Afganistan’da doğan bir çocukla İsviçre’de doğan bir çocuk, elbette aynı şartlarda büyümez. Biri savaşın, yoksulluğun ve imkânsızlıkların gölgesinde, diğeri daha güvenli, daha özgür ve ekonomik imkânların daha geniş olduğu bir ortamda büyüyebilir.

✍️ Recai Doğan

Bir çocuğun annesinden duyduğu ilk söz…

İlk kelime…

İlk ninni…

Belki de hayat boyunca unutamayacağı ilk ses, annesinin sesidir.

Çocuk, ana dilini önce annesinden ve babasından öğrenir. İlk karakterinin, ilk duygularının, ilk güven duygusunun temellerini de onlardan alır. Çünkü çocuk dünyaya geldiğinde tertemiz, saf ve şekillenmeye hazır bir varlıktır. Onu biçimlendiren, ailesi, çevresi, doğası, yaşadığı toplum ve içinde büyüdüğü dünyadır.

İnsan hayatta ne verirse, çoğu zaman onun karşılığını alır.

Sevgi verirsen sevgi büyür.

Aşk verirsen aşk çoğalır.

Öfke verirsen öfke, şiddet verirsen şiddet öğrenilir.

Bir çocuk da böyledir.

Nerede doğduğu kadar, hatta çoğu zaman nerede doğduğundan daha fazla, nasıl yetiştirildiği önemlidir.

Bir çocuk için dünya, önce ailesidir.

Anne…

Baba…

Kardeş…

Abla…

Ağabey…

Sonra mahallesidir, köyüdür, okuludur, arkadaşlarıdır, doğasıdır ve içinde yaşadığı toplumdur.

Bütün bunlar, onun geleceğine görünmez birer tuğla gibi eklenir.

Hiçbir kuş yavrusuna başka bir kuşun ötüşünü öğretmez. Her yavru, annesinin sesini duyarak büyür. İnsan da böyledir, ilk dili, ilk sevgiyi ve ilk güveni annesinin sesinde bulur.

Afganistan’da doğan bir çocukla İsviçre’de doğan bir çocuk, elbette aynı şartlarda büyümez. Biri savaşın, yoksulluğun ve imkânsızlıkların gölgesinde, diğeri daha güvenli, daha özgür ve ekonomik imkânların daha geniş olduğu bir ortamda büyüyebilir.

Kültürleri farklıdır.

Yaşayış biçimleri farklıdır.

Eğitim olanakları farklıdır.

Dünyaya bakışları farklı olabilir.

Ama ikisinin de ortak bir yanı vardır,

İkisi de annelerinin sesini duyarak büyür.

İkisi de kendi ana dilinde ninniler dinler.

Ana dil, çocukluğunda duyduğu bir türkünün sözüdür.

Ana dil, sevincini anlatırken kullandığı kelime,
acısını anlatırken dökülen cümledir.

Ana dilinle rüya görürsün.

Ana dilinle düşünürsün.

Ana dilinle seversin.

Ana dilinle özlersin.

Ana dilinle derdini anlatmak, derdini dinleyecek birini bulmak istersin.

Bu nedenle bir insanın ana dilini engellemek, yasaklamak veya yok saymak, yalnızca onun konuştuğu kelimeleri değil, geçmişini, hafızasını ve kendisini ifade etme biçimini de yok saymaktır.

Çünkü insanın dili, onun dünyaya açılan ilk penceresidir.

Ludwig Wittgenstein’ın sözüyle:
“Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır.”

İnsan doğduğu kıtayı, ülkeyi, şehri, mahalleyi ya da köyü seçemez.

Ama bütün bunlar onun geleceğine bir şekilde etki eder.

Ekonomik zenginlik önemlidir.

Eğitim önemlidir.

Bilgi zenginliği önemlidir.

İnsanın zihinsel gelişimi önemlidir.

El becerileri, üretme yeteneği ve hayata katılabilme gücü de önemlidir.

İnsana yalnızca bilgi yüklemek yetmez, bilgiyi hayata geçirecek beceriler de gerekir. El becerisi güçlü olan bir insanın bilgiden uzak kalması da onu eksik bırakır. Çünkü insanın gelişimi, yalnızca aklın ya da yalnızca elin değil, aklın, emeğin ve yüreğin birlikte gelişmesiyle tamamlanır.

Bütün bunların temelinde ise insanın kendisini ifade edebilmesi vardır.

İşte ana dil, insanın bu dünyadaki ilk yurdudur.
Dil, insanın ilk vatanıdır.

İnsanın şekillenmesinde aile kadar, çevre kadar, eğitim kadar önemli bir yere sahiptir.

Bir çocuğun geleceğini yalnızca doğduğu topraklar belirlemez.

Onu yetiştiren insanlar belirler.

Ona verilen sevgi belirler.

Gördüğü saygı belirler.

Aldığı eğitim belirler.

İçinde büyüdüğü toplum belirler.

Ve elbette duyduğu ilk dil…

Çünkü çocuk, dünyayı önce duyduğu kelimelerle tanır.

O kelimelerin içinde sevgi varsa sevgiyle büyür.
Güven varsa güven öğrenir.

Öfke ve şiddet varsa, onu da hayatın bir parçası sanabilir.

Bu yüzden çocuklara yalnızca konuşacakları bir dil değil, güzel bir dünya bırakmak gerekir.
Onlara dinlemeyi öğretmek…

Anlamayı öğretmek…

Farklılıkları kabul etmeyi öğretmek…

Sevgiyle kucaklamayı öğretmek…

Ve insanı, insan olduğu için sevmeyi öğretmek gerekir.

Belki de gerçek zenginlik tam da budur.

Dilin özgür olduğu…

Çocuğun merak edebildiği…

Bilginin paylaşıldığı…

Emeğin değer gördüğü…

Farklılıkların korku değil, zenginlik olarak kabul edildiği…

Sevginin hukukun ve adaletin yanında yer aldığı bir dünya…

Çünkü insanı güzelleştiren yalnızca bildikleri değildir.

Nasıl baktığıdır.

Nasıl dinlediğidir.

Nasıl anladığıdır.

Ve en önemlisi, öğrendiği sevgiyi başkasına nasıl aktardığıdır.

Geleceği değiştirmek istiyorsak, önce çocukların dünyasına dokunmalıyız.

Onlara yasaklarla değil, sevgiyle yaklaşmalıyız.

Dillerini susturmak yerine, dillerini yaşatmalıyız.

Çünkü her ana dil, insanlığın ortak hafızasında saklanan bir hikâyedir.

Bir dil yok olduğunda yalnızca kelimeler kaybolmaz.

Bir annenin ninnisi…

Bir çocuğun ilk sözü…

Bir halkın türküsü…

Bir toplumun hafızası…

Bir insanın dünyası da sessizleşir.

Ve biz, geleceğe daha güzel bir dünya bırakmak istiyorsak, çocukları dinlemeyi öğrenmeliyiz.

Dinleyerek anlamalı…

Sevgiyle kucaklamalı…

Aşkla anlatmalıyız.

Çünkü insanı güzelleştiren de budur.

Ve belki de bütün mesele, çocukların ilk duyduğu kelimenin sevgi olmasıdır.

Aşk ile..

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir