TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 14 Ekim’de İstanbul’da yaşanan şiddetli yağışların ardından yaptığı açıklamada, su baskınlarının yalnızca aşırı yağışlarla açıklanamayacağını belirtti. Plansız kentleşme, betonlaşma, dere yataklarının yapılaşmaya açılması ve yetersiz altyapıya dikkat çeken çevre mühendisleri, “Sorun yağmur değil, plansız kentleşme ve yetersiz altyapıdır” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada, İstanbul’un geleceği için bilimsel, kamucu ve ekolojik kentleşme politikalarının hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

Hasan Hüseyin Dönmez / AHA – TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, 14 Ekim 2026 Çarşamba günü İstanbul’da etkili olan şiddetli sağanak yağışların ardından yazılı açıklama yaparak kentte yaşanan su baskınlarının nedenlerini ve alınması gereken önlemleri kamuoyuyla paylaştı.

İstanbul’da yaşananların yalnızca olağanüstü yağışlarla açıklanamayacağını vurgulayan çevre mühendisleri, yıllardır sürdürülen plansız kentleşme, doğal alanların yapılaşmaya açılması, dere yataklarının daraltılması ve altyapı yetersizliklerinin afet riskini büyüttüğünü belirtti.

Açıklamada, İstanbul’un her şiddetli yağışta benzer görüntülerle karşı karşıya kalmasının, kentleşme politikalarının ve afetlere hazırlık çalışmalarının yeniden sorgulanmasını zorunlu kıldığı ifade edildi.

İstanbul’da Bir Günde 2 Bin 518 İhbar Yapıldı

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin aktardığı İstanbul Valiliği verilerine göre, 14 Ekim günü saat 06.00 ile 20.00 arasında kent genelinde 2 bin 518 ihbar yapıldı.

Bu ihbarların 1.277’sinin su baskını, 15’inin heyelan, 47’sinin ise mahsur kalma olaylarıyla ilgili olduğu belirtildi.

AKOM verilerine dayandırılan açıklamada, Beykoz-Ömerli’de metrekareye 193,84 kilogram, Arnavutköy’de 125,9 kilogram, Sarıyer-İTÜ Maslak’ta ise 124,72 kilogram yağış düştüğü kaydedildi.

Şiddetli yağışlar nedeniyle Başakşehir Olimpiyat ve Hacıosman metro istasyonlarının su altında kaldığı, Kayaşehir metro istasyonunun tahliye amacıyla kapatıldığı belirtildi.

Bahçelievler’de Turgut Özal Alt Geçidi’nde araçların suya gömüldüğü, Arnavutköy’de Alibey Deresi’nin taştığı, Sultangazi’de bir ilkokulun istinat duvarının çöktüğü ve Büyükçekmece’de bir devlet hastanesinin koridorlarını su bastığı aktarıldı.

Kuzey Marmara Otoyolu’nun Riva yönünde de toprak kayması yaşandığı ifade edildi.

“Sorun Yağmur Değil, Plansız Kentleşme ve Yetersiz Altyapıdır”

İstanbul’da Eylül 2023’te yaşanan ve Başakşehir ile Küçükçekmece’de iki kişinin yaşamını yitirdiği sağanak yağışları hatırlatan çevre mühendisleri, üç yıl sonra aynı bölgelerde benzer su baskınlarının yaşanmasının yapısal sorunların giderilmediğini gösterdiğini savundu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İstanbul’da her sağanak bir afete dönüşüyor: Sorun yağmur değil, plansız kentleşme ve yetersiz altyapıdır.”

Yağışların doğal bir olay olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu yağışların afete dönüşmesinde kentlerin nasıl planlandığının belirleyici olduğu vurgulandı.

TMMOB, doğal su yollarının daraltılması, su havzalarının yapılaşmaya açılması ve yağmur suyu altyapısındaki eksikliklerin taşkın riskini artırdığını belirtti.

Betonlaşma İstanbul’un Doğal Su Döngüsünü Bozuyor

Çevre mühendisleri, İstanbul’daki su baskınlarının temel nedenlerinden birinin aşırı betonlaşma olduğunu ifade etti.

Ormanların, tarım alanlarının ve su toplama havzalarının yapılaşmaya açılmasıyla yağmur suyunun toprağa sızmasının engellendiği, beton ve asfalt yüzeylerde biriken suyun kısa sürede yüzey akışına dönüşerek taşkınlara neden olduğu belirtildi.

Açıklamada, Ayamama, Tavukçu, Kağıthane ve Kurbağalıdere çevresindeki yapılaşmanın doğal su yolları üzerindeki baskının örnekleri arasında bulunduğu kaydedildi.

Dere yataklarının daraltılması ve beton kanallara alınmasının yoğun yağışlarda taşkın riskini artırdığı vurgulandı.

Yetersiz Altyapı ve Yanlış İmar Kararları Su Baskınlarını Ağırlaştırıyor

İstanbul’un eski yerleşim bölgelerinde yağmur suyu ve atık suyun aynı hatlarda taşınmasının önemli bir altyapı sorunu oluşturduğuna dikkat çekildi.

Yoğun yağışlarda bu hatların kapasitesinin aşılması nedeniyle rögarların geri teptiği, yolların su altında kaldığı ve özellikle bodrum katlarda ciddi zararlar meydana geldiği belirtildi.

Mazgalların tıkanması, düşük kotlu alt geçitlerde yeterli tahliye sistemlerinin bulunmaması ve yol çalışmalarındaki koordinasyon eksikliklerinin de su baskınlarının etkisini artırdığı ifade edildi.

TMMOB, yapı ruhsatlarının hazırlanması ve yapı denetimi süreçlerinde parsel içi drenaj sistemlerinin yeterince değerlendirilmediğini belirterek mühendislik denetiminin güçlendirilmesini istedi.

“İklim Değişikliği Mazeret Olarak Kullanılamaz”

Açıklamada iklim değişikliğinin aşırı yağışların şiddetini artırabildiği kabul edilirken, bunun yanlış kentleşme politikalarını ve altyapı eksikliklerini açıklamak için mazeret olarak kullanılamayacağı vurgulandı.

Çevre mühendisleri, mevcut altyapının geçmiş yılların yağış koşullarına göre değil, gelecekte karşılaşılabilecek daha şiddetli yağış senaryoları dikkate alınarak yeniden planlanması gerektiğini belirtti.

İklim krizine uyum sağlayan bir kentleşme anlayışının benimsenmesi ve doğal su döngüsünü koruyan uygulamaların yaygınlaştırılması çağrısında bulunuldu.

Sünger Kent Modeli ve Yeni Altyapı Yatırımları Önerildi

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul’da su baskınlarının önlenebilmesi için merkezi yönetim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve ilçe belediyelerinin eşgüdüm içinde çalışması gerektiğini belirtti.

Açıklamada öne çıkan çözüm önerileri arasında yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrılması, geçirgen yüzeylerin artırılması, yağmur bahçeleri ve yeşil çatı uygulamalarının yaygınlaştırılması yer aldı.

Suyun toprağa sızmasını sağlayan ve yüzey akışını azaltan sünger kent yaklaşımının benimsenmesi gerektiği ifade edildi.

Ayrıca sık su baskını yaşanan bölgelerde yeraltı depolama tankları ve taşkın tünellerinin yapılması, dere yataklarının korunması ve taşkın riski yüksek alanların yeni yapılaşmaya kapatılması istendi.

Taşkın Haritaları Güncellenmeli, Yapı Denetimi Güçlendirilmeli

Çevre mühendisleri, İstanbul’un farklı bölgelerinde taşkın risk haritalarının güncellenmesi gerektiğini belirtti.

Avrupa Yakası’nda Şirinevler, Ataköy, Çırpıcı, Kemerburgaz-Göktürk, Bolluca, Sarıyer Merkez ve Büyükdere; Anadolu Yakası’nda ise Üsküdar Merkez, Hasanpaşa, Maltepe-İdealtepe, Tuzla ve Beykoz Merkez-Çayırbaşı öncelikli bölgeler arasında sıralandı.

Yeni yapı ruhsatlarında taşkın kotlarının dikkate alınması, bodrum katların kullanımının denetlenmesi ve parsel içi yağmur suyu sistemlerinin uzman mühendisler tarafından projelendirilmesi gerektiği ifade edildi.

TMMOB, yağmur suyu şebekelerinin projelendirilmesinde kapasite kullanımının yüzde 70 ile sınırlandırılmasını da önerdi.

Elektrik Güvenliği ve Erken Uyarı Sistemlerine Dikkat Çekildi

Açıklamada, su baskınlarının yalnızca ulaşım ve yapı güvenliğini değil, kentteki elektrik altyapısını da tehdit ettiği belirtildi.

Balat’ta yaşanan can kaybına değinilerek olayın nedeninin soruşturmayla belirlenmesi gerektiği, ancak parklar, sokak aydınlatmaları, elektrik panoları ve kabloların taşkın koşullarına karşı güvenliğinin denetlenmesinin zorunlu olduğu ifade edildi.

Meteorolojik verilerle desteklenen erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, pompa istasyonlarının otomatik devreye alınması ve yağmur suyu hatlarının düzenli bakımının yapılması istendi.

Kanal İstanbul Projesine de Tepki Gösterildi

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, açıklamasında Kanal İstanbul Projesi’ne yönelik eleştirilerini de dile getirdi.

Projenin su havzaları, tarım alanları, meralar ve doğal yaşam koridorları üzerinde ciddi baskılar oluşturabileceği savunularak İstanbul’un ekolojik dengesini ve afet güvenliğini olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

Çevre mühendisleri, kentin doğal alanlarını yapılaşmaya açan büyük projeler yerine mevcut yerleşimlerin güvenliğinin sağlanmasına ve altyapının güçlendirilmesine öncelik verilmesini istedi.

“İstanbul’un İhtiyacı Kamucu ve Bilimsel Planlamadır”

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, afetlere dirençli bir İstanbul için kent politikalarının rant ve yapılaşma odaklı anlayıştan uzaklaştırılması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, meslek odalarının ve bilim insanlarının planlama süreçlerine katılması, güncel bir taşkın ve yağmur suyu master planının hazırlanması ve kamu kaynaklarının kullanımının şeffaf biçimde açıklanması talep edildi.

Çevre mühendisleri, İstanbul’un doğal yaşam alanlarını koruyan, bilimsel verilere dayanan ve kamu yararını esas alan bir kentleşme politikasına ihtiyaç duyduğunu belirtti.

14 Ekim’de yaşanan su baskınlarının ardından yapılan açıklama, İstanbul’un afetlere karşı güvenliğinin yalnızca yağış sonrası müdahalelerle sağlanamayacağını; altyapı yatırımlarından imar kararlarına, doğal alanların korunmasından kamusal denetime kadar bütünlüklü bir planlama anlayışının gerekli olduğunu bir kez daha gündeme taşıdı.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir