Ne de süslü anlatılır bu topraklarda kardeşlik. Asırlardır birarada yaşadığımız, kız alıp kız verdiğimiz, – erkek veren yok herhalde-. Sanki Çanakkale’den Entep’e birlikte tüfek çatıp fıstık toplamışız. İyi de, bu topraklarda yaşayanlardan Osmanlı’nın sillesini yemeyen kim, ve hatta Osmanlı kim be birader?!
Türkmen uçbeyleri tarafından kurulan ve sonra Arap Şeriatı İslamı’nı kendisine bayrak edinip‚ „ Allah, Allah“ naralarıyla Malazgirt’ten Balkanlar’a, Yemen’den Cezair’e at koşturan, kılıç sallayan Osmanlı Ermenileri kesmiş, Rumları kesmiş, Türkmen, Kızılbaş Aleviler’i kesmiş, Kürtler’i zapt u rapt altına almış, Araplar’ı esir edip, ellerindeki hilafeti de gasp etmiş, Yunanlılar’ı, Boşnaklar’ı, Arnavutlar’ı, Sırpları, önce kılıçtan geçirmiş, sonra da devşirmiş ve bu hal üzre 600 yıl, üç kıtada nara atıp, kan akıtarak hüküm sürmüş.
Ama hakkını yemeyelim, Osmanlı’nın Kafkaslar’a hükmü olmamış. Ki, kendi topraklarında zora düşen, ya da Osmanlı’ya asker olmak için, Anadolu’ya göç etmiş Kafkas, Kazak ve Moğol kökenlilerin (Azeriler, Gürcüler, Abazalar, Çerkezler, Lazlar, Kazaklar, Moğollar, Tatarlar, Afganlar, Uygurlar, Tacikler, Manavlar, Terekemeler..) cumhuriyetle içiçeliği ve hatta bir kısmının bozkurtçu milliyetçiliği biraz da bu nedenden olsa gerek.
Osmanlı’nın bir de Yahudiler’e iyilik yaptığını biliyoruz. İspanyol Yahudileri tehdit altında iken, göç için yaşayacak ülke aradıklarında Osmanlı kapılarını açmış. Yahudiler de o zamandan bu zamana (günümüz Türkiye`sinin Siyasal İslam iktidarında rüzgâr tersine esiyormuş gibi görünüyorsa da) Osmanlı’nın ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin ayrıcalıklı azınlıkları olmuşlar.
Muhteşem Süleyman’ın torunlarının Mehteran kurmayları ve Molla Medreseleri zamanla bilimsel ve teknik gelişmeye yenik düşüp, Dersaadet de sanayi devrimini ıskalayınca, anlı şanlı Osmanlı dağılmış, Osmanlı’nın mirasını da İttihad Terakki’ nin yapay milliyetçi rüzgarından doğan Kuvvacılar’ın Fötr-Kasket Devleti devralmış. Devlete de Türkiye Cumhuriyeti adı verilmiş de, bu devletin sahibi kim, Türk’ ü kim belli değil. Neden mi?
Bu toprakların tarih sayfalarını biraz karıştırdığınızda Osmanlı öncesinde Hitit, Urartu, Lidya, Likya, Anatolia, Armenia, Rom, Sasani, Bizans, Selçuklu ( Büyük Selçuklu bir İran/Fars İmparatorluğu, ki dağıldığında Anadolu’da kalan Türkmen beyliklerinin birliğine sonradan tarihçiler tarafından Anadolu Selçukluları denmiş), …adlarına rastlarsınız. Anadolu’da Türk adına en yakın gelen kesim Türkmenler, bir de Azeriler var. Türkçe’yi Anadolu’ya getirenler de Türkmenler ve Türkmenler’in çoğunluğu Alevi, ki Türkmenler hem Arap Şeriatı İslamcısı Osmanlı’dan çekmişler, hem de Sunni İslam’ı devlet dini yapan Cumhuriyet’ten.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin bugünkü nüfusunun bir kökeni Kafkas Göçmenleri (Azeriler, Gürcüler, Abazalar, Çerkezler, Lazlar, Kazaklar, Moğollar, Tatarlar, Manavlar, Terekemeler, …), bir kökeni Balkanlar ( Boşnaklar, Arnavutlar, Makedolar, Pomaklar, Romanlar….) bir kökeni Hazar Denizi’nin Doğu ve Güneydoğusu’ndan gelmiş olan göçebe Türkmenler, yerlileri ise Ermeniler, Rumlar, Kürtler, Dersimliler, Zazalar,Araplar, Yezidiler, Süryaniler, Keldaniler, Asuriler, …..,.
Peki, Türkiye Cumhuriyeti devletine adını veren Türkler bunlardan hangileri? Türkmenler mi?
Türkmenler’in çoğunluğu Alevi iken, Aleviler’in dışlandığı, hakarete uğradığı ve hedef gösterildiği bugünkü Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir Türkmen devleti olduğunu kim idda edebilir ve buna kim inanır?!
İyi de, bugünlerde sırtını amerikan patentli Abdülhamit dublörü ve Arap Şeriat İslamı sermayesine dayamış, balkan ve kafkas yamalı, Alevi Türkmen’i, Kürt’ü, Ermenisi, Dersimlisi, Roman`ı, Süryanisi, Yezidisi ve Rum’u yaralı bu devletin sahibi hangi Türkler, Türkler değilse kim?
Kim kimin garındaşı, kim kimin böbrek daşı anlamadım getti be birader, vah benim belalı başım vah.
Bu Hititliler nereye arazi oldular yahu. Ah bir ses verseler de, Anadolu’nun “Han Duvarları” dile gelip, kimin hancı, kimin yolcu olduğunu bize söyleseler!
Ali Erenler
WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir