İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması’nda müzisyen ve etnomüzikolog Ulaş Özdemir, Alevi müzik geleneğinin tarihsel köklerini, dede sazı ve ruzba icrasını, kültürel belleğin kuşaktan kuşağa aktarılmasını anlattı. Geleneksel sazları çalan ustaların giderek azalmasının önemli bir kültürel kayıp yarattığına dikkat çeken Özdemir, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren Nesimi Çimen’in üç telli cura geleneğindeki yerine vurgu yaparak Alevi müzik mirasının yalnızca korunmasının değil, yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılmasının da önemini dile getirdi.

AHA Haber Merkezi – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Alevi inancı, kültürü, sanatı ve tarihsel belleğine ilişkin etkinliklerle devam ediyor. Alevi toplumunun kültürel mirasının yaşatılmasını, kuşaklar arası aktarımın güçlendirilmesini ve güncel meselelerin tartışılmasını amaçlayan buluşma kapsamında gerçekleştirilen atölye ve söyleşilerde, Alevi inanç ve kültürünün farklı boyutları ele alınıyor.

Buluşmanın dikkat çeken etkinliklerinden biri, müzisyen ve etnomüzikolog Ulaş Özdemir’in gerçekleştirdiği “Gâhi Saz Gâhi Söz: Alevi Müzik Kültüründe Dede Sazı ve Ruzba İcrası” başlıklı atölye-söyleşi oldu.

Özdemir, Alevi müzik geleneğinin tarihsel gelişimini, geleneksel sazların kültürel bellekteki yerini ve bu mirasın günümüzde karşı karşıya bulunduğu sorunları anlattı. Dede sazı, ruzba ve üç telli cura gibi geleneksel çalgıların yalnızca birer müzik aleti olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çeken Özdemir, bu sazların taşıdığı tınıların, icra biçimlerinin ve sözlü kültür birikiminin Alevi toplumsal hafızasının önemli parçaları olduğunu vurguladı.

“Kasetler Bizim Hocamızdı”

Maraş’ta doğup büyüdüğünü belirten Ulaş Özdemir, müzikle kurduğu ilişkinin gelişiminde geleneksel sazları çalan ustaların ve eski ses kayıtlarının önemli bir yere sahip olduğunu anlattı.

Geleneksel sazları icra eden ustaların zamanla azalması nedeniyle bu çalgıların özgün seslerinin ve çalınma biçimlerinin de unutulmaya başladığını söyleyen Özdemir, kendi müzik yolculuğunda bu ustaları bulmaya, onların icralarını dinlemeye ve kayıt altına almaya çalıştığını ifade etti.

Özdemir, geleneksel sazlarla bağını korumak amacıyla müzik öğreniminde farklı bir yol izlediğini belirterek şöyle konuştu:

“Benim hiçbir zaman bir bağlama hocam olmadı. Özellikle bağlama eğitimi almak istemedim ki bu sazlarla iletişimim kopmasın.”

Müzikoloji alanındaki çalışmalarını da bu kültürel birikimi araştırmak ve belgelemek amacıyla sürdürdüğünü anlatan Özdemir, geçmişte yapılan ses kayıtlarının kendisi için birer öğrenme kaynağı olduğunu söyledi.

“Kasetlerle başlamıştım. Eski kasetler, babamın yaptığı kasetler, benim gidip bir ustadan derlediğim kasetler. Kasetler bizim hocamızdı.”

Özdemir’in anlatımında, geleneksel müziğin yalnızca yazılı kaynaklar veya kurumsal eğitim aracılığıyla değil, ustaların icraları, dinleme deneyimleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan kayıtlar yoluyla da öğrenildiği öne çıktı.

“Saz ve Söz Et ile Tırnak Gibi Birbirinin Parçası”

Alevi müzik kültüründe saz ile sözün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Özdemir, deyişlerin, şiirlerin ve ezgilerin yüzyıllar boyunca farklı coğrafyalarda taşınarak günümüze ulaştığını ifade etti.

Bu kültürel aktarımda ocakların, toplulukların ve aşiretler arasındaki ilişkilerin önemli bir rol oynadığını söyleyen Özdemir, Alevi müzik geleneğinin yalnızca melodilerden oluşmadığını; aynı zamanda tarihsel deneyimleri, inançsal birikimi ve toplumsal hafızayı taşıdığını vurguladı.

Âşıkların, ozanların ve zâkirlerin bu mirasın kuşaklar arasında aktarılmasındaki yerine dikkat çeken Özdemir, farklı bölgelerde ortaya çıkan icra biçimlerinin Alevi müzik kültürünün çeşitliliğini ve zenginliğini yansıttığını belirtti.

Özdemir, saz ile söz arasındaki bağı şu sözlerle anlattı:

“Saz ve söz dediğimiz şey, et ile tırnak gibi birbirinin parçası.”

Geleneksel müziğin hem edebî hem de müzikal yönleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, deyişlerin taşıdığı anlamın, onları seslendiren sazların tınılarından ve icra geleneklerinden bağımsız ele alınamayacağını ifade etti.

Geleneksel Sazların Unutulması Kültürel Belleği de Etkiliyor

Ulaş Özdemir, söyleşide geleneksel sazların zaman içinde kullanım dışı kalmasının ve bu sazları çalan ustaların azalmasının Alevi müzik kültüründe yarattığı kayıplara da dikkat çekti.

Özellikle 1990’lı yıllarda geleneksel çalgıları yapan ustaların ve bu sazları özgün biçimleriyle icra eden müzisyenlerin giderek azalmasının, müzikal aktarımı zorlaştırdığını belirten Özdemir, bazı sazların geçmişte çalınması güç veya kullanışsız görülerek terk edilmeye yönlendirildiğini anlattı.

Bu durumun yalnızca belirli müzik aletlerinin unutulması anlamına gelmediğini ifade eden Özdemir, her sazın kendine özgü bir ses dünyası ve icra biçimi taşıdığına işaret etti.

Günümüzde geleneksel sazları yeniden üreten ustaların ortaya çıkmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Özdemir, buna karşın söz konusu çalgıların tarihsel icra biçimlerinin yeni kuşaklara aktarılmasında hâlâ önemli sorunlar bulunduğunu belirtti.

Nesimi Çimen’in Üç Telli Curası ve Madımak’ın Kültürel Hafızadaki Yeri

Söyleşinin dikkat çeken bölümlerinden biri de 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren sanatçı Nesimi Çimen’in Alevi müzik geleneğine katkılarının ele alınması oldu.

Ulaş Özdemir, Sivas Katliamı’nın yalnızca insan yaşamları açısından değil, kültürel bellek ve sanat birikimi açısından da büyük kayıplara yol açtığını belirtti.

Nesimi Çimen’in üç telli cura ile kurduğu özel ilişkiye dikkat çeken Özdemir, sanatçının bu sazla müzik yaşamını sürdürdüğünü ve kendine özgü icrasıyla curanın sesini geniş kitlelere taşıdığını ifade etti.

Çimen’in ardından bu özgün sazın ve icra biçiminin uzun süre yeterince hatırlanmadığını belirten Özdemir, şu sözleri kullandı:

“Nesimi Çimen’i unuttuk biz mesela. O ses, o saz unutuldu. Çok uzun bir süre unutuldu.”

Özdemir’in bu değerlendirmesi, Madımak’ta yaşamını yitiren sanatçıların geride bıraktığı kültürel mirasın korunması ve yeniden görünür kılınması gerekliliğini de gündeme taşıdı.

Nesimi Çimen’in üç telli cura geleneğindeki yerinin hatırlanması, Alevi müzik kültürünün yalnızca tanınmış eserler üzerinden değil, bu eserleri var eden sazlar, ustalar ve özgün icra biçimleriyle birlikte değerlendirilmesinin önemini ortaya koydu.

“Ben 2026’da Yaşıyorum ve Bununla Kendimi İfade Ediyorum”

Geleneksel müzik kültürünün korunmasının, geçmişteki icra biçimlerinin değişmeden tekrar edilmesi anlamına gelmediğini belirten Ulaş Özdemir, kültürel mirasın bugünün yaşamı içinde de yeniden üretilerek yaşatılabileceğini ifade etti.

Gelenekle kurulan ilişkinin geçmişe bağlı kalmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Özdemir, geleneksel sazların günümüz müzisyenleri tarafından çalınmasının ve çağdaş yaşamın içinde kullanılmasının da kültürel sürekliliğin bir parçası olduğunu söyledi.

Özdemir, bu yaklaşımını şu sözlerle dile getirdi:

“Ben bunu çalıyorsam yaşıyor. Ben 2026’da yaşıyorum ve bununla kendimi ifade ediyorum.”

Geleneksel müziğin yaşayan ve kendisini yenileyebilen bir kültürel miras olduğunu belirten Özdemir, geçmişten devralınan sazların, ezgilerin ve deyişlerin bugünün koşullarında da anlam üretmeye devam edebileceğine dikkat çekti.

Alevi Müzik Mirasının Gelecek Kuşaklara Aktarılması Çağrısı

Ulaş Özdemir, Alevi müzik kültürünün korunması ve yaşatılmasının yalnızca kültür kurumlarının sorumluluğuna bırakılamayacağını belirtti.

Geleneksel sazların tanınması, unutulmaya yüz tutmuş icra biçimlerinin araştırılması, ustaların bilgi ve deneyimlerinin kayıt altına alınması ve bu birikimin genç kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.

Özdemir’in Serçeşme Buluşması’ndaki anlatımı, Alevi müzik kültürünün yalnızca geçmişten devralınmış bir sanat mirası olmadığını; inanç, sözlü tarih, toplumsal hafıza ve kuşaklar arası ilişkilerle birlikte yaşamaya devam eden bir kültürel bütünlük olduğunu ortaya koydu.

Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilen atölye-söyleşide, dede sazı ve ruzba gibi geleneksel çalgıların özgün seslerinin korunmasının yanı sıra bu sazlarla kurulan kültürel ilişkinin sürdürülmesinin önemi öne çıktı.

Serçeşme Hünkâr Hacı Bektaş Veli 5. İstanbul Buluşması kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, Alevi müzik mirasının araştırılması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması konusundaki sorumlulukları bir kez daha gündeme taşıdı.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir