Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) tarafından Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen “Barış, Siyaset, Demokratik Toplum, Anayasa ve Aleviler Forumu”, Avrupa’nın farklı ülkelerinden Alevi kurum temsilcilerinin katılımıyla başladı. Forumda AABK adına kapsamlı bir sunum gerçekleştiren Genel Sekreterler Esmender Çöçelli ve Haşim Arslan; barış sürecinden demokratikleşmeye, laiklikten inanç özgürlüğüne, cemevlerinin hukuki statüsünden zorunlu din derslerine, kadınların eşit katılımından Avrupa’daki toplumsal gelişmelere kadar Alevi toplumunu yakından ilgilendiren konuları değerlendirdiler.

AHA Haber Merkezi – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) tarafından 31 Ekim 2026 Cumartesi günü Frankfurt Cemevi’nde düzenlenen “Barış, Siyaset, Demokratik Toplum, Anayasa ve Aleviler Forumu”, Avrupa’nın farklı ülkelerinde faaliyet gösteren Alevi federasyonları ve cemevlerinin yöneticileri ile Türkiye’den Alevi kurum temsilcilerini bir araya getirdi.

Selamlama konuşmaları ve saygı duruşuyla başlayan forumda; Türkiye’deki siyasal gelişmeler, barış ve demokratik toplum tartışmaları, anayasa gündemi, eşit yurttaşlık ve Alevilerin inanç özgürlüğü talepleri ele alındı.

AABK Genel Sekreterleri Esmender Çöçelli ve Haşim Arslan, forum kapsamında konfederasyon adına gerçekleştirdikleri kapsamlı sunumda, Alevi toplumunun demokratikleşme ve barış sürecindeki taleplerinin somut hukuki ve siyasal önerilere dönüştürülmesi gerektiğini vurguladılar.

Çöçelli ve Arslan, kalıcı barışın yalnızca çatışmaların sona ermesiyle sağlanamayacağını; adaletin, eşit hakların, toplumsal katılımın ve hukuki güvencelerin birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini ifade ettiler.

Sunumda; cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, zorunlu din dersleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın konumu, ayrımcılıkla mücadele, yerel demokrasi, ekolojik yıkım, kadınların eşit temsili ve Avrupa’da yükselen toplumsal hareketler geniş biçimde değerlendirildi.

Alevi kurumlarının yalnızca mevcut sorunlara tepki vermekle yetinmemesi gerektiğine dikkat çeken Çöçelli ve Arslan, ortak taleplerin uygulanabilir hukuki ve siyasal reform önerilerine dönüştürülmesinin önemini vurguladılar.

AABK Genel Sekreterleri Esmender Çöçelli ve Haşim Arslan’ın, “Barış, Siyaset, Demokratik Toplum, Anayasa ve Aleviler Forumu” kapsamında AABK adına gerçekleştirdikleri sunumun tam metnini hiçbir değişiklik yapmadan yayımlıyoruz

BARIŞ, DEMOKRATİK TOPLUM, ANAYASA VE ALEVİLER FORUMU

Bu forumun amacı yalnızca sorunlarımızı sıralamak değil, aynı zamanda çözüm yollarını birlikte geliştirmek, demokratik bir gelecek için ortak sorumluluklarımızı belirlemek ve taleplerimizi somut önerilere dönüştürmektir.

1. BARIŞ SÜRECİ VE TOPLUMSAL UZLAŞMA

Barış, yalnızca silahların susması veya siyasi aktörler arasında bir anlaşmaya varılması değildir. Kalıcı barış; adaletin, karşılıklı güvenin, eşit hakların ve toplumsal katılımın güvence altına alınmasıyla mümkündür.

Barış sürecinin başarısı, toplumun farklı kesimlerinin kendilerini bu sürecin öznesi olarak görebilmesine bağlıdır. Bu nedenle demokratik katılım, şeffaflık ve toplumsal rıza temel ilkelerimiz olmalıdır.

2. DEMOKRATİKLEŞME VE HUKUK DEVLETİ

Demokratikleşme, yalnızca seçimlerle sınırlı değildir. Hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı, ifade ve örgütlenme özgürlüğü demokratik toplumun temel güvenceleridir.

Herkesin haklarını özgürce kullanabildiği, hukuki güvencelerin kişilere ve gruplara göre değişmediği bir düzen, kalıcı barışın vazgeçilmez koşuludur.

3. NEFRET SÖYLEMİ, NEFRET SUÇU VE AYRIMCILIKLA MÜCADELE

Demokratik toplum ve kalıcı barış, yalnızca ayrımcılığın yasaklanmasıyla değil, ayrımcılık ve nefret karşısında etkili hukuki koruma, toplumsal farkındalık ve eşit yurttaşlık kültürünün güçlendirilmesiyle mümkün olur.

Aleviler başta olmak üzere farklı inanç ve kimlik gruplarına yönelik aşağılayıcı, dışlayıcı veya düşmanlaştırıcı söylemler toplumsal barışı ve birlikte yaşam iradesini zedeleyebilmektedir.

Bu nedenle ifade özgürlüğü korunurken, nefret ve ayrımcılığın yayılmasını önleyecek hukuki ve kurumsal mekanizmaların da etkili biçimde işletilmesi gerekmektedir.

Eşit yurttaşlık, herkesin kimliğini, inancını, dilini ve düşüncesini özgürce yaşayabilmesi; kamu hizmetlerinden eşit biçimde yararlanabilmesi demektir.

Anayasa’nın 10. maddesi kanun önünde eşitliği güvence altına almaktadır. Ancak bu ilkenin gerçek karşılığı, günlük yaşamda ve kamu kurumlarının uygulamalarında görülmemektedir.

Talebimiz, hiçbir yurttaşın inancı, kimliği, dili veya düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı, hakların herkes için eşit biçimde korunduğu bir toplumsal düzenin oluşturulmasıdır.

4. LAİKLİK VE İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ

Laiklik, farklı inançların ve inançsızlık tercihlerinin özgürce var olabilmesi açısından temel bir anayasal ilkedir.

Mevcut anayasada yer alan maddeler, laiklik ile din ve vicdan özgürlüğü bakımından önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu ilkeleri kamusal alandaki uygulanış biçimiyle karşılaştırdığımızda dramatik farklılık görülmektedir.

Beklenti ve talebimiz, devletin bütün inançlara eşit mesafede durduğu, hiçbir inancın diğerleri üzerinde ayrıcalıklı konuma getirilmediği ve herkesin vicdan özgürlüğünün korunduğu bir yapıdır.

5. ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIK TALEPLERİ

Alevi’lerin eşit yurttaşlık talepleri, demokratikleşme ve inanç özgürlüğü tartışmalarının önemli bir parçasıdır.

Cemevlerinin ibadet mekânı olarak hukuken tanınması, Alevi inancının kendine özgü bir inanç olarak özgürce yaşanması, inanç kurumlarının bağımsızlığı ve kamu hizmetlerinden eşit yararlanma bu taleplerin başlıca unsurlarıdır.

Yasal güvencesizlik hâli, yalnızca bir inanç topluluğunun sorunu olarak görülmemelidir.

Farklı inançların eşit haklara sahip olması, demokratik hukuk devletinin niteliğiyle doğrudan bağlantılıdır.

6. CEMEVLERİNİN HUKUKİ STATÜSÜ

Cemevlerinin hukuki statüsü, eşit yurttaşlık talebinin somutlaştığı başlıca taleplerden birisidir.

Cemevlerinin Alevi’lerin ibadet mekânları olduğunun açık biçimde tanınması; ibadet yerlerine sunulan kamu hizmetleri ve imkânlardan eşit yararlanmanın güvence altına alınması gerekmektedir.

Bu konuda açık, uygulanabilir ve ayrımcılığı önleyen yasal düzenlemelerin yapılması ve kanunun kamusal alanda karşılık bulduğu uygulamaları takip eden mekanizmalar oluşturulması taleplerimizin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır.

7. ZORUNLU DİN DERSLERİ VE EĞİTİMDE EŞİTLİK

Eğitim, çocukların düşünsel gelişimini desteklemeli; farklı inançlara, kültürlere ve dünya görüşlerine saygıyı esas almalıdır.

Din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olması, farklı inançların temsili ve ebeveynlerin dinî ve felsefi inançlarına saygı gösterilmemesi, eğitim sistemini asimilasyon merkezlerine dönüştürmektedir.

Din derslerinin seçmeli hale getirilmesi ve içerinin laiklik ilkesi doğrultusunda revize edilmesi gerekmektedir.

Alevi toplumu kendi inancını ve ders müfredatını kendisi tanımlamalı ve oluşturmalıdır.

Müfredattan semaha, kültürden inanç tanımına kadar devlet merkezli yaklaşım bizi temel bir soruyla karşı karşıya bırakıyor.

Laik bir devlet nasıl olurda bir inancı muhattablarından bağımsız tanımlamaya kalkar?

Talebimiz; tarafsız, çoğulcu ve ayrımcılıktan uzak bir eğitim anlayışının geliştirilmesi ve ilgili uygulamaların anayasal güvenceler ile uluslararası insan hakları yükümlülükleri doğrultusunda düzenlenmesidir.

8. DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI VE ALEVİ-BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI EKSENİNDE KAMU HİZMETLERİNDE EŞİTLİK

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısı ve kamu kaynaklarının inanç hizmetlerinde nasıl kullanıldığı, eşitlik ve laiklik çerçevesinde ele alınması gereken konulardandır.

Buradaki temel soru, farklı inanç topluluklarının ihtiyaçlarının ve haklarının kamu uygulamalarında nasıl karşılandığıdır.

Diyanetin ve Cemevi başkanlığının lağvedilmesi, farklı kurumsal modellerin değerlendirilmesi ve kamu hizmetlerinin bütün inançlara eşit yaklaşacak biçimde düzenlenmesi, demokratik tartışmanın bir parçası olmalıdır.

Kurumların asimilasyon aracına dönüşmesi ve devşirme/devşirilme politikalarından vazgeçmesi gerekmektedir.

9. ANAYASA VE HUKUKİ REFORM İHTİYACI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası; eşitlik, din ve vicdan özgürlüğü, eğitim hakkı ve hukuk devleti gibi temel ilkeleri içermektedir.

Bununla birlikte, bu ilkelerin uygulanması ve bazı alanlardaki hukuki sorunların giderilmesi konusunda reform tartışmaları devam etmektedir.

Amacımız, sorunları yalnızca anayasal hükümlerin varlığı veya yokluğu üzerinden değil, hakların nasıl uygulandığı ve hangi hukuki güvencelerin gerektiği üzerinden de değerlendirmektir.

10. İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ, ÖRGÜTLENME VE DEMOKRATİK KATILIM

Toplumun farklı kesimlerinin düşüncelerini özgürce açıklayabilmesi, örgütlenebilmesi ve karar süreçlerine katılabilmesi demokratik toplumun temelidir.

Sendikaların, sivil toplum kuruluşlarının, inanç kurumlarının, kadınların, gençlerin ve yerel toplulukların demokratik süreçlerde etkin biçimde yer alması gerekmektedir.

Barış ve demokratikleşme süreçleri, toplumun yalnızca sonuçlardan etkilenen değil, kararların oluşumuna katılan bir özne olmasını sağlamalıdır.

11. KADINLARIN EŞİT KATILIMI

Kadınların barışın kurulmasında, toplumsal uzlaşmanın geliştirilmesinde ve siyasi karar mekanizmalarında eşit biçimde yer alması gerekmektedir.

Kadınların deneyimleri, talepleri ve çözüm önerileri karar süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Eşit temsil ve etkin katılım, demokratikleşmenin temel unsurlarındandır.

Kadınlara ve çocuklara yönelik; ekonomik, cinsel, fiziksel, psikolojik ve duygusal şiddetin önlenmesi, önleyici yasaların yapılması ve somut uygulamaların hayata geçmesi gerekmektedir.

12. HUKUKİ GÜVENCELER, ADALET VE İNSAN ONURU

Hukuk devleti, temel hakların yalnızca tanınmasını değil, etkili biçimde korunmasını da gerektirir.

Yargı kararlarının uygulanması, adil yargılanma hakkı, ayrımcılığın önlenmesi ve insan onuruna uygun uygulamalar bu çerçevenin parçalarıdır.

Özgürlüğü kısıtlanan kişiler ve mahpuslar bakımından da insan hakları, sağlık, adil yargılanma ve hukuki güvence ilkeleri gözetilmelidir.

Bu alanlarda yapılacak düzenlemeler, genel ve eşitlikçi hukuk ilkeleri temelinde değerlendirilmelidir.

13. YEREL DEMOKRASİ VE HALKIN İRADESİ

Demokrasi, yalnızca merkezi yönetimde değil, yerel yönetimlerde de halkın iradesinin ve katılımının korunmasını gerektirir.

Yerel yönetimlerin demokratik işleyişi, seçilmiş temsilcilerin hukuki güvenceleri ve yurttaşların karar süreçlerine katılımı, toplumsal güvenin güçlendirilmesine katkı sağlar.

Yerel demokrasi, farklı toplumsal kesimlerin kendi yaşamlarını ilgilendiren konularda söz sahibi olabilmesinin önemli araçlarından biridir.

14. EKOLOJİK YIKIM, SAĞLIK VE DOĞAL FELAKETLER

Artan tüketim oranları, tükenen su kaynakları, yok edilen tarım arazileri, daralan ormanlar ve iklim krizinin sıklaştırdığı yangın, sel ve kuraklık; yaşam hakkını, sağlıklı çevrede yaşama hakkını, gıdaya ve temiz suya erişimi doğrudan tehdit etmektedir.

Alevi inancında doğa, korunması gereken kutsal bir bütündür; dağlar, ırmaklar, pınarlar ve ağaçlar inanç kültürünün parçasıdır.

Bu nedenle doğanın talanı, aynı zamanda inançsal ve kültürel bir kayıptır.

Madencilik, enerji ve yapılaşma projelerinde yerel halkın ve inanç topluluklarının görüşü alınmadan karar verilmesi, ekolojik dengeyi ve toplumsal güveni zedelemektedir.

Afet hazırlığı, yönetimi ve yardım süreç

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir