İnsan Kalabilmek!
Makinelerin Gölgesinde İnsanlığın Geleceği: Yolculuk Nereye?

✍️ Roj Arslan-Gülçehre

e-posta: rojarslan@hotmail.com

“Belki de asıl mesele, makinelerin ne kadar ‘insansı’ hâle geldiği değil; her şeyin makineleştiği ve hızla dönüştüğü bu dünyada bizim ne kadar ‘insan’ kalabileceğimizdir.”

Dijital Derginin ÖN SÖZÜ – Temmuz 2026

✍️ Roj Arslan-Gülçehre

Bir yanda hızla artan dünya nüfusu; bu devasa kitlenin beslenme, barınma ve hayatta kalma mücadelesi… Diğer yanda ise bütün bu ihtiyaçların artık yalnızca insanın bilek gücüyle karşılanamayacağı gerçeği.

İşte bu zorunluluk, gelişim ve dönüşümün insanı sürüklediği o bitmek bilmeyen, çelişkilerle dolu serüvenin temelini oluşturuyor.

Sanayileşen toplumun buharlı makineler ve trenlerle hız kazandırdığı, ardından elektriğin ışığıyla bambaşka bir boyuta taşıdığı bu maceranın bizi bugün getirdiği noktaya dönüp baktığımızda, zihnimizde hep aynı soru yankılanıyor:

“Bizi daha neler bekliyor?”

Teknoloji, Sermaye ve İnsan

Bu devasa girdabın içinde, temel ihtiyaçların karşılanması çabası ile bitmek bilmeyen sermaye hırsı amansız bir mücadele veriyor.

Üstelik teknolojik dönüşüm yalnızca günlük yaşamımızı ve üretim araçlarımızı değiştirmekle kalmıyor; savaşların ve orduların çehresini de ürkütücü bir boyuta taşıyor. Bugün dünya genelinde orduların giderek daha ileri teknolojilerle donatıldığını, yapay zekâ destekli savunma ve saldırı sistemlerinin savaşın geleceğinde giderek daha fazla yer aldığını endişeyle izliyoruz.

Teknolojinin böylesine yıkıcı bir güce dönüşebilme ihtimali, insanı umut ile derin bir kaygı arasında bırakıyor.

Çünkü teknoloji kendi başına ne vicdan sahibidir ne de vicdansız.

Onu hangi amaçla kullandığımızı belirleyen yine insandır.

Konforun Ardındaki Dönüşüm

Öte yandan günlük hayatımızda bu dönüşümün adına şimdilik “konfor” demeyi tercih ediyoruz.

Makinelerin evdeki gündelik desteği, iş hayatında sunduğu pratiklik ve hız…

Ancak bu konfor perdesinin ardında, insanın bazı alanlardan yavaş yavaş çekilmesi ve yerini akıllı sistemlere bırakması gerçeğiyle de yüzleşiyoruz.

Özellikle son yıllarda yapay zekânın devreye girmesiyle bu süreç olağanüstü bir ivme kazandı. İnsansı robotların hayatımıza girmesi, akıllı sistemlerin yaşamımızın hemen her alanında görünür hâle gelmesi, her gün “Daha neler mümkün olabilir?” sorusunu yeniden sorduruyor.

Fakat bütün bu gelişmelerin ortasında başka bir soruyu da sormamız gerekiyor:

Teknoloji ilerlerken insanlık da ilerliyor mu?

Hafızamızı Korumak da İnsan Kalmanın Bir Parçasıdır

Teknolojik ivmenin ve dijitalleşmenin gölgesinde insan kalabilmeyi sorgularken, toplumsal hafızamızı ve vicdanımızı diri tutmanın sorumluluğunu da taşıyoruz.

Çünkü insan olmak yalnızca geleceği kurmak değildir.

Geçmişi unutmamak da insan olmanın bir parçasıdır.

Bu nedenle dergimizin Temmuz sayısını, 2 Temmuz 1993 Madımak/Sivas Katliamı’nın derin ve acı anısına ayırıyoruz.

Madımak Oteli’nde yaşamını yitiren canlarımızı, aydınlarımızı ve sanatçılarımızı saygı, özlem ve dinmeyen bir acıyla anıyoruz.

Değerli yazarlarımızın bu dosya için hazırladığı yazılarla bir kez daha ortak hafızamıza sesleniyoruz:

Unutmadık. Unutmayacağız.

Çünkü toplumsal hafıza yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak değildir. Aynı acıların bir daha yaşanmaması için geçmişten bugüne ve gelecek kuşaklara karşı sorumluluk taşımaktır.

Geleceğe Bakarken Geçmişi Unutmamak

Dergimizin bu sayısında; teknolojinin, yapay zekânın ve makineleşmenin geleceğimizi nasıl şekillendirdiğini tartışırken, diğer taraftan insan olmanın, vicdanı korumanın ve toplumsal hafızaya sahip çıkmanın sorumluluğunu hep birlikte sorgulamak istedik.

İlk bakışta birbirinden uzak görünen bu iki alanın aslında aynı soruda buluştuğunu düşünüyoruz:

Nasıl bir gelecek ve nasıl bir insan istiyoruz?

Geçmişini unutan, acılara karşı duyarsızlaşan ve vicdanını yitiren bir insanlığın elindeki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, bunun tek başına ilerleme olduğunu söylemek mümkün değildir.

Çünkü insanlık yalnızca ürettiği makinelerle, geliştirdiği teknolojiyle veya sahip olduğu bilgiyle ölçülmez.

İnsanlık biraz da birbirimize nasıl davrandığımızla ölçülür.

Asıl Mesele: İnsan Kalabilmek

Günün sonunda makinelerle, teknolojiyle ve tarihsel dönüşümlerle çıktığımız bu uzun yolculukta asıl belirleyici olan, insanlığımızı ne kadar koruyabildiğimizdir.

Belki de asıl mesele, makinelerin ne kadar “insansı” hâle geldiği değildir.

Asıl mesele;

her şeyin hızlandığı,

her şeyin dijitalleştiği,

her şeyin giderek makineleştiği bir dünyada,

bizim ne kadar “insan” kalabileceğimizdir.

Geçmişimizi unutmadan, hakikatten uzaklaşmadan, birbirimizin gönlüne dokunarak ve gelecek kuşaklara daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla yolumuza devam edeceğiz.

Bu sayının da düşünmeye, sorgulamaya, hatırlamaya ve birlikte demlenmeye vesile olması dileğiyle…

Keyifli ve düşünce dolu okumalar dilerim.

Àsk ile 🙏, Roj

Dijital Dergi Platformu – Tije Dergisi


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı