Özkan Ataç

atachozkan123@gmail.com

Alevinin, Kürdün, Türkün, farklı inançların, farklı kimliklerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini eşit yurttaş olarak görebildiği bir hukuk düzeni gerekir.

✍️Özkan Ataç

Sermaye, Yoksulluk ve Demokrasi Üzerine

Türkiye’de barışı konuşurken çoğu zaman silahların susmasına, çatışmasızlığa ve güvenlik önlemlerine odaklanıyoruz.

Oysa gerçek barış, yalnızca silahların susması değildir.

Barış; adaletin, eşitliğin, özgürlüğün, rızanın ve insan onurunun güvence altına alınmasıdır.

Çünkü savaşın sona ermesiyle çatışma bitebilir; fakat yoksulluk, ayrımcılık, korku, adaletsizlik ve dışlanmışlık devam ediyorsa toplum henüz gerçek bir barışa ulaşmış değildir.

Barışın Ekonomik Zemini

Türkiye’de gelir ve servet dağılımındaki eşitsizlik, barış meselesinden ayrı düşünülemez.

Sermayenin belirli merkezlerde yoğunlaşması, geniş toplum kesimlerinin geçim sıkıntısı yaşaması, gençlerin geleceğe ilişkin umudunun zayıflaması yalnızca ekonomik bir problem değildir.

Bunlar aynı zamanda toplumsal huzuru ve demokratik güveni etkileyen sorunlardır.

Yoksulluk insanın yalnızca cebini değil, geleceğe dair duygusunu da tüketir.

İşsizlik, güvencesizlik, eğitim ve barınma sorunları büyüdüğünde; uyuşturucu, suç ve çeşitli bağımlılık biçimleri de yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyecek toplumsal sorunlara dönüşür.

Bu nedenle ekonomik eşitsizliği, yapısal şiddetin önemli kaynaklarından biri olarak değerlendirmek gerekir.

Ancak burada sermayenin tamamını aynı davranış biçimi içinde görmek de doğru değildir. Sorun, ekonomik gücün demokratik denetimden uzaklaşması ve bazı güçlü ekonomik aktörlerin kısa vadeli çıkarları uğruna hukuk, şeffaflık ve demokratik standartların zayıflamasına kayıtsız kalabilmesidir.

İhale düzeni, ayrıcalıklı teşvikler, vergi adaletsizlikleri ve hesap verebilirliğin zayıflaması gibi meseleler bu açıdan tartışılmalıdır.

Demokrasi yalnızca sandıkta değil, ekonomide de adalet ister.

Rıza Olmadan Barış Olur mu?

Burada Anadolu irfanının önemli bir kavramı karşımıza çıkıyor:

Rıza.

Rıza, pasif bir kabulleniş değildir.

Rıza; insanın kendisini eşit, değerli ve güvende hissettiği bir toplumsal ilişkinin sonucudur.

Bu nedenle zorla sağlanan sessizlik, barış değildir.

Bir toplumun bir bölümünü susturabilir, korkutabilir veya dışlayabilirsiniz. Fakat korku üzerine kurulan düzen, toplumsal rıza üretmez.

Kalıcı barış için insanların yalnızca çatışmanın sona ermesini değil, adaletin varlığını da hissetmesi gerekir.

Alevinin, Kürdün, Türkün, farklı inançların, farklı kimliklerin, kadınların, gençlerin, emekçilerin ve toplumun bütün kesimlerinin kendisini eşit yurttaş olarak görebildiği bir hukuk düzeni gerekir.

Nasıl Bir Barış?

Barışın yalnızca negatif anlamıyla, yani savaşın ve şiddetin yokluğu üzerinden düşünülmesi yeterli değildir.

Asıl hedef pozitif barıştır:

Adaletin olduğu,

eşit yurttaşlığın güvence altında bulunduğu,

inanç ve vicdan özgürlüğünün korunduğu,

hukukun üstünlüğünün işlediği,

ekonomik fırsatların daha adil dağıtıldığı,

insanların birbirinden korkmadığı bir toplum.

Barışın kalıcılığı, tam da bu zemine bağlıdır.

Ne Yapmalı?

1. Gelir adaleti güçlendirilmelidir.
Vergi sistemi daha adil hale getirilmeli, emeğin üzerindeki yük azaltılmalı, insanca yaşam koşulları güvence altına alınmalıdır.

2. Yolsuzluk ve uyuşturucuyla mücadele yalnızca güvenlik politikalarına bırakılmamalıdır.
Eğitim, istihdam, sosyal destek ve hukuk politikaları birlikte yürütülmelidir.

3. Alevilerin eşit yurttaşlık talepleri güvence altına alınmalıdır.
Cemevlerinin hukuki statüsü, zorunlu din dersleri ve inanç özgürlüğü konuları demokratik hukuk devleti çerçevesinde ele alınmalıdır.

4. Geçmişin travmalarıyla yüzleşilmelidir.
Dersim, Maraş, Sivas, Gazi ve 12 Eylül gibi toplumsal hafızada derin izler bırakan olaylar, mağdurların hakları ve hukuk devleti ilkeleri temelinde araştırılmalı; hak ihlalleriyle ilgili adalet ve telafi mekanizmaları işletilmelidir.

5. Demokratik alan genişletilmelidir.
İfade ve örgütlenme özgürlüğü güçlendirilmeli, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı güvence altına alınmalı, insanların düşünceleri nedeniyle cezalandırılmadığı bir hukuk düzeni oluşturulmalıdır.

6. Barış toplumsallaştırılmalıdır.
Barış yalnızca siyasi aktörlerin yürüttüğü kapalı bir süreç olmamalıdır. Sivil toplumun, emek örgütlerinin, kadınların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla geniş bir toplumsal zeminde yürütülmelidir.

7. Sermaye de demokratik sorumluluk üstlenmelidir.
Ekonomik güç sahibi aktörler yalnızca kısa vadeli istikrar ve kârı değil; hukuk devletini, şeffaflığı, özgürlükleri ve toplumsal adaleti de gözetmelidir.

Çünkü demokrasi zayıfladığında yalnızca yurttaş değil, uzun vadede ekonomik hayat da güvencesizleşir.

Sonuç: Barışın Temeli Rızadır

Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca çatışmasızlık değildir.

İhtiyacımız olan şey, insanın kendisini eşit ve özgür hissettiği bir toplumsal barıştır.

Bunun yolu da bellidir:

Adalet olmadan eşitlik,
eşitlik olmadan rıza,
rıza olmadan kalıcı barış olmaz.

Devletin gücü, insanın iradesini bastırmasından değil; insanın onurunu, özgürlüğünü ve güvenliğini korumasından gelir.

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü bu açıdan yalnızca geçmişten gelen bir öğüt değildir. Bugünün Türkiye’si için de önemli bir siyasal ve ahlaki ölçüdür.

Barış, birilerinin diğerlerine lütfedeceği bir suskunluk değildir.

Barış, birlikte yaşama iradesinin adaletle güvence altına alınmasıdır.

Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur:

Zorun değil, rızanın barışı.
Korkunun değil, güvenin barışı.
Ayrışmanın değil, eşit yurttaşlığın barışı.

Haydi barışalım.

Ama yalnızca silahları susturarak değil;

insanı yaşatarak, adaleti büyüterek ve birbirimizin rızasını gözeterek.


WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir