-Cafer Cebe-

Türkiye’de MHP ve AKP eksenli ve destekli katliam çağrılarının, linç ve suikast girişimlerinin yapıldığı, yasa, hukuk tanımazlığın doruk yaptığı, her türlü yasal hak arama, yazma ve söylemin, şiddetin her türü ile bastırıldığı, yalan hile ve riyanın kol gezdiği, mevcut yönetimin tüm bunları onayladığı bir dönemi yaşıyoruz.

Öyle bir süreç ki; insan ne düşünüp, ne söyleyeceğine, neyi, nasıl yorumlayacağına bile şaşırıyor. Kendini bir film platosundaymış hissine kaptırıyorsun!

Oynanan komedi, trajedi ya da dram mı diye algılamaya ve yorumlamaya çalışıyor, bir türlü bir yere koyamıyorsun. Sahneler, mekânlar, oyuncular, konular aniden değişiveriyor!

Çocukluğumuzda “Arkası Yarın” diye TRT’de yayınlanan “Radyo Tiyatrosu” vardı. Kulağımız radyoda, yere uzanır dinler, büyük bir merakla devamını beklerdik. Bu dinlencede güzellikler, aşklar, umutlar, sahici sesler ve tınılar vardı.

Bugün duyduklarımız, dinlediklerimiz ve yaşadıklarımızda ise korku, dehşet, hile, gasp, kin ve zulüm söz konusu. Müthiş bir merakla yarını bekliyor, geceleri uykunuz bölünüyor ve kâbus görerek sıçrıyorsunuz.

Bu kâbustan sonra gördükleriniz ise, daha öncekini aratan cinsten gelişmeler; Yeni savaş nidaları, yerde parçalanmış “Namus” cesetleri, Birilerini aşağılama, Kin ve nefret söylemleri, Ormanlara atılan cam ve plastik atıkları, kan ve kin davaları, intihar ve ya cinnet, yalan ve yaltaklanmalar, haraç, mezat satılan değerler, minare dâhil, çalınan gemiler, gemicikler, kıs kıs sırıtan utanmaz yüzler, makaraya dönüşen “Bakara”lar Viyana sokaklarında caka satan yalakalar Dolarlar, dolarlar, dolarlar, Çalınacak ne varsa çalınanlar!

Merakla televizyonları izliyorsun!

Kapana kıstırılmış, her an kapanma tehlikesi olan az sayıdaki kanalları bir yana bırakırsan, yalaka ve yardakçıların bilmişlik ve ukalalık, Islığa göre yön tayin edenlerin “Hafif Meşrep” yorumları, cehaleti bilgelik olarak, kasılarak pazarlamaları, hangi kalıba dökülmesini bir türlü beceremedikleri eğilip, bükülmeleri, Padişah dalkavukluğu, gemiyi ilk terk edecek farelerin tiksindirici kahramanlığı!

Ne yazık ki; tüm bunlar sokağa, topluma da sirayet ediyor: Bu hile, zulüm, soyma ve söğüşleme düzenine karşı toplu bir başkaldırı ve ret etmenin yerini, tüm bunları örnek alma, tapınma ve bunlara uyma biçimleri yer alıyor!

Sokağa çöp atmak, sıra beklemeden öne geçmek, sürücü olarak kemer takmamayı başkaldırı ve özgürlük olarak algılamak, yaya geçidinde yaya ezmek, otobüste yaşlı, hamile, çocuk ayakta dururken; bir yer kapmak beceriklilik, açıkgözlülük ve iş bitiricilik olarak algılanmakta ve kutsanmakta!

Terazinin şirazesinin hile, kin ve kindarlık lehine kaydığı, ahlak ve vicdansızlığın bir gözeye yığıldığı, terazinin adalet, eşitlik, kardeşlik, ahlak, vicdan ve barış gözesinin gittikçe yoksullaştığı, yok edildiği bir dönemi yaşıyoruz.

Tarihin tüm medeniyetlerine, bilim ve felsefeye ev sahipliği yapmış bir ülkenin ferdi olarak; kalıntılarının bile tahrip edildiği, Kilise sütunlarında altın aranan, Nemrutta “ cinsel organları” namus bekçileri tarafından parçalanan, “Anadolu Tanrıları’nın” infaz ve iğfal edildiği, demokrasi ve sanat mabetlerinin ilk görkemli mimarisinin yurdunda, Sanat ve sanatçıların aforoz edildiği, sürüldüğü, zindanlara tıkıldığı bir ülkeye dönüştü.

Ne felsefe, ne etik, ne de ahlak tartışıyoruz!

Özgürlük, kardeşlik, eşitlik, demokrasi mi? Ne kutsamayı, ne bir taş üzerine bir taş koymayı, sadece tahribatı, yıkmayı, hiçlik ve kimliksizliği becerdik! Eflatunu, Aristotales’i, Platonu kâfir ilan edip, hurafelere kurban verdik. Dionisos’sun şerefine bir kadeh kaldırmadan korkar, Hemes’ten utanmaz Appolon’u karanlığa gömdük yoksulluğumuza ağlayan bereket tanrıçamız Kybele Oysa bu topraklarda nice medeniyetler geçti. Bin bir inanç ve tanrının mekân tuttuğu bir diyarda yaşıyoruz. Hititler, Asurlar, Akadlar Ay ve gün takvimi, mevsimler bin yıllardan sonra geride kalan tortulara bakıp da ağlamamak, cahil – cühela, zalim ve çıkarcıların zulmüne katlanmak, kin kusan, nefret saçanlara mahkum olmak!

Ah tarih, ah kadersizliğe mahkûm olan ülkem, tüm bunlara şahitlik eden binlerce yıllık yaşıyla zeytin ağacı! Size nasıl utanmadan anlatayım bu zulmü ve günü? Utanmazlığın ve anlaşılamazlığın arsızlık ve riyakârlığın filmi oynanıyor sahnede, zulüm katliam ve ölüm!!!!

Ne trajedi, ne komedi, ne de dram! Güzel ne varsa iğfal ediliyor, iğfal! Özür diliyorum çaresiz! Biliyorum ki; bunun bile bir anlamı yok .Muhalefet kadar çaresizim. Oysa ne yapılması gerekiyorsa yapmanın tam da zamanı.

 

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir