Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla ortak bir açıklama yayımladı. Savaşların yalnızca silahların susmasıyla sona ermeyeceğini vurgulayan iki kurum; kalıcı barışın eşitlik, özgürlük, adalet, demokrasi, eşit yurttaşlık ve Alevi Yolunun temel değerlerinden rızalık üzerine kurulması gerektiğini belirtti. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de dikkat çekilen açıklamada, “Gerçek barış, yalnızca savaşın bitmesiyle değil; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, rızalığın ve ortak yaşamın kökleşmesiyle mümkündür” denildi.

AHA Haber Merkezi – Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yayımladıkları ortak açıklamada, dünyanın farklı coğrafyalarında devam eden savaşların, işgallerin ve çatışmaların halklar, kadınlar, çocuklar ve doğa üzerindeki yıkıcı sonuçlarına dikkat çekerek barış çağrısında bulundu.

Barışın yalnızca silahların susması olarak değerlendirilemeyeceğini belirten FEDA ve DAKB; halkların kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle özgürce yaşayabildiği, bütün inançların eşit kabul edildiği, kadınların özgür ve eşit olduğu, doğanın korunduğu demokratik bir toplumsal yaşamın inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Alevi Yolunun rızalık anlayışını ortak yaşamın temel değerlerinden biri olarak öne çıkaran iki kurum, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin de yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması, halkların ve inançların eşit ve özgür yaşayabileceği kapsamlı bir toplumsal dönüşüme evrilmesi gerektiğini savundu.

FEDA ve DAKB, kadınların barışın ve demokratik toplumun kurucu öznelerinden olduğunu vurgularken, ekolojik mücadeleyi de barış mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirdi.

FEDA ve DAKB’nin açıklamasını olduğu gibi yayımlıyoruz:

Savaşın Çığlıklarına Karşı Barışı, Eşitliği, Özgürlüğü ve Rızalığı Büyütelim!

Bugün dünyanın birçok coğrafyasında savaşların, işgallerin, silahlanma yarışının ve halkları birbirine düşmanlaştıran politikaların yarattığı ağır sonuçlara tanıklık ediyoruz. “3. Dünya Savaşı” olarak tanımlanan bu süreçte savaşın çığlıklarını Ukrayna’dan Gazze’ye, İran’dan Ortadoğu’nun farklı coğrafyalarına kadar duyuyoruz. Kentler yıkılıyor, insanlar yerlerinden ediliyor, yaşam alanları tahrip ediliyor; savaşın en ağır bedelini ise siviller, kadınlar, çocuklar,yaşlılar ve doğanın tüm mahsumları ödüyor.

Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde Kürt halkı, Aleviler, Êzidîler, Dürzîler, Süryaniler, Ermeniler ve diğer halklar ile inanç toplulukları; yıllardır savaş, inkâr, asimilasyon, mezhepçilik ve siyasal çatışmaların ağır sonuçlarıyla karşı karşıya bırakıldı. Êzidî halkının Şengal’de yaşadığı soykırım, Alevilere yönelik katliamlar, Kürt halkının inkâr ve savaş politikalarıyla karşı karşıya bırakılması ve farklı inanç topluluklarına yönelik şiddet, savaş düzeninin halklara ve inançlara nasıl büyük bedeller ödettiğini açıkça göstermektedir.

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) olarak biliyoruz ki;
Dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın hiçbir halkın acısını diğerinden üstün görmüyoruz. Çünkü savaşın gerçek bir kazananı yoktur.

Barış yalnızca silahların susması da değildir. Barış; halkların kendi kimlikleri, dilleri ve kültürleriyle özgürce yaşayabilmesi, bütün inançların eşit koşullarda var olabilmesi, kadınların özgür ve eşit bir yaşam kurabilmesi, çocukların savaş korkusu olmadan büyüyebilmesi ve doğanın talan edilmeden korunabilmesidir.

Bu nedenle barışın kalıcı olabilmesi için savaşın nedenlerini ve toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldıracak demokratik bir yaşamın inşa edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Barış; adalet, eşitlik, özgürlük, demokrasi ve halkların kendi iradesiyle yaşayabilmesiyle anlam kazanır.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci

Bu açıdan 27 Şubat 2025 tarihinde Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla çatışma ve şiddet döneminin geride bırakılması, silahların yakılması ve demokratik siyasetin önünün açılması yönünde atılan adımı tarihsel önemde görüyoruz. Bugün yürütülen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin, yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sınırlı kalmaması; halkların ve inançların eşit, özgür ve demokratik yaşam koşullarına kavuşmasını sağlayacak kapsamlı bir toplumsal dönüşüme evrilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Çünkü savaşın sona ermesi tek başına barış değildir. Kalıcı barış; Kürtlerin, Türklerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin, Êzidîlerin, Dürzîlerin ve bütün halkların kendi kimlikleriyle; Alevilerin, Sünnilerin, Hristiyanların ve tüm inançların özgürce yaşayabildiği eşitlikçi bir toplumsal düzenle mümkündür.

Toplumsal düzende de ana dilde eğitim hakkı güvence altına alınmalı, halkların kendi dillerini, kültürlerini ve kimliklerini özgürce yaşatmalarının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bütün inançlar eşit koşullarda özgürce yaşayabilmeli; hiçbir inanç diğerine üstün tutulmamalı ve hiçbir halk başka bir halk üzerinde egemenlik kurmamalıdır. İnanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık güvence altına alınmadan toplumsal barışın kalıcı hale gelmesi mümkün değildir.

Alevi Yolunda Rızalık

Biz Aleviler açısından bu yaklaşım, yaşamın merkezinde bulunan rızalık anlayışıyla doğrudan bağlantılıdır. Alevi Yolunda hiçbir canın diğerinden üstün olmadığı, hiç kimsenin bir başkasına zorla hükmetmediği; birlikte yaşamın rıza, gönüllülük, kabul ve dayanışma temelinde kurulduğu bir anlayış esastır.

Rızalık; birbirine hükmetmek yerine birbirini kabul etmek, ayrıştırmak yerine ortak yaşamı büyütmek, üstünlük kurmak yerine eşitliği savunmaktır. İnsanı doğadan, bir canı başka bir candan üstün görmeyen bu anlayışta her canın ve her canlının yaşam hakkı değerlidir. Bu nedenle savaşa, işgale, katliama, ayrımcılığa ve doğanın talanına her zaman ki gibi karşı çıkıyoruz.

Bizler; bütün halkların ve bütün inançların birbirine egemen olmadan, eşit ve özgür biçimde, rızalık temelinde bir arada yaşayabildiği demokratik bir toplum istiyoruz. Farklılıkların tehdit olarak görülmediği, aksine ortak yaşamın zenginliği olarak kabul edildiği bir toplumsal düzenin mümkün olduğuna inanıyoruz.

“Kadınlar Barışın ve Demokratik Toplumun Kurucu Öznesidir”

Bu eşit yaşam mücadelenin en önemli öznesi ise kadınlardır. Savaşların en ağır yükünü kadınlar ve çocuklar taşımakta; kadınların bedenleri savaşın hedefi haline getirilirken, barış mücadelesindeki iradeleri de çoğu zaman yok sayılmaktadır. Oysa kadınlar barışın ve demokratik toplumun kurucu öznesidir.

DAKB olarak kadınların eşit ve özgür olmadığı bir toplumda gerçek demokrasinin ve kalıcı barışın kurulamayacağını savunuyoruz. Kadınların yaşamın her alanında eşit söz ve karar sahibi olduğu, erkek egemenliğinin ve her türlü şiddetin ortadan kaldırıldığı bir toplumsal yaşamı savunuyoruz. Kadın özgürlüğünü barışın temel koşullarından biri olarak görüyoruz. Barışı yine anaların getireceğine inanıyoruz.

Ekolojik Mücadele ve Barış

Savaş ile ekolojik yıkım da birbirinden bağımsız değildir. Savaşlar yalnızca insan yaşamını değil; toprağı, suyu, havayı, ormanları ve bütün canlı yaşamını da yok etmektedir.

Bu nedenle ekolojik mücadeleyi aynı zamanda barış mücadelesinin bir parçası olarak görüyoruz. Toprağın, suyun ve yaşam alanlarının savaş, rant ve sermaye uğruna talan edilmediği; insanın doğa üzerinde sınırsız bir egemenlik kurmadığı bir yaşamı savunuyoruz. Biliyoruz ki doğa tahrip oldukça bizim inancımız da yok olmanın eşiğine gelir.

FEDA ve DAKB olarak bütün halkları, kadınları, gençleri, inanç topluluklarını, ekoloji hareketlerini ve demokratik güçleri savaş politikalarına karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki gerçek barış, yalnızca savaşın bitmesiyle değil; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, rızalığın ve ortak yaşamın kökleşmesiyle mümkündür.

BARIŞI BEKLEMEYECEĞİZ, BARIŞI İNŞA EDECEĞİZ.

SAVAŞ DEĞİL BARIŞ!
İNKÂR DEĞİL EŞİTLİK!
EGEMENLİK DEĞİL RIZALIK!
AYRIŞMA DEĞİL ORTAK YAŞAM!

Demokratik Alevi Federasyonu – FEDA
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği – DAKB

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir