✍️ Hasan Subaşı

e-posta: subasikocer@gmail.com

Çerağın, delilin ışığı yalnızca meydanı aydınlatıyorsa eksiktir. O ışığın insanın içine de düşmesi gerekir. Deyiş yalnızca söyleniyorsa eksiktir. Sözün yaşama dönüşmesi gerekir. Semah yalnızca dönülüyorsa eksiktir. İnsanın kendi benliğinin etrafında dönmekten vazgeçmesi gerekir. Lokma yalnızca bölüşülüyorsa eksiktir. Adaletin de bölüşülmesi gerekir. Cem yalnızca yapılmış olmak için yapılıyorsa eksiktir. Çünkü Cem’in asıl anlamı, meydanda başlayan rızalığın hayatın tamamına taşınmasıdır.

✍️ Hasan Subaşı

Cem, yalnızca insanların bir araya geldiği bir ibadet değildir. Alevilikte Cem; insanın kendisiyle, toplumla, doğayla ve Hak ile ilişkisini sorguladığı bir yol meydanıdır. Bu nedenle Cem’i yalnızca ritüeller, deyişler, semahlar ve on iki hizmet üzerinden açıklamak eksik kalır. Cem’in özünde rızalık, ikrar, görgü, dar, hizmet, eşitlik ve toplumsal sorumluluk vardır. Can, Cem’e yalnızca ibadet etmek için değil; özünü dara çekmek, başkasının hakkıyla yüzleşmek ve yol karşısındaki sorumluluğunu yeniden hatırlamak için gelir.

Alevilikte bazı kavramların anlamı, onları yalnız başına tanımladığımızda tam olarak ortaya çıkmaz. Çünkü Alevi öğretisi birbirinden kopuk kuralların toplamı değildir. Yol, bir bütün olarak yaşandığında anlam kazanır. Cem de böyledir. Cem’i yalnızca belirli günlerde insanların bir araya gelmesi, deyişlerin söylenmesi, semahların dönülmesi, delilin uyandırılması ve lokmanın paylaşılması olarak görürsek Cem’in görünen biçimini anlatmış oluruz. Fakat onun taşıdığı derin anlamı açıklamış olmayız. Bu bağlamda şu iki soru çok önemlidir. Cem’de insan, insan karşısında nasıl durmalıdır? İnsan kendisiyle, toplumla, doğayla ve Hak ile nasıl bir ilişki kurmalıdır? Cem erkânının inançsal, felsefi ve toplumsal anlamı bu soruların içinde saklıdır.

Cem: Bir Araya Gelmekten Daha Fazlasıdır

“Cem” sözcüğü, en temel anlamıyla toplanmayı, bir araya gelmeyi ifade eder. Fakat Alevilikte bu toplanma sıradan bir topluluk oluşturmak değildir. Cem, yol meydanında bir araya gelmektir. Bu ayrım önemlidir. Çünkü Cem meydanına gelen insan yalnızca bedeniyle orada bulunmaz. İnancı, sözü, davranışları, toplumsal ilişkileri ve sorumluluklarıyla meydana gelir. Bu nedenle Cem, kişinin gündelik yaşamından kopuk değildir. İnsan dışarıda başkasının hakkını çiğneyip Cem meydanında yalnızca ritüelleri yerine getirerek yolun gereğini yerine getirmiş sayılmaz. Çünkü Alevilikte ibadet ile yaşam arasında aşılmaz bir duvar kurulamaz. Cem meydanı yaşamın dışında değil, yaşamın kendisinin sorgulandığı meydandır. Bu nedenle Cem’in gerçek anlamını anlamak için erkân ile ahlak arasındaki ilişkiyi görmek gerekir.

Cem’in Merkezinde İnsan Vardır

Alevi öğretisinin en güçlü damarlarından biri insanı merkeze alan Hak anlayışıdır. İnsan yalnızca emir alan, korkuyla itaat eden bir ”varlık” değildir. İnsan aklıyla, vicdanıyla, sevgisiyle ve davranışlarıyla yolun sorumluluğunu taşıyan candır. Bu nedenle Cem meydanına girildiğinde insanların toplumsal statülerinin belirleyiciliğini yitirmesi esastır. Zengin ile yoksul, kadın ile erkek, makam sahibi ile sıradan insan aynı meydandadır. Çünkü yol karşısında üstünlüğün ölçüsü makam, servet veya toplumsal güç değildir. Can olmak esastır.

“Can” kavramı burada yalnızca bir hitap biçimi değildir. Aynı zamanda Aleviliğin insan anlayışını ifade eder. Cem meydanında insanın kimliğinin önüne makamının geçirilmemesi, Aleviliğin eşitlik düşüncesinin inançsal karşılığıdır.

Cem’i Kim Yürütür? Post, Rehber ve Zakirin Sorumluluğu

Cem kendiliğinden başlayan ve yalnızca insanların bir araya gelmesiyle yürüyen bir erkân değildir. Alevi Yolunda Cem’in bir edebi, erkânı, hizmet düzeni ve bu erkânı yürüten yol hizmetlileri vardır. Ocaklara, yörelere ve süreklere göre erkânın uygulanışında farklılıklar bulunabilmekle birlikte, Cem’in yürütülmesinde Analar ve Dedeler, rehberler, zakirler ve on iki hizmeti yürüten canlar temel sorumluluklar üstlenir. Her Cem’de erkânı yürüten bir post Dedesi ya da Ana ile rehberlik hizmetini yürüten bir rehber Dede ya da Ana bulunur. Ancak posta oturmak, kişinin diğer canlardan üstün olduğu anlamına gelmez. Tam tersine post, bir üstünlük makamı değil; yol’a, erkâna ve topluma karşı ağır bir sorumluluk makamıdır. Cem’i yürütecek Dede ya da Ana, Cem meydanında canların karşısına çıkıp rızalık almadan ve yolu cümleden ulu tutarak Cem’i yürüteceğine dair söz vermeden posta oturup Cem’i bağlayamaz. Çünkü Cem’i yürüten kişinin sorumluluğu yalnızca kişisel bilgisinden ya da konumundan doğmaz, yola bağlılığından ve meydandaki canların rızalığından da beslenir. Rızalık olmadan erkân yürümez.

Rehber: Yol’u ve Erkânı Gözeten Hizmet

Cem’de rehber Dede ya da Ana da temel bir yol hizmeti yürütür. Rehberlik, Cem’in kenarında duran yardımcı bir görev değildir. Rehber; canların yola, meydana ve erkâna hazırlanmasında, edep ve erkânın gözetilmesinde önemli sorumluluk taşır. Pir ile talip, erkân ile can arasındaki ilişkinin kurulmasında rehberin ayrı bir yeri vardır. Bu nedenle rehberlik yalnızca bir unvan değil, yol bilgisinin kuşaktan kuşağa taşınmasında ve erkânın sürekliliğinin sağlanmasında üstlenilmiş bir hizmettir.

Zakir: Yol’un Sözünü ve Hafızasını Meydana Taşır

Cem’in en önemli hizmetlerinden biri de zakirliktir. Zakir, Cem’de yalnızca bağlama çalan veya deyiş söyleyen kişi değildir. Bağlamasıyla, sesiyle ve sözüyle yolun hafızasını meydana taşır. Zakirler Cem meydanında, erkânın içinde kendilerine ayrılan yerde hizmet yürütür; bağlama eşliğinde söyledikleri deyişler, nefesler, düvaz-ı imamlar, mersiyeler ve miraçlamalarla Cem’in inançsal dünyasının taşıyıcılarından olurlar. Bu nedenle zakirlik bir müzik icrası olarak değerlendirilemez. Deyişin sözü, sazın teli ve zakirin sesi; erkânın akışı içinde yolun öğretisini, tarihini, acısını, sevgisini ve Hak arayışını meydana getirir. Zakir, yalnızca saz çalmaz, yol gerçeklerini söyler. Yalnızca deyiş okumaz, hafızayı canlı tutar. Bu nedenle zakirin hizmeti, Cem erkânının vazgeçilmez hizmetlerinden biridir.

Cem Bir Rızalık Meydanıdır

Cem erkânının anlaşılmasında en önemli kavramlardan biri rızalıktır. Rızalık olmadan Cem bağlanamaz! Çünkü yol yalnızca kişinin Hak ile ilişkisini değil, insanların birbirleriyle ilişkilerini de düzenler. Cem meydanındaki her canın birbirinden razı olması esastır. Varsa kırgınlıklar, hak meseleleri ve çözülememiş sorunlar bunlar çözülmeden veya birbirlerinden razı olmayan canlar cem meydanın dışına çıkarılmadan Cem’e devam edilmez. Canların birbirlerine niyaz etmeleri de bu anlayışın inançsal ifadelerinden biridir. Niyaz yalnızca bedensel bir hareket değildir. İnsanın karşısındaki canı küçümsemeden, kendisini onun üzerinde görmeden, canı can olarak kabul etmesinin ifadesidir. Bir insan başka bir insanın hakkını çiğnemişse, gönül kırmışsa, haksızlık yapmışsa ve bununla yüzleşmiyorsa mesele yalnızca onun bireysel vicdanına bırakılamaz. Yol kişiye sorumluluk yükler. Bu nedenle rızalık, “Ben kendimden razıyım” demek değildir. Temel mesele başkasının senden razı olup olmadığıdır. Cem’in toplumsal boyutu burada ortaya çıkar. Kişi yalnızca kendisine karşı değil, birlikte yaşadığı topluma karşı da sorumludur. Dolayısıyla Cem, bireysel ibadetin sınırlarını aşarak toplumsal vicdanın meydanına dönüşür.

On İki Hizmet: Meydan Hizmetle Yürür

Cem erkânındaki on iki hizmet yalnızca görev paylaşımı olarak görülmemelidir. Her hizmetin erkân içinde ayrı bir anlamı ve sorumluluğu vardır. Fakat bütün hizmetleri birbirine bağlayan meydandır. On iki hizmet, Cem’in bütünlüğü içinde birbirini tamamlayan yol hizmetleridir. Cem’i yürüten Ana ya da Dede’den rehbere, zakirden delil hizmetini yürüten cana kadar her hizmet, erkânın kendi düzeni ve anlamı içinde yerine getirilir. Hiçbir hizmet diğerinden bağımsız olmadığı gibi, hizmet sahipliği de kişiye bir üstünlük kazandırmaz. Her hizmet, Cem’in edep ve erkân içinde yürümesine ve meydandaki canların ortak rızalığının gerçekleşmesine hizmet eder. Bu nedenle on iki hizmeti yalnızca yapılması gereken görevlerin toplamı olarak değil, yolun ortaklaşa yürütülmesinin inançsal ifadesi olarak anlamak gerekir.

On iki hizmetin adlandırılması ve kimi hizmetlerin yerine getiriliş biçimleri ocaklara, yörelere ve süreklere göre farklılık gösterebiliyor. Erkânlarda Pir/Post, Rehber, Gözcü, Zakir, Çerağcı/Delilci, Süpürgeci/Farraş, Sakka/Sâki, Lokmacı/Kurbancı, Pervane/Semahçı, Peyik/Haberci, İznikçi/Meydancı ve Gözcü/Kapıcı gibi hizmet adlarıyla karşılaşılır. Bazı erkânlarda ise aynı sorumlulukların farklı adlarla ifade edildiği görülür. Bu farklılık yolun özünü ortadan kaldırmaz; Aleviliğin farklı ocak ve sürekler içinde taşıdığı tarihsel zenginliği gösterir. Nitekim erkân kayıtlarında Rehber, Zakir, Lokmacı, Sâki, Gözcü, Pervane, Çerağcı ve kapı hizmeti gibi görevlerin farklı adlandırmalarla yer aldığı görülmektedir. Bu hizmetlerin her biri Cem’in yürütülmesinde ayrı bir sorumluluk taşır.

Pir ya da Post sahibi erkânı yürütür; Rehber canların yola ve erkâna hazırlanmasına rehberlik eder; Gözcü meydanın edep ve düzenini gözetir; Zakir sazı, deyişleri, düvaz-ı imamları, mersiyeleri ve miraçlamalarıyla yolun sözünü meydana taşır; Çerağcı/Delilci delil hizmetini yürütür; Süpürgeci/Farraş meydanın temizliğiyle birlikte hizmetin simgesel anlamını yerine getirir; Sakka/Sâki su veya ilgili erkân hizmetini yürütür; Lokmacı /Kurbancı lokmanın hazırlanması ve paylaşılmasına hizmet eder; Pervane/Semahçı semah hizmetinde yer alır; Peyik/Haberci Cem’in ve yol hizmetlerinin canlara duyurulmasında görev üstlenir; İznikçi/Meydancı meydanın hazırlanması ve düzenlenmesine hizmet eder; Gözcü/Kapıcı ise meydanın ve Cem düzeninin korunmasına ilişkin hizmeti yerine getirir. Bu görevlerin adları ve kapsamları farklı süreklerde değişebilse de ortak düşünce aynıdır. Cem, tek kişinin değil, canların ortak hizmetiyle yürüyen bir meydandır. Farklı erkânnamelerde on iki hizmetin değişik adlarla kaydedilmiş olması da bu çeşitliliği gösterir.

On iki hizmeti yürütecek canlar Cem meydanında dara durur. Pirden ya da Anadan gülbenk alırken, Cem’de bulunan canların da rızalığı alınır. Böylelikle hizmet kişinin kendi kendisine edindiği bir makam olmaktan çıkar; yola ve topluma karşı üstlenilmiş bir sorumluluğa dönüşür. Hizmet ise üstünlük değildir. Hizmet eden kişi diğer canların üzerinde bir makam sahibi olmaz. Yalnızca yolun yürümesine katkı sunan bir sorumluluk üstlenir. Bu nedenle hizmet anlayışı, iktidar anlayışının karşısına başka bir ilişki biçimi koyar. Makam yerine sorumluluk. Üstünlük yerine hizmet. Buyruk yerine rızalık. Bireysel çıkar yerine ortaklık. Cem erkânının toplumsal felsefesi tam da burada görünür hâle gelir.

Delil Uyanmadan Cem Bağlanmaz

Cem erkânının temel hizmetlerinden biri delilin uyandırılmasıdır. Delil yalnızca bir ışık değildir. Alevi inanç dünyasında delil; Hakikat’in, yolun aydınlığının ve insanın gönlündeki ışığın simgesel ifadelerinden biridir. Bu nedenle delilin uyandırılması sıradan bir başlangıç işareti olarak görülemez. Delil uyandırılmadan Cem bağlanmaz. Delilin ışığıyla meydanın aydınlanması, aynı zamanda insanın kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesinin de sembolik anlatımıdır. Çünkü yolun ışığı yalnızca meydanı aydınlatmak için değil, insanın kendi içine bakabilmesi içindir. Bu nedenle delil, Cem’in dekoratif bir unsuru değil, erkânın inançsal bütünlüğünün temel sembollerinden biridir.

Cem’de Seyirci Yoktur, Can Vardır

Bütün bunlar Cem’in çok temel bir özelliğini ortaya koyar. Cem’de yalnızca Dede ya da Ana “Cem yapan”, diğer insanlar da onu seyreden kişiler değildir. Cem’de seyirci yoktur; can vardır. Dede ya da Ana erkânı yürütür. Rehber yolu ve erkânı gözetir. Zakir yolun sözünü ve hafızasını meydana taşır. On iki hizmet sahipleri hizmetlerini yerine getirir. Canlar birbirlerine rızalık verir. Canlar birbirlerine niyaz eder. Bütün meydan yolun edep ve erkânı içinde Cem olur. Bu nedenle Cem’i yalnızca bir Ana’nın veya Dede’nin yürüttüğü ve topluluğun izlediği bir ibadet biçimi olarak anlamak Aleviliğin Cem anlayışını açıklamaya yetmez. Cem, canların birlikte yürüttüğü bir rızalık meydanıdır.

Dar: İnsanın Kendisinden Kaçamaması

Cem erkânının en derin kavramlarından biri dardır. Dar, yalnızca fiziksel bir duruş değildir. Dar, insanın yol karşısında kendisini sorgulamaya açmasıdır. Başka bir ifadeyle insanın, “Ben ne yaptım?” sorusunu kendisine sorabilmesidir. Modern yaşam çoğu zaman insanı sürekli başkasını sorgulamaya yöneltir. İnsan başkasının yanlışını kolay görür, kendi yanlışını görmekte ise zorlanır. Dar bunun tersini öğretir. Önce kendine bak. Önce kendi sözünü tart. Önce kendi davranışının hesabını ver. Bu nedenle dara durmak, yalnızca erkânın biçimsel bir bölümü değildir. İnsanın kendi benliğiyle hesaplaşmasının sembolik ve ahlaki ifadesidir. Dara duran insanın karşısında yalnızca Dede, Ana, Pir veya meydandaki canlar yoktur. Kendi vicdanı da vardır.

Görgü: Toplumun Kendisini Yenilemesi

Cem geleneğinde görgü de son derece önemli bir yere sahiptir. Görgüyü yalnızca kişinin sorgulanması olarak anlamak yetersizdir. Görgü aynı zamanda toplumun kendi ilişkilerini yeniden gözden geçirmesidir. Kim kimin hakkını yemiştir? Kim gönül kırmıştır? Kim verdiği ikrara uygun yaşamamıştır? Kim toplumsal sorumluluğunu yerine getirmemiştir? Bu soruların sorulabildiği bir toplumda ahlak yalnızca yazılı kurallara bırakılmaz. Toplum kendi vicdanını canlı tutar. Bu nedenle görgü, Alevi toplumunun tarihsel olarak geliştirdiği güçlü bir toplumsal özdenetim ve yüzleşme mekanizması olarak da okunabilir. Ancak bunun özü cezalandırmak değildir. Görgünün özünde, yol talibini yanlışlarından arındırma anlayışı vardır. Çünkü yolun amacı insanı toplumdan atmak değil, mümkün olduğu ölçüde insanı yeniden yola kazandırmaktır.

İkrar: Sözü Yaşama Dönüştürmek

Cem erkânının temelinde bulunan bir başka kavram ikrardır. İkrar basit bir söz verme değildir. İkrar, insanın söylediği sözün sorumluluğunu üstlenmesidir. Bu nedenle Alevilikte söz değerlidir. İnsan bir kez yola söz verdiğinde mesele yalnızca o sözü söylemiş olması değildir. Asıl mesele o sözü yaşamında ne kadar gerçekleştirdiğidir. İkrar ile yaşam birbirinden koparsa söz anlamını kaybeder. Bu nedenle yol pirleri ve anları talibe sürekli şunu hatırlatır: İkrarsız yol yürünmez. Söylediğin sözün arkasında dur. İkrarın ahlaki ağırlığı buradan gelir.

Semah Yalnızca Bir Gösteri Değildir

Cem denildiğinde en fazla bilinen unsurlardan biri semahtır. Semahı yalnızca estetik bir dans veya folklorik gösteri olarak değerlendirmek, onun inançsal anlamını ortadan kaldırır. Semah Cem’in içindeki yol hizmetlerinden ve inançsal ifadelerden biridir. Semah dönen canların hareketlerinde insanın evrenle, doğayla ve Hak ile kurduğu ilişkinin sembolik anlatımı vardır. Bu nedenle semah seyirlik değildir. Meydanda ortaya çıkan anlam, izleyiciye sunulan bir gösteriden değil, yolun içinde yaşanan bir Hakikat arayışından doğar.

Deyiş, Nefes ve Saz: Yol’un Hafızası

Alevilik büyük ölçüde sözlü aktarım üzerinden bugüne ulaşmıştır. Bu nedenle deyişler, nefesler ve saz yalnızca müzik değildir. Onlar aynı zamanda hafızadır. Yol’un öğretisi, acıları, direnişleri, sevgisi, insan anlayışı ve Hak arayışı kuşaktan kuşağa bu hafızayla aktarılmıştır. Yol ulularının sözlerinin Cem meydanında yaşamaya devam etmesi bu nedenle önemlidir. Saz burada yalnızca bir müzik aleti olmaktan çıkar. Sözün taşıyıcısına dönüşür.

Lokma: Paylaşmanın Ahlakı

Cem’in önemli unsurlarından biri de lokmadır. Lokma yalnızca birlikte yemek yemek değildir. Lokmanın ardında paylaşma ve rızalık düşüncesi vardır. Bir sofranın kutsallığı, üzerinde ne kadar yiyecek bulunduğundan değil, o sofranın hangi anlayışla paylaşıldığından gelir. Lokma bu nedenle eşitliği hatırlatır. Birlikte üretmenin, birlikte paylaşmanın ve başkasının hakkını gözetmenin sembolüdür. Lokmanın rızalıkla paylaşılması, Cem’in toplumsal öğretisini gündelik yaşama bağlayan en güçlü sembollerden biridir.

Cem’de Kadın ve Erkek Can Olarak Meydandadır

Cem meydanının önemli özelliklerinden biri kadın ile erkeğin aynı meydanda bulunmasıdır. Bu durum yalnızca fiziksel bir birliktelik değildir. Alevi öğretisindeki can anlayışının sonucudur. Cem meydanda esas olan insanın kadın veya erkek oluşundan önce can olmasıdır. Bu nedenle Cem’in eşitlik anlayışı yalnızca teorik bir düşünce değildir; erkânın kendi yapısında görünür hâle gelir. Elbette tarihsel ve toplumsal yaşam içinde Alevi toplumunda da erkek egemen ilişkilerin etkileri görülmüştür ve görülmektedir. Ancak yolun kendi içindeki canların eşitliği ilkesi, bu eşitsizlikleri meşrulaştıran değil, sorgulamaya imkân veren güçlü bir ölçüdür.

Benlik Değil, Birlik Meydandır

Cem’in belki de en önemli özelliklerinden biri burada ortaya çıkar. Cem’de yalnızca, “Ben nasıl sorunlarımdan kurtulacağım?” sorusuna cevap aranmaz. Buna ilişkin en önemli soru şudur; “Biz nasıl rızalık içinde yaşayacağız?” Çünkü Alevilikte kişinin kendi huzuru toplumun huzurundan bütünüyle ayrı düşünülemez. Komşusuyla kavgalı, başkasının hakkını yemiş, gönül kırmış bir insanın yalnızca ritüel gerçekleştirerek manevi arınmaya ulaşması düşüncesi Cem’in özüyle bağdaşmaz. Önce yüzleşme gerekir. Sonra rızalık. Sonra birlik. Bu nedenle Cem aynı zamanda toplumsal barışın yeniden sağlanmaya çalışıldığı meydandır.

Cem’in Kapısı Hayata Açılır

Cem’i yalnızca cemevinin içinde başlayan ve orada biten bir erkân olarak düşünmek, onun anlamını daraltır. Cem’e katılan canlar için asıl sınav Cem bittikten sonra başlar. Meydanda rızalıktan söz eden insan dışarıda başkasının hakkını yiyorsa; eşitlikten söz eden insan yaşamında ayrımcılık yapıyorsa; eline, diline, beline sahip olmaktan söz eden insan günlük yaşamında bunun tersini yapıyorsa; paylaşmadan söz eden insan yalnızca kendi çıkarını düşünüyorsa; Cem’de söylenen söz yaşamla buluşmamış demektir. Çünkü yol, yalnızca meydanda söylenen değil, meydandan çıktıktan sonra yaşanan şeydir.

Cem Bir Hafıza, Bir Vicdan ve Bir Gelecek Tasavvurudur

Yüzyıllar boyunca Cem, Alevilerin yalnızca inançlarını yaşattıkları bir erkân olmadı. Aynı zamanda toplumsal hafızanın kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir alan oldu. Deyişler orada yaşadı. Yol orada öğretildi. İkrar orada verildi. Rızalık orada arandı. Küskünler orada barıştırıldı. İnsanlar orada dara durdu. Lokmalar orada paylaşıldı. Semahlar orada dönüldü. Çocuklar yolun sözünü orada duydu. Bu nedenle Cem’i yalnızca geçmişten kalan bir ritüel olarak görmek doğru değildir. Cem, geçmişin hafızasını bugünün yaşamıyla buluşturan ve geleceğe taşıyan yaşayan bir inanç meydanıdır.

Cem’in Özü: İnsan Olabilmek

Bütün bunların sonunda Cem’in anlamı belki de en yalın biçimde şu soruda toplanabilir. İnsan nasıl insan olur? Alevi öğretisinin bu soruya verdiği cevap yalnızca inançta değil, davranışta aranır. İnsan kendisini bilmeli. Eline, diline, beline sahip olmalı. Haksızlık yapmamalı. Yaptığında yüzleşebilmeli. Dara durabilmeli. Rızalık alabilmeli. Verdiği ikrara sadık kalmalı. Lokmasını paylaşabilmeli. Başkasını kendisinden aşağı görmemeli. Doğaya, insana ve bütün canlılara karşı sorumluluğunu bilmeli. İşte bundan dolayı Cem yalnızca bir ibadet biçimi değildir; insanın kendisini insanlık ölçüsünde yeniden sınadığı yol meydanıdır.

Çerağın, delilin ışığı yalnızca meydanı aydınlatıyorsa eksiktir. O ışığın insanın içine de düşmesi gerekir. Deyiş yalnızca söyleniyorsa eksiktir. Sözün yaşama dönüşmesi gerekir. Semah yalnızca dönülüyorsa eksiktir. İnsanın kendi benliğinin etrafında dönmekten vazgeçmesi gerekir. Lokma yalnızca bölüşülüyorsa eksiktir. Adaletin de bölüşülmesi gerekir. Cem yalnızca yapılmış olmak için yapılıyorsa eksiktir. Çünkü Cem’in asıl anlamı, meydanda başlayan rızalığın hayatın tamamına taşınmasıdır.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir