SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin Ekim 2026 tarihli araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 79’u siyasi kararların alınma biçiminden memnun değil. Yüzde 84,1’i halk meclislerini gerekli görürken, yüzde 73,9’u bu meclislere katılmaya istekli olduğunu belirtiyor. Buna karşılık yüzde 61’i doğrudan katılımcı siyasetin Türkiye’de yaygınlaşma olasılığını düşük buluyor. Araştırma, mevcut siyasal karar alma mekanizmalarına yönelik memnuniyetsizlik ile doğrudan demokrasi arayışının aynı anda güçlendiğini ortaya koyuyor.

Hasan Hüseyin Dönmez /AHA – SAMER Saha Araştırmaları Merkezi’nin Ekim 2026’da yayımladığı “Yurttaşların Siyaset Algısı, Alternatif Siyaset Arayışı ve Demokratik Katılım Olanakları Raporu”, yurttaşların siyasal karar alma süreçlerine ilişkin değerlendirmelerini ve demokratik katılım taleplerini ortaya koydu.

Türkiye’nin 14 kentinden 428 kişinin katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirilen araştırmada, mevcut siyasal işleyişten duyulan memnuniyetsizlik, halk meclislerine yönelik yaklaşım, doğrudan katılım isteği ve siyasete aktif katılımın önündeki engeller incelendi.

Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, katılımcıların mevcut karar alma biçimlerinden büyük ölçüde memnun olmamasına rağmen siyasette daha fazla söz sahibi olmayı istemesi oldu.

Bununla birlikte, doğrudan katılımcı demokratik mekanizmaların Türkiye’de yaygınlaşabileceğine duyulan güvenin sınırlı kaldığı görüldü.

Siyasal Karar Alma Mekanizmalarına Yönelik Memnuniyetsizlik Yüzde 79’a Ulaştı

SAMER’in araştırmasına göre katılımcıların yüzde 45,1’i siyasi kararların alınma biçiminden memnun olmadığını, yüzde 33,9’u ise hiç memnun olmadığını belirtti.

Böylece siyasi karar alma süreçlerinden memnuniyetsizlik bildirenlerin toplam oranı yüzde 79 oldu.

Mevcut karar alma biçiminden memnun olduğunu belirtenlerin toplam oranı ise yalnızca yüzde 6 düzeyinde kaldı.

Bu sonuçlar, araştırmaya katılan kişiler arasında siyasal temsil ve karar alma mekanizmalarına yönelik ciddi bir memnuniyetsizlik bulunduğunu gösteriyor.

Ancak araştırma, mevcut siyasal işleyişe duyulan tepkinin siyasetten bütünüyle uzaklaşma anlamına gelmediğini de ortaya koyuyor.

Katılımcılar, karar alma mekanizmalarını eleştirirken kendi yaşamlarını ilgilendiren konularda doğrudan söz sahibi olabilecekleri yeni demokratik katılım yöntemlerine de güçlü destek veriyor.

Halk Meclislerine Yüzde 84,1 Destek: Katılımcıların Büyük Bölümü Kararlara Katılmak İstiyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, halk meclislerine yönelik yüksek destek oranı oldu.

Katılımcıların yüzde 84,1’i halk meclislerini gerekli bulduğunu ifade ederken, yüzde 73,9’u bir halk meclisine katılmaya istekli olduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine ilişkin sorularda da doğrudan katılım talebi öne çıktı.

Araştırmaya göre:

  • Yüzde 84,1: Halk meclislerini gerekli görüyor.
  • Yüzde 73,9: Halk meclislerine katılmaya istekli olduğunu belirtiyor.
  • Yüzde 77,3: Yerel kararlarda halkın görüşünün doğrudan alınmasını kesinlikle destekliyor.
  • Yüzde 74,1: Yurttaşların seçimler arasında da söz sahibi olmasını kesinlikle destekliyor.

Bu veriler, araştırmaya katılanların önemli bir bölümünün demokratik katılımı yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı görmek istemediğine işaret ediyor.

Belediye bütçelerinin hazırlanması, çevre politikalarının belirlenmesi, ulaşım düzenlemeleri ve sosyal hizmetler gibi gündelik yaşamı doğrudan etkileyen konularda yurttaşların karar süreçlerine katılabilmesi, araştırmanın gündeme taşıdığı başlıca tartışmalar arasında yer alıyor.

Değişim İsteği Yüksek, Gerçekleşeceğine Duyulan Güven Düşük

SAMER araştırması, demokratik katılım isteği ile bu isteğin gerçekleşebileceğine duyulan güven arasında belirgin bir farklılık bulunduğunu gösterdi.

Katılımcıların yüzde 84,1’i halk meclislerini gerekli görürken, yüzde 73,9’u bu meclislere katılmaya istekli olduğunu ifade etti.

Buna karşılık yüzde 61’i doğrudan katılımcı siyasetin Türkiye’de yaygınlaşma olasılığını düşük değerlendirdi.

Ortaya çıkan tablo, yurttaşların siyasette daha fazla söz sahibi olmayı istemesine rağmen mevcut koşullarda bunun gerçekleşebileceğine ilişkin beklentilerinin sınırlı olduğunu gösteriyor.

Siyasal kararların merkezileşmesi, örgütlenme olanaklarının sınırlılığı ve yurttaşların taleplerinin karar süreçlerine yeterince yansımadığı düşüncesi, bu güvensizliği açıklamak için tartışılabilecek etkenler arasında bulunuyor.

Ancak araştırmanın sonuçları, söz konusu etkenlerin katılımcıların değerlendirmeleri üzerindeki nedensel etkilerini tek başına kanıtlamıyor.

Siyasete Katılımın Önünde Güvensizlik, Baskı Kaygısı ve Zaman Sorunu

Araştırmada, yurttaşların siyasete aktif katılımının önündeki engeller de ele alındı.

Katılımcıların yüzde 15,4’ü siyasi katılımın etkili olacağını düşünmediğini, yüzde 15,2’si baskı ve korku ortamını, yüzde 14’ü ise zaman yetersizliğini gerekçe gösterdi.

Yüzde 26,2’lik kesim ise siyasete katılmak istemediğini ifade etti.

Bu bulgular, araştırmaya katılanlar açısından siyasal katılımın önünde farklı nedenlerin bulunduğunu ortaya koyuyor.

Siyasete katılımın sonuç üretmeyeceği düşüncesi, baskı kaygısı ve zaman yetersizliği, yurttaşların demokratik süreçlerde daha aktif yer almasını zorlaştırabilecek etkenler arasında değerlendiriliyor.

Özellikle emekçilerin çalışma koşulları, ekonomik güvencesizlik ve gündelik yaşamın getirdiği sorumluluklar, demokratik katılımın maddi koşullarına ilişkin tartışmaları da gündeme getiriyor.

Bununla birlikte, araştırma bu ekonomik ve toplumsal koşulların siyasal katılım üzerindeki doğrudan etkisini ölçmediği için söz konusu değerlendirmelerin araştırma bulgularından ayrı ele alınması gerekiyor.

Kadınlar ve Gençler Siyasal Katılım Hakları Konusunda Daha Az Bilgiye Sahip

SAMER araştırmasında kadınlar ve gençlerin siyasal katılım haklarına ilişkin bilgi düzeyleri de incelendi.

Araştırmaya katılan kadınların yüzde 33’ü, siyasete aktif katılım hakları konusunda hiç bilgisi olmadığını veya çok az bilgiye sahip olduğunu belirtti.

Erkek katılımcılarda bu oran yüzde 11,8 olarak ölçüldü.

18-24 yaş grubunda ise siyasal katılım hakları konusunda hiç bilgisi olmadığını veya çok az bilgiye sahip olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 38,9’a ulaştı.

Kadınlar ve gençler arasında ortaya çıkan bu farklılıklar, siyasal katılım hakkının yalnızca yasal olarak tanınmasının yeterli olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Bilgiye erişim, demokratik haklar konusunda farkındalık, güvenli örgütlenme olanakları ve karar mekanizmalarında eşit temsil, bu veriler ışığında tartışılması gereken başlıklar arasında bulunuyor.

Alternatif Demokratik Katılım Modelleri Gündemde

Araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar, temsili demokrasinin işleyişi ve yurttaşların seçim dönemleri dışında karar alma süreçlerine nasıl katılabilecekleri konusunda yeni tartışmalara alan açıyor.

Mahalle meclisleri, işyeri komiteleri, kadın meclisleri, gençlik forumları, sendikalar ve yerel dayanışma ağları, doğrudan demokratik katılımın geliştirilebileceği örgütlenme biçimleri arasında değerlendiriliyor.

Bu tür yapıların yalnızca görüş bildiren danışma organları olarak mı kalacağı, yoksa karar alma süreçlerinde etkili bir rol mü üstleneceği, katılımcı demokrasi tartışmasının önemli sorularından birini oluşturuyor.

Halk meclislerinin karar süreçleriyle ilişkilendirilmesi, alınan kararların izlenebilir olması ve yerel yönetimlerin hesap verebilirliğinin güçlendirilmesi, bu alanda tartışılan yöntemler arasında bulunuyor.

Araştırmada halk meclislerine yönelik desteğin yüksek çıkması, bu mekanizmaların nasıl kurulacağı ve hangi yetkilere sahip olacağı konularını da gündeme taşıyor.

Sandıkla Sınırlı Olmayan Demokrasi Talebi

SAMER’in Ekim 2026 araştırması, siyasete yönelik memnuniyetsizlik ile demokratik katılım isteğinin aynı anda var olabildiğini ortaya koyuyor.

Katılımcıların büyük çoğunluğu mevcut siyasal karar alma biçimlerinden memnun olmadığını belirtirken, yine büyük çoğunluk halk meclislerini gerekli görüyor ve yerel kararlarda doğrudan söz sahibi olmayı destekliyor.

Ancak bu isteğin Türkiye’de yaygın bir uygulamaya dönüşebileceğine ilişkin beklentilerin düşük olması, araştırmanın ortaya koyduğu temel çelişkiyi oluşturuyor.

Bu sonuçlar, demokratik katılımın yalnızca seçimlerde oy kullanmakla sınırlı olup olmaması gerektiği ve yurttaşların seçimler arasında karar alma süreçlerine hangi yollarla katılabileceği sorularını yeniden gündeme getiriyor.

Araştırmanın temel bulgusu, katılımcıların siyasetten uzaklaşmaktan çok, siyasetin karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olabilecekleri mekanizmalar aradığını gösteriyor.

Araştırmanın Kaynağı ve Yöntemi

Kaynak: SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, Yurttaşların Siyaset Algısı, Alternatif Siyaset Arayışı ve Demokratik Katılım Olanakları Raporu, Ekim 2026.

Yöntem: Araştırma, 14 kentten 428 kişinin katıldığı çevrim içi ankete dayanıyor.

Önemli sınırlılık: Araştırma sonuçları ankete katılan kişilerin yanıtlarını yansıtıyor. Örneklemin niteliği ve araştırmanın çevrim içi yöntemi nedeniyle sonuçlar Türkiye nüfusunun tamamına genellenemez. Haberde yer alan siyasal ve toplumsal değerlendirmeler, araştırma bulgularından hareketle yapılan yorumlar olarak ele alınmalıdır.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir