlıklı bilgiden, sağladığı özgüven dayanışma, ve inançsal birlikten, Kurumsal bütünlüğe, almış olduğu sorumluluğu ve inançsal çalışmayı gelecek kuşaklara taşımayı esasa alır.

3. Ana, Dede ve Babalarımızın Eğitimleri

Sevgili canlar; İnançsal kurumlaşmamızın en önemli başlıklarından biri, yola hizmet edecek olan yol hizmetkârlarımızın eğitimidir. Bildiğiniz gibi günümüz dünyası her bakımda hızla değişmektedir. Alevi inanç toplumunun inançsal, kültürel ve sosyal ihtiyaçları ve cemevlerimizin sorumlulukları da bu değişimle birlikte farklılaşmaktadır.
Bu nedenle Ana, Dede ve Babalarımızın yalnızca geleneksel bilgiyle değil; mutlaka ecdadımızdan bizlere intikal eden geleneksel inanç çizgisinden asla kopmadan Ocak, Pir talip ilişkisinin el ele el Hakk’a düsturu içinde ivedilikle korunarak alevi inancının yol önderinin her bakımda erdemle; Tarihsel, inançsal, kültürel, bilimsel, akademik ve pedagojik hatta psikolojik bilgiyle donatılması büyük önem taşımaktadır.
Eğitim çalışmalarımızı sadece bir döneme ait değil, süreklilik içerisinde bir programa dönüştürülmeyi hedeflemekteyiz. Alevi İnancının tarihsel boyutundan temel kavramlarının bütününe, Erkânlarından, kutsal günlerine, deyişlerimizden gülbanklarimize, hal ve yol dilimizle, gerek geleneksel gerekse sözlü kültürümüzü bilimsel ve akademik eğitim yolu ile yol önderlerimize aktarılmayı amaçlıyoruz.
Aynı zamanda iletişim çalışmalarımızı toplumsal sorunlara yaklaşım, gençlerle diyalog ve farklı kuşakların ihtiyaçlarını anlama konularında yoğunlaştırarak bu konuda kalıcı eğitimler geliştirmeyi amaçlıyoruz.
Burada temel hedefimiz, asla kimseyi bir diğerinden üstün görmek değil; yolun cümleden ulu olduğu inancının ışığında her bir yol hizmetkârımızın bilgi ve birikimini geliştirmek, ortak hizmet anlayışımızı ortak akılla güçlendirmektir.
Yol ve ahlak bilgisi ile donanıp güçlenmeyen gelenekler, inanç ve kültürler zaman içerisinde zayıflamayla kalmaz kendisinden güçlü sandığı kuramsal teorilere teslim olur.
Cehalete teslim olmamak adına; Alevi İnancı gibi ummanlar kadar derin, zahirde ve batında engin ilme sahip olan bir inancın inanç önderi ve yolunun talibi; İnançla, azim ve sabırla, sadakat ve bağlılıkla, ilimle ve irfanla her bakımda eğitilip yolun hizmetine alevi yol düsturu ile sahip olmalıdır.
AABF İnanç Kurulu olarak bu inançla 10.11.12. Mayıs 2026 Tarihinde başlatmış olduğumuz Dede ve Ana eğitim programımız yukarıda belirtmiş olduğumuz hassasiyetlerle çok değerli akademisyenlerimizin öncülüğünde daha güçlenerek devam etmektedir.

4. Erkânlarımızın Özüne ve Anlamına Sahip Çıkmak

Başta Cem Erkânlarımız olmak üzere, Musahiplik görgümüzden Hakk’a yürüme Erkânlarımıza, dâr ve didar erkânımızdan, kutsal günlerimizde yaşamaya çalıştığımız ruhani hal ve muhabbete, gülbanklarimiz ve deyişlerimize, inançsal doku ve hafızamızın temel unsurlarını korunup yaşanırlığını sağlamak.
Bu hafızanın dokusu ve özü korunarak geliştirilmelidir. Toplumsal dengemiz olan İnançsal esaslarımızı korumak, sadece geçmişten devraldığımız bir miras anlamına gelmemelidir. Yaşamımızın bir parçası maneviyatımızın öz kaynağıdır.
Aynı zamanda ortak hafızanın özünü, anlamını ve toplumsal karşılığını hakikati ile doğru kavramak ve doğru yaşamak demektir. Özellikle kutsal günlerimizde yürütülen Erkânlarımızın inançsal samimiyet ve liyakat esası üzerinden yolun esaslarına bağlılıkla hizmet sorumluluğu esas alınmalıdır.
İnancımıza dair Erkânlarımızın yaşanması ve yürütülmesinde uyulması gerekli olan esas yol ve hal dilimiz olmalıdır. Aksi halde şekil, biçim, zaman, gibi sunî ve yapay olan her tür hal ve davranıştan kaçınarak yol hizmetini alevi inancının yol süreğinin hakikati ile bütünleşen pratikle gönül kalsın yol kalmasın inancı ile yerine getirmelidir.

5. İnançsal Birlik, Ortak Akıl ve Rızalık

Alevi inancının hakikati razılık ve rızalık terazisi üzerinde kurulmuştur. Rızalık, yalnızca cem erkânında, toplumsal alanlarda kuramsal teorilerle süslendirilip dile getirilen bir kavram değildir; Büyükten küçüğe, talipten pire, yolun birliği içinde alevi inancın tüm esasları ile Alevi inancına ait olan bir bilinç ve inancın birlikte yaşanıp korunmasının kilididir.
Yolda birlik esası asla göz ardı edilmeden; gerek kurumlarımız içerisinde, gerek güncel yaşamımızda farklı görüş ve düşüncelerin olması mümkündür. Bu farklılıklarımızı Alevi inanç ve yolunun hassasiyetlerine aykırı düşürmeden bir ayrılık nedeni olarak te görmemek gerek.
Birbirimizi ortak platformlarda dinleyebilmeli, eleştirilerimizi yapıcı biçimde dile getirmeli ve ortak kararlarımızı sorumluluk bilinciyle hayata geçirebilmeliyiz. Unutmamalıyız ki hiçbir birey, hiçbir görev ve hiçbir makam yolun kendisinden daha önemli ve daha üstün değildir.

6. Gençlerimiz ve Gelecek Kuşaklar

Bugün üzerinde önemle durmamız gereken en önemli hususlardan biri de, genç ana ve dede adaylarının alevi inanç dokusuyla kurduğu ilişkidir. Yolun yürünüp yaşatılması noktasında hizmete talip olan genç Seyit Ocak evlatları ve Alevi inancının yol süreğindeki Dedegan, ve Babagan geleneğinden gelen gençlerdir.
Aleviliği ecdadından duydukları gördükleri ve yaşadıkları geleneksel Alevi İnanç geleneğini asla maddi, manevi ve siyasal ilişki ve yaklaşımlar üzerinden istismar etmeden kendi tarihi geçmişlerine bağlı olma bilinci ile yol süreğinde hizmete sahip olma bilinci ile hizmete talip olmalıdırlar.
Genç ana ve dede adaylarımızın eğitim ve hizmet sorunlarını bir tehdit olarak değil, yolun sahiplenmesinde her bakımda geleceği güçlendirebilecek bir olanak ve alevi inanç dokusuna sahip çıkılan bir olanak ve yaklaşım olarak görüyoruz.
Ayrıca genç ana dede ve babalara yalnızca geçmişe ait yaşadıklarımızı anlatmaktan ziyade; Alevi inancı’nın evrensel değerlerini, insan sevgisini, Hak ve adalet anlayışını, Tanrı, İnsan ve doğa ilişkisindeki hakikat-ı ve Alevilikteki rızalık ve razılık ilkesini hal ve yol diliyle aktarabilme bilgi ve erdemine ulaşmalıdırlar.
Gençliğimizin olmadığı bir gelecek tasavvuru eksik olacağı gibi kabul edilir bir durumda değildir. Ve onların inançsal birikimle buluşmadığı bir inançsal kurumlaşma ise tarihe iz düşmesi oldukça zor olacaktır.
İlmi bilgi ile donanmış, duruşu ve erdemi ile yol hizmetinde göreve talip olacak her ana, dede ve baba adayımız mutlak suretle mensubu olduğu Ocağından veya bağlı bulunduğu dergâhtan alacakları berat veya icazetname ile hizmet yürütebileceğini beyan ettikten sonra yol hizmeti görevini alabilmelidir.

7. Cemevlerimizde İnançsal Hizmetin Niteliğini Artırmak

Cemevlerimiz, Alevi inanç toplumunun inançsal, sosyal, kültürel ve toplumsal yaşamında son derece önemli bir yere sahiptir. Bu mekânlarda her bakımda sunulacak hizmetlerin niteliğini artırabilmek için Cemevi yönetimi, dede ve anası, AABF İnanç Kurulu ve Bölge İnanç Kurullarımız mutlak suretle Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu AABF arasında güçlü bir istişare, iletişim ve iş birliği sürekliliğinin oluşturulması gereklidir.
Özelikle İnançsal hizmetler konusunda yaşanan sorunlar Bölge İnanç Kurullarımızca tespit edilerek eksiklikler asgariye indirilmelidir. Ana, Dede ve Babaların hizmet süreçlerinde yalnız bırakılmaması; bilgiye, eğitime ve dayanışmaya erişimlerinin ortak akılla sağlanması son derece önemlidir.
Sevgili canlar; Kurumsallaşma, yalnızca örgütlenmek değil; bir yönüyle inançlara ait olan; bir yanıyla da insanlığa ait olan ortak değerler etrafında sürdürülebilir, samimi, güvenilir ve dostane bir süreci yaratabilmektir.

8. Aleviliğin Özünü Koruyarak Geleceğe Taşımak

Alevi İnancının dokusuna zarar vermeden Yolun İnançsal, kültürel, felsefi tarihsel birikimini korumak kadar, bu birikimi doğru yaşayanların rehberliğinde bizlerden sonraki gelecek kuşaklara aktarmak vicdani sorumluluğumuz olarak görmeliyiz.
Dünden bugüne taşınarak Geleneksel ve Sözlü İnanç kültürümüzün, Cemimizin, deyişlerimizin, nefeslerimizin, gülbanklarimizin, Semahlarımızın, Ocak ve Dergâh muhabbet geleneğimizin ve Erkânlarımızın siyasal istismarlara uğratılmadan, özünü dokusunu bozmadan, ortak bir yaşama sanatı haline getirmenin sorumluluğu her birimizin boynunda bir vebal ve bir borç gibi görülmelidir.
İnançsal kavramlarımızı gelişigüzel kullanmak yerine, tarihsel bağlamlarını ve farklı Alevi topluluklarındaki karşılıklarını dikkate almak durumundayız. Aleviliğin İnançsal, tarihsel, Kültürel, ve felsefi zenginliğini tek bir yoruma indirgemeden, ortak değerlerimizi, tarihsel çeşitliliğimizin hakikati ile, Yol birdir Sürek bin birdir anlayışı ile ele almalıyız.

Geçmişimize sahip çıkmak; asla geçmişe takılmak değildir. Geçmişin bilgeliğini bugünün ihtiyaçlarıyla buluşturabilmenin ustalığı ile Hak, Muhammed, Ali yol ve inancının köklerini koruyarak Yola talip olmakla, öl ikrar verme, öl ikrarından dönme inanç ve düsturu ile toplumsal hafızamız gelişmeli, inancımızın özünü yaşatarak inançsal bütünlüğümüzü sağlayarak geleceğe yürüyebilmektir.

9. Toplumsal Barış, Adalet

Alevi İnanç ve öğretisinin temel değerlerinden biri de, insanı insan olduğu için sevmek ve insanın hangi dinde, hangi mezhepte, hangi ırk, renk veya ulustan olmasından ziyade can duygusu ile barışık yaşayabilmemizdeki bakıştır.
Ezici barbar, gerici egemen sistemler karşısında ezilen mazlum halkların barışını savunmak, barışın yanında durmak biz aleviler açısında son derece anlamlı ve değerlidir. Çünkü barış bizim temel felsefemiz ve Hak ve hakikatin tezahürüdür.
Ne var ki, bu kadar önem arz eden bir toplumsal aracın sunî esnek ve yapay yaklaşımlara sığdırılarak AKP’nin kendi iktidarını sürdürebilmesi adına geliştirdiği siyasi strateji ve taktik üzerinde kurgulanan, İslam kardeşliği mesajı üzerinde yürüyen süreçten kuşku duymaktayız.
Kuşkumuzdan haklıyız çünkü geçmişe dair biz Alevilere verilen sözler, yapılan onlarca Çalıştayın havada kalması, cemevlerimize ve yöneticilerimize yönelik geliştirilen politik saldırılardan da anlaşılıyor ki İslam bayrağı altında kardeş olamayacağız. Çünkü fıtratımız birbirine zıttır ve uymuyor.
Sevgili canlar; Barış olacaksa ki olmalıdır. Çünkü barışa muhtaç olan bir toplum varsa alevilerdir. Ancak barış eşit ve demokratik koşul ve zeminlerde anayasanın eşit yurttaşlık Hakk’ı üzerinde sağlanmadıkça çerçeve yasa aldatması ile sunulan bir barış sürecinin çok da faydalı olacağı kanaatinde değiliz.
Biz aleviler barış derken Yunus’un yaratanı sevmişiz yaratandan ötürü, sözünü referans alırız. Bu nedenle gerek inançsal, gerekse insani duruşumuz toplumsal adalet ve barıştan, haktan ve hakkaniyetten, ve insan hak ve özgürlüklerinden bağımsız düşünülemez.
Alevilerin barış anlayışı, haksızlık karşısında susan dil şeytandır manasında anlam bulur. Barışı savunmak, hak ve adaleti, insanın eşitliğini savunmak; sorunların çözümünde insan onurunu ve birlikte yaşam iradesini esas almaktır.
Barış kişilerin özgürleşmesinden ziyade Halkların kardeşçe yan yana özgür yaşamını kolay kılmak adına zulmün, sömürünün, her türlü faşizan baskının sona erdirip demokratik zeminlerde buluşabilme eylemidir.

10. Önümüzdeki Döneme İlişkin Hedeflerimiz

Değerli canlar, Konuştuğumuz bütün bu başlıkların somut çalışmalara dönüşmesi elbette birlikte yaratacağımız kolektif bir ruhla sahip olabilme ile mümkündür. Bu nedenle AABF İnanç Kurulumuzun önümüzdeki bir buçuk yıllık dönemde şu hedeflere öncelik vermesini önemsiyoruz;
Ana, Dede ve baba eğitimleri her bakımda bilimsel kaliteli, düzenli, planlı ve sürdürülebilir eğitim programlarımızın bu dönemden sonra da devam ettirilmesi.
Alevi inancı, tarihi, felsefesi, Yol ve Erkânın temel kavramları üzerine bilimsel ve akademik çalışmaları destekleyip sürdürüldüğü süreci desteklemek. İnançsal ve toplumsal sorunlarımızı diyalog ve ortak akıl yolu ile çözüme kavuşmasını sağlamak. Alınan kararların uygulanmasını düzenli olarak değerlendirmek ve sonuçlarını kurumsal yapımızla çözüme ulaşmasını sağlamak.
Bu hedefleri yalnızca temenni olarak bırakmamalıyız; Çalışma takvimi ve değerlendirme ölçütleri belirlenmiş bir programa dönüştürmeliyiz. Başarıyı yalnızca kaç toplantı yaptığımızla değil, kaç cana ulaştığımızla, ne kadar bilgi ürettiğimizle ve yol hizmetine ne kattığımızla ölçmeliyiz.

11. Sonuç: Yolumuzun Hizmetinde Birlikte Yürümek

Değerli Başkan, kıymetli Ana, Dede ve Babalarımız, sevgili canlar; bilinmelidir ki Bugün burada üstlendiğimiz sorumluluk, yalnızca bugünün değil, bizden sonraki gelecek kuşaklara yolun hakikatini taşıyabilmenin sorumluluğudur.
Bizler bu yola hizmet etmek için varız. İnancımızın değerlerini korumak, bize ait olanlarımıza sahip çıkarak onu yaşatmak, bilgimizi geliştirmek ve gençlerimize daha güçlü bir kurumsal miras bırakmak zorundayız.
Bunu başarabilmek için gerek AABF İnanç Kurulumuz ve Genel Merkezimiz, gerekse örgütsel yapımızın emeğin yüceliğine inanarak verilen çabaya saygı göstermeli ve çalışmalarımızın ortak akılla desteklenmesini bekliyoruz.
Sevgili canlar hepimiz ortak hedeflerimiz etrafında birleşmeliyiz. Unutmayalım ki Alevi İnancın Yol ve Erkânın yaşanmasında, insanı incitmeden hakikati aramanın; adaletten ayrılmadan yaşamanın; sevgi ile bir arada durmanın yoludur.
İnanç Kurulumuzun her çalışmasında bu anlayışın esas almasını temennisi ile genel kurulumuzun, yalnızca değerlendirmelerin yapıldığı bir toplantı olarak kalmamasıdır. Yürüdüğümüz hizmet yolunda yeni hedeflerin belirlendiği, ortak sorumlulukların üstlenildiği ve inançsal hizmetlerimizin güçlendiği bir başlangıç olmakla birlikte yol adına yolda doğru yürüyenlerin birliğine vesile olmasıdır.
Sevgili canlar;
Bir dönem birlikte yol hizmeti almış olduğumuz ve yakın tarihimizde Kendi hakikati ile yüzleşip aslına dönen sevgili Hüseyin Fırat Baba’ya, bu dönem AABF İnanç Kurulu Üyemiz olan sevgili Bakır Bozkurt Baba’nın sevgili Annesine, ve hakikati ile yüzleşip aslına dönen cümle canlarımızın devirleri daim olsun. cümlesini saygı ve minnetle anıyorum.
Sözlerimi Sümmani’nin bir dörtlüğü ile tamamlamak istiyorum.
Ey gönül devr-i alemde çektiğin dava nedir
Seni böyle derde salan bu nefsi hava nedir
Bir gün olur güneş batar, gül solar, bülbül gider
Bu meşakkat bahçesinden aldığın meyve nedir.

Birliğimiz daim, Hızır yar ve yardımcımız ola.
Cümle canlarımızın hizmetleri Hak katında kabul ola.
Cümlemiz aşk ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Hak ile olun, Hak ile kalın.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir