Datça Demokrasi Platformu, 226. Adalet ve Barış Buluşması’nda A101 işçilerinin ücretsiz içme suyu, yemek ücretlerinin artırılması ve oturma-dinlenme hakkı taleplerine destek verdi. Platform adına açıklamayı okuyan Mikail Akbalık, işçilerin en temel insani ihtiyaçlarının şirketler tarafından tasarruf kalemine dönüştürülmesine tepki gösterdi. Buluşmada konuşan Başaran Aksu ise madenlerden zincir marketlere uzanan ağır çalışma koşullarına ve emek sömürüsüne dikkat çekti.

Hasan Hüseyin Dönmez / AHA – Muğla’nın Datça ilçesinde, Datça Demokrasi Platformu bileşenleri tarafından düzenlenen 226. Adalet ve Barış Buluşması’nda A101 işçilerinin çalışma koşulları ve temel hak talepleri gündeme taşındı.

Berkin Elvan Yontusu önünde gerçekleştirilen buluşmaya çok sayıda Datçalı yurttaşın yanı sıra Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı ve Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu da katıldı.

Platform adına basın açıklamasını Mikail Akbalık okudu. Açıklamada, A101 çalışanlarının gün boyunca ayakta çalışmak zorunda bırakıldığı, içme suyunu kendi paralarıyla satın aldığı ve yemek ücretlerinin iki yıldır artırılmadığı belirtildi.

İşçilerin ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyuna, insanca beslenebilecekleri yemek ücretine ve çalışma sırasında oturup dinlenme hakkına sahip olması gerektiği vurgulandı.

Mikail Akbalık: “Bir İnsanın Susuzluğu Üzerinden Kâr Hesabı Yapılamaz”

Datça Demokrasi Platformu adına konuşan Mikail Akbalık, A101 işçilerinin en temel insani ihtiyaçlarını karşılamakta dahi güçlük çektiğini belirterek içme suyunun işveren açısından bir maliyet kalemine dönüştürülmesine tepki gösterdi.

Akbalık, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İşçiler, bütün gün raf dizen, kasa başında duran, ürün taşıyan bedenleriyle susadıklarında, çalıştıkları mağazanın reyonunda satılan suyu kendi paralarıyla almak zorunda bırakılıyor. Su, şirketin tasarruf kalemi haline getirilmiş durumda. Oysa su bir lütuf değil, en temel insan ihtiyacıdır. İşçiler, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu talep ediyor. Çünkü bir insanın susuzluğu üzerinden kâr hesabı yapılamaz.”

Platform, işçilerin su içme, beslenme ve dinlenme haklarının birer ayrıcalık değil, insan onuruna yakışır çalışma yaşamının vazgeçilmez koşulları olduğunu vurguladı.

Başaran Aksu: “İşçiler, Patronlar Daha Fazla Kâr Etsin Diye Vahşi Sömürü Koşullarına Mahkûm Ediliyor”

Basın açıklamasının ardından söz alan Başaran Aksu, Türkiye’de giderek ağırlaşan çalışma koşullarını, düşük ücretleri ve emekçilerin karşı karşıya kaldığı güvencesizliği değerlendirdi.

Maden işçilerinden A101 çalışanlarına kadar farklı sektörlerdeki emekçilerin ağır sömürü koşulları altında yaşam mücadelesi verdiğini belirten Aksu, büyük holdinglerin kârlarını artırırken milyonlarca çalışanın yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini savundu.

Aksu, işçilerin yarattıkları ekonomik değere rağmen insan onuruna yakışır ücretlere ve çalışma koşullarına ulaşamadığını ifade etti.

“Örgütlü ya da Örgütsüz İşçiler Ağır Sömürü Koşulları Altında”

Madenlerde ve zincir marketlerde yaşanan sorunların birbirinden bağımsız olmadığını belirten Aksu, örgütlü ya da örgütsüz işçilerin düşük ücretler, güvencesizlik ve ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

Farklı işkollarındaki emekçilerin ortak sorunlarına dikkat çeken Aksu, işçilerin karşı karşıya kaldığı koşulların sermayenin daha fazla kâr elde etme hedefiyle bağlantılı olduğunu savundu.

“İşçiler Gençliklerini Veriyor, Yaşlanınca Kapının Önüne Konuluyor”

Zincir marketlerde çalışan emekçilerin belirli bir yaşa geldiklerinde işlerinden uzaklaştırıldığını dile getiren Aksu, işçilerin çalışma yaşamı boyunca emeklerini sundukları şirketler tarafından zamanla gözden çıkarıldığını söyledi.

Patronların ve büyük holdinglerin daha fazla kâr elde etme hedefi doğrultusunda işçilerin güvencesizliğe ve insan onuruyla bağdaşmayan ücretlere mahkûm edildiğini vurgulayan Aksu, çalışma yaşamındaki bu anlayışı eleştirdi.

“Sermaye Kârını Büyütürken İşçiler Yoksullaşıyor”

Türkiye’de çalışanların büyük çoğunluğunun yoksulluk sınırının altında ücretlerle geçinmek zorunda kaldığına dikkat çeken Aksu, maden işçilerinin ve zincir market çalışanlarının yaşadığı sorunların ortak noktasının emeğin sömürülmesi olduğunu belirtti.

İşçilerin ürettikleri ekonomik değere rağmen insanca yaşayabilecekleri ücretlere ve çalışma koşullarına ulaşamadığını ifade eden Aksu, mevcut çalışma düzeninin sermayenin kârını büyütürken emekçilerin yoksulluğunu derinleştirdiğini dile getirdi.

Datça’dan yükselen dayanışma çağrısında, işçilerin su içme, beslenme ve dinlenme haklarının birer ayrıcalık değil, insanca çalışma yaşamının temel koşulları olduğu vurgulandı.

Datça Demokrasi Platformu’nun Basın Açıklaması Tam Metni

Datça Demokrasi Platformu adına Mikail Akbalık tarafından okunan basın açıklamasının tam metni şöyle:

A-101 işçilerinin üç temel talebi, kapitalizmin en çıplak yüzünü gösteren, en basit insan ihtiyaçlarının bile nasıl birer “lütuf”a çevrildiğini ortaya koyuyor.

İşte bu taleplerin detayları:

1. Su içme hakkı

İşçiler, bütün gün raf dizen, kasa başında duran, ürün taşıyan bedenleriyle susadıklarında, çalıştıkları mağazanın reyonunda satılan suyu kendi paralarıyla almak zorunda bırakılıyor. Su, şirketin tasarruf kalemi haline getirilmiş durumda. Oysa su bir lütuf değil, en temel insan ihtiyacıdır. İşçiler, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu talep ediyor. Çünkü bir insanın susuzluğu üzerinden kâr hesabı yapılamaz.

2. Yemek ücretinin iyileştirilmesi

İki yıldır değişmeyen günlük yemek ücreti 158 TL. Bu rakam, devletin belirlediği günlük 330 TL’lik asgari yemek bedelinin yarısından bile az. Enflasyonun sofraları küçülttüğü, gıdanın her gün daha pahalılaştığı bir dönemde, işçinin karnını doyurması gereken para, patronun hesap tablosunda sabitlenmiş bir rakam olarak duruyor. İşçiler, yemek ücretinin en az günlük 330 TL’ye (aylık yaklaşık 8.580 TL) çıkarılmasını istiyor. Çünkü işçinin sofrası, şirketin tasarruf alanı olamaz.

3. Oturma ve dinlenme hakkı

Saatlerce ayakta durmak, belin, ayakların, eklemlerin yorulması, bedenin çökmesi… A-101’de oturmak adeta bir “suç” gibi görülüyor. İşçi, mağazanın vitrini kadar “düzgün” durmak zorunda bırakılıyor. Oysa insan bedeni bir satış reyonu değildir. İşçi makine değildir. Yorulur, dinlenmek ister, oturmak ister. Bu talep, yalnızca birkaç dakikalık bir mola değil; insanın kendi bedenine sahip çıkma hakkıdır.

Bu üç talep, ayrıcalık değil, insan onurunun en asgari koşullarıdır. Su, yemek ve oturma… Kapitalizm o kadar vahşileşti ki, artık bunları bile “fazla” görüyor.

A-101 işçileri ise şunu haykırıyor:

Biz köle değiliz. Emeğimizle üretiyoruz. Ve en temel haklarımızı alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

Basın Açıklaması Sloganlarla Sona Erdi

Datça Demokrasi Platformu’nun 226. Adalet ve Barış Buluşması, A101 işçilerinin temel hak taleplerine destek verilmesi ve emek mücadelesinde dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısıyla sona erdi.

Berkin Elvan Yontusu önündeki basın açıklaması sloganlarla tamamlandı.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir