✍️ Hasan Subaşı

e-posta: subasikocer@gmail.com

BuraAlevi öğretisinde insanın kendi benliğiyle mücadelesi önemli bir yere sahiptir. “Eline, beline, diline sahip ol” öğretisi yalnızca bireysel davranışların sınırlandırılması değildir. Bu anlayış, insanın kendi nefsini, dilini, gücünü ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi sorgulamasını da içerir.

✍️ Hasan Subaşı

İnsanı insan yapan yalnızca düşünme yeteneği değildir. İnsan; düşünceleri, duyguları, değerleri, vicdanı, iradesi ve bütün bunların yaşam karşısında oluşturduğu duruşla kendisini var eder. Duruş ise söylenen sözlerden çok, insanın yaşamın gerçekliği karşısında aldığı tavırda görünür hâle gelir. Kişilik ile vurgu yaptığımız duruş arasında güçlü bir bağ vardır. Düşündüğü ile söylediği, söylediği ile yaptığı arasında sürekli bir uçurum bulunan insanın zamanla kendi değerleriyle ilişkisi de zayıflar. Bu açıdan “Duruşu olmayanın kişiliği olmaz” sözü, yalnızca bireysel ahlaka ilişkin değil, toplumsal ve örgütsel yaşama ilişkin de önemli bir belirlemedir. İnsan yanılabilir. Yanlış yapmak insan olmanın doğal sonuçlarından biridir. Mesele yanlış yapmak değil; yanlışı mutlaklaştırmak, onunla yüzleşmemek, eleştiriden kaçmak ve zamanla yanlışı savunmak zorunda kalacak bir düşünsel konuma sürüklenmektir.

Eleştiri Yıkmak Değil, Yanlışı Görünür Kılmaktır

Eleştiri çoğu zaman saldırı, suçlama veya kişiyi değersizleştirme girişimi olarak algılanıyor. Oysa gerçek anlamıyla eleştiri bunlardan farklıdır.

Eleştiri; bir düşüncenin, davranışın, kararın veya pratiğin sonuçlarını sorgulamak, çelişkilerini ortaya çıkarmak ve yanlış olanın değişebilmesinin koşullarını yaratmaktır. Bundan dolayı eleştirinin amacı insanı birçok açıdan dağıtmak ve yıkıma uğratmak değil, yanlışı ortadan kaldırmaktır. Kişi ile kişinin yaptığı yanlış arasındaki ayrımı iyi koyamadığımız anda eleştiri kolaylıkla kişisel hesaplaşmaya dönüşür. Bundan dolayı eleştirilen kişi, kendisine yöneltilen her itirazı ve eleştiriyi kişiliğine yapılmış bir saldırı olarak algılamaya başlar. Oysa Yol dili bize başka bir yaklaşım sunuyor. Bu yaklaşım; insanı incitmeden yanlışını söylemek, kişiyi dışlamadan, ezmeden, horlamadan davranışını sorgulamak, hakikati saklamadan rızalık zemini üzerinden ilişki kurmaktır. Bu kolay değildir. Çünkü bunun için hem eleştiriyi yapanın hem de eleştirilenin benliğini denetleyebilmesi gerekir.

Özeleştiri İnsanın Kendi Gerçeğiyle Yüzleşmesidir

Eleştirinin tamamlayıcısı özeleştiridir. İnsan başkalarının yanlışlarını kolaylıkla görebilir. Zor olan kendi yanlışının karşısına geçebilmektir. Çünkü özeleştiri yalnızca “yanlış yaptım” demek değildir. İnsan kendi davranışının nedenlerini, sonuçlarını ve başkaları üzerinde yarattığı etkileri anlamaya çalışmadıkça gerçek anlamda özeleştiri yapmış olmaz. Bu nedenle özeleştiri bir küçülme değil, aksine düşünsel ve ahlaki olgunlaşmadır. Kendi yanlışını kabul edebilen insan iradesizleşmez; tersine kendi iradesini yeniden oluşturup güçlendirme olanağını elde eder. Yanlışını göremeyen insan ise zamanla kendi yarattığı, yanlışlarla dolu gerçekliğin tutsağı hâline gelir. Önce yaptığı yanlışı savunur, ardından bu yanlışı haklı gösterecek gerekçeler üretir, sonunda ise eleştiriyi düşmanlık olarak algılamaya başlar. Böylece yanlış, tekil bir davranış olmaktan çıkarak bir düşünme biçimine dönüşür. Çürüme çoğu zaman bu noktada başlar.

Benlik Büyüdükçe Kolektif Anlayış, İrade ve Kişilik Küçülür

Alevi öğretisinde insanın kendi benliğiyle mücadelesi önemli bir yere sahiptir. “Eline, beline, diline sahip ol” öğretisi yalnızca bireysel davranışların sınırlandırılması değildir. Bu anlayış, insanın kendi nefsini, dilini, gücünü ve başkalarıyla kurduğu ilişkiyi sorgulamasını da içerir. Çünkü benlik yalnızca kişinin kendisini üstün görmesi değildir. Eleştiriye kapanmak, makamı kişiliğin parçası hâline getirmek, örgütsel görevi ayrıcalık olarak görmek, kendisini sürekli haklı kabul etmek ve farklı düşünenleri dışlamak da benliğin farklı görünümleri olarak karşımıza çıkabilir. İnsan kendisini gerçeğin sahibi olarak görmeye başladığında artık gerçeği aramaz. Bu durum bireylerde olduğu kadar örgütlerde de ortaya çıkabilir. Bir örgüt kendi pratiğini sorgulama yeteneğini kaybettiğinde, eleştiriyi tehdit olarak görmeye başladığında ve yöneticilerin yanlışlarını konuşmak fiilen yasak hâle geldiğinde, örgütsel yapı giderek kendi içine kapanır. Böyle ortamlarda sadakat, gerçeğin ve ilkeli yoldaşlığın önüne geçer. “Yandaşlık” kültürü bu zemin üzerinde boy vererek ortaya çıkar.

Yandaşlık Kültürü Örgütsel Çürümenin Kapısını Açar

Örgütlü mücadelede en tehlikeli durumlardan biri, kişilere veya yöneticilere duyulan bağlılığın ilkelere bağlılığın önüne geçmesidir.

Bir insanı sevmek, ona değer vermek veya birlikte mücadele etmiş olmak, onun yanlışlarını görmezden gelmeyi gerektirmez. Tam tersine, gerçek yol arkadaşlığı gerektiğinde eleştirel bir yaklaşımla birbirine gerçekleri söyleyebilmektir. Çünkü birlikte mücadele ettiğin, aynı örgütsel yapı içinde yer aldığın ve “yoldaşım” dediğin insanın yanlışı karşısında sessiz kalmak, gerçek yoldaşlığın gereği olan bir tutum değildir. Tam tersine, yoldaşlık gerektiğinde yanlışı açıkça söylemeyi ve birlikte aşabilmenin yollarını aramayı gerektirir. Özellikle örgütsel sorumluluk taşıyan insanların yaptığı yanlışlar karşısında sessiz kalındığında, zamanla yanlış olağanlaşır. Olağanlaşan yanlış ise yeni yanlışların zeminini oluşturur.

Bir süre sonra örgütte insanlar yapılanın doğru olup olmadığını değil, “Bunu kim yaptı?” sorusunu sormaya başlarlar. Bizden biri yaptıysa savunulan, başkası yaptıysa eleştirilen davranışların ortaya çıktığı yerde ortak değerlerden söz etmek giderek zorlaşmaya başlar. Çünkü hakikat kişilere göre değişmeye başlamıştır. Oysa Yol erleri açısından temel ölçü kişi veya kişilerle kurulan samimi ilişkiler değil; rızalık, doğrular ve Alevi Yol gerçekleri olmalıdır.

Eleştiri Aynı Zamanda Bir Sorumluluk Biçimidir

Eleştiri yalnızca bir hak değildir; kimi durumlarda ahlaki ve örgütsel bir sorumluluktur. Haksızlığı gördüğü hâlde susmak, yanlış olduğunu bildiği bir uygulamaya itiraz etmemek veya yalnızca kişisel ilişkilerini korumak için hakikati dile getirmemek, zamanla insanın kendi değerleriyle arasına mesafe koymasına neden olur. Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalıdır. Her söz eleştiri değildir. Hakaret, aşağılama, dedikodu, kişisel itibarsızlaştırma ve insanın onurunu hedef alan davranışlar eleştiri olarak sunulamaz. Çünkü Yol dili, eleştirinin de bir ahlakı olması gerektiğini bize hatırlatıyor. Eleştiriyi bu dil ve anlayışla yapmak, bu açıdan büyük önem taşıyor. Eleştirinin amacı karşımızdakini yenmek değil, yanlışı görünür kılmak ve birlikte aşabilmenin yollarını aramaktır. Bu nedenle eleştiri mümkün olduğunca bilgiye dayanmalı, somut olmalı, kişinin onurunu korumalı ve çözüm imkânını içinde taşımalıdır.

Yol, Yanlış Yapanı Sonsuza Kadar Dışlamaz

Alevi öğretisinin önemli özelliklerinden biri de insanı yalnızca yaptığı yanlış üzerinden sonsuza kadar mahkûm etmemesidir. Düşkünlük kurumu bu açıdan yalnızca bir cezalandırma mekanizması olarak okunmamalıdır. Onun özünde toplumsal sorumluluk, yüzleşme, rızalık ve yeniden Yol’a dönüşü sağlama düşüncesi vardır.

Bu yönüyle düşkünlük anlayışının özünde, bugün “onarıcı adalet” olarak ifade edilen yaklaşımla önemli bir ortaklığın olduğunu görmek mümkündür. Çünkü asıl amaç yalnızca yanlışı yapanı cezalandırmak değil; yapılan yanlışın açığa çıkarılması, verilen zararın görülmesi, mümkün olan ölçüde giderilmesi, kişinin sorumluluğunu kabul etmesi ve bozulan toplumsal rızalığın yeniden kurulabilmesidir. Bu bağlamda mesele; yanlış yapan insanın yanlışını görmesini, yaptığı yanlışlarla yüzleşmesini, topluma, Yol’a veya bir cana verdiği zararı gidermeye çalışmasını ve toplumla yeniden rızalık kurabilmesini sağlamaktır. Eğer bunlar mümkünse kişi, kendisini düşkünlükten kurtarma sürecine girer. Bu süreci başarıyla tamamladığında Pir’in, Ana’nın ve Mürşit’in desturuyla Yol’un kapısı kendisine yeniden açılır. Bu anlayış son derece değerlidir. Çünkü burada ne yanlış görmezden gelinir ne de insan yanlışına indirgenir. Yanlışın üzeri örtülmez. Fakat insanın yaptığı yanlışla yüzleşerek arınması, kendisini yeniden şekillendirmesi ve toplumdan yeniden rızalık alarak Yol’a dönmesinin olanağı da ortadan kaldırılmaz. İnsan değişebilir. İşte eleştiri ve özeleştiri, bu değişimin kapısını açan araçlardan biridir.

Rızalık Toplumu Eleştirisiz Kurulamaz

Alevilikte rızalık yalnızca iki insan arasındaki uzlaşma değildir. Daha geniş anlamıyla insanın insanla, toplumla ve yaşamla kurduğu ilişkinin ahlaki zeminidir. Ancak gerçek rızalık suskunluk üzerine kurulamaz. İnsanların konuşamadığı, eleştiremediği, yöneticilere soru soramadığı veya farklı düşüncelerini ifade etmekten çekindiği yerde görünürde birlik olabilir; fakat gerçek anlamda rızalık oluşmaz. Çünkü rızalık özgür irade gerektirir. Özgür iradenin olmadığı yerde ise onay vardır, itaat vardır veya korku vardır; ama rızalık yoktur. Bu nedenle demokratik örgütlenme kültürü ile Aleviliğin rızalık anlayışı arasında güçlü bir bağ vardır. Örgüt içinde karar süreçlerinin açık olması, yöneticilerin hesap verebilmesi, eleştirinin meşru kabul edilmesi ve üyelerin söz hakkının güvence altında bulunması yalnızca modern örgütlenmenin gerekleri değildir; aynı zamanda rızalık düşüncesinin günümüzdeki karşılığıdır.

Yol Ateşinde Pişmek Kendi Benliğiyle de Mücadele Etmektir

Toplumda eleştirdiğimiz ayrımcılığı kendi örgütlerimizde yaşatmamalıyız. İktidarda eleştirdiğimiz hesap vermeme kültürünü kendi yöneticilerimiz için normalleştirmemeliyiz. Toplumsal Demokratik Alevi Hareketi, kendisini yalnızca dışarıdaki eşitsizliklerle, baskılarla ve iktidar ilişkileriyle mücadele etmekle sınırlamamalıdır. Bununla birlikte kendi içinde ortaya çıkabilecek iktidar biçimleri, ayrıcalıklar, kişilere bağlılık ve eleştiriden kaçan örgütsel anlayışlarla da mücadele etmeli; kendi gerçekliğiyle yüzleşerek yapının bunlardan arınmasını sağlayabilmelidir. Çünkü dışarıda karşı çıktığımız bir anlayışı kendi kurumlarımızın içinde yeniden üretirsek, savunduğumuz değerlerle pratiğimiz arasındaki mesafe giderek büyür. Özgürlük, eşitlik ve rızalık talep eden bir mücadele, bu değerleri öncelikle kendi örgütsel ilişkilerinde yaşatabilmelidir. Bu nedenle eleştiri ve özeleştiri yalnızca bireyin ahlaki gelişiminin değil, örgütsel demokrasinin de temel araçlarından biridir. Yönetici olmak eleştiriden muaf olmak değil, tam tersine daha fazla hesap verebilir olmayı gerektirir. Makam geçicidir; Yol ve toplum karşısındaki sorumluluk ise esastır. Çünkü Toplumsal Demokratik Alevi Hareketi’nin inandırıcılığı, savunduğu değerleri kendi yapısında ve örgütsel pratiğinde ne kadar hayata geçirebildiğiyle de ölçülür. Yol ateşinde pişmek biraz da budur. Kendi benliğini sorgulayabilmek, gerektiğinde geri çekilebilmek, “Ben yanılmışım” diyebilmek ve Alevi Yol gerçeklerini, Alevi toplumunun ve kurumunun çıkarlarını her türlü kişisel çıkarın üzerinde tutabilmektir.

Eleştiri Birliği Bozmaz, Hakikat Üzerine Kurulan Birliği Güçlendirir

Eleştiri karşısında en sık kullanılan gerekçelerden biri “birliğimiz zarar görmesin” düşüncesidir. Oysa yanlışları konuşmamak gerçek birlik yaratmaz. Üzeri örtülen sorunlar ortadan kalkmaz, birikir. Biriken sorunlar ise zamanla çok daha büyük kırılmalara dönüşebilir. Dolayısıyla eleştiri birliğin karşıtı değildir. Yol diliyle, rızalık temelinde ve ortak değerleri koruma amacıyla yapılan eleştiri, gerçek birliğin güvencelerinden biridir. Çünkü örgütsel birlik, her konuda aynı düşünmek değildir. Örgütsel birlik; farklı düşüncelerin birbirini yok etmeden, örgütsel kurallar, program, tüzük ve ortak değerler etrafında birlikte yol yürüme becerisi gösterildiğinde en güçlü biçimde korunur. Eleştiri de özeleştiri de bu yürüyüşün parçasıdır.

Yanlış yapanı düşmanlaştırmadan yanlışın karşısında durmak, Toplumsal Demokratik Alevi Hareketi’nin temel örgütsel ilkelerinden biri olmalıdır. Aynı şekilde eleştireni düşman olarak görmek yerine, söylediklerini anlamaya ve değerlendirmeye açık olmak gerekir. Kendi yanlışımız söz konusu olduğunda ise yanlışı kabul etmek, özeleştiri vermek ve kurumdan, Yol dervişlerinden ve toplumsal yapıdan yeniden rızalık almak, bu anlayışın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Eleştiri ve özeleştiriye biraz da bu gözle bakalım. Çünkü rızalıkta buluşmanın yolu, insanın önce kendi benliği ve gerçekleriyle yüzleşmesinden geçer. Eleştiri, kişiyi veya örgütsel yapıyı yıpratmak için değil; hata ve yanlışları görünür kılmak, bunlarla yüzleşmek ve bunlardan kopuşu sağlamak için yapılmalıdır. Her Yol dervişi eleştirisini, Yol’da birlikte kalabilme anlayışı temelinde yapmalıdır. Bu bağlamda yanlışı söylemek, ayrışmanın değil; yüzleşerek arınmanın ve yeniden rızalık almanın başlangıcı olmalıdır. Bu anlayışla yapılan bir eleştiriye özeleştiriyle karşılık vermek ise yenilgi değil, insanın kendi benliğini aşarak yeniden ortak iradenin parçası olabilme cesaretidir.

Hakikatin üzerini örterek birlik sağlanıp korunamaz. Hakikatle yüzleşerek, birbirimizden rızalık alarak ve yanlışlarımızdan öğrenerek birliğimizi güçlendirebiliriz.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir