Bugün bizlere bahçesini, sofrasını, emeğini ve gönlünü açan arkadaşımıza sonsuz teşekkürler. Köpüğü dostluğumuza, tadı sohbetimize, hatırı da gönlümüze kalsın.

✍️ Recai Doğan

Akşamın olmasına daha çok vardı.

Telefon, yaklaşmakta olan bir polis sirenini, ambulansı, yangın arabasını andıran şiddetiyle çalmaya başladı.

Etrafa daha fazla rahatsızlık vermeden telefonu elime aldım. Üzerindeki oku sağa doğru kaydırıp kulağıma götürdüm.

“Hallo…”

Arayan arkadaşımdı.

Kısa bir selamlaşma, hal hatır sormanın ardından.

“Akşam bahçede bir araya geleceğiz. Senin de aramızda olmanı isteriz.” dedi.

Eksiklikler belirlendi. Benim payıma bir kavun, buz, pastırma ve bir Tekirdağ Gold düşmüştü.

Buluşma saat 18.00’deydi.

Daha önümde iki koca saat vardı.

Kalktım. Her şeyin en kalitelisini uygun fiyata alabileceğim yeri biliyordum. Alışverişimi yaptım, aldıklarımı arabanın bagajına yerleştirdim.

Tam o sırada telefon yine çaldı.

Gene siren çalan araçlar gibi…

Arayan diğer arkadaşımızdı. Bauhof’tan beni almasını rica etti. Birlikte bahçeye gidecektik.

Bahçe, demiryolunun kenarında, yedi sekiz bölüme ayrılmış ve insanların kullanımına sunulmuş küçük bahçelerden oluşuyordu.

Her bir köşesinden emek fışkırıyordu.

Bakımlı yeşillikler, meyve fidanları, üzüm asmaları ve rengârenk çiçekler…

Çiçekler sanki birbirlerinin kokusunu bastırmak istercesine bütün cüretkârlıklarıyla kokularını etrafa bırakıyordu.

Toprak kokuyordu.

Emek kokuyordu.

Bahçelerin arasında ilerlerken başka bir koku daha geldi burnumuza.

İnsana açlığını hatırlatan bir koku…

Yarı aralık bir bahçe kapısından dışarıya odun ateşinin ve pişen etin kokusu yayılıyordu.

Kapıyı açıp içeri girdik.

Uzun, on iki kişilik masanın üzerinde salata çeşitleri, beyaz peynir ve rakının birbirinden güzel mezeleri bizi bekliyordu.

Bahçenin içinde küçük bir bahçe evi vardı.

Tek odalıydı ama içinde Anadolu’nun bildik kilerlerini hatırlatan bir dünya saklıydı.

Ocak, tabaklar, kavanozlar, baharatlar…

Ocağın üzerinde yeni demlenmiş çay vardı. Altta su kaynıyordu. Kilerin içinden gelen baharat kokusuna taze çayın kokusu karışıyordu.

Bir köşede oturmak için açılabilen bir koltuk takımı…

Her şey sade, her şey tanıdık, her şey bizdendi.

Arkadaşımız pişirdiği etleri çelik tencereye almış, kalan etler ise mangalın üzerinde cızır cızır sesler çıkararak pişmeye devam ediyordu.

Marifetli eller, etleri bir alt üst ediyor, iki tarafını da eşit şekilde pişiriyordu.

Diğer arkadaşımız ise kulplu bardaklara tavşan kanı çayları doldurup tek tek ikram ediyordu.

Bardak yaklaştıkça çayın kokusunu açık havada daha iyi hissediyorduk.

Masamızı bahçenin az güneş gören bir yerine kurduk.

Sandalyelerimizi çektik.

Günün, haftanın yorgunluğunu üzerimizden atarcasına sıcak çaylarımızı höpürdete höpürdete içtik.

Sonra taze pişmiş etler, salatalar ve soslar sofradaki yerini aldı.

Her lezzet ayrı bir zevkti.

Bahçeden yeni toplanmış domates, biber, marul ve yeşil soğan…

Hepsi birbirine karışıyor, sofrayı adeta bir lezzet şölenine dönüştürüyordu.

Sonra ince belli bardaklarda anasonun suyla buluşmasına tanıklık ettik.

Renk değişti.

Kadehler havada buluştu.

“Can cana…”

dedik.

Ve yudumladık.

Kadeh dudaklara yaklaştığında önce burnumuza keskin anason kokusu ulaşıyor, ardından buz gibi rakı ince belli bardağın ağzından usulca içimize akıyordu.

Mest eden bir tat…

Ama sofradaki asıl lezzet başka yerdeydi.

Muhabbetteydi.

Sofrada ekmek vardı.

Tencerede yemek…

Bardakta rakı…

Ve bütün bunların üzerinde paylaşılmış bir dostluk vardı.

Hafiften çalan türkünün nağmeleri de bu güzel akşama eşlik ediyordu.

Bazen insanın çok şeye ihtiyacı yoktur.

Bir masa yeter.

Bir parça emek…

Biraz yemek…

Bir bardak çay…

Bir yudum rakı…

Ve gönülden gelen birkaç dost yeter.

Dostlukla başlayan gün, yeniden bir araya gelmek için verilen sözlerle son buldu.

Bugün bizlere bahçesini, sofrasını, emeğini ve gönlünü açan arkadaşımıza sonsuz teşekkürler.

Köpüğü dostluğumuza, tadı sohbetimize, hatırı da gönlümüze kalsın.

Bir dahaki muhabbetimize kadar, bu güzel akşamdan kalan anımız ışığımız, umudumuz olsun.

Aşk ile

16.08.2026

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir