Kuşkusuz bu direnişten öğrendikleri çok şeyde vardı; Eğer birlik olursak yan yana, omuz omuza hep birlikte mücadele edersek hiçbir şey imkânsız değildi. Elbette “Direnenler, bir gün kazanırdı.”

✍️ Hasret Anıl

“…Yüz karası değil, kömür karası.
Böyle kazanılır ekmek parası.”
(Orhan Veli Kanık – 1946)

Gün doğmadan yollara düşerdi maden işçileri. Ellerinde kazma, başlarında sarı baretler, yüreklerinde ise hissettikleri o büyük korku ve endişeye rağmen her gün yerin metrelerce altında bulunan maden ocağına inerler. Mehmet de bir maden işçisiydi. Maden ocağı, o ve diğer işçi arkadaşları için âdeta bir cehennemdi. İçeride, insanı dayanılmaz derecede ısıtan bir havanın sıcaklığı, toz ve karanlık… Her gün bu koşullar altında çalışmak zorunda bırakılıyorlardı. Üstüne üstlük yaklaşık 5 aydır çalıştıkları bu maden ocağında, emeğinin karşılığı olan ücretlerini bile alamıyorlardı. Yetkililerle görüşmeye giden işçi arkadaşlarına patronlar her defasında aynı şeyleri söylüyordu: “Maaşlarınız en kısa sürede ödenecek.” O gün geldiğinde ise değişen hiçbir şey olmuyor, verilen sözler tutulmuyordu.

İşçiler artık umutlarını yitirmeye başlamıştı. Kendilerinden çok ailelerini, çocuklarını düşünüyorlardı. Geçinemiyor, bir kuru ekmeğe muhtaç yaşamak boyunlarını büküyordu. Mehmet, elinde kazmasıyla toprağı kazarken onun bu kederli hâlini gören arkadaşı sebebini sorar. Önce cevap veremez Mehmet ama daha sonra öfkeli bir ses tonuyla konuşmaya başlar: “Bu böyle daha ne kadar sürecek? Her gün ölüm korkusuyla yaşamanın üstüne bir de aylardır çalıştığımız hâlde maaşlarımızı alamıyoruz. Artık bir şeyler yapmalıyız.” diyordu.

Arkadaşı ise “Peki, ne yapabiliriz? Bizim kaderimizde de bu varmış.” diyordu büyük bir çaresizlik içinde. “Peki, hep böyle mi olacak? Elimiz kolumuz bağlı öylece bekleyecek miyiz?” Mehmet, arkadaşının yine o çaresiz bakışlarına karşılık konuşmasına devam etti. Bir önerisi vardı Mehmet’in: “Diğer işçi arkadaşlarla birlikte oturup konuşalım. Bu artık böyle gitmez. Ücretlerimizi ödesinler, aksi hâlde böyle devam ederse artık çalışmayalım, işi bırakıp grev yapmalıyız.” diyordu.

Mehmet’in bu fikri karşısında arkadaşı da uzun uzun düşündükten sonra “Neden olmasın ki, denemekte fayda var.” diyordu. Aynı zamanda seviyordu arkadaşını, bunca yıl aynı mahallede yaşamışlardı. Aynı yoksulluklardan, aynı acılardan geçmişlerdi. Yüreklerinde aynı korkuları, aynı endişeleri taşıyorlardı.

O gün iş çıkışı herkes evlerine gitmek üzere dağılırken onlar da yol boyunca evlerine varana dek bu meseleyi aralarında uzun uzun konuştular. Yapacakları bu eylemin sonucunda başlarına gelecek şeyleri az çok tahmin ediyorlardı. Yine de kaderlerine razı gelerek her gün çalışmak, onlarda artık dayanılmaz bir hâl almıştı.

Sabah yine gün doğumunda maden ocağına girip işe koyulmadan önce Mehmet bütün arkadaşlarını etrafında toplayarak konuşmaya başladı. Arkadaşlarının da hissettikleri, yaşadıkları Mehmet’in yaşamından farklı değildi. Onlar da maaşlarını alamamış, geçim sıkıntısı içerisindelerdi. Açlık ve yoksulluk içinde yaşamlarını sürdürüyorlardı. İlk bakışta tereddütsüz bakışlar içerisinde birbirlerinin gözlerinin içine baksalar da işin sonunda hepsi “tamam” dediler. Çünkü bu durum artık onların da canına tak etmişti.

Bir an önce harekete geçtiler. İlk iş olarak anlaştıkları gibi çalışmak için her gün girdikleri maden ocağına bu sefer inmediler. Durumu fark eden patronlar çok geçmeden işçilerin yanına gelerek ücretlerin ödeneceğinin sözünü verseler de işçiler her zamanki gibi oyalandırıldıklarını biliyordu. Çünkü bu daha önce de yapmadıkları bir şey değildi.

Eyleme farklı bir boyut kazandırdılar. Talepler karşılanmadığı ve ücretler ödenmediği için işçiler açlık grevine başladıklarını duyurdu. Talepler karşılanana kadar da açlık grevini sürdüreceklerini belirttiler. Beklenmedik bu durum karşısında sömürücü ve zalim patronlar ne yapacaklarını şaşırdılar. Bu işin daha fazla büyümemesi için ve bir an önce sonlandırılması için patronlar türlü yalanlar söyleseler de işçiler geri adım atmadı.

Elbette işçiler eylemlerinde yalnız değildi. Direnen işçilerin aileleri de artık bu direnişe destek veriyordu. Madenciler, eşleri ve çocuklarıyla birlikte haykırıyordu. “Haklarımızı ve emeklerimizin karşılığını verin!” diyordu.

Günlerce sürdü bu direniş. İşçilerin emeğiyle kârına kâr katan sömürücü, zalim patronlar bu sefer işçilere tehditler savurmaya başladı. Direnen insanlara yaşattıkları gözaltı, işkence ve zulme rağmen işçiler geri adım atmadı ama günlerce süren bu direniş karşısında patronlar geri adım atmak zorunda kaldı.

Maaşları ödenip, taleplerinin karşılanması üzerine işçiler rahat bir nefes aldı. Emeklerinin karşılığını almışlardı işte. Zor geçen bir mücadelenin günler sonrasında direnen maden işçileri, aileleriyle birlikte kazandıkları zaferin coşkusu içindeydi. Yüreklerinde hissettikleri tarif edilemeyecek kadar güzel duygular içinde birbirlerine sarıldılar.

Kuşkusuz bu direnişten öğrendikleri çok şey de vardı; eğer birlik olursak, yan yana, omuz omuza hep birlikte mücadele edersek hiçbir şey imkânsız değildi. Elbette “Direnenler, bir gün kazanırdı.”

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Kadının Özgürlüğü

    “Kadının özgürlüğü, tüm insanoğlunun özgürlüğü gibi, yalnızca emeğin sermayenin boyunduruğundan kurtulmasıyla olacaktır.”[1]  (Clara Zetkin) ✍️ Hasret Anıl Clara Zetkin Dünya devrim tarihi içerisinde yaşayan en önemli sosyalist-kadın hareketinin öncüsü olan birisiydi. O yaşamı boyunca tüm kadınların özgürleşmesi, eşit bir düzen içinde yaşamlarını sürdürebilmesi için çabalayan ve bu uğurda bedeller ödeyen devrimci sosyalist bir liderdir. Yazıma […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Ekmek ve Adalet

    Toplumun yaşam koşulları içerisinde adaletsizlikler ve hukuksuzluklar üzerine kurulu bir sistem aynı zamanda insanın insana, insanın kendi emeğine ve doğaya yabancılaşmasına neden olur. ✍️ Hasret Anıl Halkın Ekmeği “Bilin: Halkın ekmeğidir adalet.Bakarsınız bol olur bu ekmek,bakarsınız kıt.Bakarsınız doyum olmaz tadına.Bakarsınız berbat.Azaldı mı ekmek, başlar açlık.Bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya…” (Bertolt Brecht) Ünlü Alman, […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Ekmek ve Dostluk

    Halkın kendi kültürünü ve öz değerlerini yok etmeye çalışarak toplum içerisinde kendi yoz kültürünün egemen olmasını istiyor. Paylaşma ve yardımlaşma gibi değerlerin yerine bireyciliği dayatıyor ✍️Hasret Anıl İnsanlık, çağlar boyunca üretimin temelinde yer alan insan emeği ile bugünlere gelmiştir. Üretilen her şeyin içerisinde yoğun bir emek ve çaba vardır. Dostluk ve arkadaşlık gibi ilişkilerimizde de […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Sanatın Hakikati

    Günümüzde yaşayan halkın sanatçılarını, yaşadığı sorunları ele alalım. Buna verebileceğimiz en iyi örnek Grup Yorum’dur hiç kuşkusuz. Çünkü sanatını halk için yapmak, türkülerini halkı için söylemek istediği için iki şehidi vardır Grup Yorum’un. İbrahim Gökçek ve Helin Bölek. ✍️ Hasret Anıl Bu yazımda sizlerle sanat üzerine naçizane duygu ve düşüncelerimi belirtmek istedim. Sanat nedir? Öncelikle […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Çocuklarımıza

    Çocuklarımız erken büyüyor, erken ölüyorlar maalesef. Sevinç içinde doyasıya gülüp eğlenemiyorlar. Elleri kalem tutmuyor ne yazık ki. Ya elinde bir boya sandığı, ya da bir simitçi tezgâhı ile küçücük yaşında yaşamın o ağır yükünü omuzlarında taşıyorlar. ✍️Hasret Anıl “Ürkek bir serçe gibi eğme başını.Kaldır başını ve dimdik dur!Bu senin değil, ülkemin ayıbı.Hırpalanmış yerlerinden öperim çocuk.”(Nazım […]

  • Özgür Platform | Yazarlar

    Gecekondu Sokaları

    “Yaşadığımız bu kentte bizler çok mutluyuz. İki göz odası ve küçük bir bahçesiyle, kendi ellerimizle, emeklerimizle yaptığımız evleri terk etmemizi istiyorlar. Bizler evlerimizi çalıp çırpmadan, yıllarca dişimizden tırnağımızdan artırdıklarımızla yaptık.” ✍️ Hasret Anıl Asıl, bizim aramızda güzeldir hasret.   Ve asıl biz biliriz kederi…”                   (AHMED ARİF) Gecekondulardan geliyorlardı. Yoksullukla geçmişti yaşamları… Karınları doysun diye […]

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir