Özkan Ataç

atachozkan123@gmail.com

Pir, mürşit, rehber ve talip arasında hizmet ve sorumluluk farklılıkları vardır. Bu nedenle yapı bütünüyle hiyerarşisiz değildir. Ancak ideal anlamıyla bu makamların amacı mutlak güç kurmak değil, yol hizmetini yürütmektir.

✍️Özkan Ataç

Tevhid, Rıza, Sevgi ve Dayanışmadan Evrensel Bir Yaşam Anlayışına

Bir inanç yalnızca neye inandığımızı söylemez; nasıl yaşayacağımızı da öğretir.

İnsanla, toplumla, doğayla ve bütün varlıkla kurduğumuz ilişkinin dilini belirler.

Anadolu irfanında bu dilin en derin köklerinden biri tevhiddir.

Tevhid, Allah’ın birliğini dile getiren temel bir inanç ilkesidir. İrfani yorumda ise yalnızca söylenen bir inanç olarak kalmaz; varlığın kaynağındaki birliği idrak etmek ve bu bilinci hayata taşımaktır.

Kur’an’ın diliyle:

“De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir.”
(İhlâs, 112/1-2)

Hak birdir.
İnsanlık birdir.
Varlık bütündür.

Bu birlik, farklılıkların yok edilmesi anlamına gelmez. Aksine:

Çoklukta birlik, farklılıkta zenginliktir.

Tevhid böylece yalnızca bir inanç konusu değil, yaşanan bir ahlaka dönüşür.

TEVHİD İÇTE BİRLİK, DIŞTA ADALETTİR

Varlığın kaynağında birlik varsa, insanı değersizleştiren bir anlayış bu bilinçle bağdaşmaz.

Güçsüzü hor görmek, yoksulu görmezden gelmek, insan onurunu çiğnemek; birlik düşüncesini hayatın dışında bırakmaktır.

Kur’an şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya vermeyi emreder…”
(Nahl, 16/90)

Bu nedenle tevhidin toplumsal karşılığı yalnızca “hepimiz biriz” demek değildir.

Birlik bilincini adalete, merhamete ve sorumluluğa dönüştürmektir.

RIZA: BİRLİĞİN TOPLUMSAL DİLİ

Alevi yolunda rıza, yalnızca razı olmak değildir.

Karşılıklı sorumluluk, haklaşma, birbirinin hakkını gözetme ve birlikte yaşama iradesidir.

Musahiplik bunun güçlü örneklerinden biridir. Tarihsel biçimleri değişse de temelinde birbirini gözetmek, zor zamanda dayanışmak ve sorumluluk paylaşmak vardır.

Buradaki düşünce yalındır:

İnsan yalnız değildir.
İnsan insana emanettir.

Tevhid varlığın birliğini gösteriyorsa, rıza bu birliği insan ilişkilerinde yaşatır.

Rıza, tevhidin toplumsal dilidir.

OCAK SİSTEMİ: HİZMET, RIZA VE ÖZERK DAYANIŞMA

Alevi yolunun özgünlüğü yalnızca inançlarında değil, kendi toplumsal örgütlenme biçiminde de görülür.

Ocak sistemi tarih boyunca inanç, erkân, eğitim, kültür ve dayanışmanın taşıyıcılarından biri olmuştur.

Pir, mürşit, rehber ve talip arasında hizmet ve sorumluluk farklılıkları vardır. Bu nedenle yapı bütünüyle hiyerarşisiz değildir. Ancak ideal anlamıyla bu makamların amacı mutlak güç kurmak değil, yol hizmetini yürütmektir.

Pir yol gösterir.
Mürşit irşat eder.
Rehber yol arkadaşlığı yapar.
Talip ise yolun pasif izleyicisi değil, yaşayan öznesidir.

Dolayısıyla burada yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir otorite ilişkisi değil, karşılıklı sorumluluk ve rıza ilişkisi vardır.

Kur’an’da:

“İşleri aralarında danışma iledir.”
(Şûrâ, 42/38)

buyurulur.

Bu ayet doğrudan ocak sistemini tarif etmez; ancak danışma ve ortak sorumluluk ilkeleri bakımından rızalık anlayışıyla anlamlı bir irfan diyaloğu kurulabilir.

Alevi topluluklarının kendi ocakları, cemleri, musahiplik ilişkileri ve dayanışma ağları içinde inançlarını sürdürmeleri, yolun yalnızca bireysel bir inanç değil, kolektif olarak yaşanan bir hayat anlayışı olduğunu gösterir.

Bu nedenle özgürlük burada başıboşluk değildir.

Kendi yolunu kendi erkânıyla yaşatabilme özgürlüğüdür.

Kolektiflik ise bireyi yok etmek değil, bireyi topluluk içinde yalnız bırakmamaktır.

Bu anlayışta:

İtaat yerine ikrar,
tahakküm yerine hizmet,
zorlama yerine rıza,
buyurma yerine rehberlik vardır.

Anadolu irfanında yaygın biçimde aktarılan:

“Eline, beline, diline sahip ol.”

düsturu da bu ahlakın özlü ifadelerinden biri olarak okunabilir.

İnsanın önce kendi nefsine, gücüne ve davranışlarına karşı sorumluluk taşıması; inancın başkaları üzerinde baskı kurmanın değil, kendini terbiye etmenin yolu olduğunu hatırlatır.

SEVGİ: TEVHİDİN İNSAN DİLİ

Yunus Emre’nin insan sevgisi, Mevlâna’nın aşk anlayışı, Alevi-Bektaşi yolunun insan merkezli yaklaşımı, Ahiliğin kardeşlik ve dayanışma ahlakı aynı gelenek değildir.

Fakat aralarında bir irfan diyaloğu kurulabilir.

Yunus Emre’nin:

“Yaratılanı severim Yaratandan ötürü.”

sözü bu anlayışın güçlü ifadelerinden biridir.

Sevgi burada yalnızca duygu değildir.

İncitmemek, gözetmek, paylaşmak, adaleti korumak ve farklı olana saygı göstermektir.

Sevgi, tevhidin insan ilişkilerindeki dilidir.

YOKSULU GÖZETMEK, GÜÇSÜZÜ KOLLAMAK

Kur’an insanın onurunu açıkça vurgular:

“Andolsun, biz Âdemoğluna şan, şeref ve nimetler verdik…”
(İsrâ, 17/70)

Bu nedenle toplum yalnızca güçlü olanı değil, güçsüz olanı da gözetmelidir.

Yoksulu görmek, kimsesize sahip çıkmak, düşkünü yalnız bırakmamak, çocuğu ve yaşlıyı korumak, ihtiyaç sahibine el uzatmak…

Bütün bunların amacı ayrıcalık üretmek değil, insanlık onurunu korumaktır.

Rıza toplumunun temel ahlakı da budur:

Kimseyi dışarıda bırakma.

DAYANIŞMA: BİRLİĞİN YAŞAYAN BİÇİMİ

İmece, lokma, musahiplik, komşuluk ve Ahilik; farklı tarihsel bağlamlarda ortaya çıkmış olsa da paylaşma ve birbirini gözetme kültürünün izlerini taşır.

Alevi yolunda dayanışma yalnızca yardım etmek değildir.

Birbirinin yükünü paylaşmaktır.

İnsan yalnızca maddi ihtiyaçları olan bir varlık değildir. Görülmek, anlaşılmak, ait olmak ve zor zamanlarda yalnız bırakılmamak da insanın temel ihtiyaçları arasındadır.

Dayanışma, insanın insana verdiği güvendir.

DOĞAYLA BİRLİK

Tevhid insanı varlığın bütününden koparmaz.

Toprak, su, hava, hayvanlar ve bütün canlı yaşam bizim dışımızda duran bir dünya değil, içinde yer aldığımız hayatın kendisidir.

Anadolu irfanındaki emanet, ölçü ve israf etmeme anlayışı bu bakışla yeniden okunabilir.

Bugün bunun karşılığı:

Savaşmak yerine uyum,
israf yerine ölçü,
tüketmek yerine korumak,
sahip olmak yerine emanet bilincidir.

Geçmişteki bütün irfan geleneklerinin aynı ekolojik öğretiye sahip olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak onların ölçü, emanet, paylaşma ve sorumluluk anlayışları bugünün ekolojik sorunlarıyla yeniden buluşturulabilir.

ANADOLU İRFANI: FARKLILIKLAR İÇİNDE BİRLİK

Alevi-Bektaşi yolu Anadolu irfanının önemli damarlarından biridir; fakat Anadolu irfanı yalnızca Alevilikten ibaret değildir.

Yesevi geleneği, Ahilik, Mevlevilik, Bektaşilik, Yunus Emre ve Anadolu’nun farklı tasavvufi ve halk irfanları kendi özgün tarihleri içinde değerlendirilmelidir.

Onları aynılaştırmak yerine birbirleriyle konuşturmak mümkündür.

Çünkü tevhid aynılaşmak değildir.

Birlik, farklılıkların yok edilmesi değil, farklılıklar içinde bütünlüğün görülmesidir.

Bu nedenle Anadolu irfanı geçmişte donmuş bir miras değil, bugünün insanlık sorunlarıyla yeniden konuşabilecek canlı bir kültürel birikim olarak ele alınabilir.

İNANÇ DAYATMAZ, ÖRNEK OLUR

Bir inancın gerçek gücü yalnızca ne söylediğiyle değil, nasıl bir hayat ortaya çıkardığıyla anlaşılır.

Bilimde ilerlemek, sanatta üretmek, kültürü yaşatmak, çocuğa iyi eğitim vermek, yaşlıyı korumak, yoksulu gözetmek, doğayı savunmak ve insan onurunu korumak…

Bunlar inancın hayattaki karşılıkları olabilir.

İnanç, başkasını kendisine benzetmek zorunda değildir.

Kendi güzelliğini yaşayarak gösterebilir.

Kültürel etki zorlamayla değil; bilgiyle, sevgiyle, sanatla, adaletle ve güzel bir yaşam örneğiyle doğar.

İnanç başkasının özgürlüğünü daraltmak yerine insanı özgürleştiriyorsa, hayatın içinde anlam kazanır.

BİRLİK AYNI OLMAK DEĞİLDİR

Ruhsal birlik herkesin aynı düşünmesi değildir.

Aynı inanca sahip olmak da değildir.

Birlik, farklılıkların içinde ortak insanlığı görebilmektir.

Ben farklıyım.
Sen farklısın.

Ama birbirimizin insanlığını inkâr etmiyorsak ortak bir zeminde buluşabiliriz.

Tevhidin toplumsal anlamı burada görünür:

Çoklukta birlik.
Farklılıkta zenginlik.
Rızada huzur.

ANADOLU İRFANINDAN EVRENSEL BİR YAŞAM DİLİNE

Bugün yapılması gereken geçmişi olduğu gibi tekrar etmek değil, geçmişten gelen özü bugünün sorunlarıyla buluşturmaktır.

Tevhidi insan onuruyla,
rızayı dayanışmayla,
sevgiyi adaletle,
merhameti sorumlulukla,
irfanı bilimle,
kültürü sanatla,
doğayla ilişkimizi emanet bilinciyle buluşturmak…

Böyle bir yaklaşım yalnızca Alevi-Bektaşi yoluna değil, Anadolu’nun daha geniş irfan ve tasavvuf mirasına da yeni bir nefes kazandırabilir.

Bu miras dünyaya bir üstünlük iddiasıyla değil, yaşanabilir bir insanlık örneğiyle seslenebilir.

İnanç dayatmaz.
Örnek olur.

Kültür dışlamaz.
Buluşturur.

İrfan hükmetmez.
İnsanı derinleştirir.

Tevhid yalnızca dilde kalmaz.

İnsanda, ilişkide ve toplumda görünür olur.

İşte o zaman Hak yolu, yalnızca anlatılan bir yol olmaktan çıkar; yaşanan bir hakikat yoluna dönüşür.

İçte tevhid.
İlişkide rıza.
Hayatta sevgi.
Toplumda dayanışma.
Adalette merhamet.
Doğayla uyum.
Bilimde ilerleme.
Sanatta güzellik.
İnsanda Hakikat.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir