Mesele yalnızca insan aramak değil; insanlığımızı koruyabileceğimiz, emeğin sömürülmediği, kimsenin yoksulluğa mahkûm edilmediği ve doğanın kâr uğruna yok edilmediği bir dünya için sorumluluk almaktır.

✍️ Zeki Gökhan

Diyojen’in güpegündüz elinde fenerle dolaşıp ”İnsan arıyorum!” dediği anlatılır…

Ne büyük bir soru! Peki, hangi insanı arıyordu?

Kendini başkalarından üstün görmeyen, bilgisiyle böbürlenmeyen, erdemi sözlerinde değil davranışlarında gösteren, vicdanını çıkarlarına teslim etmeyen insanı mı?

Belki de asıl mesele, insanın kendisine sorması gereken sorudur: İnsan olmak, yalnızca yaşamak mıdır; yoksa başkalarının yaşamından da sorumlu olmak mıdır?

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Buna rağmen savaşlar sürüyor, yoksulluk derinleşiyor, emek sömürülüyor, insanlar ayrımcılığa uğruyor ve doğa tahrip ediliyor.

Bütün bunları görüp de hiçbir şey olmamış gibi yaşamak, yalnızca bilgisizlikle açıklanabilir mi? Yoksa bildiklerimizle yaptıklarımız arasındaki uçurum, toplumsal duyarsızlığımızın ve sorumluluktan kaçışımızın da bir göstergesi midir?

Ancak insanın duyarsızlaşmasını yalnızca bireysel ahlak eksikliğiyle açıklamak, sorunun köklerine inmemizi engeller. Bugün egemen olan kapitalist sistem, rekabeti dayanışmanın, bireysel çıkarı ortak yararın, kârı insanın ve doğanın ihtiyaçlarının önüne koyuyor. Geçim kaygısı, güvencesiz çalışma, işsizlik, yoksulluk ve tüketim baskısı insanları sürekli bir yaşam mücadelesine sürüklerken, toplumsal eşitsizlikleri üreten ekonomik ve siyasal ilişkiler çoğu zaman sorgulanmadan kalıyor. İnsan, başkalarının acılarına karşı duyarsızlaşırken kendi yaşamını da giderek piyasanın, rekabetin ve çıkar hesaplarının ölçüleriyle değerlendirmeye başlayabiliyor.

Üstelik bu düzen yalnızca ekonomik koşulları değil, düşünme ve algılama biçimlerimizi de etkiliyor. Siyasal iktidar ilişkileri, çıkar gruplarının etkisi, medyanın gündem oluşturma gücü ve sorunların bireysel başarısızlıklara indirgenmesi, toplumsal sorunların gerçek nedenlerini görünmez kılabiliyor. Böylece yoksulluk kader, sömürü kaçınılmazlık, eşitsizlik doğal bir durum, adaletsizlik ise değiştirilemez bir gerçeklik gibi sunulabiliyor. İnsanlar sorunların nedenlerini sorgulamak yerine onlara uyum sağlamaya yöneltildiklerinde, yalnızca birbirlerine değil, kendi ortak güçlerine ve toplumsal değişim olanaklarına da yabancılaşabiliyorlar.

Elbette mütevazı olmak, her şeyi bilmediğini kabul etmek değerlidir. Fakat mütevazılık sessizliğe, hoşgörü haksızlığa razı olmaya, tarafsızlık ise adaletsizlik karşısında sorumluluktan kaçmaya dönüşmemelidir.

Feneri yalnızca başkalarının kusurlarını aramak için değil, kendi çelişkilerimizi görmek için de tutmalıyız. Aynı zamanda insanları duyarsızlığa sürükleyen ekonomik, siyasal ve toplumsal koşulları da sorgulamalıyız.

Çünkü insanın kendisine ve topluma yabancılaşmasını aşmak, yalnızca bireysel bir ahlak meselesi değildir. Bu, insanı kârın ve rekabetin nesnesi olmaktan çıkarıp toplumsal yaşamın öznesi hâline getirme; dayanışmayı, ortak sorumluluğu ve demokratik katılımı güçlendirme mücadelesidir.

Diyojen’in feneri bugün bize şunu hatırlatabilir:

Mesele yalnızca insan aramak değil; insanlığımızı koruyabileceğimiz, emeğin sömürülmediği, kimsenin yoksulluğa mahkûm edilmediği ve doğanın kâr uğruna yok edilmediği bir dünya için sorumluluk almaktır.

Çünkü gerçek aydınlanma, karanlığı tarif etmekle değil, onu üreten koşulları değiştirmek için harekete geçmekle başlar.

Peki, biz bugün elimizdeki fenerle neyi arıyoruz: Kendimizden başka herkesi mi sorguluyoruz, yoksa bu düzenin çelişkilerini görerek daha adil bir dünya kurmak için birlikte mücadele etmeye de hazır mıyız?

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir