Karadeniz’in kadim ezgilerini rock müziğin özgür ruhuyla buluşturan, Lazca müziğe yeni bir soluk kazandıran ve yaşamı boyunca barışın, kardeşliğin, doğanın ve özgürlüğün yanında duran Kazım Koyuncu’nun hikâyesi sinemaya taşınıyor. Yönetmen Özcan Alper’in imzasını taşıyan, Cem Yiğit Üzümoğlu’nun Koyuncu’yu canlandırdığı “Kazım: Yarım Kalan” filminin ilk tanıtım fragmanı yayımlandı. 1 Ocak 2027’de sinemaseverlerle buluşması planlanan film, 33 yaşında yaşamını yitiren sanatçının müziğini, mücadelesini ve geride bıraktığı unutulmaz mirası yeniden gündeme taşıyor.

Hasret Anıl / AHA –  Sazıyla, gitarıyla, şarkılarıyla ve özgürlükten yana duruşuyla milyonların yüreğinde yer edinen Kazım Koyuncu’nun yaşamından esinlenen “Kazım: Yarım Kalan” filminin ilk tanıtım fragmanı izleyiciyle buluştu.

Karadeniz’in dağlarından yükselen tulum ve kemençe seslerini rock müziğin güçlü ritimleriyle bir araya getiren Koyuncu’nun yaşamını konu alan film, yalnızca bir sanatçının müzik yolculuğunu değil, onun yaşadığı dönemin toplumsal ve siyasal atmosferini de beyaz perdeye taşımaya hazırlanıyor.

Yönetmenliğini Özcan Alper’in üstlendiği yapımda, Kazım Koyuncu’yu oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu canlandırıyor.

Filmin tanıtımında kullanılan “Bazı sesler hiç susmaz” ifadesi, 25 Haziran 2005’te henüz 33 yaşındayken yaşamını yitiren Koyuncu’nun, aradan geçen yıllara rağmen dinleyicilerinin belleğinde yaşamaya devam eden sesine işaret ediyor.

Karadeniz’in Dağlarından Milyonların Yüreğine

7 Kasım 1971’de Artvin’in Hopa ilçesinde dünyaya gelen Kazım Koyuncu, müzikle küçük yaşlarda tanıştı. Gençlik yıllarında İstanbul’a taşınması, onun müzikal arayışlarında yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Koyuncu, Karadeniz müziğini yalnızca geleneksel biçimleriyle yorumlamakla yetinmedi. Bölgenin çok dilli ve çok kültürlü müzik birikimini çağdaş müzik anlayışıyla buluşturarak kendine özgü bir yol açtı.

Tulum, kemençe ve geleneksel ezgiler; elektro gitar, bas gitar ve davulla yan yana geldi. Lazca, Türkçe, Gürcüce, Hemşince ve Megrelce eserler, onun müziğinde Karadeniz’in kültürel çeşitliliğini yansıtan bir bütünün parçalarına dönüştü.

Kazım Koyuncu’nun sanatını farklı kılan yalnızca müzik türlerini bir araya getirmesi değildi. O, şarkılarıyla dillerin ve kültürlerin birbirine yabancı olmadığını, farklılıkların ortak bir yaşamın zenginliği olduğunu da gösterdi.

Zuğaşi Berepe: Lazca Rock Müziğin Öncü Yolculuğu

Kazım Koyuncu’nun sanat yaşamındaki önemli dönüm noktalarından biri, 1990’lı yıllarda kuruluşunda yer aldığı Zuğaşi Berepe grubuydu.

Lazcada “Denizin Çocukları” anlamına gelen grup, Lazca sözleri rock müzikle buluşturarak dönemi açısından öncü bir çalışma gerçekleştirdi.

Grubun 1995 yılında yayımladığı Va Mişkunan ve 1998 yılında yayımladığı İgzas albümleri, Lazcanın çağdaş müzik alanındaki görünürlüğüne önemli katkılar sundu.

Zuğaşi Berepe’nin müziği, bir dilin yalnızca geçmişten kalan kültürel bir miras olmadığını; yaşayan, değişen ve yeni ifade biçimleri üretebilen bir değer olduğunu ortaya koydu.

Koyuncu için anadilde müzik yapmak, aynı zamanda kültürel kimliğin özgürce yaşanmasının bir parçasıydı.

“Viya” ve “Hayde” ile Geniş Kitlelere Ulaştı

Zuğaşi Berepe döneminin ardından müzik çalışmalarını kendi adıyla sürdüren Kazım Koyuncu, 2001 yılında Viya, 2004 yılında ise Hayde albümlerini yayımladı.

Bu albümler, onun Karadeniz müziğini farklı kuşaklara ve coğrafyalara ulaştırmasında önemli rol oynadı.

Gelevera Deresi, Ben Seni Sevduğumi, İşte Gidiyorum ve daha birçok eser, dinleyicilerin belleğinde derin izler bıraktı.

Televizyon dizisi Gülbeyaz için hazırladığı müzikler de Koyuncu’nun daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı.

Ancak artan tanınırlığı, onun müziğe ve toplumsal meselelere yaklaşımını değiştirmedi. Koyuncu, sanatını yalnızca sahnede değil, yaşadığı toplumun sorunlarıyla kurduğu ilişkide de anlamlandırdı.

Müziğin Ötesinde Bir Yaşam: Doğa, Barış ve Kardeşlik

Kazım Koyuncu, yalnızca bir müzisyen olarak değil, toplumsal sorunlara duyarlılığıyla da hafızalarda yer edindi.

Karadeniz Sahil Yolu projesine karşı gelişen çevre mücadelesine destek verdi. Doğanın korunmasını, insanların yaşadıkları topraklarla kurdukları bağın savunulmasını önemseyen bir sanatçı olarak tanındı.

Halklar arasındaki kardeşliği savunan yaklaşımı, farklı dillerde söylediği şarkılarda da karşılık buldu.

Koyuncu’nun müziğinde Karadeniz’in yalnızca denizi, yaylaları ve dağları değil; emeği, göçü, yoksulluğu, sevinci, özlemi ve direnişi de vardı.

Bu nedenle onun şarkıları, yalnızca müzikal eserler olarak değil, bir dönemin toplumsal hafızasının parçaları olarak da yaşamaya devam etti.

Çernobil’in Gölgesinden Yarım Kalan Bir Yaşama

26 Nisan 1986’da meydana gelen Çernobil nükleer felaketi, Karadeniz’de çevre ve halk sağlığı üzerine uzun yıllar devam eden tartışmalara neden oldu.

Kazım Koyuncu da yaşamının son döneminde Çernobil felaketinin etkileri ve sağlık hakkı üzerine yürütülen tartışmalara katıldı.

2004 yılının sonlarında kanser teşhisi konulan sanatçı, tedavi gördüğü dönemde de müzikten ve dinleyicilerinden kopmadı.

4 Şubat 2005’te İstanbul’da verdiği konser, hastalığına rağmen sahnede olma kararlılığının unutulmaz örneklerinden biri oldu.

Kazım Koyuncu, 25 Haziran 2005’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Henüz 33 yaşındaydı.

Onun erken ölümü, yalnızca müzik dünyasında değil, Karadeniz’de ve Türkiye’nin farklı kentlerinde büyük üzüntü yarattı.

Ancak Koyuncu’nun geride bıraktığı şarkılar, ölümünden sonra da yeni kuşaklara ulaşmayı sürdürdü.

Özcan Alper’in Yönetmenliğinde “Kazım: Yarım Kalan”

Kazım Koyuncu’nun yaşamından yola çıkan “Kazım: Yarım Kalan”, yönetmen Özcan Alper’in imzasını taşıyor.

Film, Koyuncu’nun çocukluğundan gençlik yıllarına, 1990’ların politik atmosferinden Zuğaşi Berepe’nin kuruluşuna, müzik dünyasındaki yükselişinden yaşamının son dönemine uzanan bir hikâye anlatmayı hedefliyor.

Başrolde Cem Yiğit Üzümoğlu yer alırken oyuncu kadrosunda Ayça Bingöl, Fikret Kuşkan, Şifanur Gül, Serra Arıtürk, Aslıhan Kapanşahin, Baran Bölükbaşı ve Onur Durmaz gibi isimler bulunuyor.

Filmin çekimleri İstanbul’un yanı sıra Artvin’in Hopa, Arhavi ve Kemalpaşa ilçeleri ile Rize’nin Fındıklı ilçesinde gerçekleştirildi. Çekimlerin bir bölümü Karadeniz yaylalarında yapıldı.

Böylece Koyuncu’nun yaşamının geçtiği coğrafya, filmin görsel anlatısının da önemli bir parçası hâline geldi.

İlk Tanıtım Fragmanı Yayımlandı: 1 Ocak’ta Sinemalarda

Filmin ilk tanıtım fragmanı, 23 Ekim 2026 tarihinde izleyiciyle buluştu.

Tanıtımda Kazım Koyuncu’nun müziğe duyduğu tutku ve yaşamının bıraktığı izler öne çıkarılıyor.

Yapımın duyurusunda yer alan şu ifadeler, filmin anlatmak istediği hikâyeyi özetliyor:

“Bazı sesler hiç susmaz.”

“Sadece bir pencere açılır ve rüzgâr yeniden esmeye başlar.”

Film, 1 Ocak 2027 tarihinde sinemalarda gösterime girmeye hazırlanıyor.

“Kazım: Yarım Kalan” filminin resmî YouTube tanıtım fragmanını buradan izleyebilirsiniz:

Kazım: Yarım Kalan | İlk Tanıtım Fragmanı – YouTube

Yarım Kalan Bir Ömür, Yaşamaya Devam Eden Bir Ses

Kazım Koyuncu’nun yaşamı 33 yaşında sona erdi. Ancak onun müziği, doğaya duyarlılığı, kültürel çeşitliliğe verdiği değer ve halkların kardeşliğine ilişkin düşünceleri, ölümünden sonra da farklı kuşaklara ulaşmayı sürdürdü.

Onun bıraktığı miras, yalnızca geçmişe ait bir hatıra değil; bugün de anadilin, kültürel kimliğin, doğanın ve özgür bir yaşamın önemini hatırlatan canlı bir birikimdir.

“Kazım: Yarım Kalan”, bu yönüyle yalnızca bir sanatçının biyografisini değil, müziğiyle sınırları aşan ve yaşamıyla iz bırakan bir insanın hikâyesini sinema izleyicisiyle buluşturmayı amaçlıyor.

Kazım Koyuncu’nun yarım kalan ömründen geriye, hâlâ söylenen şarkılar ve kuşaktan kuşağa aktarılan güçlü bir ses kaldı.

Çünkü bazı sesler gerçekten hiç susmaz.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir