Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, ırkçılık ve faşizmin toplumsal yaşamı zehirleyen, kendisini sürekli yeniden üreten bir zihniyet olduğuna dikkat çekti. Irkçılığın yalnızca egemen olanın üstünlük iddiasında aranamayacağını belirten Erçe, ezilenlerin de uğradıkları ayrımcılığı başka kimliklere yönelterek yeniden üretebileceği uyarısında bulundu. Erçe, ırkçılığın karşısına Alevi öğretisinin rıza anlayışını, doğayla kurulan bağı ve “incinse de incitmeyen” evrensel insanlık bilincini koydu.

Irkçılığa ve nefrete maruz kalmak kuşkusuz ağır bir travmadır; fakat bu travmanın en sancılı boyutu, “ötekinin ötekisi” olma halidir. Kendisi zaten kenara itilmiş bir grubun, kendi içinde daha zayıf veya farklı olanı ötekileştirmesi, trajedinin katmerlendiği yerdir. Ezilmişliğin kazandırdığı sahte “haklılık” duygusu, insanı kendi uğradığı adaletsizliğin benzerini üreten bir faile dönüştürebilir.

AHA Haber Merkezi – PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, kaleme aldığı yazıda ırkçılık, milliyetçilik, ötekileştirme ve nefretin toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Irkçılığa uğramanın, bir başkasına aynı ayrımcılığı uygulamanın gerekçesi olamayacağına dikkat çeken Erçe, özellikle “ötekinin ötekisi” hâline vurgu yaptı. Ezilmişliğin insana başka bir kimliği ötekileştirme hakkı vermediğini ifade eden Erçe, toplumsal barışın yolunun bütün kimliklere ve yaşam biçimlerine aynı nazarla bakabilen bir anlayıştan geçtiğini savundu.

Erçe, doğadaki hiçbir varlığın diğerinden üstün olmadığı düşüncesinden hareketle, ırkçılık ve faşizme karşı sevgiyi, rızalığı ve ortak yaşamı savunarak yazısını “İyiler iyidir, iyilere selam olsun… Aşk ile..” sözleriyle tamamladı.

Cuma Erçe’nin yazısını olduğu gibi yayımlıyoruz:

Irkçılık; Psikolojik Bir Hastalıktır ve Maalesef Bulaşıcıdır!

Faşizmin ve ırkçılığın ördüğü tüm karanlık duvarları yıkacak yegane güç; doğanın bu kapsayıcı ritmine uyum sağlamak, incinse de incitmeyen ve nefrete karşı sevgiyi ortak bir değer gibi taşıyan evrensel insanlık bilincidir. Soyu, dili, rengi ne olursa olsun yeryüzünün tüm renklerini aynı özden bilip kucaklayanlar için yol ortaktır; çünkü bilinen en yalın hakikat şudur ki, iyiler her zaman iyidir.

İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarını yazan faşizm ve ırkçılık, yalnızca siyasi birer doktrin değil, bünyeye girdiği an toplumsal dokuyu için için çürüten bulaşıcı birer psikolojik marazdır. Bir virüs gibi zihnin en zayıf, en korkak ve en karanlık kıvrımlarına yerleşir; çatlağını bulan su misali, dışarı sızmak ve kendi yıkımını etrafa yaymak için en ufak bir zafiyet anını kollar. Bu zihniyete teslim olmuş kişilerin nefreti meşrulaştıracak bahanesi hiçbir zaman tükenmez. Bir toplumun zenginliğini oluşturan Kürt’e, Alevi’ye, Arap’a, Ermeni’ye, Rum’a ya da kendinden olmayana beslenen o kör düşmanlık, ne kadar süslü cümlelerin veya sahte değerlerin arkasına gizlenmeye çalışılırsa çalışılsın, eninde sonunda o iltihaplı yüzünü dışarı vurur.

Ancak bu çürüme yalnızca egemen olanın üstünlük iddiasıyla sınırlı kalmaz. Ezilen ulus milliyetçiliğinin zaman zaman içine düştüğü savunmacı ve reaksiyoner ruh hali de maruz kaldığı ayrımcılığı besleyen ve ırkçılık sarmalını derinleştiren gizli bir yakıt işlevi görür. Uğranılan haksızlık ve ötelenmişlik hissi, zamanla haklı bir itirazdan öteye geçerek içe kapanmaya ve karşı tarafın yöntemlerini benimsemeye dönüşebilir. Bu durum nefreti zayıflatmak yerine onu karşı kutuptan yeniden üreterek meşrulaştırır. Irkçılığa ve nefrete maruz kalmak kuşkusuz ağır bir travmadır; fakat bu travmanın en sancılı boyutu, “ötekinin ötekisi” olma halidir. Kendisi zaten kenara itilmiş bir grubun, kendi içinde daha zayıf veya farklı olanı ötekileştirmesi, trajedinin katmerlendiği yerdir. Ezilmişliğin kazandırdığı sahte “haklılık” duygusu, insanı kendi uğradığı adaletsizliğin benzerini üreten bir faile dönüştürebilir.

Oysa nefreti beslemek de sevgiyi yeşertmek de insanın kendi elindedir. Bu hastalıklı zihniyetin pençesinden kurtulmanın, toplumsal bünyeyi bu ağır tahribattan iyileştirmenin yolu, insanın evrenle ve doğayla kurduğu o kadim rıza ilişkisinden geçer. Kurtuluş; hırslardan arınıp yeryüzündeki tüm renklere ve yaşam biçimlerine aynı nazarla bakmayı bir yaşam felsefesi haline getirmektir. Doğanın ve evrenin mükemmel dengesi bize gösterir ki, hiçbir varlık bir diğerinden üstün değildir; her canlı, birbiriyle ve evrenle görünmez bir rıza halkasıyla bağlıdır. Kurdu, kuşu, dağdaki çiçeği ve insanı aynı yaşam enerjisinin birer parçası sayan bu evrensel bilinçte; doğayı sevmek insanı sevmekten, insanı sevmek ise yaşamın hakikatini kutsamaktan ayrı düşünülemez.

Bir ağacın gölgesini kimseden esirgemeyip rızasını tüm doğaya sunduğu gibi, barışın nefesini de her kimliğe, her canlıya eşitçe sunmak gerekir. Faşizmin ve ırkçılığın ördüğü tüm karanlık duvarları yıkacak yegane güç; doğanın bu kapsayıcı ritmine uyum sağlamak, incinse de incitmeyen ve nefrete karşı sevgiyi ortak bir değer gibi taşıyan evrensel insanlık bilincidir. Soyu, dili, rengi ne olursa olsun yeryüzünün tüm renklerini aynı özden bilip kucaklayanlar için yol ortaktır; çünkü bilinen en yalın hakikat şudur ki, iyiler her zaman iyidir.

Dünya da iyilerin yüzü suyu hürmetine dönüyor zaten.

İyiler iyidir, iyilere selam olsun…

Aşk ile..

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir