Türkiye ile Federal Almanya arasında 30 Ekim 1961’de imzalanan iş gücü alım anlaşmasının 65. yıl dönümünde Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), göçmenlerin Almanya’nın ekonomik ve toplumsal yaşamına önemli katkılar sunduğunu ancak eşit haklar mücadelesinin henüz hedefine ulaşmadığını vurguladı. Irkçılığa, ayrımcılığa ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çeken Federasyon, “Ancak dayanışma ile bir fark yaratabiliriz” çağrısında bulundu.

AHA Haber Merkezi – Türkiye’den Almanya’ya iş gücü göçünün başlangıcı kabul edilen 30 Ekim 1961 tarihli iş gücü alım anlaşmasının üzerinden 65 yıl geçti. Almanya’nın ekonomik kalkınmasında önemli rol oynayan yüz binlerce göçmen işçinin emeği, hak mücadeleleri ve toplumsal yaşamda karşılaştıkları eşitsizlikler, yıl dönümü dolayısıyla yeniden gündeme geldi.

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), 27 Ekim 2026 tarihinde Köln’de yayımladığı açıklamada, Türkiye kökenli göçmenlerin ve diğer ülkelerden gelen emekçilerin onlarca yıldır sürdürdüğü eşit haklar mücadelesinin devam ettiğini belirtti.

Federasyon, Almanya’da göçmenlerin toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmesine rağmen çalışma hayatından eğitime, konut piyasasından siyasal katılıma kadar birçok alanda eşitsizliklerin sürdüğünü vurguladı.

Toplumsal kutuplaşmanın ve göçmen karşıtı söylemlerin arttığına dikkat çeken DİDF, farklı kökenlerden emekçilerin ortak mücadelesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

1961’den Bugüne: Ağır Çalışma Koşullarından Hak Mücadelesine

DİDF açıklamasında, 1961 yılında Türkiye’den Almanya’ya gelen ilk işçi göçmenlerin sosyal haklardan, toplumsal katılımdan ve siyasal karar süreçlerinden büyük ölçüde dışlandığı hatırlatıldı.

Federasyona göre dönemin Federal Almanya yönetimi, göçmen işçileri kalıcı toplumsal üyeler olarak değil, belirli bir süre çalıştıktan sonra ülkelerine dönecek geçici iş gücü olarak görüyordu.

Göçmenler, ağır çalışma koşulları ve düşük ücretlerle karşı karşıya kalırken haklarını elde edebilmek için Alman emekçilerle birlikte mücadele etmek zorunda kaldı.

DİDF, bu tarihsel süreci değerlendirirken göçmen işçilerin elde ettiği kazanımların kendiliğinden gerçekleşmediğini, örgütlü mücadele ve dayanışmanın sonucu olduğunu vurguladı.

Ford ve Pierburg Grevleri Göçmen İşçilerin Mücadele Tarihinde Önemli Yer Tutuyor

Federasyon, Almanya’daki göçmen işçilerin hak mücadelesinin önemli örnekleri arasında Köln Ford fabrikasında gerçekleştirilen büyük grevi ve Neuss kentindeki Pierburg fabrikasında kadın işçilerin yürüttüğü mücadeleyi gösterdi.

1973 yılında Köln Ford fabrikasında yaşanan grev, özellikle Türkiye kökenli işçilerin çalışma koşullarına ve işyerindeki eşitsizliklere karşı tepkilerinin simgelerinden biri haline geldi.

Aynı dönemde Neuss’taki Pierburg fabrikasında çoğunluğu göçmen kadın işçilerin yürüttüğü mücadele de ücret eşitsizliğine karşı önemli bir dayanışma örneği olarak işçi hareketinin tarihinde yer aldı.

DİDF, bu mücadelelerin göçmen işçilerin yalnızca ekonomik üretimin bir parçası olmadığını, aynı zamanda Almanya’daki emek ve hak mücadelelerinin de etkin özneleri olduğunu gösterdiğini belirtti.

Geri Dönüş Politikaları ve Irkçı Saldırılar Göçmenlerin Varlığını Değiştiremedi

Açıklamada, 1980’li yıllardan itibaren uygulanan geri dönüş politikaları ile 1990’lı yıllarda göçmenleri hedef alan ırkçı saldırılar da hatırlatıldı.

Özellikle Mölln ve Solingen’de yaşanan, Türkiye kökenli insanların yaşamını yitirdiği ırkçı saldırıların Almanya’daki göç tarihinin en acı sayfaları arasında bulunduğuna dikkat çekildi.

Federasyon, bütün bu gelişmelere rağmen Türkiye kökenli göçmenlerin Almanya’da kalıcı bir toplumsal varlık oluşturduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye kökenli işçiler, henüz tam anlamıyla eşit haklara sahip olmasalar da çoktandır toplumun aktif ve şekillendirici bir parçası haline gelmişlerdi.”

DİDF, Almanya’daki birlikte yaşam kültürünü zayıflatan milliyetçi ve ayrıştırıcı politikaların yalnızca Alman siyasetinde değil, Türkiye merkezli siyasal müdahalelerde de karşılık bulduğunu savundu.

Özellikle Türkiye seçimleri sırasında Almanya’da yaşanan siyasal kutuplaşmanın, göçmen toplulukları arasında da ayrışmaları derinleştirdiği belirtildi.

“Bireysel Başarılar Toplumsal Eşitsizlikleri Ortadan Kaldırmıyor”

DİDF, 65 yıllık göç sürecinde önemli toplumsal değişimler yaşandığını, yeni kuşakların Almanya’da doğup büyüdüğünü ve yaşamlarını büyük ölçüde burada kurduğunu ifade etti.

Ancak Federasyon, Türkiye kökenli toplumun ekonomik ve sosyal bakımdan homojen bir yapı oluşturmadığını vurguladı.

Cem Özdemir’in siyasal alandaki yükselişi ile Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin ekonomik başarılarına işaret edilen açıklamada, bu örneklerin göçmenlerin büyük bölümünün karşı karşıya bulunduğu yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırmadığı belirtildi.

DİDF, Türkiye kökenli göçmenlerin güvencesiz işlerde orantısız biçimde temsil edildiğini, yükseköğrenime erişimde eşitsizliklerle karşılaştığını ve konut ile iş piyasasında ayrımcılığa maruz kaldığını ifade etti.

Federasyon, göçmenlerin toplumsal konumunun yalnızca bireysel başarı hikâyeleri üzerinden değerlendirilmesinin, geniş emekçi kesimlerin yaşadığı sorunları görünmez kılabileceğine dikkat çekti.

DİDF’ten Friedrich Merz’in Göç Politikalarına Eleştiri

DİDF, açıklamasında Federal Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in göç politikalarını ve göçmenlere yönelik söylemlerini de eleştirdi.

İş gücü göçünün 65. yılı dolayısıyla düzenlenen törende Türkiye kökenlilerin Almanya’nın refahına katkısının vurgulandığını belirten Federasyon, aynı konuşmada düzensiz göçün sınırlandırılması gerektiğinin ifade edilmesini eleştirdi.

DİDF, Merz’in göçmenlere ilişkin kullandığı ifadelerin toplumsal kutuplaşmayı artırdığını savunarak şu değerlendirmede bulundu:

“Friedrich Merz aylardır, göçmenlerin sistematik bir biçimde kriminalize edilmesini ve damgalanmasını temel alan bir politika izliyor.”

Federasyon, özellikle koruma arayışındaki insanların hedef haline getirilmesine karşı çıkarak göçmenlerin güvenlik ve toplumsal sorunların sorumlusu olarak gösterilmesini eleştirdi.

“Göçmenler İş Gücü İhtiyacına Göre Değerlendiriliyor”

DİDF, Almanya’nın göç politikalarında ekonomik ihtiyaçların belirleyici olduğunu savundu.

Açıklamada, iş gücüne ihtiyaç duyulduğunda göçmenlerin ülkeye kabul edildiği, ancak ekonomik ve siyasal koşullar değiştiğinde göçün sınırlandırılmasının gündeme geldiği belirtildi.

Federasyon, göçmenlerin yalnızca ekonomik katkıları üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkarak insanların yaşam ve korunma haklarının esas alınması gerektiğini vurguladı.

Göçmenlerin ücretler üzerinde baskı oluşturmak veya işçi sınıfı içinde ayrışma yaratmak amacıyla siyasal tartışmalara konu edildiğini savunan DİDF, farklı kökenlerden emekçilerin ortak çıkarlarına dikkat çekti.

“Eşit Haklar ve Yaşanabilir Bir Gelecek İçin Ortak Mücadele”

DİDF, açıklamasının son bölümünde göçmenlerin karşı karşıya bulunduğu sorunların yalnızca siyasal liderlerin kararlarıyla çözülemeyeceğini belirtti.

Federasyon, Friedrich Merz, Cem Özdemir ve Recep Tayyip Erdoğan’ın politikalarına yönelik eleştirilerini dile getirerek toplumsal değişimin emekçilerin ortak mücadelesiyle mümkün olabileceğini savundu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Ancak toplumsal hareketlerin bir parçası olduğumuzda, ilerici mücadelelere katıldığımızda ve iş arkadaşlarımız, komşularımız ve sınıf arkadaşlarımızla birlikte eşit haklar ve yaşanabilir bir gelecek için mücadele ettiğimizde bir şeyleri değiştirebiliriz.”

DİDF, 65 yıllık göç tarihinin yalnızca çalışma ve ekonomik üretimden ibaret olmadığını; farklı toplumların karşılaşmasını, ortak deneyimlerini ve dayanışma ilişkilerini de içerdiğini vurguladı.

Federasyon, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“65 yıllık göç süreci; öğrenmenin, karşılaşmaların ve aynı zamanda dayanışmanın yaşandığı 65 yıl demektir. Ancak dayanışma ile bir fark yaratabiliriz.”

Türkiye’den Almanya’ya iş gücü göçünün 65. yılı, göçmen emekçilerin Almanya’nın ekonomik ve toplumsal yaşamına katkılarının yanı sıra eşit haklar, ayrımcılıkla mücadele ve toplumsal dayanışma taleplerini de yeniden gündeme taşıdı.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir