Arnavutluk’ta eğitimdeki eşitsizliklere, hayat pahalılığına ve hükümet politikalarına karşı başlayan protestolara polis tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Gösterilerde Türkiye tarafından Arnavutluk’a hibe edilen TOMA’ların kullanılması, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğini tartışmaya açtı. Umut-Sen, “Türkiye ve Arnavutluk halklara düşmanlıkta ortaklaştı” sözleriyle hükümetlerin politikalarına tepki göstererek halkların uluslararası dayanışmasını öne çıkardı.

Hasan Hüseyin Dönmez / AHA – Arnavutluk’ta öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi ve artan eğitim maliyetlerine karşı başlattığı protestolar, hayat pahalılığı, ekonomik eşitsizlikler ve hükümet politikalarına yönelik tepkilerle büyüdü. Başkent Tiran’da başlayan gösteriler, farklı kentlere yayılırken güvenlik güçlerinin müdahaleleri ülkedeki gerilimi artırdı.

13 Ekim 2026 tarihinde başlayan eylemlerde öğrencilerin yanı sıra ekonomik sorunlardan, yolsuzluk iddialarından ve Başbakan Edi Rama yönetiminin politikalarından rahatsız olan yurttaşlar da sokaklara çıktı.

Polisin göstericilere tazyikli su, göz yaşartıcı gaz ve coplarla müdahale ettiği, olaylarda yaralanmalar ve gözaltılar yaşandığı bildirildi. Bazı göstericilerin kamu binalarına yönelik saldırıları da protestolar sırasında yaşanan gerilimi artırdı.

Gösterilerde Türkiye tarafından Arnavutluk güvenlik güçlerine hibe edilen toplumsal olaylara müdahale araçlarının kullanılması ise protestoların ülke sınırlarını aşan bir tartışmaya dönüşmesine neden oldu.

Eğitimde Eşitsizlik ve Hayat Pahalılığı Halkı Sokağa Çıkardı

Arnavutluk’ta 13 Ekim’de öğrencilerin eğitim koşullarının iyileştirilmesi, artan eğitim maliyetlerinin düşürülmesi ve gençlerin geleceğine ilişkin sorunların çözülmesi talepleriyle başlattığı protestolar, kısa sürede daha geniş toplumsal kesimlerin katıldığı gösterilere dönüştü.

Başkent Tiran’da başlayan eylemler, Dıraç, İşkodra ve Avlonya gibi kentlere yayıldı. Öğrencilerin taleplerine hayat pahalılığı, işsizlik, ekonomik güvencesizlik ve hükümetin politikalarına yönelik eleştiriler de eklendi.

Gösterilere katılan yurttaşlar, ekonomik sorunların ağırlaşmasına ve kamu yönetimine ilişkin yolsuzluk iddialarına tepki gösterirken Başbakan Edi Rama hükümetini protesto etti.

Eğitim alanındaki sorunlarla başlayan hareketin daha geniş bir hükümet karşıtı protestoya dönüşmesi, Arnavutluk’ta biriken ekonomik ve toplumsal hoşnutsuzluğu görünür hâle getirdi.

Polis Müdahalesinde Türkiye’den Hibe Edilen TOMA’lar Kullanıldı

Arnavutluk’taki gösterilerde güvenlik güçlerinin tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullanması, protestocuların demokratik hakları ve kolluk müdahalelerinin sınırları konusunda tartışmalara yol açtı.

19 Ekim tarihli haberlerde, Türkiye tarafından Arnavutluk’a hibe edilen toplumsal olaylara müdahale araçlarının da göstericilere yönelik müdahalelerde kullanıldığı aktarıldı.

Türkiye’nin Arnavutluk polis teşkilatına geçmiş yıllarda sağladığı zırhlı araçlar ve güvenlik ekipmanları, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğinin bir parçasını oluşturuyor.

Ancak Türkiye’den hibe edilen TOMA’ların hak arama eylemlerine yönelik müdahalelerde kullanılması, bu iş birliğinin toplumsal sonuçlarına ilişkin eleştirileri beraberinde getirdi.

Kamu kaynaklarıyla sağlanan güvenlik araçlarının yurttaşların protestolarında kullanılması, yalnızca müdahaleyi gerçekleştiren güvenlik güçlerinin değil, araçları sağlayan ülkelerin sorumluluğunun da tartışılmasına neden oluyor.

Umut-Sen: “Türkiye ve Arnavutluk Halklara Düşmanlıkta Ortaklaştı”

Emek mücadelesi alanında faaliyet yürüten Umut-Sen, Arnavutluk’taki polis müdahalelerine ve Türkiye’den hibe edilen TOMA’ların gösterilerde kullanılmasına sert tepki gösterdi.

Umut-Sen, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye ve Arnavutluk halklara düşmanlıkta ortaklaştı. Türkiye’nin TOMA’ları Arnavutluk sokaklarında!”

Açıklamada, Türkiye ile Arnavutluk yönetimleri arasındaki güvenlik iş birliği eleştirilirken, hükümetlerin diplomatik yakınlaşmasının halkların demokratik taleplerine yönelik baskı politikalarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

Umut-Sen’in açıklaması, devletler arasındaki ilişkilerde kullanılan kardeşlik ve dostluk söylemlerinin, yurttaşların hak arama mücadelelerine yönelik uygulamalarla çeliştiği yönündeki eleştirileri gündeme taşıdı.

Ankara-Tiran Güvenlik İş Birliği Tartışılıyor

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkiler, 2021 yılında imzalanan Ortak Siyasi Bildiri ile stratejik ortaklık düzeyine yükseltildi.

NATO üyesi olan iki ülke arasında savunma, askeri eğitim, güvenlik teknolojileri ve çeşitli ekipmanların sağlanması gibi alanlarda iş birliği sonraki yıllarda genişletildi.

Türkiye, Arnavutluk’a insansız hava araçları ve farklı güvenlik ekipmanları sağlarken iki ülke yönetimleri savunma ve güvenlik alanındaki ilişkilerin geliştirilmesini ortak politikalarının önemli başlıkları arasında değerlendirdi.

Arnavutluk’taki son protestolarda Türkiye’den hibe edilen TOMA’ların kullanılması ise güvenlik iş birliğinin hangi amaçlarla yürütüldüğü ve sağlanan ekipmanların toplumsal gösterilerde nasıl kullanıldığı sorularını gündeme getirdi.

Devletlerin güvenlik alanında iş birliği yapması ile bu iş birliği kapsamında sağlanan araçların yurttaşların demokratik haklarını kullanırken karşılaştıkları müdahalelerde yer alması, farklı hukuki ve siyasi sorumluluklar doğuran iki ayrı konuyu oluşturuyor.

Özellikle barışçıl gösteri hakkının korunması, güvenlik güçlerinin müdahalelerinde ölçülülük ilkesine uyulması ve yaşanan hak ihlali iddialarının araştırılması, uluslararası insan hakları standartları bakımından önem taşıyor.

Halkların Kardeşliği mi, İktidarların Güvenlik Ortaklığı mı?

Arnavutluk’ta eğitimde eşitsizlik, hayat pahalılığı ve demokratik haklar etrafında gelişen protestolar, devletler arasındaki güvenlik ilişkilerinin toplumsal mücadeleler üzerindeki etkisini de tartışmaya açtı.

Umut-Sen’in açıklamasında öne çıkan temel yaklaşım, hükümetler arasındaki diplomatik ve güvenlik ortaklıklarının karşısına halkların ortak taleplerini ve uluslararası dayanışmasını koymak oldu.

Ekonomik ve toplumsal sorunlara karşı gelişen hareketlerin güvenlik önlemleriyle karşılanmasının çözüm üretmeyeceği yönündeki eleştiriler, Arnavutluk’ta yaşanan müdahalelerle yeniden gündeme geldi.

Türkiye’den gönderilen araçların göstericilere karşı kullanılması da iki ülke halkları arasındaki dayanışma ile hükümetlerin güvenlik politikaları arasındaki ayrımı daha görünür hâle getirdi.

Umut-Sen’den Halkların Dayanışması Çağrısı

Arnavutluk’taki protestolara ilişkin açıklamasında hükümetlerin güvenlik politikalarını eleştiren Umut-Sen, halkların ortak mücadelesinin ve uluslararası dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Umut-Sen, paylaşımını şu sözlerle tamamladı:

“Düşman hukukunun kardeşliğine karşı halkların kardeşliği esastır. Kendi kardeşliğimizde birleşelim!”

Arnavutluk’ta öğrencilerin eğitim talepleriyle başlayan ve geniş toplumsal kesimlerin katılımıyla büyüyen protestolar, Edi Rama hükümetinin politikalarına yönelik tepkileri görünür kılmaya devam ediyor.

Türkiye’den hibe edilen TOMA’ların göstericilere yönelik müdahalelerde kullanılması ise yaşananların yalnızca Arnavutluk’un iç siyasi gündemiyle sınırlı olmadığını; devletlerin güvenlik iş birliği, demokratik haklar ve halkların dayanışması açısından da tartışılması gerektiğini ortaya koyuyor.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir