⌈Erdoğan Doğan⌉
Müzik, sadece duyulan bir tını mıdır, yoksa bir halkın, bir ailenin ve bir bireyin dünyadaki yerini bulma çabasının en yalın dışavurumu mu? 23 Nisan’da Lübeck’te sahne alan; güçlü bir orkestra, koro ve anlatıcı eşliğinde hayat bulan “Leyla” programı, bu soruya verilmiş sarsıcı bir yanıttı. Sahne, izleyiciyi Anadolu’nun köylerinden Avrupa’nın metropollerine, 1993’ün karanlık yangınlarından modern bir kimlik manifestosuna uzanan çok dilli bir yolculuğa çıkardı.
Köklerin Budanamaz Gücü
Anlatıcının paylaştığı ilk çocukluk hatırası, aslında tüm programın ana omurgasını oluşturuyordu: İlkokulda, babasının gurur dolu bakışları altında akordu bozulmuş bir bağlama ile sahneye çıkan çocuk. O an hissedilen kaçma arzusu, babanın sessiz “Yapabilirsin” onayıyla bir direniş öyküsüne dönüştü. Bu sahne, göçmen çocuklarının yabancı bir toplumda kendilerine yer açmak için harcadıkları o fazdan çabanın; Marcel, Sebastian ve Claudia’dan biraz daha fazla mücadele etme zorunluluğunun ilk provasıydı.
1993 Madımak; Hafızadaki Yangın
Programın en etkileyici sekansı, kolektif hafızanın en acı yılı olan 1993’e ayrılmıştı. Anlatıcının; aynı televizyon ekranında önce memleketleri Sivas’ta yanan oteli, ardından bir kanal değişikliğiyle Solingen’de yanan evi izleyen ailesini tarif etmesi, salonu derin bir sessizliğe gömdü. Okuma yazması olmayan anneannenin, dilini bilmese de ekrandaki “Türken raus” (Türkler dışarı) sloganlarının içindeki düşmanlığı hissetmesi, ırkçılığın dil üstü bir travma olduğunu kanıtlıyordu.
Kimlikteki “Sinyal Arayışı” ve Sanatın Gücü
Leyla’nın hikâyesinde kullanılan modern metaforlar, anlatıya güncel bir derinlik kattı. Yazarın, geleneksel müziklerle bazen bağlantı kuramamasını “ölü bölgede Wi-Fi aramak” olarak tanımlaması dâhice bir benzetmeydi. Ancak bu bağlantı, folk ve popun sentezinde yeniden bulundu. Lübeck’te yaşayan ve farklı ulusal kökenlerden gelen Kürdü, Türkü ve Almanı aynı salonda bir araya getiren bu etkinlik, sanatın birleştirici gücünü bir kez daha gösterdi. İzleyicilerin büyük desteğini ve beğenisini alan koro, iki dünyayı bir arada taşımanın bir yük değil, bir zenginlik olduğunu kanıtladı.
Bir “İnsan” Manifestosu


Programın finali, Leyla’nın kendi kimliği üzerindeki tüm etiketleri kucaklamasıyla doruk noktasına ulaştı. “Bizler köklerimizden besleniyoruz. Ama köklerimizi budamak istiyorlar. Köklerimi bana bırak!” haykırışı, bir varoluş manifestosuna dönüştü. Kürtçe, Türkçe ve Almanca kimliklerini ardı ardına sıralayan Leyla, sonunda en temel gerçeği ilan etti:
“Ich bin Frau. Ez kurdim. Ben türküm. Ich bin Deutsche. Ich bin Tochter. Ama her şeyden önce ben BEN’im… Ben Leyla. Ben bir insanım.”

23 Nisan’da Lübeck’te yankılanan bu ses, sadece bir göç hikâyesi değil, insan olmanın ortak paydasında buluşma davetiydi. Tontalente e.V. çatısı altında birleşen bu sesler, topluma sınırların ötesinde bir yaşamın mümkün olduğunu melodilerle anlattı.

26.04 2026

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir