Bütün bunların ardından Sena ile Umut’un düğününe baktığımda, karşıma yalnızca bugünün güzel telaşı çıkmıyor. Uzun bir yolun başlangıcını görüyorum. Grup Yorum’un yıllar boyunca taşıdığı türküler gibi, onların da kendi hayatlarında zamanla demlenecek bir hikâyenin ilk sayfasını görüyorum.

✍️ Türkan Doğan

“Sena ve Umut’a…”

“Sevdanın izni olmaz, sevdaya yasak koyanın dünyada yeri olmaz.” Adnan Yücel’in dizelerinden Grup Yorum’un sesiyle bize ulaşan bu söz, insanın karşısına yalnızca bir türkü dizesi olarak değil, sevdanın doğasına dair güçlü bir cümle olarak çıkıyor.

Sena ile Umut’un düğününü düşünürken aklımdan geçen de biraz bu. Çünkü bazı karşılaşmalar insanın hayatına yalnızca bir insanı değil, başka bir hayat ihtimalini de getirir. İki ayrı yolun bir yerde kesişmesiyle başlayan hikâye, zamanla ortak bir yola dönüşür. Bir ömrü birlikte yürümek ise yalnızca aynı evin içinde yaşamak değil, aynı hayatın sevinçlerine, sıkıntılarına, dostluklarına ve yarınlarına tanıklık etmektir.

Türkülerle Taşınan Bir Kültürün İçinden

Sena ile Umut, Grup Yorum’un uzun ve zorlu tarihinin içinden geliyorlar. Bu nedenle bugün onların düğününü düşünürken yalnızca iki genç insanın mutluluğunu değil, yıllar boyunca türkülerle taşınmış bir kültürün, dostlukların, emeklerin ve birlikte yaşanan hayatların izini de düşünüyorum.

Grup Yorum’un hikâyesi yalnızca sahnede söylenen türkülerden ibaret olmadı. O türkülerle birlikte büyüyen, aynı sofrayı paylaşan, aynı yolları yürüyen, birbirinin sevincine ve acısına ortak olan insanların da hikâyesiydi.

Belki sevda dediğimiz şeyi biraz da burada aramak gerekiyor. Büyük sözlerde değil, hayatın içinde görünmeyen emeklerde; insanın sevdiği kişinin yalnızca güzel günlerine değil, bütün hayatına tanıklık etmesinde…

Bir Ömrün Yükünü Paylaşmak

Bunun için çok uzağa gitmeye gerek yok. Ruhi Su’nun hayatını ve sesini düşünürken Sıdıka Su’yu da hatırlamak gerekir. Bir sanatçının adı tarihe daha çok yazılabilir; fakat o sanatın, o hayatın ve o mücadelenin yanında yürüyen insanın emeği hiçbir zaman o hikâyeden ayrı değildir. Sıdıka Su’nun Ruhi Su ile paylaştığı hayat, sevdanın yalnızca yan yana durmak değil, bir ömrün yükünü de paylaşmak olduğunu düşündürüyor.

Grup Yorum’un kendi tarihine baktığımızda ise sevdanın ve yoldaşlığın çok daha ağır sınavlardan geçtiği hayatlarla karşılaşıyoruz. İbrahim Gökçek ile Sultan Gökçek’in hikâyesi bunlardan biri. İbrahim’in son günlerinde yanında olamayan, hapishanede bulunan Sultan’ın hikâyesi; sevdanın bazen aynı evde, aynı şehirde bulunabilmekten çok daha ağır bir anlam taşıdığını gösteriyor.

Sultan ise onun ardından da hapishane koşullarında yaşamını sürdürmek zorunda kaldı.

Bir başka yerde İleri Kızılaltun ile Bahar Kızılaltun’un hayatı çıkıyor karşımıza. İleri’nin hapishanede olduğu günlerde Bahar’ın onun eşi ve yoldaşı olarak verdiği mücadele, sevdanın yalnızca kavuşmanın sevinci olmadığını bir kez daha hatırlatıyor. İleri’nin hapishane sürecinde Bahar’ın onun durumunu duyuran, yanında duran ve onun sesini dışarıya taşıyan kişi olduğunu görüyoruz.

Sevdanın İçinde Vefa ve Emek Var

Bütün bu hikâyeleri yan yana koyduğumuzda sevda başka bir anlam kazanıyor. Ruhi Su ile Sıdıka Su’da sanatın ve hayatın yükünü paylaşmak; İbrahim ile Sultan’da ayrılığın ve ağır bir kaybın içinden geçmek; İleri ile Bahar’da hapishane duvarlarının ayırdığı iki insanın birbirinin hayatından vazgeçmemesi…

Bunların hiçbiri yalnızca romantik bir aşk hikâyesi değil. Hepsinin içinde vefa var. Emek var. Bir insanın hayatını kendi hayatının dışında düşünmemek var.

Anadolu’nun Kadim Sevda Dili

Anadolu’nun kadim sevda dili de zaten bize bunu yüzyıllardır anlatıyor. Bizim türkülerimiz aşkı çoğu zaman doğrudan söylemez. Bir turnaya emanet eder, bir dağın ardına bırakır, gurbet yoluna düşürür. Bir mendile, bir bakışa, bir sazın teline sığdırır. Çünkü bizim türkülerimizde sevda yalnızca kavuşmanın değil, beklemenin, özlemenin, sabretmenin ve hatırlamanın da adıdır.

Belki bu yüzden Yunus Emre’nin dünyası da insanın aklına gelir. Aşkı yalnızca söylenen güzel sözlerde değil, insanın hayatında taşıdığı bir hakikat olarak gören o büyük Anadolu düşüncesi… Tapduk Emre dergâhının etrafında şekillenen o kadim anlayışta sevgi, emekle ve sabırla anlam kazanır.

Birlikte Yürünecek Uzun Bir Yol

Bütün bunların ardından Sena ile Umut’un düğününe baktığımda, karşıma yalnızca bugünün güzel telaşı çıkmıyor. Uzun bir yolun başlangıcını görüyorum. Grup Yorum’un yıllar boyunca taşıdığı türküler gibi, onların da kendi hayatlarında zamanla demlenecek bir hikâyenin ilk sayfasını görüyorum.

Bugün söylenecek türküler yıllar sonra yeniden duyulacak. Belki bir gün saçlarına aklar düştüğünde, eski bir Grup Yorum türküsü çalacak ve bugünün kalabalığı, dostları, gençlikleri ve bu güzel başlangıç yeniden hatırlanacak. Fakat o gün hatırlanacak olan yalnızca düğün olmayacak. Birlikte geçirilmiş yılların bütün hikâyesi olacak: aynı sofralar, uzun yollar, dostluklar, sevinçler, bekleyişler, hayatın insana öğrettiği küçük ama kıymetli şeyler…

Çünkü bir ömrün türküsü tek bir günde söylenmiyor. İlk dizesi belki bugün yazılıyor; anlamı ise yılların içinde çoğalıyor.

“Uzun Soluklu Bir Sevda Diliyorum”

Sena ile Umut’a bu yüzden bir gecelik mutluluk değil, zamanın içinden geçebilecek bir güzellik diliyorum. Sevdanın yalnızca gençliğin heyecanında değil, yılların içinde de kendine yeni bir anlam bulmasını diliyorum. Birbirlerinin hayatına değen iki insan olarak, yıllar sonra dönüp baktıklarında bugün başlayan yolculuğun ne kadar kıymetli olduğunu hissedebilecekleri bir ömür diliyorum.

Bazı türküler bitmez. İnsanla birlikte yaşlanır, başka zamanlarda başka anlamlara kavuşur ve hayatın içinden yeniden seslenir.

Sena ile Umut’a; Grup Yorum’un uzun yolculuğundan, Anadolu’nun kadim sevda dilinden, Ruhi Su ile Sıdıka Su’nun paylaştığı hayattan ve sevdayı yalnızca sözde değil, hayatın içinde taşıyan nice insanın hikâyesinden süzülen bir dilekle:

Uzun soluklu türküler, uzun soluklu ömürler ve uzun soluklu bir sevda diliyorum.

Düğününüz kutlu, yolunuz açık olsun.

29 Ağustos 2026


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir