Pakize Gürhan

✍️ Pakize Gürhan

📨 e-posta

Kadın canlarımız kurumlarımızın her kademesinde, derneklerimizde ve cemevlerimizde zaten muazzam bir özveriyle halihazırda var olmaktadır. Burada asıl gayemiz; hiçbir canı incitmeden, suçlayıcı veya rekabetçi bir dile düşmeden, Yol’un can cana omuzdaşlık ruhuyla ortak akıl üretmektir.

✍️ Pakize Gürhan

Avrupa ve Türkiye’deki Alevi kurumlarının son dönemde omuz omuza vererek hayata geçirdiği ortak paneller, forumlar ve buluşma zeminleri, toplumsal hafızamız ve kurumsal geleceğimiz adına çok umut verici bir dönüm noktasıdır. Kentleşmenin getirdiği yalnızlaşmaya karşı, inancımızın o kadim “ortak akıl ve rızalık” kültürünü salonlarda yan yana gelerek yeniden canlandırma çabası, tüm toplum için çok kıymetli bir dayanışma modelidir. Bu kurumsal birlikteliği ören, kamuoyu oluşturan ve ortak taleplerimizi dile getiren tüm yol arkadaşlarımızın emeği büyüktür.

Ancak ne sosyoloji ne de inancımızın o dünyayı bütünsel okuyan derin bilgeliği, bizi çevreleyen gerçeklikten bağımsızdır. Bugün bu forumlar, sıradan bir kurumsal yapılanma arayışının çok ötesinde, devasa bir küresel ve bölgesel kuşatmanın tam merkezinde gerçekleşmektedir.

Sınırlarımızın hemen yanı başında süren bölgesel savaşlar, yeni dünya düzeninin yeniden çizdiği haritalarla mezhepçi fanatizmi, ırkçı radikalizmi ve milyonlarca insanı yerinden eden göç trajedilerini taşımaktadır. Dünya genelinde rejimlerin otoriterleşmesi, kamusal alanı daraltmakta ve farklılıkları tek tipleştirmeye çalışmaktadır.

Bu gerici ve baskıcı dalganın ilk ve en stratejik icraatı ise kadının kazanılmış haklarını elinden alan, onu toplumsal üretimden koparıp yeniden “mülkiyet çarklarının” içine hapsetmek isteyen tutucu beden politikalarıdır. Irkçılığın, savaşların ve muhafazakarlığın tırmandığı bu karanlık çağda; Alevi toplumunun temsil ettiği barışçıl, çoğulcu ve eşitlikçi yaşam modeli doğrudan bir beka tehdidi altındadır.

İşte bu yüzden, Avrupa ve Türkiye ekseninde yan yana gelen kurumlarımızın düzenlediği forumlar; bu küresel tektipleştirme dalgasına karşı örülen ulusötesi bir demokratik barikattır.

Bu büyük tarihsel sorumluluğun bilinciyle, forum ajandalarındaki o meşru ve haklı başlıkları küresel tehditlerle birlikte okumak ve Yol’un birleştirici hafızasıyla ortak bir yol haritası halinde yeniden tahkim etmek zorundayız.

Önümüze konulan “Eşit Yurttaşlık ve Yasal Haklar” talebi, bizim için sadece yerel bir anayasa tartışması ya da hukuki bir metin ibaresi değildir; küresel faşizme karşı verilmiş radikal, sarsılmaz bir barış yanıtıdır.

Devlet karşısında savunduğumuz bu eşitlik tezini ahlaken en üst noktaya taşımanın yolu ise kendi kurumsal yapılarımızda da o tam anlamıyla eşitlikçi zemini görünür kılmaktan geçer. Yasal haklarımızı aradığımız o salonların kürsülerinde, delegasyonlarında ve karar mekanizmalarında kadın canlarımızın eşit temsiliyetini görünür kılmak, Yol’umuzun cinsiyetsiz “Can” felsefesinin yaşayan en büyük kanıtıdır. İçeride kadını kurucu özne olarak var etmek, hak mücadelemizin küresel çaptaki haklılığını ve inandırıcılığını çok daha gür kılacaktır.

Kültürel hafızanın, dilin, sevginin ve barışçıl değerlerin kuşaklar arası aktarımında en birincil aktörün kadın olduğu sosyolojik bir gerçektir. Çocuklarımıza Yol’un nefesini, deyişlerini ve o barışçıl ahlakını aktaran evdeki ve ocaktaki anadır.

Dolayısıyla, mezhepçi kuşatmaya ve asimilasyon tehdidine karşı gerçek bir direnç geliştirmek istiyorsak; inancın en güçlü taşıyıcı hafızası olan “Analık” kurumunu kentin ortasında yeniden kurucu bir akıl olarak inşaa etmek, gençliği kazanmanın da yegane yoludur.

Modern çağ, önümüze sadece fiziki tehditler koymuyor. Algoritmaların insanları yapay gettolara hapsettiği “dijital kabileleşme” dalgası, gençlerimizi sahte bir aidiyet illüzyonuna sürüklerken toplumsal bağlarımızı atomize ediyor. Ekranların yapay soğukluğuna karşı kentin salonlarını rızalık meydanlarına dönüştürmek, genç kuşakları sanal odalardan çıkarıp ortak geleceğimizin kurucu güçleri haline getirmek bu yol haritasının en hayati sütunudur.

Üstelik, devletin zirvesinden yapılan açıklamalarla önümüze konulan 2028 seçim takviminin arifesinde sürdürülen Yeni Anayasa Tartışmaları, 18 aylık o büyük tarihsel dönemece girerken, bu sorumluluk çok daha can yakıcı bir eylemliliğe bürünmektedir.

Kadın canlarımız kurumlarımızın her kademesinde, derneklerimizde ve cemevlerimizde zaten muazzam bir özveriyle halihazırda var olmaktadır. Burada asıl gayemiz; hiçbir canı incitmeden, suçlayıcı veya rekabetçi bir dile düşmeden, Yol’un can cana omuzdaşlık ruhuyla ortak akıl üretmektir.

Önümüzdeki bu kritik eşikte temel vizyonumuz, kurumsal gelecek stratejilerimizi ve makro politika metinlerimizi oluştururken kadınların fikirsel ve teorik birer kurucu güç olarak, öneri ortağı olarak masada yer almasını sağlamaktır.

Bu stratejik hazırlık, kurumlarımızın en sarsılmaz gücü olan Eşit Başkanlık sisteminin getirdiği o kurucu akılla, rekabeti tamamen dışarıda bırakarak 3. milenyumu birlikte inşa edecek kadroların ortak rızalıkla belirlendiği bir irade beyanı olmak zorundadır.

Nitekim tarihsel hafızamızdaki 13. yüzyıl Bacıyan-ı Rum (Anadolu Bacıları) örgütlenmesi, tam da kadını üretimin, sosyal dayanışmanın ve toplumsal hayatın kurucu öznesi kılan muazzam bir kurumsal özyönetim pratiğidir.

Bugün seçim meydanlarına va gelecek vizyonumuza taşımamız gereken asıl iddia, Anadolu Bacıları’nın bu köklü üretim ve fikir mirasını kentsel alanda bugünkü üretime ve politika zeminine entegre etmektir; cemevlerimizi kadınların fikirsel öncülük ettiği kooperatiflerin, üretim atölyelerinin ve sosyal girişimlerin merkezi haline getirerek kadın canlarımızın hem ekonomik katma değer üretmesini hem de bu üretimin özyönetiminde öneri ortağı olmasını sağlamaktır.

Bu hatırlatmalar, yürütülen o büyük kurumsal birliğe ve hak mücadelesine bir gölge düşürmek değil; aksine o mücadeleyi küresel gericiliğe, toplum mühendisliklerine ve otoriterleşmeye karşı köklendirip güçlendirme arzusudur.

Bugün Avrupa ve Türkiye ekseninde oluşturulan bu yeni, ortak kurumsal vizyon; kadının bu muazzam emeğini, üretim gücünü ve kurucu aklını ortak masalara va forum kürsülerine daha güçlü bir şekilde yansıtmalıdır.

Kadını nesneleştiren küresel mülkiyet ilişkilerine, savaşı körükleyen mezhepçi politikalara, dijital yalnızlaşmaya ve otoriter tek tipleşmeye karşı verilecek en radikal cevap; Yol’un meydanıdır.

Kentin salonlarını rızalık meydanlarına dönüştürmenin yolu ise kadını, anayı ve emeği ortak aklımızın hem ekonomik hem de yönetsel kurucu gücü yapmaktan geçer.

Yol’un o rütbesiz, cinsiyetsiz ve can cana olan kurucu iradesini forumların ortak talepleriyle birleştirerek geleceğe taşıyan tüm emekçi canlara aşk olsun…


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir