Akademisyen Bedriye Poyraz, kendisine verilen ödül dolayısıyla yaptığı açıklamada Dersim’de başlayan yaşamından akademiye uzanan yolculuğunu, Alevi kimliği nedeniyle yaşadığı ayrımcılığı ve Alevilik üzerine yürüttüğü akademik çalışmaları anlattı. Alevilerin inanç ve ibadet hakkının hâlâ tanınmadığına, zorunlu din dersleri aracılığıyla çocuklara Sünni inancın dayatıldığına dikkat çeken Poyraz, demokrasi mücadelesi veren kesimlere seslenerek, “İnanç ve ibadet hakkımız için samimi desteğinizi, empatinizi ve duygudaşlığınızı bekliyoruz” dedi. Poyraz, “Yalnızca seçim zamanlarında aklınıza gelen bir topluluk olmak istemiyoruz” sözleriyle de Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebine dikkat çekti.

AHA Haber Merkezi – Akademisyen Bedriye Poyraz, kendisine verilen ödülün ardından yaptığı açıklamada, Dersim Kılköyü’nde geçen çocukluğundan İstanbul’da parasız yatılı eğitim gördüğü yıllara, Alevi kimliğini gizlemek zorunda kalmasından Alevilik üzerine uluslararası akademik çalışmalar yürütmesine kadar yaşamından önemli kesitleri paylaştı.

Devletimiz hâlâ inancımızı inanç, ibadethanelerimizi de ibadethane olarak kabul etmiyor. En ağır sorunlardan biri de zorunlu din dersi adı altında çocuklarımıza Sünni inancın dayatılması. Bu meseleyi, birlikte demokrasi mücadelesi verdiğimiz dostlarımıza dahi anlatmakta zorlanıyoruz.

Alevilik üzerine çalışmaya başladığı yıllarda yaşadığı çekingenliği Alevi örgütlülüğünün ve mücadelesinin kendisine verdiği güçle aştığını belirten Poyraz, akademik yaşamı boyunca “Bu konuları çalışma, bırak bu işlerin peşini” uyarılarıyla da karşılaştığını anlattı.

Kadın, Dersimli ve Alevi kimliği nedeniyle hayatın farklı alanlarında ayrımcılığa uğradığını ifade eden Poyraz, Alevilerin bugün de temel inanç haklarının tanınmadığına dikkat çekti. Cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmemesine ve zorunlu din derslerine tepki gösteren Poyraz, Alevi toplumunun yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmak istemediğini vurguladı.

Bedriye Poyraz’ın açıklaması şöyle:

“Çok Mutlu Oldum, Çok Onur Duydum”

“Öncelikle beni bu ödüle değer bulan herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Çok mutlu oldum, çok onur duydum.

Dersim Kılköyü’nde, yazları gün doğumundan gün batımına kadar adeta ibadet eder gibi çalışan, kışın uzun gecelerinde soba başında “Ya Hak, Ya Muhammet, Ya Ali” diye yakaran; ömründe bir buğday başağı kadar haram yememiş, çocuklarına da yedirmemiş bir babanın ve her yoğurt, her hamur mayaladığında “Benim elim değil, Ana Fatma’nın eli” diyen, çocuklarına sonsuz şefkatle sarılan bir annenin kızıyım. Annem çayı ve deyişleri çok severdi.

Sekiz yaşımda okula başlarken, üç saatlik yolu yürüdükten sonra ilk kez bir araba gördüm ve bindim. İstanbul Çamlıca Kız Lisesi’nde parasız yatılı okudum. Benim kuşağımdan hemen herkesin yaşadığı gibi, ailem “aman ha” diye tembihlediği için Alevi olduğumu kimseye söylemedim.

Üniversitede Alevilik üzerine çalışmaya ancak 2000’li yıllarda başlayabildim. İlk çalışmam, Hacı Bektaş Veli törenleri üzerinden devletin Alevi toplumuyla nasıl ilişki kurduğuna dair bir araştırmaydı.

Bu kadar içerden yaşadığım ve bana hep gizlenmesi gerektiği söylenen bir inancı araştırma konusu olarak düşünmekte zorlandım. İnsanların böyle bir konuya burun kıvıracağından endişe ederek, çok güvensiz ve çekinerek başladım. Bu güvensizliği Alevi örgütlülüğü ve kararlı mücadelesi sayesinde aşabildim.

İlk çalışmam önemli bir uluslararası İngilizce dergide yayımlandı ve bu sayede yardımcı doçent oldum. Hâlâ Alevilik çalışırken heyecandan, üzüntüden ve acıdan kalbim sıkışıyor; bazen masadan kalkıp dolaşıyor, sonra yeniden oturuyorum.

Akademik hayatım boyunca bazı hocalarımdan “Bu konuları çalışma, bırak bu işlerin peşini” uyarıları aldım. Buna rağmen Ankara Üniversitesi’nde çalışmalarımı sürdürebildim. Çalıştığım konunun bilimsel değerini takdir eden ve beni destekleyen herkese teşekkür ediyorum.

Avustralya’dan Jamaika’ya kadar dünyanın birçok ülkesinde Aleviliği ve Alevi toplumunu anlattım. Alevilik çalışırken, annemin, babamın ve yalnızca Alevi oldukları için ağır bedeller ödemiş tüm mazlumların yaralarının iyileşeceğine çok inandım; hâlâ inanıyorum.

Ben de kadın, Dersimli ve Alevi olarak hayatın her düzeyinde ayrımcılığa uğradım ve uğramaya devam ediyorum. Ama beni bu ödüle değer buldunuz ya, hepsi helali hoş olsun.

Çok sevdiğim bir işi yapıyor, çok inandığım bir konuyu çalışıyorum. Hâlâ her derse hızlanan kalp atışlarıyla giriyorum. Aynı heyecanı Alevi toplumuna, özellikle Alevi kadınlara bildiklerimi anlatırken de yaşıyorum.

Devletimiz hâlâ inancımızı inanç, ibadethanelerimizi de ibadethane olarak kabul etmiyor. En ağır sorunlardan biri de zorunlu din dersi adı altında çocuklarımıza Sünni inancın dayatılması. Bu meseleyi, birlikte demokrasi mücadelesi verdiğimiz dostlarımıza dahi anlatmakta zorlanıyoruz.

Oysa Alevi toplumu, demokratik bir ülke için mücadele ettiğini her defasında ağır bedeller ödeyerek gösterdi. Son dönemde siyasi iktidarın muhalefeti yok etme çabaları karşısında da toplumun ezici çoğunluğu ne olursa olsun Alevi olsun demedi, tercihini demokrasiden yana yaptı.

Sevgili dostlar, inanç ve ibadet hakkımız için samimi desteğinizi, empatini¬zi ve duygudaşlığınızı bekliyoruz.

Deniz Göktaş’ın esprisine atıfla, yalnızca seçim zamanlarında aklınıza gelen bir topluluk olmak istemiyoruz.

Bütün farklılıklarımızla birbirimizin yaralarına merhem olma dileğiyle… Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Hizmetiniz hak katında kabul olsun.”

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir