Hacıbektaş’ta düzenlenen “Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Alevi Bektaşi Örgütlenmesi” panelinde Alevi örgütlenmesinin geçmişten bugüne mücadelesi, cemevlerinin işlevi, devlet-Alevi ilişkileri ve yeni örgütlenme modelleri ele alındı. Alevi kurumlarının genel başkanları; mevcut örgütlenme biçimlerinin ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden tartışılması, Aleviliğin çok kimlikli ve çok dilli yapısının korunması, kadınların ve gençlerin karar mekanizmalarında daha fazla yer alması ve ortak hak talepleri etrafında birlikte mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

AHA Haber Merkezi – Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen “Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Alevi Bektaşi Örgütlenmesi” başlıklı panelde Alevi hareketinin tarihsel gelişimi ve gelecekte nasıl bir örgütlenme modeline yönelmesi gerektiği kapsamlı biçimde tartışıldı.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe :“Geldiğimiz aşamada çocuklarımız, bizler her yerde ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diye bağırıyor. ‘Biz Aleviyiz’ diyoruz. Bu başarı değil de nedir?”

Mustafa Özcivan’ın moderatörlüğündeki panele; Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Arslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkanı Seher Şengül Yılmaz, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ve Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç katıldı.

Özcivan Anma Törenlerinin Tarihsel Sürecini Anlattı

Panelin açılışında konuşan Mustafa Özcivan, Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri’nin tarihsel gelişimini anlattı.

1957 yılında Ankara’daki Büyük Sinema’da Âşık Veysel’in de aralarında bulunduğu Alevi ozanlarının verdiği konseri hatırlatan Özcivan, bu süreçte Hacıbektaş Dergâhı’nın durumunun dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a iletildiğini söyledi. Dergâhın restorasyonunun 1957’de başladığını ve 1964’te tamamlandığını belirten Özcivan, 1964’te başlayan anma törenlerinin sonraki yıllarda farklı bir içerik kazandığını anlattı.

1994’teki Alevi-Bektaşi Temsilciler Meclisi’ni Hatırlattı

Alevi örgütlenmesinin tarihsel gelişimine de değinen Özcivan, 1994 yılında Hacıbektaş’ta gerçekleştirilen toplantının ardından Alevi kurumlarının Şahkulu’nda buluştuğunu ve 18-19 Kasım 1994 tarihlerindeki toplantıda Alevi-Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin oluşturulduğunu hatırlattı.

Özcivan:

“Bu 32 yıllık emek az değil. Belki artık bu örgütlenmenin sonuna gelmiş olabilir. Konsept değiştirmek gerekir ama bu 32 yıllık emek Alevi örgütlenmesinin temelidir” dedi.

“Nasıl Bir Örgütlenme Modeline Geçmemiz Gerekir?”

Alevi örgütlenmesinin bugün geldiği aşamanın yeniden tartışılması gerektiğini belirten Özcivan, panelin temel sorusunu şöyle ifade etti:

“63 yıl önce başlayan örgütlenme STK şeklindeydi. Bugün bu örgütlenme misyonunu tamamlamış olabilir. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında ne yapmamız, nasıl bir örgütlenme modeline geçmemiz gerekir?”

Özcivan, Alevilerin yurt içinde ve dışında lobi ve diplomasi faaliyetlerini geliştirmesi ve ekonomik alanda da örgütlenmesi gerektiğini söyledi.

Geçmez: “Aleviler Eşit Yurttaşlık, Laiklik, Adalet ve Barış İstiyor”

HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi örgütlerinin Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi ve adaletin sağlanması için uzun yıllardır mücadele ettiğini söyledi.

Aleviliğin herhangi bir etnik kimlikle sınırlandırılamayacağını vurgulayan Geçmez:

“Alevilik Türklük, Kürtlük, Ermenilik değildir. Alevilik bir inançtır ve her milletin içerisinde vardır” dedi.

Geçmez, Alevi örgütlerinin yıllardır sürdürdüğü mücadeleyi şöyle özetledi:

“Alevi örgütleri eşit yurttaşlık istiyordu. ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diyordu. Zorunlu din derslerini kaldırın diyordu. Aleviler cemevlerini talep ediyordu. Aleviler hukuk, adalet, kamusal eşitlik ve laiklik istiyordu. Demokratik bir anayasa istiyordu. Aleviler barış istiyordu, toplumsal yüzleşme istiyordu.”

Koç: “Alevilerin İnançsal Örgütlülüğü Binlerce Yıldır Var”

Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Alevilerin inançsal örgütlenmesinin binlerce yıllık geçmişe sahip olduğunu, kentleşmeyle birlikte sivil toplum örgütlenmesine geçişin zorunlu hale geldiğini belirtti.

Koç:

“Bizim inançsal örgütlülüğümüz binlerce yıldır var. Dede, talip, rehber ilişkisi olarak binlerce yıldır sürüyor. İnançsal açıdan da bugüne kadar örgütlerimiz hiçbir sorun yaşamadı. Fakat şehirleşmeyle beraber sivil toplum örgütleri üzerinden bir örgütlenme modeline geçiş mecburi ve zaruri hale geldi” dedi.

“Cemevlerini Kurarken Başka Modelleri Örnek Aldık”

Cemevlerinin kuruluş sürecini de değerlendiren Koç, Alevi toplumunun kendi inançsal yapısına uygun modeller geliştirmesi gerektiğine işaret etti.

Koç, cemevlerinin oluşturulması sırasında başka inançlara ait yapıların örnek alındığını belirterek, son 10 yılda yürütülen çalışmalarla bu anlayışın değiştirilmeye başlandığını söyledi.

Şengül Yılmaz: “Farklı Kurumların Olması Bir Arada Olmadığımız Anlamına Gelmiyor”

AKD Genel Başkanı Seher Şengül Yılmaz, Alevi örgütlerinin geçmişten gelen önemli bir mücadele mirası taşıdığını belirterek, çağın ihtiyaçlarına uygun yeni örgütlenme modellerinin tartışılması gerektiğini söyledi.

Farklı Alevi kurumlarının varlığının parçalanmışlık olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Yılmaz:

“Farklı farklı kurumların olması bizim bir arada olmadığımız anlamına gelmiyor. Hayır, bir aradayız. Üstelik Alevi hareketinin son sürecinin en uyumlu, en ahenkli çalışan örgütlenme durumu şu anda bizde var” dedi.

“Yeni Örgütlenme Modelini Toplumla Birlikte Tartışmak Lazım”

Alevi örgütlerinin tek çatı altında toplanması ya da bir konfederasyon kurulması yönündeki tartışmalara değinen Yılmaz, yeni örgütlenme modelinin yukarıdan aşağıya oluşturulamayacağını söyledi.

“Bir konfederasyona Türkiye Alevi Hareketi hazır mı? Bunu önce akillerle, akademisyenlerle, toplumla, dedelerle, analarla, pirlerle, ocaklarla konuşmak, tartışmak lazım” diyen Yılmaz, Alevi-Bektaşi Temsilciler Meclisi konusunda başlatılan çalışmanın farklı örgütlenme modellerinin önünü açabileceğini belirtti:

“Belki de bu çalışmanın sonunda bir konfederasyon doğabilir. Her şey olabilir. Ama denemek lazım.”

“Devletle Görüşmekten Kaçmıyoruz”

Alevi örgütlerinin devlet kurumlarıyla görüşmeye karşı olduğu yönündeki eleştirileri de yanıtlayan Yılmaz:

“Belirli ilkeler çerçevesinde, kamuya ve toplumumuza açık görüşmeler elbette yapabiliriz. Görüşme ve taleplerimizi iletme konusunda bir problemimiz yok” dedi.

Yılmaz, Alevi toplumunun kendi köylerine, cemevlerine ve örgütlerine daha fazla sahip çıkması gerektiğini vurguladı.

“Alevi Hareketini Sokaktan ve Alanlardan Çekmeye Çalışıyorlar”

Alevi hareketinin yalnızca bürokratik ilişkiler içerisine çekilmek istendiğini savunan Yılmaz, mücadeleyi hem meydanlarda hem de diplomasi alanında sürdüreceklerini belirtti:

“Demokratik kitle örgütlerini, dolayısıyla Alevi hareketini sokaklardan, alanlardan çekmeye çalışıyorlar. Biz sözümüzü her meydanda kurmaya devam edeceğiz. Her platformda mücadelemizi yürütmeye devam edeceğiz. Diplomasiden kaçtığımız yok. Belirli ilkeler çerçevesinde diplomasiyi de yürüteceğiz.”

“Kadınlara ve Gençlere Daha Çok Fırsat Verelim”

Alevi örgütlenmesinde kadınların ve gençlerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Yol anadan yürür” diyerek kadınların yönetimlerde ve karar mekanizmalarında daha güçlü yer alması gerektiğini söyledi.

Yılmaz:

“Kadınlara, örgütlerimizin içerisinde gençlere daha çok fırsat verelim. Örgütlerimizin gençleşmesi için emek verelim, mücadele edelim” çağrısında bulundu.

Erçe: “Aleviler Vardır, Alevilik Haktır Diyen Bir Topluma Geldik”

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi örgütlenmesine yönelik eleştiriler yapılırken örgütlü mücadelenin kazanımlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Geçmişte Alevilerin özellikle büyük kentlerde kimliklerini gizlemek zorunda kaldığını hatırlatan Erçe:

“Geldiğimiz aşamada çocuklarımız, bizler her yerde ‘Aleviler vardır, Alevilik haktır’ diye bağırıyor. ‘Biz Aleviyiz’ diyoruz. Bu başarı değil de nedir?” diye konuştu.

“Cemevlerini Kendi Lokmalarımızla Yaptık”

Alevilerin geçmişte cenazelerini kendi inançlarına uygun şekilde kaldırabilecekleri mekânlardan dahi yoksun olduğunu hatırlatan Erçe, bugün birçok yerde cemevlerinin bulunduğunu söyledi.

Cemevlerinin önemli bölümünün devlet desteğiyle değil, Alevi toplumunun ve özellikle yurt dışında yaşayan canların katkılarıyla oluşturulduğunu belirten Erçe:

“Hepsini söke söke aldığımız haklarımız. Bunları kullanabilmek adına inanılmaz bedeller ödeyerek kazandığımız haklarımız” dedi.

“Bütün Asimilasyon Politikalarına Rağmen Bu Toplum Direniyor”

Alevi örgütlenmesinin asimilasyon politikalarına karşı önemli bir rol üstlendiğini belirten Erçe, Alevi toplumunun demokratik ve toplumsal mücadelelerden vazgeçmediğini söyledi:

“Demokrasiden, özgürlükler mücadelesinden vazgeçmiyor. Kadın mücadelesinden vazgeçmiyor. Çevre mücadelesinden vazgeçmiyor. Laiklik mücadelesinden vazgeçmiyor. Barış ve emek mücadelesinden vazgeçmiyor. Bütün çabalarına rağmen değiştiremediler Alevileri. Her türlü asimilasyon politikasına rağmen değiştiremediler. Bu toplum direniyor.”

“İmamlarla Yapamadıklarını Sözde Dedelerle Yapmaya Çalıştılar”

Alevi toplumunun zorunlu din dersleri ve imamlar aracılığıyla dönüştürülemeyeceğinin görülmesi üzerine farklı yöntemlerin devreye sokulduğunu savunan Erçe:

“Bu toplumu zorunlu din dersleriyle, imamlarla değiştiremeyeceklerini anlayanlar, toplumu kendi içinden devşirdikleriyle değiştirme yoluna başvurdular. İmamlarla bu işi halledemiyorsak sözde dedelerle halledelim dediler. Camilerle halledemiyorsak, bu toplumu camilere benzeyen cemevleriyle yapalım dediler” ifadelerini kullandı.

Arslan: “Önce Ortak Hak ve Kimlik Mücadelesini Konuşmalıyız”

ABF Genel Başkanı Mustafa Arslan, örgütlenme tartışmalarının yalnızca dernek, vakıf, federasyon ya da konfederasyon modelleri üzerinden yürütülmesinin yeterli olmadığını söyledi.

Alevi inancındaki rızalık ilkesinin kurumların yönetim anlayışına da yansıması gerektiğini belirten Arslan, seçim, delegasyon ve yönetici belirleme yöntemlerinin yeniden tartışılabileceğini ifade etti.

“Cemevlerinin Modelini Konuşmalıyız”

Cemevlerinin işlevinin de yeniden ele alınması gerektiğini belirten Arslan, cemevlerinin yalnızca inançsal alanlar mı, sosyal ve kültürel merkezler mi, yoksa toplumun farklı ihtiyaçlarını karşılayan yaşam alanları mı olacağının tartışılması gerektiğini söyledi.

Arslan, ocak-pir-talip ilişkisiyle bağ kurmadan gerçekleştirilen cemlere ilişkin eleştirilerini dile getirerek, “Cemevlerinde inançsal ritüellerle ilgili modelin nasıl değiştirilip dönüştürüleceğini konuşabiliriz” dedi.

“Aleviliğin Çok Kimlikli ve Çok Dilli Olduğunu Unuttuk”

Devletin Alevileri tekleştirmeye yönelik politikalarına karşı çıkarken Alevi kurumlarının kendi içinde de tekçi bir anlayış oluşturmaması gerektiğini vurgulayan Arslan:

“Bizi değiştirip dönüştürmeye çalışan anlayışa karşı biz de kendi anlayışımızı dayatmaya başladık. Bu inancın mensuplarının çok kimlikli ve çok dilli olduğunu unuttuk” dedi.

Arslan, “Çok kimlikliyiz ve çok dilliyiz. Bu çok kimlikliliği ve çok dilliliği bir arada tutacak modeli konuşmaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

“Bütün Çeşitliliğimizle Nasıl Bir Araya Geleceğimizi Konuşmalıyız”

Alevi toplumunun bütün renkleri ve farklılıklarıyla ortak ilkelerde buluşması gerektiğini belirten Arslan:

“Bizim bütün bu renkliliği, bütün bu çeşitliliği ilkeler bazında nasıl bir araya getirip birlikte Alevi hak mücadelesi vereceğimizi konuşmaya ihtiyacımız var” dedi.

“Aleviler Önce Kimlik ve Hak Mücadelesini Kazanmalı”

Alevilik üzerine yürütülen teolojik tartışmalara da değinen Arslan, önceliğin Alevilerin kimlik ve hak mücadelesi olması gerektiğini söyledi.

Arslan, konuşmasının sonunda ortak mücadele çağrısı yaparak:

“Model tartışacaksak, bu modelin önce bu topraklarda kimlik mücadelesi vermeye ihtiyacımız olduğunu; bunun üzerinden nasıl bir hak mücadelesi vereceğimizi, ortak taleplerimizle nasıl bir arada olup birlikte bir güç olacağımızı konuşmaya ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir