AHA | Haber Merkezi —Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), 24. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ne yönelik eleştiriler ve boykot çağrıları üzerine kapsamlı bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, festivalin yalnızca kültürel bir etkinlik olmadığı; Dersim halkının hafızası, doğası, inancı ve özgürlük mücadelesinin tarihsel birikiminin ürünü olduğu vurgulandı. ADEF, festivale yönelik eleştirilerin tarihsel bağlamdan koparıldığını savunurken, boykot ve karalama kampanyalarının festivali itibarsızlaştırmayı amaçladığını ileri sürdü.

Federasyon, Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin ortaya çıkış koşullarını, Dersim’in yakın tarihini ve festivalin tarihsel gelişimini ayrıntılarıyla ele aldığı açıklamasında, yapıcı eleştirilere açık olduklarını ancak festivale yönelik kara propaganda ve boykot çağrılarını kabul etmediklerini belirtti.

ADEF’in açıklamasının tam metni şöyle:

ADEF; Tarih Çarpıtılamaz:
Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin Doğuşu, Kara Propaganda ve Dersim’in Direniş Gerçeği!

Munzur Doğa ve Kültür Festivali, yalnızca bir kültür etkinliği değil; Dersim halkının hafızası, doğası, inancı ve özgürlük mücadelesinin tarihsel birikimi üzerine yükselen toplumsal bir değerdir.

“Ön yargılar gerçeğe cehaletten daha uzaktır!”

Tarih, yaşanmışlıkların toplamıdır. Elbette tarih üzerine tartışabilir, kişisel ya da toplumsal pratikleri eleştirebiliriz; doğru bir gelecek kurabilmek için bu zaten bir zorunluluktur. Fakat tarihle oynayamaz, onu keyfimize göre yeniden yazamayız.
Egemen sınıflar; kendi çıkarlarına dayanan sömürü ve baskı düzenini topluma mutlak bir “kader” gibi sunmak isterler. Eğer tarihe eleştirel ve hakiki bir gözle bakmazsak, önümüze konan bu safsataları kader belleyip boyun eğmek zorunda kalırız. Ne yazık ki son yarım yüzyılda bunun en pespaye örneklerini yaşadık: Barbarlık bir “erdem” gibi sunulurken, toplumsal değerlerimiz hafızalara birer “suç” gibi kazınmaya çalışıldı.

Dersim, tarihi boyunca onlarca katliama ve soykırıma uğradı. Dili, inancı ve kültürü yok sayıldı. 1937-38’den günümüze değin toplumsal hafızası silinmek istendi. 12 Eylülaskeri faşist darbesiyle “her köye bir cami” projesi üzerinden Alevi-Kızılbaş inancı asimile edilmeye çalışılırken; okullar karakollara ve işkencehanelere dönüştürüldü. Kayseri ve Bolu Hava İndirme Tugayları ile coğrafyamız adeta işgal edildi; “İkinci 38” provaları bu dönemin en belirgin özelliğiydi.

Cunta lideri Kenan Evren’in Tunceli ziyaretinde söylediği “Dağdakiler bizden değil, siz bizdensiniz; Öz Türk sizsiniz…” sözleri, tehlikenin nereden görüldüğünü açıkça kanıtlamaktaydı. Dersim halkı ise Kenan Evren’in kendisini hedefe koyan bu söylemine; dağdaki evlatlarını bir ana kucağı gibi bağrına basarak ve tereddütsüz sahiplenerek cevap verdi.

80’li yılların faşist cunta baskılarını, sindirme ve teslim alma uygulamalarını; 90’lı yıllarda Tansu Çiller, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar kliğinin Dersim’i insansızlaştırma, köyleri yakıp boşaltma ve halkı teslim alma politikaları izledi. Kuzey Kürdistan’ın Coğrafyamızın ve özel olarak Dersim’in her karış toprağında zulüm kol geziyordu; JİTEM bütün hücreleriyle iş başındaydı. Bu karanlık dönemde sembol isimler; Musa Anter, Vedat Aydın ve binlerce Yazar, Gazeteci, Parti Yöneticisi, Devrimci insan kaçırıldı, sorgulandı, işkence gördü ve katledildi. Özel Harp Dairesine bağlı çalışan “Yeşil” kod adlı JİTEM koordinatörü Mahmut Yıldırım, bu kirli uygulamalarını bu süreçte aynı zamanda Dersim’e taşıdı.

Dr. Hasan Kaya ve Av. Metin Can, Elazığ’dan kaçırılarak Dersim-Dinar Deresi’ne getirilmiş; ağır işkencelerden geçirildikten sonra katledilmişlerdi. Bunu takip eden tarihlerde ise, İmam Boztaş Devrimcileri evinde misafir ediyor gerekçesiyle,
Köyü olan Xozinkeh’de gece evinden alınarak, köyüne yakın arazide sorgulanıp işkence edildikten sonra Yeşil’e bağlı kontralar tarafından kalleşçe katledilmişti. Amaç Dersim halkına gözdağı vermek; devrimcilere, sosyalistlere ve yurtsever harekete verilen desteği zayıflatıp geri adım attırmaktı.
Dersim halkı, geçmişte “çıbanbaşı” ve “kesilip atılması gereken bir ur” olarak kodlanıp türlü katliamlara uğratılmasına rağmen nasıl zalimlere boyun eğmediyse; 80’li, 90’lı ve sonraki yıllardaki baskılar karşısında da geri adım atmamıştır.

Munzur Doğa ve Kültür Festivali, tam da bu baskı ve sindirme politikalarına karşı verilen amansız mücadelenin bir sonucu olarak doğmuştur. Festival, bu direnişin eseri ve mücadele araçlarından biridir.
Çıkış nedeni, tamamen sisteme karşı siyasal bir duruş iradesidir. Kültürel, çevresel ve inançsal boyutuyla Dersim’i tüm değerleriyle ifade eden bir perspektifle büyümüş; devletin tüm engelleme, yasaklama ve içini boşaltma çabalarına rağmen Dersim’i kuşatan tüm renkleri, toplumsal dokusu ve çoğulculuğu ile bugünlere kadar kararlı bir mücadeleyle taşınmıştır. Yaşanan bu tarihsel arka planı bilmeden, algılamadan ve bu varoluş iradesini kavramadan doğru sonuçlara ulaşmak mümkün değildir.

Aynı dönemde Türkiye’nin Metropollerinde Kuzey Kürdistan’da Dersim’e yönelik insansızlaştırma ve göçe zorlama politikalarına karşı mücadele yükseltildi. O dönem TÜDEF ismiyle örgütlenen DEDEF bu mücadelenin örülmesinde öncü bir rol oynadı. Ülkede yürütülen kampanyalar, ülke sınırlarını aşan bir sürece evrildi. Başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinde ADHK öncülüğünde; “Dersim’e Sefer Olur Zafer Olmaz” ve “Bir Halk Yakılarak Yok Edilemez” şiarıyla yürütülen örgütlü ve aylar süren kampanyalar, egemenleri geri adım atmak zorunda bıraktı. Avrupa’da çalışmalar yürüten Dersim Federasyonları bu mücadele sürecinin içerisinden doğdu ve kurumsal çalışmaların temeli bu süreçten sonra oluştu.
Avrupa Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF)’de bu sürecin ve önemli bir ihtiyacın ürünü olarak doğdu.

Munzur Doğa ve Kültür Festivali; bu tarihsel birikimin, çoğulcu toplumsal kodların ve sisteme karşı ödenen bedellerin sonucunda kitlesel bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır.
Toplumların hafızası yalnızca yaşananlarla değil, yaşananların nasıl anlatıldığıyla da şekillenir. Bu nedenle tarihi çarpıtmak kadar, onu eksik anlatmak da hakikate karşı işlenmiş bir haksızlıktır. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’nin hikâyesi de ancak onu doğuran tarihsel, toplumsal ve siyasal koşullarla birlikte ele alındığında doğru anlaşılabilir.
Çünkü Munzur Doğa ve Kültür Festivali, yalnızca bir festival değildir; Dersim halkının dili, inancı, doğası, kültürü ve demokratik toplumsal hafızasını koruma iradesinin tarihsel ürünüdür.

Bazı toplumsal değerler bir organizasyonun ya da belirli bir dönemin ürünü değildir. Onlar, uzun yıllar boyunca verilen mücadelelerin, ödenen bedellerin ve ortak hafızanın sonucunda doğar. Munzur Doğa ve Kültür Festivali de böylesi bir birikimin eseridir. Bu nedenle festivali anlamak isteyenler, önce onu ortaya çıkaran tarihsel koşulları kavramak zorundadır. Tarihsel bağlamından koparılan her değerlendirme, gerçeğin eksik ya da çarpıtılmış bir anlatısına dönüşür.
Munzur Doğa ve Kültür Festivali başlangıç dönemlerinde Grup Yorum ve Grup Munzur gibi Devrimci sanatı mücadele alanlarında var eden Devrimci grupların kendileri ve söyleyecekleri parçalar yasaklandı. Dönemin valiliği tarafından Dersim’e giriş yasağı getirildi. Dersim halkı tüm bu inkar ve saldırı girişimlerini sım sıkı kenetlenerek, festivalini her türlü saldırıya karşı sahiplenerek bu günlere gelinde. Tüm bu tarihi gerçekler ve yaşananlar görmezden gelinemez, inkar edilemez.

Tarih, kişisel hesaplaşmaların değil; toplumsal hafızanın ortak mirasıdır. Munzur Doğa ve Kültür Festivali de bu ortak mirasın, direnişin, kültürün, doğanın ve birlikte yaşama iradesinin adıdır. Onu anlamak, Dersim’in yakın tarihini anlamaktır; onu yaşatmak ise geleceğe karşı ortak sorumluluğumuzdur.

Bugün Yürütülen Kara Propagandalar Kimin Eseridir?
Tarihten habersiz bu odaklar; 26 yıldır ısrarlı bir mücadele ile sürdürülen festivali tarihsel bağlamından koparıp kişisel çıkarlarına ve egolarına kurban etmeye çalışıyorlar.

Yapıcı, dostane ve ilerletici eleştiriler başımızın üstündedir. Ancak “boykot” ve “katılmama” çağrıları iyi niyetli değildir. Bu tutumu sergileyen zihniyeti geçmiş pratiklerinden çok iyi tanıdığımız için, amaçlarının festivali itibarsızlaştırmak olduğu açıkça görülmektedir.
Geçen yıl aynı çevreleri dikkatlice takip ettik. Asimilasyon politikasının bir adımı olarak sunulan alternatif “MAMEKİ FEST” karşısında tek bir kelime dahi etmediler. Bugün 24. Munzur Doğa ve Kültür Festivali’ne karşı yürüttükleri karalama kampanyasını zamanında “MAMEKİ FEST” için yürütmemiş olmaları, bizlere bu çevrelerin niteliği hakkında yeterince fikir vermektedir.

Ne yazık ki bazı iyi niyetli dostlarımızın bu yalan, dedikodu ve kara propaganda zeminine alet olmaları; çeşitli açıklamalara imza atarak bunlara prim vermeleri çok daha üzücü ve düşündürücüdür!

“Dersim Orijinliği” Maskesi Altındaki Devrimci Düşmanlığı!
Sistemin belediyeleri gasp etmesine, seçilmişleri tutuklamasına gıkını çıkarmayanlar; Türkiye genelinde onlarca derneği olan, imha ve asimilasyon politikalarına karşı adeta bir dalgakıran görevi gören DEDEF’e, devrimci, demokrat kurumlara ve toplamda Festival Tertip Komitesine saldırmaktadır.

Unutulmamalıdır ki DEDEF, tüm bu süreçlerde üstlendiği sorumluluk ve yürüttüğü tavizsiz mücadele nedeniyle devlet tarafından daima hedef alınmıştır. Birçok yöneticisi ve üyesi tutuklanmış, işkence görmüş ve yıllarca hapis yatarak bedel ödemiştir. Ödenen her türlü bedele karşın DEDEF; Dersim’e sahip çıkma, inancını, dilini, kültürünü, kimliğini ve sosyolojisini koruyup gelecek kuşaklara taşıma mücadelesinden asla vazgeçmemiştir.

“Festival siyasallaşmasın”, “Belli yapıların güdümünden çıksın” diyerek suçlamaya çalıştığınız kurumlar, Dersim ve Dersim halkının kendi öz iradesini temsil etmiyormu? Hemen her dönem Dersim’de Belediye Başkanı veya Milletvekili seçimlerinde bu yapılara teveccüh gösteren ve temsilcilerini seçen Dersim halkının kendisi ve iradesi değil midir?
Zira, “Reform” çağrılarının altında yatan gerçek; “Örgütsüzleşme, Kurumsuzlaşma ve siyasal kimliksizleşme” değilimdir?

Dersim’de siyasallaşmayan ne kalmıştır? Her karış toprağı, börtü böceği, dağları, vadileri, tarihsel ve siyasal duruşu, kimliği ve tüm değerleriyle Dersim; tam da siyasallaşmış, düzene muhalif bir coğrafyanın adıdır.

Bu tarihi gerçekleri atlayarak Dersim’de siyaset yapmak ya da bunları görmezden gelmek, Dersim halkının iradesine saygısızlıktır.
Dersim’in Tarihsel Değerleri Unutulamaz!
Bu kadim topraklar bağrından nice kahramanlar çıkarmış ve tarihe mal etmiştir.
Alişer, Zarife Analar, Beseler, idama korkusuzca yürüyen Seyit Rıza ve dava arkadaşları bu kadim halkın direniş sembolleridir.
Anadolu ve Dersim coğrafyasının tarihsel mücadele mirasının simge isimleri; Pir Sultan Abdal, Baba İsak, Şeyh Bedreddin ve Dadaloğlu bugün devrimcilerin yürüyüşünde örnek tarihi mücadele mirası açısından önemli bir yere sahiptir.

Tam da yeri gelmişken Dersim’in mücadele tarihi açısından bir parantez daha açmak istiyoruz: Bu sürecin örülmesinde, Dersim’in direniş tarihiyle bütünleşen 68 Devrimci Kuşağı bir milattır. Bu gerçekleri yok saymak; Dersim’in sosyolojisini ve sistem karşıtı politik duruşunu manipüle etme çabasıdır. Her festival öncesinde sosyal medyada başlatılan dedikodu ve karalama kampanyaları, sistemin “Böl-Parçala-Yönet” siyasetine çanak tutmaktadır.

Türkiye Devrimci Hareketinin ve 68 kuşağının öncülerinden İbrahim Kaypakkaya’nın ayak bastığı bu kadim topraklar; bağrında Ali Haydar Yıldız, Süleyman Cihan, Baba Erdoğan, Cafer Cangöz, Yılmaz Kes, Aydın Hambayat, Alaattin Ataş, Yeter Koç ve Yazgülü Kılıç gibi devrimci öncüleri yaratmıştır.

Bu kadim topraklar; Mazlum Doğan’ı, Sakine Cansız’ı, Hüseyin Cevahir’i Adil Can’ı ve adını sayamadığımız binlerce devrimciyi bağrından çıkarmıştır.

Yüzlerce, binlerce devrimci Dersim’in siyasal kimliğinin oluşmasında bedel Ödemiş ve yaşamlarını feda etmişlerdir. Tüm bu yaşanan tarih görmezden gelinemez ve inkar edilerek bir yere varılmaz!

Aynı çevreler geçmiş yıllarda Avrupa Dersim Kültür Festivali için de benzer boykot çağrılarında bulunmuşlardı. Ancak federasyonlarımızın, aydınlarımızın, yazar, sanatçı ve kurumlarımızın halkımızla birlikte festivale güçlü bir şekilde sahip çıkması sonucunda bu çağrılar boşa çıkarıldı. Son iki yıldır halkımızdan ve tüm demokratik kitle örgütlerinden büyük destek gören Avrupa Dersim Kültür Festivali, bu tür girişimlere geçit vermemiştir.

Munzur Doğa ve Kültür Festivali açısından da sonuç farklı olmayacaktır. Halkımız festivalini güçlü bir şekilde sahiplenerek en güzel cevabı sahada kendi iradesiyle verecektir. İlk başlangıç günü itibarıyla sahada sahiplenerek vermiştir.

Sonuç olarak şu iyi bilinmelidir: Munzur Doğa ve Kültür Festivali, yalnızca bir kültür etkinliği değil; Dersim halkının hafızası, doğası, inancı ve özgürlük mücadelesinin tarihsel birikimi üzerine yükselen toplumsal bir değerdir.

Dersim’in tarihi, inkârla silinecek kadar zayıf; kara propagandayla gölgelenecek kadar kırılgan değildir. Bu toprakların hafızasında direniş, dayanışma ve özgürlük arayışı vardır. Munzur Doğa ve Kültür Festivali de bu tarihsel hafızanın, ortak vicdanın ve toplumsal iradenin ürünüdür. Bu nedenle festival; yalnızca geçmişi anmak için değil, dili, inancı, doğayı, kültürü ve ortak yaşam umudunu geleceğe taşımak için vardır. Dün olduğu gibi bugün de bu değerlere sahip çıkacağız; yarın ise onları daha da büyüterek gelecek kuşaklara devredeceğiz. Çünkü tarih çarpıtılabilir sanılsa da hakikat er ya da geç mutlaka yolunu bulacaktır.

Son Söz:
Özellikle iyi niyetle bu tür metinlere imza atan dostlarımıza sesleniyoruz: Bu yanlıştan dönün ve iyi niyet taşımayan bu odaklara alet olmayın.
Doğruları ve yanlışlarıyla bu tarih bizimdir. Her çalışmada olduğu gibi bu süreçte de eksiklikler ve yetmezlikler olabilir. Bunlar dostane eleştiri ve öz-eleştiri yöntemiyle giderilebilir. Nitekim programda yer alma beklentisi olan kimi aydın, yazar ve sanatçı dostlarımız bu yıl programda yer alamamış olabilir. Bilindiği üzere, gerek yurt içindeki gerekse Avrupa’daki festival programları her yıl yenilenerek hazırlanmaktadır. Bu yıl yer bulamayan dostlarımız, bir sonraki yıl programda yer alma olanağı buluyorlar.
Bu nedenle; yol gösterici ve ilerletici her türlü eleştiriye sonuna kadar EVET;
karalamaya yönelik propagandalara ise kesinlikle HAYIR diyoruz!

Gür bir sesle bir kez daha ifade ediyoruz;
Devrimciler; Dersim’in ve bu toprakların tarihsel gerçeği, yüz akı ve onurudur!

Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF)

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir