1955 yılının 6 ve 7 Eylül günlerinde, gayrimüslim azınlıklara yönelik gerçekleşen örgütlü saldırıların mağdurlarını, saygıyla anıyoruz
6-7 Eylül’de İstanbul ve diğer kentlerde, başta Rumlar olmak üzere Müslüman olmayan vatandaşlara yönelik örgütlü saldırılar ve yağmalamalar gerçekleşti. Olaylar sırasında 15 kişi öldürüldü, 300 kişi yaralandı, çok sayıda kadın tecavüze uğradı, 5.214 ev, 1.004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul tahrip edildi. Tahrip edilen mekânların yüzde 59’u Rumlara, yüzde 17’si Ermenilere, yüzde 12’si Yahudilere aitti. Ardından bir göç dalgası başlatan bu olaylar, etnik temizliğe dayalı uluslaşma sürecinde önemli bir adım olarak tarihin karanlık sayfalarında yer aldı.
Farklı etnik grupları barındıran Anadolu’nun homojen hale getirilmesi, 1913 yılından itibaren ulus-devlet inşasında temel bir politika olarak uygulandı ve bu doğrultuda devlet tarafından açık bir şekilde asimilasyon, zorunlu göç ve iskân politikaları yürütüldü.
Bu bakımdan 6-7 Eylül olayları, Sünni, Müslüman ve “Türk” nitelikleri ağır basan tek tip ulus yaratma projesinin bir eseri olup, bu doğrultuda gayrimüslim toplumlara verilen bir mesaj niteliğindedir. Bu saldırılar, Lozan anlaşması ile hakları güvence altına alınan İstanbul’daki Müslüman olmayan toplulukları yok etmeyi amaçlayan soykırımcı ulus devlet politikalarında bir süreklilik olduğunu gösterdi.

Bizzat devlet tarafından örgütlenen meslek yasakları, Amele Taburları, Varlık Vergisi, 1964 tehciri, fişlemeler, gasplar, tehditler ve pogromlar ile bu politikalar kurumsallaştırıldı ve bunun sonucunda günümüzde, Anadolu’nun kadim Müslüman olmayan halklarından Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Süryani toplumundan geriye sadece on binler kaldı.
Ne yazık ki 6-7 Eylül ve benzeri olayların arkasında yatan bu zihniyet, özünde fazla değişmeden günümüzde de sürmektedir.
Demokratik, laik ve herkesin eşit olduğu bir Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen homojen ulus tasarımından tam bir kopuş olmadan mümkün olmayacaktır. Bunun için ise tüm Müslüman olmayan yurttaşların eşit birer vatandaş olarak kabul edilmeleri, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin telafi edilmesi ve özür dilenmesi bir önkoşuldur.
Devlet 6-7 Eylül mağdurlarından özür dilesin!
Irkçı ve ayrımcı uygulamalara derhal son verilsin!”
“6-7 Eylül mağdurlarını saygıyla anıyoruz
1955 yılının 6 ve 7 Eylül günlerinde, gayrimüslim azınlıklara yönelik gerçekleşen örgütlü saldırıların mağdurlarını, saygıyla anıyoruz
6-7 Eylül’de İstanbul ve diğer kentlerde, başta Rumlar olmak üzere Müslüman olmayan vatandaşlara yönelik örgütlü saldırılar ve yağmalamalar gerçekleşti. Olaylar sırasında 15 kişi öldürüldü, 300 kişi yaralandı, çok sayıda kadın tecavüze uğradı, 5.214 ev, 1.004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır, 26 okul tahrip edildi. Tahrip edilen mekânların yüzde 59’u Rumlara, yüzde 17’si Ermenilere, yüzde 12’si Yahudilere aitti. Ardından bir göç dalgası başlatan bu olaylar, etnik temizliğe dayalı uluslaşma sürecinde önemli bir adım olarak tarihin karanlık sayfalarında yer aldı.
Farklı etnik grupları barındıran Anadolu’nun homojen hale getirilmesi, 1913 yılından itibaren ulus-devlet inşasında temel bir politika olarak uygulandı ve bu doğrultuda devlet tarafından açık bir şekilde asimilasyon, zorunlu göç ve iskân politikaları yürütüldü.
Bu bakımdan 6-7 Eylül olayları, Sünni, Müslüman ve “Türk” nitelikleri ağır basan tek tip ulus yaratma projesinin bir eseri olup, bu doğrultuda gayrimüslim toplumlara verilen bir mesaj niteliğindedir. Bu saldırılar, Lozan anlaşması ile hakları güvence altına alınan İstanbul’daki Müslüman olmayan toplulukları yok etmeyi amaçlayan soykırımcı ulus devlet politikalarında bir süreklilik olduğunu gösterdi.

Bizzat devlet tarafından örgütlenen meslek yasakları, Amele Taburları, Varlık Vergisi, 1964 tehciri, fişlemeler, gasplar, tehditler ve pogromlar ile bu politikalar kurumsallaştırıldı ve bunun sonucunda günümüzde, Anadolu’nun kadim Müslüman olmayan halklarından Rumlar, Ermeniler, Yahudiler ve Süryani toplumundan geriye sadece on binler kaldı.
Ne yazık ki 6-7 Eylül ve benzeri olayların arkasında yatan bu zihniyet, özünde fazla değişmeden günümüzde de sürmektedir.
Demokratik, laik ve herkesin eşit olduğu bir Türkiye, Cumhuriyet tarihi boyunca yürütülen homojen ulus tasarımından tam bir kopuş olmadan mümkün olmayacaktır. Bunun için ise tüm Müslüman olmayan yurttaşların eşit birer vatandaş olarak kabul edilmeleri, geçmişte yaşanan mağduriyetlerin telafi edilmesi ve özür dilenmesi bir önkoşuldur.
Devlet 6-7 Eylül mağdurlarından özür dilesin!
Irkçı ve ayrımcı uygulamalara derhal son verilsin!”

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir