Türk halk müziğinin önemli isimlerinden Ruhi Su, ölümünün 41. yılında İstanbul Zincirlikuyu’daki mezarı başında yaklaşık 100 kişinin katılımıyla anıldı. Anmada Ruhi Su’nun eserleri hep birlikte seslendirilirken, sanat yaşamının yanı sıra sınıf mücadelesindeki yeri, örgütlü kimliği ve devrimci duruşu da anlatıldı. Sanat Meclisi’nden Mehmet Esatoğlu, “41 yıl oldu onu yitireli. Biz de 41 yıldır yeni kuşaklara onu anlatıyoruz” dedi.

41 yıl oldu onu yitireli. Biz de 41 yıldır yeni kuşaklara onu anlatıyoruz. Onunla yan yana türküler söyleyenler ve var ettiği korolar türkülerini sahneden sahneye taşıyor. Biz oyuncular sahnede onun yaşamını sergiliyoruz. Bu ülkenin onurlu sanatçıları Ruhi Su ile omuz omuza soluk aldıkça sanatın düşmanlarına bu ülke, bu dünya dar gele.

Hasret Anıl /AHA – Ruhi Su, ölümünün 41. yılında İstanbul Zincirlikuyu’daki mezarı başında düzenlenen etkinlikle anıldı. Yaklaşık 100 kişinin katıldığı anmada, Ruhi Su’yu anlatan konuşmalar yapıldı, sanatçının çok sayıda eseri katılımcılar tarafından hep birlikte seslendirildi.

Ruhi Su Dostlar Korosu ve Grup Yorum’dan isimlerin de katıldığı anmada, Ruhi Su’nun yalnızca bir müzisyen olmadığına dikkat çekilerek, sanatçının sınıf mücadelesindeki yeri, örgütlü yaşamı ve devrimci duruşu vurgulandı.

Anmada Sanat Meclisi adına Mehmet Esatoğlu tarafından bir konuşma yapıldı. Esatoğlu, Ruhi Su’nun çocukluğundan sanat yaşamına, savaş yıllarından yaşadığı baskı, cezaevi ve sürgünlere uzanan yaşamını anlattı; sanatçının barış, eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki yerine dikkat çekti.

Mehmet Esatoğlu tarafından okunan konuşmanın tam metni şöyle:

“41 Kere Ruhi Su!”

Ruhi Su için 41. yılında da Zincirlikuyu’ya geldik. Burada buluştuk. Ne hayırlı dostlarız.

Bu ülkenin hangi yanına baksanız sanatın bin bir dalından bir resim, bir fotoğraf görür, bir heykele rastlar, bir ezgi duyarsınız.

Bunları var eden güzelim insanları vardır memleketimizin.

Kimdir bu insanlar diye baktığınızda inanılması zor bin bir hikâye ile karşı karşıya kalırsınız?

Onlar bu ülke için yüzlerce güzellik var etmişlerdir ama çok da ağır bedeller ödemişlerdir.

Ruhi Su yakın dostlarına hayal meyal çocukluk hikâyelerini anlatırdı. Bu hikâyeleri dinleyenler karşılarında anıt gibi duran bu insanın anlattığı öykülere rağmen nasıl kararlılıkla ayakta kalabildiğine şaşkınlıkla bakarlardı.

Birinci Dünya Paylaşım Savaşı günlerinde Adana’da bir yetimhanede yaylı çalgıların atası kemanla tanışan anasız, babasız, ekmeksiz, aşsız kalmış çocuklar kemandan çıkan sesleri dinliyorlar. Belki de ilk defa.

Bu müziği dinleyenlerden biri de Ruhi Su. O kemanın seslerini dinlerken müziğin o büyük yolculuğuna çıktığının farkında mıydı acaba?

Ruhi Su’nun çocukluğu yoktu. 1912’de gözlerini bu dünyaya açtığında savaş çocukluğunu çalmıştı. Babasını öldürmüştü, annesini öldürmüştü. Onu ana sesinden yayılan bir ninniden bile mahrum bırakmıştı savaş.

Bazı coğrafyalar adeta lanetlenmiş gibidir. Ruhi Su’nun çocukluğunun çalındığı Van topraklarının az ilerisinde geçtiğimiz Şubat ayının son günü yine savaş ya da Amerikan emperyalizmi bir Tomahawk seyir füzesi ile 168 çocuğun daha çocukluğunu, yaşamını, hayallerini çaldı.

Ruhi Su savaştan ve onun acılarından yakasını kurtaramadı. Fransız emperyalizmi sığındığı Adana’yı işgal etti. Adana halkı ve Ruhi Su “Kaç Kaç Günleri”nde dağ başlarında susuz ve ekmeksiz kaldı.

Adana halkı Toros Dağları’nda yaşama türküler söyleyerek sarılırken Ruhi Su da o savaş kargaşası içinde türkülerle tanıştı. Savaştan acı çekmiş Ruhi Su’yu ve o günün ergen ve gençlerini askeri okullara gitmeye mecbur kılan Başbakan Recep Peker de işgalci emperyalistler kadar acımasızdı.

Ruhi Su’nun yüreği askeri okulun zorlu, acımasız ortamına alışamadı. Sarılacağı tek bir insani alan vardı, o da sanattı, müzikti.

Elinde bir çürük raporu ile askeri okuldan uzaklaştı ve müzik okuluna girmek için yoğun bir mücadeleye girişti.

Bürokrasinin acımasız çarkları kadro ve benzeri gerekçelerle önüne dikilirken o, kararlılıkla hedefinden vazgeçmedi.

Ses rengi ve klasik opera eğitimiyle halk müziğimize yepyeni bir soluk getiren Ruhi Su, müzikte çok seslilik için yollar aramaya başladı.

1943-1945 yılları arasında Ankara’da radyosunu açanlar farklı bir üslupla türküler söyleyen Ruhi Su’yla karşılaşıyorlardı.

Kapalı kapılar ardında halk arasında söylenen bin bir ezgi Ruhi Su’nun sesinden dört bir yana yayılıyordu.

İnsanları yoz bir sanata mahkûm etmek isteyenler Ruhi Su’yu hedefe koydular.

Önce radyo programlarını engellediler, ardından 1951’de hapishaneler ve sürgünler geldi.

Çocukluktan beri her türlü acıyı, baskıyı yaşamış Ruhi Su, cezaevi koğuşlarında bile halkın arasında yaşayan türkülerin peşini bırakmadı.

“Ceren” türküsünü buluşunu, sevincini, coşkusunu hapishane arkadaşları bir destan gibi anlatıp dururlardı.

Ruhi Su ülke topraklarında yaşayan onlarca türkünün izini sürdü. Onları bir kuyumcu titizliğiyle işledi, insanlarla paylaştı.

Savaştan canı yanmıştı. Barışın yanında durdu. Açlık ve sefalet çekmişti. Eşit ve özgür bir dünya için örgütlendi, mücadele etti.

Bugün ölümünün 41. yılında bizler onu anmak, yaptıklarını, mücadelesini selamlamak için onun yanı başındayız.

41 yıl oldu onu yitireli. Biz de 41 yıldır yeni kuşaklara onu anlatıyoruz. Onunla yan yana türküler söyleyenler ve var ettiği korolar türkülerini sahneden sahneye taşıyor. Biz oyuncular sahnede onun yaşamını sergiliyoruz. Bu ülkenin onurlu sanatçıları Ruhi Su ile omuz omuza soluk aldıkça sanatın düşmanlarına bu ülke, bu dünya dar gele.

Sanat Meclisi

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir