Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi’nin Muharrem ayı dolayısıyla düzenlediği aşure lokması etkinliğinde yüzlerce can ve dost bir araya geldi. Etkinlikte birlik, dayanışma ve paylaşma vurgusu öne çıkarken, lokma paylaşımının ardından canlar yol aşkına semah döndü.

AHA / Ankara — Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi, Muharrem ayı dolayısıyla 26 Temmuz’da aşure lokmasını paylaştı. Muharrem ayının paylaşma, dayanışma ve birlik ruhunu yaşatmak amacıyla düzenlenen etkinlikte çok sayıda can ve Alevi dostları aynı lokmada buluştu.

Etkinliğe  ABF Genel Sekreteri Türkan Akbıyık,  PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe,  PSAKD Genel Sekreteri Mevlüt Akbal, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez ile HBVAKV Genel Sekreteri Bülent Nurullah Gültekin de katıldı.

Muharrem ayının manevi atmosferinde gerçekleştirilen lokma paylaşımında canlar aşure lokmasını birlikte paylaşırken, etkinliğin sonunda Alevi deyişleri seslendirildi ve canlar yol aşkına semah döndü.

Cemal Tatar: “Lokmalarımız Kabul, Muratlarımız Hasıl Ola”

Etkinliğin ardından PSAKD Ankara Şubesi Başkanı Cemal Tatar, katılım sağlayan canlara ve emek veren herkese teşekkür ederek şu açıklamayı yaptı:

“Lokmalarımız kabul, muratlarımız hasıl ola. Muharrem ayının paylaşma, dayanışma ve birlik ruhunu hep birlikte yaşadığımız aşure lokmamızda bizleri yalnız bırakmayan tüm canlara gönülden teşekkür ediyoruz. Davetimizi kabul ederek katılım sağlayan tüm canlara ve değerli dostlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.”

Tatar, aşurenin hazırlanmasından dağıtımına kadar emek veren tüm gönüllülere de teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı: “Lokmamıza emek veren, katkı sunan, hazırlığında ve dağıtımında alın teri döken tüm canlarımızın emekleri Hakk katında kabul olsun.”

PSAKD Ankara Şubesi Adına Yapılan Konuşma

Etkinlikte PSAKD Ankara Şubesi adına yapılan konuşmada şu ifadelere yer verildi:

“Merhaba canlar, Pir Sultan dostları. Hoş geldiniz. Aşure bir tatlı değil, lokmadır. Aynı zamanda insanlık tarihine mal olmuş büyük bir dayanışma, paylaşım ve kardeşlik simgesidir. Her yıl Muharrem ayında pişirilen bu bereketli çorba yüzyıllardır farklı halkların, inançların ortak mirası hâline gelmiştir. Ama biz Aleviler açısından aşure çok daha derin anlamlar taşır. Çünkü aşure herkesin gücü oranında katkı sunduğu, herkesin ihtiyacı kadar pay aldığı bir adalet idealinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Çünkü aşure, Kerbela’da Yezid’in katliamı karşısında mazlumları yan yana getiren en güçlü zemindir. Çünkü aşure dayanışmadır, paylaşımdır, dostluktur, kardeşliktir.

Bir ülke düşünün dostlar; herkesin içinde olduğu, bir arada yaşadığı bir ülke. Tıpkı aşure kazanında kaynayan buğday gibi, nohut gibi, fasulye gibi… Her biri ayrı tada, ayrı biçime sahip ama yan yana geldiklerinde birbirine lezzet katan. Hiçbiri ötekini bastırmayan, hiçbiri diğerine hükmetmeyen; hepsi kendi kimliğiyle duran ve ortak bir kimliğe katkı sunan…

Aşure, Alevilerin 72 millete aynı nazarla bakan anlayışını yaşatan en önemli örnektir. Çünkü o kazanın içine giren hiçbir malzeme ötekine üstünlük sağlamaz. Orada herkes eşittir. Orada zengin-fakir ayrımı yoktur. Orada dil, ırk, mezhep sorulmaz. Herkes elinden ne gelirse onu koyar kazana. Kimi buğdayıyla, kimi şekeriyle katkı sunar, kimi de duasıyla… Ve sonunda ortaya çıkan şey herkesin kalbine dokunan, herkesi doyuran bir bereket olur.

Aşure bir rıza şehri çorbasıdır. O nedenledir ki biz aşuremizi mideye değil, yüreklere ve gönüllere sunarız. Onu bir tatlı olarak değil; bir insanlık bildirisi, bir kardeşlik çağrısı olarak görürüz. Her yıl Muharrem ayı geldiğinde kazanlarda kaynatılan aşure lokması aslında gönüllerde kaynayan bir barış ve eşitlik çağrısıdır.

Bizler de bugün bu topraklarda yaşayan tüm halklara, inançlara ve kimliklere aynı nazarla bakabilmeyi öğrenmenin; ötekileştirmeden, küçümsemeden ve yok saymadan birlikte yaşamanın mümkün olduğunu biliyoruz. Aşure gibi bir ülke mümkündür. Çünkü bu toprakların birlikte yaşamaya dair bin yıllık bir bilgeliği vardır. Yeter ki birbirimize saygı duyalım, yeter ki bu kaynayan kazana birlikte sahip çıkalım. Aşure kazanında olduğu gibi farklılıklarımızı yok etmek için değil, yaşatmak için bir araya gelelim. O zaman her şey daha güzel, daha anlamlı ve daha insancıl olacaktır.

Pişirilen tüm aşureleri Hak kabul eylesin. Her lokma birliğe, eşitliğe, barışa ve kardeşliğe yol olsun.

Aşk ile.”

Birlik ve Dayanışma Vurgusu

PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin de katıldığı etkinlikte, Muharrem ayının özünde bulunan paylaşma, dayanışma, eşitlik ve kardeşlik değerlerinin yaşatılmasının önemine dikkat çekildi.

Etkinlikte konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, güncel siyasal gelişmelerden Madımak Katliamı davasına, Anayasa Mahkemesi kararından eşit yurttaşlık mücadelesine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Başkan Cuma Erçe konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Kırarak, parçalayarak gözaltına alan ve tutuklayan bu bozuk düzenin sahiplerini, Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi kınayarak konuşmama başlamak istiyorum. İçeride olan, adlarını sayamayacağım, her biri birbirinden kıymetli gençlerimizi, o antiemperyalist gençlerimizi hepinizin huzurunda selamlıyorum. Onlar hepimizin onurudur. Hepsinin bir an önce özgür bırakılmasını istiyorum.
Yine haksız ve hukuksuz bir biçimde halkın iradesine darbe vuran anlayış, içinde bulunduğumuz mahallenin de dahil olduğu Çankaya Belediye Başkanı’nı da tutsak etti. O anlamda Hüseyin Can Güner’e de selamlarımızı iletiyoruz. Şu anda o sorumluluğu üstlenen değerli misafirimiz Haldun Güner Başkan’a da başarılar diliyoruz.
Sevgili canlar, bu süre içerisinde herkes yerini belirledi. Zaten biz onların yerini de bizim nerede durduğumuzu da biliyorduk. Ama bu durum çok daha açık, çok daha aleni bir şekilde ortaya çıktı. NATO, yeni savaş kararları almak, yeni ölümleri tezgâhlamak için Ankara’da toplandı. Ve kırmızı halılarla dünya halklarının baş düşmanı olan savaş örgütü NATO üyelerini Ankara’da ağırladılar. Onlar halkların karşısında, savaşın yanında yer aldılar; görevleri oydu. Biz ise her zaman olduğu gibi çocuklarımızla birlikte ‘Kahrolsun ABD emperyalizmi’ demeye devam ettik. Onlar tercihlerini savaştan, zulümden yana yaptılar.”
“Madımak’ın Arkasında Emperyalist Güçler Vardı”
“Uzun konuşmayacağım, sadece bir şeye değineceğim. NATO deyince aklımıza sadece Ortadoğu halklarına bomba yağdıranlar gelmesin. Aslında dünyadaki bütün kötülükleri örgütleyen emperyalist güçlerdir bunlar. Bu güçler, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Katliamı’nı planlayan güçlerdir. Organize eden güçlerdir. Ve 33 yıl önce 33 canımızı bizden alan anlayışın ta kendisidir.”
“12 Yıl Beklediler, Zamanaşımını İşlettiler”
“33 yıldır adaleti sağlamadılar. Adalet arayışımıza her seferinde aynı gerekçelerle, aynı mantıkla karşı durdular sevgili canlar. Ve 33 yıl sonra, birkaç gün önce aldıkları Anayasa Mahkemesi kararıyla taleplerimizin önemli bir kısmının üzerini örtmek istediler.
Çok kısaca söylemek istiyorum ki; Ankara Şubesi’nde bunu söylemek durumundayız. 2014 yılında açtığımız davaya 12 yıl boyunca bakmadılar. Geçtiğimiz günlerde baktılar ve bir karar verdiler.
Aldıkları bu kararla her ne kadar katliamdaki devlet sorumluluğunu, ihmalini ve ihlalini kabul etmiş olsalar da, her ne kadar tazminat davası yönünden karar vermiş olsalar da, esas olarak bizim 2 Temmuz Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi talebimizin üzerini örtmek istediler.
12 yıl niye beklediler? Çünkü bu 12 yıl içerisinde davayı zamanaşımına uğratacaklardı; uğrattılar.
12 yıl niye beklediler? Çünkü katilleri serbest bırakmak istediler; bıraktılar.
12 yıl niye beklediler? Çünkü aranmakta olan katillerin ellerini rahatlatmak istiyorlardı. Onların Almanya gibi ülkelerde hayatlarına devam etmelerini sağladılar. 12 yıl boyunca bunu beklediler ve birkaç gün önce kararlarını verdiler.”
“Madımak Utanç Müzesi Oluncaya Kadar Mücadelemiz Sürecek”
“Buradan açıkça ilan ediyorum; onların verdikleri karar bizim taleplerimizin üzerini örtemez. Her yerde, her şekilde haykırmaya devam edeceğiz ki; Madımak Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve bu suçun zamanaşımı olmaz.
Bu katliamın arkasında duran devlet, bugün NATO’yu Ankara’da ağırlayan devlettir. O nedenle çok açık ifade ediyoruz; adalet mücadelemiz ve eşit yurttaşlık mücadelemiz birlikte devam edecektir. Madımak Oteli Utanç Müzesi oluncaya ve katiller bu toplumdan, Alevilerden özür dileyinceye kadar mücadelemizi aksatmadan sürdüreceğiz.
Ankara Şubemize, hizmet veren canlarımıza, aşuremize lokmasını katan bütün canlarımıza aşk ola. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Aşk ile.”

Etkinlik, canların aşure lokmalarını paylaşmasının ardından Alevi deyişleri eşliğinde yol aşkına dönülen semahlarla sona erdi.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | alevihaberagi@yahoo.com |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir