DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Hacı Bektaş Veli’nin huzurundan barış, eşit yurttaşlık ve bir arada yaşam çağrısında bulundu. Alevilerin barışın yalnızca destekçisi değil, kendi sözü, hafızası ve talepleriyle bu sürecin bir parçası olması gerektiğini vurgulayan Fırat; cemevlerinin inanç merkezi olarak tanınmasından Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın statüsüne, zorunlu din eğitiminden Alevilerin kutsal mekânlarının korunmasına kadar temel taleplerin karşılık bulması gerektiğini belirtti. Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik itirazlarının devletin Alevilerle ilişki kurmasına değil, bu ilişkinin biçimine yönelik olduğunu ifade eden Fırat, “Devletin görevi bir inancı tanımlamak ve yönetmek değil; o inancın özgürce yaşamasının güvencesi olmaktır” dedi.

Devletin görevi bir inancı tanımlamak ve yönetmek değil; o inancın özgürce yaşamasının güvencesi olmaktır. Alevilerin kendi kurumları, ocakları, dedeleri, anaları ve cemevleri vardır. Devlet kendisini bunların yerine koymamalı; onları eşit yurttaşlık temelinde muhatap almalıdır.

AHA Haber Merkezi – DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Hacıbektaş’tan kaleme aldığı değerlendirmesinde, Türkiye’de yeniden yeşeren barış umutlarının kalıcı hale gelebilmesi için toplumun bütün kesimlerinin kendi kimliği, inancı ve sözüyle sürecin içerisinde yer alması gerektiğini vurguladı.

Alevi öğretisinin yüzyıllardır rızalığı, paylaşmayı, insana insan olduğu için değer vermeyi ve bir arada yaşamayı esas aldığını belirten Fırat, bu nedenle Alevilerin ülkenin barışına seyirci kalamayacağını ifade etti.

Barış tartışmaları yürütülürken devletin Alevilerle kurduğu ilişkinin de açık ve samimi biçimde ele alınması gerektiğine dikkat çeken Fırat, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik itirazlarının herhangi bir kişiye ya da devletin Alevilerle ilişki kurmasına karşı olmadığını; temel meselenin bu ilişkinin hangi anlayışla, hangi amaçla ve kimlerle kurulduğu olduğunu belirtti.

Cemevlerinin inanç merkezi olarak tanınmaması, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın müze statüsünün devam etmesi, Alevilerin kutsal kabul ettiği mekânların çeşitli projelerle karşı karşıya kalması ve Alevi çocuklarının eğitimde kendi inançlarını eşit biçimde görememesi gibi sorunların birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Fırat, temel soruyu “Aleviler kendi inançlarıyla bu ülkede eşit ve özgür biçimde var olabilecekler midir?” sözleriyle ortaya koydu.

Alevilerin taleplerinin barışın karşısına konulmadığını özellikle vurgulayan Fırat, bunların barışa bir koşul olarak değil, Alevilerin barışa söyleyecek sözü olduğu için dile getirildiğini belirtti. Fırat, “Barış; hepimizin ortak geleceğidir. O gelecekte hiçbir canın inancı, kimliği ve sözü görünmez kalmasın istiyoruz” çağrısında bulundu.

Celal Fırat’ın yazısının tamamı şöyle:

BARIŞTA HEPİMİZİN SÖZÜ, HEPİMİZİN YERİ OLMALI

Hacı Bektaş Veli’nin huzurunda bir kez daha barıştan, kardeşlikten ve bir arada yaşamaktan söz ettik, ediyoruz.

Bizler tüm yüreğimizle barış istiyoruz. Çünkü Yol’umuz, yüzyıllardır insana insan olduğu için değer vermeyi, rızalığı, paylaşmayı ve bir arada yaşamayı öğütlüyor. Bugün ülkemizde barışa dair yeniden umutların yeşerdiği bir dönemde, umudu büyütmek hepimizin sorumluluğundadır.

Tam da bu nedenle, devletin Alevilerle kurduğu ilişkinin de samimi ve açık biçimde konuşulması gerektiğine inanıyoruz.

Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yönelik itirazımız, herhangi bir kişiye ya da devletin Alevilerle ilişki kurmasına ilişkin değildir. Mesele, bu ilişkinin nasıl, hangi amaçla ve kimlerle kurulacağıdır.

Aleviliğin, devletin kendi penceresinden değil, Alevilerin kendi sözü ve hakikatiyle var olabildiği bir ilişki istiyoruz.

Devletin görevi bir inancı tanımlamak ve yönetmek değil; o inancın özgürce yaşamasının güvencesi olmaktır. Alevilerin kendi kurumları, ocakları, dedeleri, anaları ve cemevleri vardır. Devlet kendisini bunların yerine koymamalı; onları eşit yurttaşlık temelinde muhatap almalıdır.

Bugün cemevlerimizin inanç merkezi olarak tanınması sorunu hâlâ çözülememiştir. Hacı Bektaş Veli Dergâhı, Alevilerin yaşayan inanç merkezi olmasına rağmen müze statüsü devam etmektedir. Kimi ziyaretlerimiz ve kutsal kabul ettiğimiz yaşam alanlarımız maden ve benzeri projelerle karşı karşıya kalabilmektedir.

Alevi çocukları ise eğitim hayatlarında kendi inançlarını eşit biçimde görememekte, çoğu zaman kendilerine ait olmayan bir inanç anlayışının içerisinde yetiştirilmektedir.

Bütün bunlar birbirinden ayrı meseleler değildir.

Sorulacak en önemli soru şudur: Aleviler kendi inançlarıyla bu ülkede eşit ve özgür biçimde var olabilecekler midir?

Bir taraftan Hacı Bektaş Veli’nin sözlerine, Kerbela’nın acısına ve Aleviliğin değerlerine sahip çıkan bir dil kurulurken, diğer taraftan Alevilerin temel taleplerinin karşılıksız kalması toplumumuzda haklı olarak bir kırgınlık ve güvensizlik yaratmaktadır.

Bizler, devletin kutsallarımız ve özel günlerimizle ilgili anmalarda olmasından rahatsız olmayız. Aleviliğin bütün toplum tarafından bilinmesini, anlaşılmasını elbette kıymetli buluyoruz. Fakat kutsallarımızın sözlerini söylemekle, o sözlerin işaret ettiği eşitliği hayata geçirmek arasında büyük bir fark vardır.

Bugün ihtiyacımız olan şey, Alevilerin kendi sözlerine, taleplerine kulak vermektir.

Ve bütün bunları barışın karşısına koymuyoruz.

Biz bunları barışa bir koşul olarak değil, barışa söyleyecek sözümüz olduğu için dile getiriyoruz.

Çünkü inancımız, bu ülkenin barışına seyirci kalmamayı gerektirir.

Alevilik, acısıyla, hafızasıyla, inancıyla ve insanı merkeze alan Yol anlayışıyla, barışın taşıyıcısıdır.

Barış; hepimizin ortak geleceğidir. O gelecekte hiçbir canın inancı, kimliği ve sözü görünmez kalmasın istiyoruz.

Hacı Bektaş Veli’nin huzurundan vereceğimiz en güzel söz de şudur:

Kimseyi kendimize benzemeye zorlamadan, birbirimizin hakkını eksiltmeden, bir arada ve barış içinde yaşayacağımız bir ülkeyi hep birlikte kurmayı diliyorum.

Aşk ile…

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir