Ve bir gün
bu ülkenin çocukları
12 Eylül’ü
bir tarih kitabının sayfasında okuyacak.

✍️ Fırat Deniz

12 Eylül…

Takvimde bir gün.
Ama bu ülkenin hafızasında, üzerinden kırk altı yıl geçse de kapanmayan bir yara.

O sabah yalnızca tanklar yürümedi sokaklarda.
Bir ülkenin özgürlüğü de tank paletlerinin altında ezildi.

Daha gün ağarmadan evlerinden alınan insanlar, ne olduğunu bile anlamadan stadyumlara, spor salonlarına, kışlalara dolduruldu. Sokaklar susturuldu. Sendikalar kapatıldı, dernekler dağıtıldı, siyasi partiler kapılarına kilit vuruldu. Demokratik haklar bir gecede rafa kaldırıldı.

Sonra mahkemeler kuruldu.

Genç insanların hayatları, birkaç dakikalık duruşmalara sığdırıldı.
Kimi darağacına gönderildi.
Kimi cezaevlerinin karanlığında işkenceden geçirildi.
Kimi bir daha evine dönemedi.

Ve Geride Anneler Kaldı

Ve geride anneler kaldı.

Kapılarda bekleyen anneler…
Cezaevi yollarını aşındıran anneler…
Çocuklarının sesini son kez ne zaman duyduğunu hatırlamaya çalışan anneler…

Bazılarının çocukları ise hâlâ kayıp.

Yıllar geçti.
Cumartesi günleri geldi.
Mevsimler değişti.
Çocukların saçlarına aklar düştü, annelerin elleri titremeye başladı.

Ama onlar vazgeçmedi.

Her cumartesi aynı soruyu taşıdılar meydanlara:

“Çocuğum nerede?”

Bir ülkenin vicdanı bazen bir annenin avuçlarında taşınır.

“Asmayalım da Besleyelim mi?”

12 Eylül’ün cunta şefinin dilinden dökülen,
“Asmayalım da besleyelim mi?”
sözü ise yalnızca bir dönemin zalimliğini değil, insan hayatına biçilen değeri de gösteriyordu.

O sözün sahibi yıllarca yatalak yaşadı.
Sonra öldü.

Ardından büyük bir yas tutulmadı.
Çünkü bazı ölümlerin arkasından gözyaşı değil, sessizlik kalır.

Ama darağaçlarına gönderilen gençler unutulmadı.
İşkencehanelerde hayatını kaybedenler unutulmadı.
Cezaevlerinde çürütülen ömürler unutulmadı.
Kayıp çocuklarını arayan anneler unutulmadı.

Tarih, Bir Annenin Elinden Bırakmadığı Fotoğraftır

Çünkü tarih yalnızca kazananların yazdığı kitaplardan ibaret değildir.

Tarih, bir annenin yıllarca elinden bırakmadığı fotoğraftır.
Bir evin kapısında hiç dinmeyen bekleyiştir.
Bir stadyumun soğuk tribünlerinde birbirine sokulmuş insanların sessizliğidir.
Bir darağacının gölgesinde yarım bırakılmış gençliktir.

Ve 12 Eylül…

Üzerinden 46 yıl geçse de,
bu ülkenin vicdanında hâlâ kapanmamış bir parantezdir.

Unutmak kolaydır.
Hatırlamak acıtır.

Ama bazı acılar vardır ki,
unutulduklarında yeniden yaşanırlar.

Bu yüzden hatırlıyoruz.

Gençleri hatırlıyoruz.
Kayıpları hatırlıyoruz.
Anneleri hatırlıyoruz.

Ve bir daha hiçbir çocuğun,
özgürlük istediği için annesinden koparılmadığı bir ülke diliyoruz.

Çünkü insanlık,
en çok da insan hayatını savunduğumuz yerde başlar.

Şiir — 12 Eylül

Bir sabah
güneş doğmadan geldiler.

Tankların gölgesinde
uyandı şehir,
kapılar çalındı,
eller kelepçelendi.

Bir ülkenin sesi
bir gecede kesildi.

Stadyumlar doldu
insanlarla,
ama tribünlerde
ne maç vardı
ne de alkış.

Yalnızca
sessizlik…

Ve korku.

Mahkemeler kuruldu sonra,
gençlik yargılandı.

Daha hayatın
başındaydılar.

Birinin cebinde
sevgilisinin fotoğrafı,
birinin düşlerinde
güzel bir ülke,
birinin annesinin
yemek masasında
boş kalan sandalyesi vardı.

Sonra darağaçları…

Bir ipin ucunda
gençliklerini sallandırdılar.

Ve birileri
“Asmayalım da
besleyelim mi?” dedi.

İnsanlığın
duymak istemediği
bir cümleydi bu.

Yıllar geçti.

Darbeler eskidi,
duvarlar eskidi,
dosyalar sarardı.

Ama annelerin acısı
eskimedi.

Her cumartesi
bir meydanda
aynı fotoğraflar açıldı.

Bir annenin ellerinde
oğlunun yüzü…

Bir başka annenin gözlerinde
kızının çocukluğu…

Ve aynı soru:

“Nerede benim çocuğum?”

Cumartesi geldi,
anneler geldi.

Yağmur yağdı,
anneler geldi.

Polis geldi,
anneler yine geldi.

Yıllar geçti,
anneler yine geldi.

Çünkü bazı bekleyişler
takvimle ölçülmez.

Bazı yaralar
takvim yapraklarıyla kapanmaz.

Cunta şefi
yıllarca yaşadı
yatağında.

Ama darağaçlarında
bıraktığı gençler
hiç yaşlanmadı.

Onlar hep
yirmilerinde kaldı.

Bir fotoğrafta,
bir annenin yüreğinde,
bir ülkenin hafızasında…

Ve o öldüğünde
şehirler ağlamadı.

Çünkü halk
zulmün ardından
yas tutmaz.

Ama anneler
hâlâ bekliyor.

Bir fotoğrafı göğüslerinde,
bir isim dudaklarında,
bir umut yüreklerinde…

Cumartesi yine gelecek.

Ve onlar yine
orada olacak.

Çünkü unutmak,
kaybolanı ikinci kez öldürmektir.

Biz unutmayacağız.

Onları,
gençliğimizi,
kayıplarımızı,
annelerimizi…

Ve bir gün
bu ülkenin çocukları
12 Eylül’ü
bir tarih kitabının sayfasında okuyacak.

Korkuyla değil.

Özgürce.

İşte o gün
belki de
annelerin bekleyişi bitecek.

Ve Türkiye’nin göğünde
ilk kez
12 Eylül’den sonra
gerçek bir sabah doğacak.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir