Bu yazı Alevilerin Sesi dergisinin 305. sayısında yayınlanmıştır.

Türkiye bir kez daha tarihsel bir eşikten geçiyor. Ülkenin geleceğine dair büyük sözler söyleniyor; barıştan, kardeşlikten, demokrasiden, yeni bir anayasadan söz ediliyor. Yıllardır bu ülkenin Alevileri olarak söylediğimiz sözler ise sanki bugün ilk kez kuruluyormuş gibi yeniden dolaşıma sokuluyor.

Oysa bizim sözümüz yeni değil.

İlle de barış.
İlle de demokrasi.
İlle de eşit yurttaşlık.

Bunu dün söylemedik. Bugünkü siyasi konjonktürün bize sunduğu bir imkân olarak da söylemiyoruz. Kırk yıldır aynı şeyi söylüyoruz. Katliamların, ayrımcılığın, inkârın ve eşitsizliğin içinden geçerek söylüyoruz. Alevilerin ve bizzat genel yayın yönetmeni olduğum bu derginin yıllardır barışa, demokrasiye ve eşit yurttaşlığa dair söyledikleri ve yazdıkları ortadadır.

Tam da bu nedenle bugün “yeni bir dönem” adına kurulan dili dikkatle dinliyoruz.

Çünkü bazı kelimeler bizim için yalnızca kelime değildir. Bazı isimler yalnızca tarihin sayfalarında kalmış isimler değildir.

Yavuz Sultan Selim, İdris-i Bitlisi ve “İslam kardeşliğinde buluşalım”, “İslam demokrasisi” gibi ifadelerin kullanılması, tahmin edileceği gibi, biz Aleviler açısından son derece kaygı vericidir. Çünkü bunlar yalnızca tarihsel göndermeler değildir; Alevilerin hafızasında katliamlarla, kıyımlarla ve ağır bir tarihsel travmayla karşılığı olan isimler ve kavramlardır.

Bu nedenle, Alevi katliamlarının birinci dereceden sorumluları üzerinden kurulan bir tarih anlatısına ve bu anlatı üzerinden yapılan birlik çağrılarına bizim rızalık vermediğimizi açıkça ifade etmek isteriz.

Barış ve birlik talebinin, Alevilerin tarihsel hafızasını ve eşit yurttaşlık talebini yok sayan bir dil üzerinden kurulmasını doğru bulmuyoruz.

Öte yandan altını özellikle çizmek gerekir: Bizim itirazımız barışa, birlik fikrine ya da birlikte yaşama iradesine değildir. İtirazımız, bunların hangi tarihsel hafıza, hangi dil ve hangi siyasal çerçeve üzerinden kurulduğuna dairdir.

Gerçek bir barış, geçmişi susturarak kurulamaz. Gerçek bir demokrasi, toplumların hafızasını ve taleplerini görmezden gelerek inşa edilemez. Eşit yurttaşlık ise bir lütuf değil, demokratik yaşamın asgari koşuludur.

Alevilerin hafızasını inciten, eşit yurttaşlık talebini geri plana iten ve geçmişteki katliamların sorumluluğunu görünmez kılan bir birlik anlayışına rızalık vermemiz mümkün değil.

Bugün Aleviler yalnızca geçmişin acılarını hatırlayan bir topluluk değildir. Aynı zamanda bugünün siyasal süreçlerinde söz ve karar sahibi olmak isteyen bir topluluktur. Buna rağmen Alevilerin hassasiyetleri dikkate alınmadan yürütülen tartışmalar, Alevileri yine seyreden, kendisi hakkında karar verilen, ama karar mekanizmalarının dışında bırakılan bir konuma itiyor.

İşte bu nedenle soruyoruz:

Aleviler bu sürecin neresinde?

Çerçeve yasa hazırlanırken neresinde?
Yeni anayasa konuşulurken neresinde?
Barışın toplumsal zemini tartışılırken neresinde?

Alevilere yönelik nefret söylemi her gün yeniden üretilirken devlet nerede?
Yargı nerede? Muhalefet nerede?

Ve daha önemlisi:

Alevilerin rızası olmadan Aleviler adına nasıl bir gelecek kurulacak?

Çerçeve yasayı, barışı, yeni anayasayı, eşit yurttaşlığı; Alevilerin bu süreçteki yerini; Alevilere yönelik nefretin neden sürekli pompalanıp yeniden üretildiğini; nefret suçları karşısında yargının tutumunu ve muhalefetin Alevilerle kurduğu ilişkiyi tartışmaya açmalıyız.

Kafa karışıklığının kaynağını Alevilerde arayanlara da, Alevilerin taleplerini siyasi hesapların dışında bırakabileceğini düşünenlere de sözümüz var.

Bu sözün peşine önümüzdeki sayıda daha güçlü düşeceğiz.

Çünkü bugün konuştuğumuz her şey bizi dönüp dolaşıp hafızaya getiriyor.

Ve hafıza, bizim için yalnızca geçmiş değildir. Bugün kim olduğumuzu, yarın nasıl bir ülkede yaşamak istediğimizi belirleyen en önemli dayanaklarımızdan biridir.

Aşk ile.

Erdal Kılıçkaya
Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir