Kadın örgütleri, erkek şiddetinin yalnızca bireysel olaylar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, kadınların yaşam hakkını tehdit eden toplumsal eşitsizliklerle birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun Eylül 2026 verilerine göre Türkiye’de bir ayda 28 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 19 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Öldürülen kadınların 23’ünün hangi bahaneyle öldürüldüğü belirlenemezken, cinayetlerin yüzde 54’ünde ateşli silah kullanıldı. Kadın örgütleri, şüpheli ölümlerin aydınlatılmasını, 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmasını ve kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak politikaların hayata geçirilmesini istiyor.

Hasan Hüseyin Dönmez / AHA – Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddeti, Eylül 2026’da da kadınların yaşam hakkını tehdit etmeye devam etti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından açıklanan verilere göre, yalnızca bir ayda 28 kadın öldürüldü, 19 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu.

Açıklanan veriler, kadınların en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülmeye devam ettiğini, ateşli silahların kadın cinayetlerinde önemli bir yer tuttuğunu ve şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması konusunda etkin soruşturmalara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koydu.

Kadın örgütleri, kadın cinayetlerinin birbirinden bağımsız olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, şiddeti önleyici mekanizmaların güçlendirilmesini, kadınların ekonomik ve sosyal haklarının korunmasını ve faillerin cezasız kalmamasını talep ediyor.

23 Kadının Hangi Bahaneyle Öldürüldüğü Belirlenemedi

Platformun Eylül 2026 verilerine göre öldürülen 28 kadından 2’si ekonomik bahanelerle, 2’si ise kendi yaşamına ilişkin kararlar almak istemesi nedeniyle öldürüldü.

Öldürülen kadınlardan 23’ünün hangi bahaneyle yaşamdan koparıldığı belirlenemedi.

Kadın örgütleri, cinayetlerin nedenlerinin açığa çıkarılamamasının kadına yönelik şiddetin görünmez kılınmasına yol açtığına dikkat çekiyor.

Kadınların kimler tarafından, hangi koşullarda ve hangi gerekçeler öne sürülerek öldürüldüğünün ortaya çıkarılması gerektiği belirtilirken, etkin soruşturma yürütülmesi ve faillerin caydırıcı cezalar alması talep ediliyor.

Kadınlar En Çok En Yakınlarındaki Erkekler Tarafından Öldürüldü

Raporda yer alan veriler, kadınların yaşam hakkına yönelik tehdidin aile ve yakın ilişki çevresinde de sürdüğünü gösteriyor.

Eylül ayında öldürülen kadınların 5’i evli olduğu erkek, 3’ü birlikte olduğu erkek, 2’si babası, 2’si ise tanıdığı biri tarafından öldürüldü.

Kadınları öldürenler arasında oğulları, kardeşleri, eski eşleri, eski birlikte oldukları erkekler, akrabaları ve eski damatları da bulunuyor.

Bu tablo, kadınların yalnızca kamusal alanlarda değil, evlerinde ve en yakın ilişki çevrelerinde de erkek şiddetiyle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

Kadın örgütleri, aile içi şiddetin önlenmesi, tehdit altındaki kadınların korunması ve şiddet başvurularının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kadın Cinayetlerinin Yüzde 54’ünde Ateşli Silah Kullanıldı

Eylül ayında öldürülen kadınların 15’i ateşli silahlarla, 7’si kesici aletlerle, 2’si boğularak, 1’i ise darbedilerek yaşamını yitirdi.

Kadın cinayetlerinin yüzde 54’ünün ateşli silahlarla işlenmesi, silahlara erişim ve denetim konusunu yeniden gündeme taşıdı.

Kadınların yaşam hakkının korunabilmesi için şiddet tehdidinin önceden tespit edilmesi, koruyucu tedbirlerin uygulanması ve silahlara erişimin etkin biçimde denetlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.

Yılın Başından Bu Yana 47 Kadın Yüksekten Düşerek Yaşamını Yitirdi

Kadın örgütlerinin üzerinde durduğu en önemli başlıklardan biri de şüpheli kadın ölümleri.

Paylaşılan verilere göre, 2026 yılının başından bu yana 47 kadın yüksekten düşerek yaşamını yitirdi.

Balkondan, pencereden veya yüksek katlardan düşme şeklinde kayıtlara geçen ölümlerin hangi koşullarda gerçekleştiğinin ayrıntılı biçimde araştırılması isteniyor.

Kadın örgütleri, bu ölümlerin aydınlatılması için şu soruların yanıtlanması gerektiğini belirtiyor:

  • Kadınlar nasıl ve hangi koşullarda düştü?
  • Olay sırasında yanlarında kimler bulunuyordu?
  • Daha önce şiddet veya tehdit yaşanmış mıydı?
  • Deliller eksiksiz toplandı mı, soruşturmalar etkin yürütüldü mü?

Bir kadının ölümünün kayıtlara yüksekten düşme olarak geçmesinin, olayın şüpheli olmadığı anlamına gelmediği vurgulanıyor.

Kadın örgütleri, şüpheli ölümlerin bütün yönleriyle araştırılmasını, delillerin eksiksiz toplanmasını ve soruşturmaların etkin biçimde yürütülmesini talep ediyor.

“Nafaka Bir Sadaka Değil, Haktır”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporunda, kadınların ekonomik haklarına yönelik tartışmalara da yer verildi.

Nafakanın yalnızca boşanma sonrasında yapılan bir ödeme olarak değerlendirilemeyeceği, kadınların evlilik süresince üstlendikleri karşılıksız bakım ve ev içi emeğinin de dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Kadınların çocuk bakımı, ev işleri ve aile sorumlulukları nedeniyle çalışma yaşamından uzaklaşabildiği, ekonomik bağımsızlıklarını kaybedebildiği ve boşanma sonrasında yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalabildiği belirtildi.

Kadın örgütleri, ekonomik eşitsizliklerin kadınları şiddet karşısında daha savunmasız bırakabildiğine dikkat çekerek, mevcut hukuki hakların korunması gerektiğini savunuyor.

Raporda bu yaklaşım, “Nafaka bir sadaka değil, haktır” mesajıyla ifade edildi.

İkbal, Ayşenur ve Gökçe İçin Adalet Talebi Sürüyor

İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’in öldürülmelerinin ikinci yılında, 18 yaşındaki Gökçe Alkan’ın öldürülmesi de kadın cinayetlerinin sürekliliğini yeniden gündeme taşıdı.

Kadın örgütleri, kadın cinayetlerinin birbirinden bağımsız ve münferit olaylar olarak ele alınmasına karşı çıkıyor.

Koruma kararlarının etkin uygulanmaması, şiddet tehdidi altındaki kadınların yeterince korunamaması ve cezasızlık algısının kadınların yaşam hakkını tehdit ettiği belirtiliyor.

İkbal, Ayşenur ve Gökçe’nin isimleri, kadınların şiddetten uzak, eşit ve özgür bir yaşam sürmesi için yürütülen adalet mücadelesinin simgeleri arasında anılıyor.

Kadın örgütleri, benzer cinayetlerin önlenmesi için yalnızca olayların ardından yürütülen soruşturmaların değil, şiddet ortaya çıkmadan önce uygulanması gereken koruyucu politikaların da belirleyici olduğunu vurguluyor.

6284 Sayılı Kanun’un Etkin Uygulanması İsteniyor

Kadınların şiddetten korunmasında önemli bir hukuki güvence olan 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz ve etkin uygulanması, kadın örgütlerinin temel talepleri arasında yer alıyor.

Kadınların şiddet başvurularının ciddiyetle değerlendirilmesi, koruma kararlarının gecikmeden uygulanması ve tehdit altındaki kadınların güvenliğinin sağlanması gerektiği ifade ediliyor.

Kadın örgütleri, şiddeti önleyici mekanizmaların güçlendirilmesini, şüpheli ölümlerin aydınlatılmasını ve kadınların ekonomik ve sosyal haklarının korunmasını istiyor.

Kadın Cinayetleri Münferit Değil, Toplumsal ve Politik Bir Sorun

Eylül 2026 verileri, kadın cinayetlerinin önlenmesinde etkili kamu politikalarının ve koruyucu mekanizmaların önemini bir kez daha gündeme getirdi.

Kadın örgütleri, erkek şiddetinin yalnızca bireysel olaylar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, kadınların yaşam hakkını tehdit eden toplumsal eşitsizliklerle birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması, faillerin cezalandırılması, kadınların ekonomik bağımsızlığının güçlendirilmesi ve şiddeti önleyici politikaların hayata geçirilmesi yönündeki talepler sürüyor.

İkbal, Ayşenur, Gökçe ve yaşamdan koparılan bütün kadınlar için yükseltilen adalet talebi, kadınların eşit ve şiddetsiz bir yaşam mücadelesiyle devam ediyor.

Kadınların isimleri değişiyor, kentler değişiyor; ancak kadın cinayetlerini önleme sorumluluğu değişmiyor.

Kadınlar ölmek değil, eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam sürmek istiyor.

Kaynak: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu – Eylül 2026 verileri.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir