Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Alevi toplumuna, demokratik toplum tartışmalarına ve barış sürecine ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Alevilerin eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi, adalet ve barış taleplerinin demokratik meşruiyetinin tartışılamayacağını vurgulayan FEDA ve DAKB, Alevilerin demokratik toplumun “korunacak bir topluluğu” değil, kurucu öznelerinden biri olması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Bir halkın özgürlüğü başka bir halkın ezilmesi üzerine kurulamaz” denilerek halkların demokratik ittifakı ve kalıcı barış çağrısı yapıldı.

Uzun bir dönemdir Alevi toplumunu hedef göstererek, Alevilerin demokratik toplumsal mücadelesini itibarsızlaştırmayı ve toplumsal gelişmelerin aktif dinamiklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan muhtelif kesimlerden çeşitli açıklamalar yeniden tedavüle konulmaktadır. Bu açıklamaların maksadı nettir: Alevi toplumunu ayrıştırmaya, ötekileştirmeye, kendi içerisinde kutuplaştırarak örgütlü iradesini zayıflatmaya ve tarihsel olarak taşıdığı toplumsal muhalefet dinamiğini etkisizleştirmeye yönelik bir stratejinin ve zihniyetin çok yönlü parçaları oldukları görülmektedir.

AHA Haber Merkezi – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Alevi toplumunu hedef aldığını ve demokratik toplumsal mücadelesini itibarsızlaştırmayı amaçladığını belirttikleri söylem ve tartışmalara ilişkin ortak bir açıklama yayımladı.

Alevi toplumunun tarih boyunca baskı, inkâr ve ayrımcılığa karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesinin önemli toplumsal dinamiklerinden biri olduğu belirtilen açıklamada, Alevilerin kendi kimliğini ve inancını tanımlama hakkının yalnızca Alevi toplumunun kendisine ait olduğu vurgulandı.

FEDA ve DAKB, Alevilerin eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi ve adalet taleplerinden vazgeçmeyeceğini belirterek, Alevi toplumunun kendi geleceğine ilişkin karar süreçlerinde söz sahibi olan örgütlü ve aktif bir özne olması gerektiğinin altını çizdi.

Açıklamada Ortadoğu’daki halklar ve inanç topluluklarının durumu da ele alınırken Kürtler, Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Raa Heq Süreği, Aleviler, Nusayriler, Dürziler, Kakailer ve Êzidîler başta olmak üzere farklı toplulukların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabilmesinin demokratik bir geleceğin temel koşullarından olduğu ifade edildi.

“Barış, Bir Toplumsal Rızalıktır”

Barışın Reya Heq inanç geleneği açısından yalnızca siyasal bir tutum olmadığı belirtilen açıklamada; birlikte yaşam, karşılıklı saygı ve rızalık anlayışının önemine dikkat çekildi. Barışın adalet, eşitlik, özgürlük ve karşılıklı rızalık temelinde sürekli yeniden üretilmesi gereken aktif bir toplumsal duruş olduğu vurgulandı.

FEDA ve DAKB, Abdullah Öcalan’ın görüşlerine ilişkin yürütülen tartışmalara da değinerek kendi değerlendirmelerini, “Sayın Öcalan’ın savunduklarından bizim anladığımız bir devlet ittifakı değil, demokratik toplum sözleşmesidir” sözleriyle ifade etti.

Barış sürecinin yalnızca Kürtler ve Türkler arasında ele alınmaması gerektiği belirtilen açıklamada; Alevilerin, Êzidîlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, kadınların, gençlerin ve farklı toplumsal kesimlerin sürecin kurucu aktörleri olması gerektiği savunuldu.

Açıklamada ayrıca, “Artık 16. yüzyılın diliyle değil, 21. yüzyılın demokratik diliyle konuşmak zorundayız” denilerek, “Demokratik toplum, eşit yurttaşlık ve kalıcı barış” çağrısı yapıldı.

FEDA ve DAKB’nin açıklamasını olduğu gibi yayımlıyoruz:

Demokratik Toplum Mücadelesi Alevi Toplumunun Hak ve Hakikat Mücadelesidir

Uzun bir dönemdir Alevi toplumunu hedef göstererek, Alevilerin demokratik toplumsal mücadelesini itibarsızlaştırmayı ve toplumsal gelişmelerin aktif dinamiklerinden uzaklaştırmayı amaçlayan muhtelif kesimlerden çeşitli açıklamalar yeniden tedavüle konulmaktadır. Bu açıklamaların maksadı nettir: Alevi toplumunu ayrıştırmaya, ötekileştirmeye, kendi içerisinde kutuplaştırarak örgütlü iradesini zayıflatmaya ve tarihsel olarak taşıdığı toplumsal muhalefet dinamiğini etkisizleştirmeye yönelik bir stratejinin ve zihniyetin çok yönlü parçaları oldukları görülmektedir.

Alevi Toplumu Size Ne Yaptı?

Aleviler, tarih boyunca baskı, inkâr ve ayrımcılığa karşı direnmiş; eşitlik, özgürlük ve demokratik toplum mücadelesinin önemli dinamiklerinden biri haline gelmiştir. Böylesine aktif ve örgütlü bir toplumsal yapı hâline gelen Alevi toplumunun kimlik ve inançlarını tanımlama hakkına hiç kimse sahip değildir. Alevi toplumu kendi iradesiyle kendi inancını ve kültürünü yaşamaya devam ediyor ve edecektir. Günümüzde Alevi toplumunu hedef alan, demokratik ve toplumsal mücadelesini itibarsızlaştıran veya Alevileri toplumsal ve siyasal gelişmelerin dışında konumlandırmaya çalışan çeşitli söylemler gündeme gelmektedir. Bu tür yaklaşımlar, aleviler üzerinden barış ve demokratik ortamı geliştiren değil aksine barış ihtimalini zayıflatan sonuçlara götürür. Alevi toplumunun örgütlü iradesini zayıflatma, toplumsal muhalefet içerisindeki rolünü sınırlandırma ve Alevileri yalnızlaştırma sonucunu doğurabilecek nitelikteki açıklamalardır.

Bugün de Alevi toplumuna yönelik baskı ve asimilasyon politikalarına karşı hiçbir emek ve katkı sunmayan, Alevileri toplumsal gelişmelerin dışında tutan ve yalnızca belirli dönemlerde kendi siyasal çıkarları doğrultusunda hatırlayan kesimlerin açıklamaları Alevi toplumu tarafından kabul edilemez bir durum yaratmıştır.

Alevileri hedef gösteren, toplumsal ayrışmayı derinleştiren ve demokratik mücadeleyi zayıflatmaya hizmet eden açıklamalar karşısında, demokratik özgürlük mücadelesini geliştirerek cevap vereceğiz. Alevi toplumunu hedef göstermekten, ötekileştirmekten ve toplumsal mücadelenin dışına itmeye çalışmaktan vazgeçilmelidir.

Alevilerin talepleri meşrudur. Toplumsal barışın gelişmesi temelinde eşit yurttaşlık hakkı, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi ve adalet taleplerimizden vazgeçmeyeceğiz.

Alevi toplumu; kendi geleceği, özgürlüğü ve demokratik yaşam hakkı için yürüttüğü mücadelede sözünü söylemeye, iradesini ortaya koymaya ve toplumsal mücadelenin aktif bir öznesi olmaya devam edecektir.

Ortadoğu halkların, inançların ve toplumsal kimliklerin tarihsel olarak iç içe geçtiği; aynı zamanda savaş, zorunlu göç, inkâr, ayrımcılık ve siyasal çatışmaların derin izler bıraktığı tarihsel kırılmaların güncel siyasal gelişmelerle iç içe geçtiği kritik bir dönemden geçmektedir. Günümüzde yaşanan siyasal gelişmeler, bu tarihsel sorunların önemli bir bölümünü yeniden gündeme taşımaktadır.

Bölgenin tarihsel yapısında farklı halkların ve inanç topluluklarının uzun süre bir arada yaşama deneyimleri kadar savaşlar, zorunlu göçler, inkâr ve ayrımcılık politikaları da önemli bir yer tutmaktadır. Bu politikaların farklı biçimlerde günümüzde de sürdüğü görülmektedir.

Kürtler, Ermeniler, Asuri-Süryaniler, Raa Heq Süreği, Aleviler, Nusayriler, Dürziler, Kakailer, Êzidîler ve bölgenin diğer halkları ile inanç toplulukları, geçmişten günümüze uzanan bu tarihsel süreçlerin sonuçlarıyla karşı karşıya kalmaya devam etmektedir.

Bu gerçeklik, Ortadoğu’nun geleceğinin yalnızca siyasal güç ilişkileri üzerinden değil; halkların ve inanç topluluklarının eşitliği, özgürlüğü ve birlikte yaşam iradesi üzerinden de değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

Demokratik ve eşitlikçi bir gelecek, bölgedeki farklı halkların ve inanç topluluklarının kendi kimliklerini ve inançlarını özgürce ifade edebilmeleri ve toplumsal yaşamda eşit biçimde yer alabilmeleriyle mümkündür. Yeni düşmanlıkların ve ayrışmaların derinleştirilmesi ise geçmişte olduğu gibi günümüzde de toplumların ortak geleceğine zarar vermektedir.

Alevi toplumunun demokratik ve toplumsal mücadelesi, yalnızca siyasal haklar bağlamında değil, aynı zamanda inançsal ve etik değerler çerçevesinde de ele alınmalıdır. Bu açıdan, “Barış, bir toplumsal rızalıktır” anlayışı önemli bir referans oluşturmaktadır.

Reya Heq inanç geleneği açısından barış, yalnızca belirli siyasal koşullarda benimsenen geçici bir tutum değildir. Barış; toplumsal ilişkilerin, birlikte yaşamın, karşılıklı saygının ve rızalığın temel unsurlarından biri olarak değerlendirilmelidir.

Reya Heq yolunun taşıyıcıları açısından temel sorumluluklardan biri, barışın dilini ve kültürünü toplumsal yaşamın bütün alanlarında geliştirmektir. Farklılıkların tehdit olarak değil, toplumsal varoluşun doğal ve değerli unsurları olarak kabul edilmesi, demokratik birlikte yaşamın temel koşullarındandır.

Bu bağlamda barış edilgen bir tutum değil; adalet, eşitlik, özgürlük ve karşılıklı rızalık temelinde sürekli olarak yeniden üretilmesi gereken ve her gün kendisini yeniden örgütleyen aktif bir toplumsal duruştur. Alevi toplumunun tarihsel deneyimi de bu yaklaşımın yalnızca güncel siyasal tartışmalarla sınırlı olmadığını göstermektedir. Alevi toplumunun demokratik mücadelesinin sürdürülebilirliği, örgütlü iradenin güçlendirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Toplumsal taleplerin görünür kılınması, demokratik katılımın geliştirilmesi ve Alevi toplumunun kendi geleceğine ilişkin karar süreçlerinde söz sahibi olması, güçlü bir örgütlü toplumsal iradeyi gerektirmektedir.

Alevi toplumunun kendi iradesini ve örgütlü gücünü geliştirmesi, yalnızca Alevilerin haklarının korunması açısından değil, çoğulcu ve demokratik toplumun güçlendirilmesi açısından da önemlidir. Aleviler, toplumsal mücadelenin nesnesi değil, kendi talepleri, değerleri ve iradesiyle hareket eden aktif bir öznesidir. Alevi toplumunun tarihsel ve güncel mücadelesi, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü, laiklik, demokrasi, adalet ve barış ekseninde şekillenen kapsamlı bir özgürlük mücadelesidir. Bu mücadele yalnızca Alevilerin kendi haklarının savunulmasıyla sınırlı değildir; farklılıkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşayabildiği demokratik bir toplum idealinin önemli bir bileşenidir.

Alevi toplumunu hedef alan, ötekileştiren, demokratik taleplerini itibarsızlaştıran veya toplumsal mücadeledeki meşru konumundan uzaklaştırmaya çalışan yaklaşımlar, çoğulcu ve demokratik toplum anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Alevilerin taleplerinin demokratik meşruiyeti tartışma konusu yapılamaz. Bugün ihtiyaç duyulan, yeni ayrışmaları ve düşmanlıkları derinleştirmek değil; halkların, inançların ve kimliklerin eşitlik temelinde bir arada yaşayabileceği demokratik bir toplumsal düzenin geliştirilmesidir. Bu perspektiften hareketle Alevi toplumunun örgütlü iradesini güçlendirmek, demokratik mücadeleyi büyütmek ve barış kültürünü toplumsal yaşamın her alanında geliştirmek tarihsel bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Alevi toplumu, tarihsel hafızasından, inançsal değerlerinden ve örgütlü toplumsal deneyiminden aldığı güçle kendi geleceği, özgürlüğü ve demokratik yaşam hakkı konusunda söz söylemeye devam edecektir.

Demokratik toplum mücadelesi, Alevi toplumunun özgürlük mücadelesidir; Alevilerin özgürlük mücadelesi ise eşit, adil, çoğulcu ve barışçıl bir toplum arayışının ayrılmaz bir parçasıdır.

Aleviler bu mücadelenin edilgen bir nesnesi değil; kendi iradesi, örgütlü gücü ve talepleriyle hareket eden aktif bir özne olmaya devam edecektir.

Sayın Öcalan’ın savunduklarından bizim anladığımız bir devlet ittifakı değil, demokratik toplum sözleşmesidir. Bunu görmeden anlamadan yürütülen tartışmalar ve eleştiriler doğru değildir. Zira barış hepimizin ihtiyacıdır.

Barış sürecini yalnızca Kürtlerin ve Türklerin meselesi olarak görmeyelim.

Alevilerin, Ezidilerin, Ermenilerin, Süryanilerin, kadınların, gençlerin ve bütün farklı toplumsal kesimlerin bu sürecin kurucu aktörleri olması gerekmektedir.

Çünkü demokratik toplum yalnızca Türk-Kürt barışı değildir.

Demokratik toplum, hiçbir halkın ve hiçbir inancın diğerinin üzerinde olmadığı bir yaşam biçimidir.

Geçmişin çatışmalarını aşmak için halkların demokratik ittifakı kurulmalıdır.

Bu ittifakın içinde Aleviler de olacaktır.

Ancak Aleviler yalnızca “korunacak bir topluluk” değil, yeni demokratik toplumun kurucu öznesi olmak zorundadır kendi yaşamsal varlığı için elzem olanda budur.

Tarihten alınacak ders ise şudur; Bir halkın özgürlüğü başka bir halkın ezilmesi üzerine kurulamaz.

Kürtlerin özgürlüğü Alevilerin korkusu üzerine kurulamaz.

Alevilerin özgürlüğü de Kürtlerin inkârı üzerine kurulamaz.

Türklerin geleceği Kürtlerin inkârıyla kurulamaz.

Artık 16. yüzyılın diliyle değil, 21. yüzyılın demokratik diliyle konuşmak zorundayız.

Demokratik Alevi federasyonu FEDA ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği DAKB olarak;

Bizimde Çağrımız Şudur:

Yavuz’u da, İdris’i de, Şah İsmail’i de tarihsel yerlerine bırakalım.

Bugünün insanları olarak birlikte yeni bir tarih yazalım.

Bu tarihin adı da,

Demokratik toplum, eşit yurttaşlık ve kalıcı barış olsun.

“Rızalığımız Barışadır”

Demokratik Alevi Federasyonu FEDA eve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği DAKB

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir