Aleviler ile Kürtler arasındaki tarihsel ve siyasal ilişkiler, Türkiye’nin geçmişten bugüne en çok tartışılan başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Tarihsel olayların bugünün siyasal koşulları içerisinde nasıl okunduğu ise özellikle toplumsal barış tartışmalarının yeniden gündemde olduğu bir dönemde daha da önem kazanıyor. Müslüm Aktar, kaleme aldığı yazısında Çaldıran’dan İdris-i Bitlisî tartışmalarına, Cumhuriyet döneminden günümüzde yürütülen barış süreci tartışmalarına uzanan geniş bir tarihsel çerçeveden Alevi-Kürt ilişkilerine bakıyor. Aktar, devletlerin toplumsal kesimler arasındaki tarihsel ayrılıkları ve hafızayı siyasal araçlara dönüştürebildiğini savunurken, geçmişte yaşamış kişilerin eylemlerinin ait oldukları halkların bütünüyle özdeşleştirilmesine de karşı çıkıyor.

Alevilerin haklı kaygıları elbette var ve olmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki siyasi Kürt hareketinin içinde ve birçok üst düzey yöneticisiyle birlikte binlerce Alevi gencin mücadelesi de vardır. Asıl amac Alevileri şimdiki Barış sürecinden uzaklaşmasını sağlamaktır buda Hem kürde hemde Aleviye Kaybetireçektir

AHA Haber Merkezi – Alevilerin tarihsel hafızasında derin izler bırakan Çaldıran, Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisî tartışmaları, Türkiye’de yürütülen yeni barış süreciyle birlikte yeniden gündemin önemli başlıkları arasına girdi. Bu tartışmalarda geçmişte yaşananların bugünün siyasal aktörleri ve toplumsal kimlikleri üzerinden değerlendirilmesi ise Alevi kamuoyu içinde farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Gustavsburg Alevi Kültür Merkezi Cemevi Başkanı Müslüm Aktar, kaleme aldığı yazısında bu tartışmaya Alevi-Kürt ilişkileri ve devlet politikaları üzerinden yaklaşıyor. Aktar’ın yazısının merkezinde, tarihsel kişiliklerin ve olayların ait oldukları halkların tümüne mal edilmesinin yaratabileceği sonuçlar ile Aleviler ve Kürtler arasındaki olası siyasal ve toplumsal birlikteliğin devlet politikaları açısından taşıdığı anlam yer alıyor.

Aktar, İdris-i Bitlisî üzerinden yürütülen güncel tartışmayı değerlendirirken, konunun yalnızca tarihsel bir mesele olarak ele alınamayacağını savunuyor. 2013 Nevroz sürecini, Ortadoğu’daki gelişmeleri ve Kürt hareketinin izlediği politikaları da tartışmasına dahil eden Aktar, tarihsel olayların günümüzün siyasal koşullarına doğrudan taşınmasının “yanlış algılara” yol açabileceği görüşünü dile getiriyor.

Alevilerin kaygılarını “haklı” olarak nitelendiren Aktar, buna karşılık Kürt siyasal hareketi içerisinde Alevilerin de uzun yıllardır yer aldığını hatırlatıyor. Aktar’a göre asıl üzerinde durulması gereken nokta, Aleviler ile Kürtler arasındaki ilişkinin tarihsel kişilikler üzerinden karşıtlığa dönüştürülmemesi ve günümüzde yürütülen barış tartışmalarından Alevilerin uzaklaşmaması.

Cumhuriyet tarihine ilişkin eleştirel değerlendirmelerde de bulunan Aktar, Alevilerin inançları, Kürtlerin ise etnik kimlikleri nedeniyle baskı ve katliamlara maruz kaldığını belirterek, bu iki toplumsal kesimin birlikte hareket etme ihtimalinin devlet açısından uzun yıllardır bir “korku” oluşturduğunu ileri sürüyor.

Aktar, yazısının sonunda ise tarih tartışmalarının polemik ve kutuplaşmanın ötesine taşınması gerektiğini belirterek dışlama yerine içerme, kutuplaştırma yerine kucaklama ve yalnızca eleştiri yerine çözüm önerilerinin konuşulduğu yeni bir siyasal ve toplumsal dil çağrısında bulunuyor.

Alevilerin Kaygıları ve Tarihin Günümüz Üzerinden Okunması

✍️ Müslüm Aktar

Alevilerin Türk , Arap ve Kürt ittifakı korkusu ve kaygısı anlaşılır bir şey. Ancak unutmayalım ki devletlerin en eski siyasal araçlarından biri yalnızca güç kullanmak değildir. Daha incelikli olanı, toplumların içinden kendisine uygun aktörler seçmek, onları güçlendirip kendi düzeninin taşıyıcısı hâline getirmek ve gerektiğinde bir toplumsal kesimi diğerine karşı kullanmaktır.

Şah İsmail ve Çaldıran üzerinden İdris-i Bitlisî konusunu Kürtler değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı NUMAN KURTULMUŞ On ay önce dile getirdi.

Şimdi denebilir ki 2013 yılında Öcalan’ın Nevroz bildirisinde de bu konu dile getirilmişti.

Tabii 2013’te Ortadoğu’da neler olduğu, emperyalizmin inançları nasıl kullandığı ve Kürt Hareketi’nin Öcalan’ın söylemine rağmen Halkların Kardeşliğini savunması nedeniyle Türkiye’nin desteklediği cihatçılara karşı direnerek, on binlerce gencin nasıl kaybedildiği görülmeden bu duruma günümüzün koşullarıyla anlam vermek eksik olur.

Yani tarihteki bu önemli noktalar, eksik bilgilerle ve günümüzdeki siyasi oluşumlara göre yorumlanırsa, ister istemez yanlış algılara yol açıyor.

Alevilerin haklı kaygıları elbette var ve olmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki siyasi Kürt hareketinin içinde ve birçok üst düzey yöneticisiyle birlikte binlerce Alevi gencin mücadelesi de vardır. Asıl amac Alevileri şimdiki Barış sürecinden uzaklaşmasını sağlamaktır buda Hem kürde hemde Aleviye Kaybetireçektir

Aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren sözde Kemalizm, özde ise Emevi zihniyetindeki tekçi anlayışla şekillendi.

Bu anlayış yüzünden inanç olarak Aleviler ve etnik kimlik olarak Kürtler onlarca kez katliamlara uğradı, dışlandı. İşte tam da bu iki kesimin birlikte ittifak kurabilme ihtimali, 100 yıldır iktidarların en büyük korkusu oldu.

Bu korkuyla Alevilerin tarihsel hafızası, devletin suçu hiç gündeme getirilmeden, algı oyunlarıyla yönlendirilmeye çalışıldı.

Oysa 500 yıl önceki Çaldıran Savaşı’na bakıldığında, İran’da bugünkü Tahran doğumlu İdris-i Bitlisî’nin babası Hüsameddin Ali el-Bitlisî, Nurbahşiyye tarikatının piriydi. Nurbahşiyye, İran, Horasan ve Azerbaycan hattında yaygın olan 12 İmamcı bir Şii gelenekti. Ancak bu gerçek bilinçli şekilde gizlendi.

Bu anlayış Kuyucu Murat Paşa (aslen Hırvat) veya Kalender Çelebi ile birlikte on binlerce Türkmen Kızılbaşı katleden Pargalı İbrahim Paşa’nın (aslen Yunan) olmasinda Devleti deyil Toplumları suçlamamız gerekmekteydi

Unutmuyalım Bir devlet, bir toplumun içinden farklı amaçlarla farklı aktörler çıkarabilir. Fakat o aktörleri bütün toplumla özdeşleştirmek, hem sosyolojik olarak yanlış hem de siyasal olarak tehlikelidir.

Devletin yaptığı bir toplumun yaptığı algısı

burada tarih ile siyaset arasındaki en tehlikeli ilişki ortaya çıkarmaktadır

Bu Anlamda Seyit Rızanın Sözünü ben senin hilelerine baş edemedim bu bana dert Oldu bende Sana boyun eymedim buda sana dert Olsun sözünü tekrar anlam kazanarak

Polemik değil, paylaşım dili kullanmalıyız. Dışlama değil, içerme diliyle hareket etmeliyiz. Kutuplaştırma değil, kucaklama dilini kullanacağımız yeni bir döneme girmişken herkes artık çözüm önerilerini sunmalıdır. Mevcut gidişatı sadece eleştirmek yetmiyor

Aşk ile

Müslüm Aktar

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir