Darbeler yalnızca tanklarla yapılmaz. Bazen postal çıkarılır, yerine başka bir ayakkabı geçirilir. Yüzler değişir, kelimeler değişir, yöntemler değişir; fakat toplumu susturma, itaat ettirme ve farklı olanı ezme anlayışı başka biçimlerde yaşamaya devam eder

✍️ Türkan Doğan

12 Eylül, biten değil, süren bir tarihtir.

46 yıl önce bugün, sabaha karşı tankların paletleriyle bir ülkenin üzerine çöken karanlık, bir toplumun örgütlü gücünü dağıtmak, gençliğini susturmak, düşünceyi cezalandırmak ve korkuyu hayatın içine yerleştirmek için yeni bir düzen kurdu.

Kenan Evren ve arkadaşları yönetime el koydu; hapishsnelerin kapıları açıldı, işkence odaları kuruldu, gençler darağaçlarına gönderildi. Sendikalar susturuldu, üniversiteler kuşatıldı, kitaplar yasaklandı. Bir kuşağın hayatı daha yaşanmadan ellerinden alındı.

“Ölünün Arkasından Konuşulmaz”

Sonra yıllar geçti. Kenan Evren öldü. Ve ardından o bildik cümleyi söylediler: “Ölünün arkasından konuşulmaz.”

Neden konuşulmayacakmış?

Biz sağken de konuşuruz, ölüyken de. Çünkü ölüm, yapılanların üzerini örten bir kefen değildir. Bir insan öldüğünde, yaptıkları da onunla birlikte toprağa girmez. O yıllarda hapishaneler de işkence görenleri kim anlatacak? Hayatlarının en güzel yılları dört duvar arasında çalınanları kim anlatacak? Darağacına gönderilen gençleri, çocuklarının ardından yıllarca kapılara bakan anneleri, hayatları yarım bırakılan insanları kim anlatacak? Bütün o eziyetleri, bütün o acıları kim anlatacak?

Biz anlatacağız.

Çünkü bazı insanların ardından susmak, onların yaptıklarını da sessizliğe gömmek demektir. Biz buna razı değiliz.

Tarih Tuval Değildir

Üstelik son yıllında resim yapıyordu Kenan Evren. Tuvalin karşısına geçiyor, renklerle uğraşıyor, fırçayı elinde gezdiriyordu. İnsan ister istemez soruyor: Acaba hangi boyayla işkence odalarının duvarlarını örtebileceğini düşündü? Hangi renkle darağaçlarını görünmez kılabilirdi? Hangi tablo, bir annenin evladının ardından tuttuğu yası içine alabilirdi? Hangi manzara, cezaevlerinde yaşananları örtebilirdi?

Tuval beyazdır; üzerine istediğin rengi sürebilirsin. Ama tarih tuval değildir. Üzerine boya çekerek gerçeği değiştiremezsin. Bir ülkenin gençlerinin bedenlerinden, hapishanelerden, işkence odalarından ve darağaçlarından geçen bir dönemi güzel renklerin arkasına saklayamazsın. Bazı gerçeklerin rengi vardır; ne kadar boyarsan boya, alttan yine görünür.

12 Eylül Yalnızca Geçmişte Kalmış Bir Tarih Değildir

İşte bu yüzden biz yalnızca ölmüş bir insanın ardından konuşmuyoruz. Kenan Evren’in temsil ettiği düzeni, o düzenin insanlara yaşattıklarını ve bugünlere bıraktığı mirası konuşuyoruz. Çünkü 12 Eylül yalnızca geçmişte kalmış bir tarih değildir.

Darbeler yalnızca tanklarla yapılmaz. Bazen postal çıkarılır, yerine başka bir ayakkabı geçirilir. Yüzler değişir, kelimeler değişir, yöntemler değişir; fakat toplumu susturma, itaat ettirme ve farklı olanı ezme anlayışı başka biçimlerde yaşamaya devam eder.

Bizim için değişen tek şey, postalın yerini takunyanın almasıdır.

“12 Eylül Sürüyor!”

Bu yüzden 12 Eylül bizim için biten değil, süren bir tarihtir.

Ve biz konuşmaya devam edeceğiz. Sağken de, öldüklerinde de. Çünkü ölüm, hesaplaşmanın sonu değildir. Bazı gerçeklerin mezarı yoktur; bazı sözler de toprağın altında susmaz.

12 EYLÜL SÜRÜYOR!


  • Özgür Platform | Yazarlar

    Sokakların Dili: Emeğin, Eşitliğin ve Toplumsal İtirazın Sesi Grev yalnızca üretimin durdurulması değildir. Emekçinin, üretim sürecindeki vazgeçilmez konumunu görünür kılma biçimidir. Bir işçinin işyerinden ayrılması, bir öğretmenin sınıfa girmemesi, bir kamu çalışanının hizmet üretimini durdurması; ekonomik düzenin arkasında görünmez kılınan emeği yeniden toplumsal tartışmanın merkezine taşır. ✍️ Türkan Doğan Bugün Fransa’nın pek çok kentinde sokaklar, […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Mehmet Gülbaş : Dağın Yeli, Harmanın Tozu

    İki öküzü vardı Mehmet’in. Onlarla tarlasını sürer, harmanını kaldırır, geçimini sağlamaya çalışırdı. Öküzlerin boyunlarında boyunduruğun izi, sırtlarında yılların yorgunluğu vardı. Mehmet, sabah gün ağarmadan ahıra girer, önce onların yanına uğrardı. Yemlerini önlerine koyar, sırtlarını okşar, boyunduruklarını hazırlardı ✍️ Türkan Doğan Köyün üstüne sabah, dağların ardından ağır ağır sökülürdü. Geceden kalan soğuk, taş duvarların arasına siner; […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Suyun Cemi:Dilek Doğan’a

    ✍️ Türkan Doğan Bir evin kapısında başladı zalimin ayak sesi,Toprağın altına değil, bir annenin kalbine bastı o ses.Evde tütsü değil, barut kokusu doldu havaya,Ve bir kızın “Kaloş giyin” sözü,Bir halkın onuruna dönüşüp yankılandı Armutlu’nun dar sokaklarında.Bir kızın düşen saç teliyle titredi gök kubbe. Dilek…Adın dile geldiğinde,Gül yüzlü bir sabah doğar Armutlu’nun yoksul damlarında. Halkın evladı, […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Karadeniz’in Yağmurundan Sivas’ın Ateşine: Mehmet Özer

    2 Temmuz Sivas bunun en ağır örneklerinden biridir. Madımak’ta yakılan canların ardından yalnızca bir tarih kalmadı. Yüreğimize saplanan büyük bir acı ve unutulmasına izin vermememiz gereken bir hakikat kaldı. Mehmet Özer, o günlerin tanığı olarak fotoğraf makinesini bir sanat aracının ötesine taşıdı; katledilen canların fotoğraflarını kayda aldı. Çünkü bazı yüzler unutulmasın diye zamana emanet edilmelidir. […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Kavaktan Toprağa Bir Ömür

    Hasan’ın hayatına buradan baktığımızda, onun da kendi lokmasının peşinde olan bir emekçi olduğunu görürüz. Büyük sözler söyleyen, kendisini öne çıkaran biri değildi belki. ✍️ Türkan Doğan Hasan’ı anlatırken önce ölümünden değil, emeğinden söz etmek gerekir. Çünkü bir insanın hayatını yalnızca öldüğü biçim üzerinden anlatmak, onun yaşadığı yılları, verdiği emeği ve toplum içindeki yerini eksiltir.Hasan ince, […]

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı