Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Çalıştayı, Worms Cemevi’nde gülbank ve saygı duruşuyla başladı. Çalıştayda konuşan AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede; Alevi toplumunun inançsal ve kurumsal sorunlarından genç Yol önderlerinin yetiştirilmesine, kadınların inanç hizmetlerindeki yerinden cemevlerinin kurumsal yapısına, siyasal ayrışmalardan Suriye’deki Alevilere ve Almanya’da yükselen ırkçılığa kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. İçlek Dede, “Bizi bir arada tutan, herhangi bir siyasi partinin programı ve ideolojik yaklaşımı değildir; bizi bir arada tutan, bize ait olan Yol’umuz, ikrarımız, itikadımız, erkânımız, tarihimiz, kutsalımız ve ortak değerlerimizdir” dedi. Yapıştırılan metin

AHA Haber Merkezi – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Çalıştayı, Worms Cemevi’nde gerçekleştiriliyor. Çalıştay, AABF Hessen Bölge Başkanı Gülüm Kaya Dede’nin gülbankı ve ardından Kerbela’dan bugüne toplumsal özgürlük mücadelelerinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Çalıştayda AABF Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber, RLP-Saarland Bölge Başkanı İrfan Kandemir, AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır ile AABF İnanç Kurulu Sorumlusu ve AABF Genel Saymanı Ertan Kurt konuşma yaptı. Çalıştay çeşitli sunumlarla devam etti.

İçlek Dede: “Bizi Bir Araya Getiren Hakikat Aleviliktir”

Çalıştayda kapsamlı bir konuşma yapan AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, toplantının yalnızca sorunların sıralandığı bir buluşma olarak kalmaması gerektiğini vurguladı. İnanç Kurulunun daha planlı, koordineli ve sürdürülebilir bir çalışma yapısına kavuşturulması gerektiğini belirten İçlek Dede, AABF Genel Merkezi, Merkezi İnanç Kurulu, bölge inanç kurulları, cemevleri ve Yol önderleri arasındaki iletişimin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Yapıştırılan metin

Alevi toplumunun kendi içindeki siyasal farklılıkların ayrışmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade eden İçlek Dede, siyasi tercihlerin hiçbir canın Aleviliğinin veya Yol’a bağlılığının ölçüsü olamayacağını söyledi. Gençlerin Yol hizmetlerine hazırlanması, kadınların inançsal ve kurumsal alanlarda eşit biçimde yer alması, ortak bir bilgi ve hafıza sisteminin oluşturulması, İnanç Kurulunun maddi yapısının güvenceye alınması ve Türkiye’deki ocaklar, dergâhlar ve inanç önderleriyle ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

İçlek Dede konuşmasında Suriye’de Alevilere yönelik saldırılara, Almanya’da yabancı düşmanlığı ve ırkçılığa, işsizliğe ve toplumsal sorunlara da değindi. Çalıştaydan somut kararlar ve uygulanabilir bir çalışma programıyla çıkılması gerektiğini vurgulayan İçlek Dede, konuşmasının merkezine Alevi toplumunun kendi iç barışını, rızalığı ve ortak değerler etrafında birliğini koydu.

Hasan Ali İçlek Dede’nin çalıştayda yaptığı konuşmanın tamamı şöyle:

Hasan Ali İçlek Dede’nin Konuşması

Saygıdeğer Pirler, Analar, Dede ve Babalar, saygıdeğer yöneticilerimiz ve sevgili canlar;

Cümlenizi aşkı muhabbetle selamlıyorum, hoş safa geldiniz.

Konuşmama başlamadan evvel; öncelikle bize ev sahipliği yapan Worms Cemevimizin dedesine, yöneticilerine ve tüm üye canlarına aşkı muhabbetlerimi sunuyor, teşekkürlerimi iletiyorum. Hizmetleri Hak katında kabul olsun.

AABF İnanç Kurulu olarak düzenlemiş olduğumuz bu çalıştayımızın, Yol’un aşkı ile inançsal ve kurumsal birliğimize, bütünlüğümüze vesile olmasını diliyorum.

Bugün burada yalnızca mevcut sorunlarımızı sıralamak için bir araya gelmedik. Sorunlarımızı açık yüreklilikle ortaya koyarak konuşmak, birbirimizi ciddiyetle dinlemek, mevcut sorunlarımız etrafında birlikte ortak çözümler üretmek ve önümüzdeki sürece ilişkin güçlü bir çalışma iradesi oluşturmak için toplandık.

Canlar;

Konuşmamı iki temel başlık altında yapmak istiyorum:

  1. Bu çalıştaydan beklentilerimizin neler olduğu.
  2. Alevilerin son dönemde özellikle de karşı karşıya kaldığı inançsal, siyasal, kurumsal ve toplumsal sorunlar.

1. Çalıştaydan Beklentilerimiz Nelerdir?

Sevgili canlar;

Bu çalıştaydan en önemli beklentimiz; AABF İnanç Kurulunun çalışmalarını daha planlı, koordineli ve sürdürülebilir hâle getirerek güven verici bir süreci inşa etmek; AABF Genel Merkezimiz, Merkezi İnanç Kurulumuz, Bölge İnanç Kurullarımız, cemevlerimiz ve Yola yolcu olan Yol önderleri arasında daha güçlü ve düzenli bir iletişim kurarak dayanışma iradesini geliştirmektir.

Aynı Yola, aynı inanç ve kültürün yaşatılması adına hizmet etmemize rağmen zaman zaman birbirimizin yaptığı çalışmalardan yeterince haberdar olamıyoruz. Bilgi ve deneyim paylaşımında ciddi eksiklikler yaşıyoruz. Bu durum, hem güç kaybına hem de çalışmaların birbirinden kopuk yürütülmesine neden olmaktadır.

Bu nedenle çalıştayımız yalnızca konuşulan ve ardından unutulan bir toplantı olmanın ötesine geçmeli; burada ele aldığımız her konu için somut kararlar almalıyız. Sorunlarımızı ve eksikliklerimizi belirlemeli, yapılacak çalışmaları bir takvime bağlamalı ve alınan kararların takibini sağlamalıyız.

Kim, hangi görevi nasıl üstlenecek? Hangi çalışmaya ne zaman başlayacak? Genel Merkez, bölgeler ve cemevleri bu çalışmalara nasıl katılarak hangi alanda katkı sunacak? Alınan kararları kim takip edecek? Sonuçlar nasıl değerlendirilip çözüm bulunacak? Bu soruları açıkça ve büyük bir ciddiyetle cevaplamalıyız.

Alevi inanç dokusu ile Alevi hâl ve dilinin dışına çıkmayacak farklı görüş ve düşüncelerin elbette ki özgürce ifade edilmesini önemli buluyoruz. Hepimizin her konuda aynı düşünmesi mümkün de değildir.

Ancak farklılıklarımızı ayrışmanın nedeni olarak değil, ortak aklımızı geliştirecek bir imkân olarak görmeliyiz. Farklı düşünmüş olsak da unutulmamalıdır ki bizi bir araya getiren hakikat, Aleviliktir.

Canlar;

Alevi yaşam ve öğretisinin merkezinde rızalık vardır. Rızalık; herkesin susması veya aynı şeyi söylemesi olmadığı gibi, insanı hakikatle buluşturan, hak ve hakkaniyet terazisinin adıdır. Hak, Muhammed, Ali Yolunun yolcusu olan her Yol talibi, rızalık terazisinde tartılır.

Rızalık; birbirimizi sevmek, saymak, dinlemek, barışık ve hâl ehli olup bu sınav dünyasında rıza terazisinde tartılmayı anlamaya çalışmak, farklılıklarımıza saygı göstermek ve ortak yarar ile arınma doğrultusunda buluşabilmektir.

Bu çalıştayın sonunda yalnızca bir sonuç bildirisi değil, 2026–2027 dönemini kapsayıp güven veren ve uygulanabilir bir çalışma programı ortaya çıkarmalıyız.

Yol’un esasları ve hiyerarşisi içerisinde Yola hizmet eri olma isteğinde olan genç Yol önderlerinin yetiştirilmesinden manevi destek çalışmalarına, Hakk’a Yürüme Erkânı’ndan cemevleriyle ilişkilerimize, Alevilik derslerinden dijitalleşmeye, Kültür Sanat Kuruluyla yürüteceğimiz ortak çalışmalara kadar her alanı somut bir plana bağlamalıyız.

Sevgili canlar;

Bir diğer beklentimiz, İnanç Kurulumuzun kurumsal yapısını güçlendirmektir. İnanç hizmetleri yalnızca birkaç kişinin kişisel çabasıyla değil, her Yol önderinin ortak ve kolektif bir sorumluluğuyla yürütülmelidir. Görevler, sorumluluklar ve çalışma yöntemleri açıkça belirlenmelidir.

Pirler, Analar ve Baba canlar sorumluluk duygusu içerisinde aldıkları veya alacakları görevlerde başarı ve güven sağlamalıdırlar. Kurulu kişilere bağlı değil; kuralları ve işleyişi belli olan, kalıcı bir yapıya dönüştürmeliyiz.

Aldığımız kararların uygulanabilmesi için gerekli maddi imkânları da konuşmak zorundayız. Kaynağı olmayan, bütçesi belirlenmeyen ve yalnızca gönüllülerin fedakârlığına bırakılan çalışmalar uzun vadede sürdürülemez.

2. Alevilerin İnançsal, Siyasal, Kurumsal ve Toplumsal Sorunları

Canlar;

Aleviler olarak hem kendi içimizden kaynaklanan hem de dışarıdan bize yönelen ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Son dönemde en fazla karşılaştığımız sorunlardan biri, siyasal tercihler üzerinden kendi içimizde yaşanan ayrışmalardır.

Özellikle CHP, Yeni Parti ayrışması üzerinden ya da DEM Parti üzerinden yürütülen tartışmalar, ne yazık ki zaman zaman Alevilerin birbirini sert bir dil ve tavırla sorgulamasına, suçlamasına ve dışlamasına neden olmaktadır.

Bir canın hangi siyasi partiye oy verdiği, onun Aleviliğinin veya Yol’a bağlılığının ölçüsü olmamalıdır. Aynı şekilde, Alevilerin tamamının aynı siyasal partiye oy vermesini beklemek de doğru bir yaklaşım değildir.

Her canın siyasi tercihi kendisine aittir. Ancak siyasi tercihlerimizi asla ve asla inancımızın, kurumlarımızın ve ortak değerlerimizin önüne koymamalıyız.

Cemevlerimizi siyasi partilerin rekabet alanına dönüştürmek, Alevi kurumlarının birliğine ve bağımsızlığına zarar verdiği gibi, kurumlarımızı kendi dokusundan ve gerçeğinden uzaklaştırır. Hiçbir siyasi parti veya kurum Aleviliğin üzerinde değildir. Siyasal partilerle olan yakınlık veya uzaklığımız asla canlar arasında ayrımcılığın gerekçesi olamamalıdır.

Elbette Aleviler yaşadıkları ülkelerin siyasal süreçlerine katılmalı; demokrasi, eşit yurttaşlık, insan hakları, laiklik ve özgürlük mücadelesinde aktif olmalıdır. Ancak bunu yaparken kendi aramızdaki birlik iradesini de korumak zorundayız.

Alevilere yönelik katliamlar, saldırılar, hakaretler, iftiralar ve nefret söylemleri karşısında ortak irade ile hareket etmemiz gerekirken; içimizdeki kimi çevrelerin siyasal parti tartışmalarını kurumlarımıza taşıyarak toplumsal ayrışmaya neden olduğu gerçeğini asla istismar etmemeli ve göz ardı etmemeliyiz.

Biz Alevi inanç toplumunu birbirine karşı konumlandıran, yabancılaştıran ve parçalayan davranışlara ve dile asla itibar etmemeliyiz. Farklı siyasi eğilim ve görüşlere sahip olmamız mümkündür.

Ancak ayrımcılığa, ırkçılığa, savaşa, şiddete ve Alevilere yönelik saldırılara karşı ortak bir duruş gösterebilmeliyiz. Bizi bir arada tutacak olan, herhangi bir siyasi partinin programı ve ideolojik yaklaşımı değildir; bizi bir arada tutan, bize ait olan Yol’umuz, ikrarımız, itikadımız, erkânımız, tarihimiz, kutsalımız ve ortak değerlerimizdir. Görevimiz; inancımızın ve insani değerlerin ışığında, asla ayrım yapmadan insani ve demokratik tahammüllerle insanlıkla bir arada yaşamı kolay kılabilmek olmalıdır.

Yanlış ve gidişatı belli olmayan siyasi gelişmeler ve iddialar yerine; özellikle de Alevi gençlerimizi akıl, marifet ve sadakat ile buluşturmanın aracı olmalıyız. Yunus’un dediği gibi, “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır” sözünün anlam ve önemini kavrayarak, genç kuşağın bilimsel ve insani akılla buluşmasını sağlamak temel hedefimiz olmalıdır.

Gençlerin yalnızca dinleyen değil; Yol adabı içinde konuşan, soran, araştıran ve sorumluluk üstlenen bireyler olmasına katkı sunulmalıdır. Onlara güvenmezsek, bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmazsak, yarın bu hizmetleri kimlerin yürüteceği sorusuna cevap veremeyiz.

Kadınların, özellikle inanç hizmetlerinde daha görünür ve etkin olması da büyük önem taşımaktadır. Alevi öğretisindeki “kadın ve erkek eşittir” anlayışının asla askıda kalmaması; eşitliğin yalnızca sözde kalmayıp yaşamımızın tüm alanlarında; inançta, sosyal ve kültürel yaşamda, siyasette, sanatta, ibadette, inançsal ve kurumsal alanlarda, kurumlarımızda, eğitimlerimizde ve hizmet paylaşımında tam anlamıyla sağlanması ve eşit olmamız gerekmektedir.

Önemli eksikliklerimizden biri de ortak bir bilgi bankamızın bulunmamasıdır.

Bugün kaç Anamızın, Dedemizin, Babamızın ve Pirimizin Yolun esaslarına göre Yol hizmetini yürütüp yürütmediklerini, hangi bölgelerde hangi koşullarda inanç hizmetlerinin yürütülüp yürütülmediğini, hangi ihtiyaçların bulunduğunu, hangi alanlarda eğitimli canlarımızın olduğunu tam olarak bilemiyoruz.

Cemevlerimizde yürütülen inanç çalışmaları, eğitim programları ve hizmet veren Yol önderleriyle ilgili bilgiler ciddi biçimde kayıt altına alınmamıştır.

Kişisel verilerin korunmasına ve canlarımızın rızalığına dikkat ederek güvenli bir bilgi bankası oluşturmalıyız. Böyle bir sistem sayesinde ihtiyaçlarımızı daha iyi ve doğru tespit edebilir, eğitimleri planlayabilir ve bölgeler arasında daha güçlü bir iletişim kurabiliriz.

Dijitalleşme, yalnızca isimlerin ve iletişim bilgilerinin bir dosyada toplanması anlamına gelmemektedir. Yazılı kaynaklarımızı, eğitim materyallerimizi, geçmişe dair tarihî, felsefi, kültürel vb. geneli kapsayan çalışmalarımızı ve geçmişten bugüne oluşan kurumsal hafızamızı koruma altına almalıyız. Bilgiyi kişilere bağlı olmaktan çıkararak gelecek kuşaklara aktarabileceğimiz ortak bir arşiv, ortak bir hafıza ve ortak bir havuz oluşturmalıyız.

İnanç Kurulunun Maddi Yapısı

Değerli canlar;

İnanç Kurulumuzun başlıca sorunlarından biri de kendisine özgü bir bütçesinin olmamasıdır. Kurulumuz, şu ana kadar yalnızca AABF Merkezi üzerinden sağlanan maddi imkânlarla çalışmalarını yürütmeye çalışmıştır. Yol hizmeti veren Yol önderlerimizin büyük kısmı, çoğu zaman kendi imkânlarıyla cemlere veya toplantılara katılmakta ve hizmet yürütmektedirler.

Eğitimlerin, çalıştayların, bölgesel toplantıların, manevi destek çalışmalarının ve dergâh ziyaretlerinin gerçekleştirilebilmesi için düzenli bir bütçeye ihtiyaç vardır. İnanç hizmetlerinin bütün yükünü gönüllülük ve kişisel fedakârlık üzerine bırakamayız. Gönüllülük, Yol’a olan hizmetin önemli bir parçasıdır.

Ancak yol, konaklama, eğitim, materyal ve organizasyon masraflarının sürekli olarak kişilerin üzerine bırakılması adil ve sürdürülebilir bir durum değildir. İnanç Kurulunun maddi yapısı geçici yardımlarla veya kişisel ilişkilerle değil, tüzüksel bir düzenlemeyle güvence altına alınmalıdır.

AABF Genel Merkezi, bölgeler ve cemevleri arasında ortak bir finansman modeli oluşturulmalıdır. İnanç hizmetlerine ayrılacak bütçe, katkıların nasıl sağlanacağı, hangi giderlerin karşılanacağı ve harcamaların nasıl denetleneceği tüzükte açıkça belirtilmelidir.

Bu düzenleme şeffaf, adil ve denetlenebilir olmalıdır. Maddi imkânların bulunup bulunmaması veya bir bölgede inanç hizmetinin yürütülüp yürütülmemesini belirlememelidir. İmkânı daha güçlü olan bölgelerle imkânı sınırlı olan bölgeler arasında dayanışma sağlanmalıdır.

İnanç Kurulunun maddi yapısının güçlendirilmesi, kurulun bağımsız ve düzenli çalışabilmesi açısından son derece önemlidir. Bütçesi ve çalışma kaynakları belirlenmiş bir İnanç Kurulu; uzun vadeli eğitimler planlayabilir, genç Yol hizmetlilerini destekleyebilir ve bölgeler arasında daha dengeli hizmet sunabilir.

Bu çalıştaydan çıkacak önemli kararlardan biri, İnanç Kurulunun maddi yapısının tüzüksel güvenceye kavuşturulması için somut bir öneri hazırlanması olmalıdır.

Ocak ve Dergâh Ziyaretleri ile Türkiye’deki İnanç Önderleriyle İş Birliği

Sevgili canlar;

Alevi inanç, kültür, felsefe ve tarihî hafızasını gelecek kuşaklara taşıyabilmek için Ocak ve Dergâhlarla iletişim sağlanmasına, kutsal mekânlarımızın öneminin kavranması açısından ziyaret edilmesine önem verilmelidir.

Ocak ve dergâhlarımızın bizim için yalnızca ziyaret edilen tarihî mekânlar olmadığını; aynı zamanda Alevi Kızılbaş ve Alevi Bektaşi Yol ve erkânının yürütülmesinde inanç ve öğretimizin, ortak hafızamızın ve geçmişten bugüne inanç ve Yol adına taşınan değerlerimizin önemli merkezleri olduğunu bilmeliyiz.

Özellikle gençlerimizin dergâhlarımızı görmesi, o mekânların tarihini öğrenmesi ve orada yaşamış inanç önderlerini tanıması büyük önem taşımaktadır. Bu ziyaretler yalnızca gezi şeklinde değil, önceden hazırlanmış bir eğitim programı çerçevesinde gerçekleştirilmelidir.

Türkiye’de yaşayan Ana, Dede, Baba ve Pirlerle iletişim sağlanıp bilgi, tecrübe ve deneyimlerinden yararlanmak adına güçlü bir diyalog kurularak; bizlerin Avrupa’da edindiğimiz kurumsal deneyimleri onlarla paylaşmalı, onların da Yol, erkân ve tarihsel hafızaya ilişkin bilgi ve birikimlerinden yararlanmalıyız.

Bu amaçla Türkiye’deki inanç önderlerinin de katılacağı ortak çalıştaylar, eğitim programları, Yol ve erkâna dair faaliyetler düzenlenmelidir. Bu çalıştaylarda; Yol ve erkân, Hakk’a Yürüme hizmetleri, genç Yol hizmetlilerinin yetiştirilmesi, inanç hizmetlerindeki yeri, manevi destek, dergâhlar ve ortak eğitim programları ele alınabilir.

Bu buluşmalar tek taraflı değil; karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımı temelinde gerçekleştirilmelidir. Kimsenin diğerine üstünlük kurmadığı, ortak aklın ve rızalığın esas alındığı bir çalışma ortamı olmalıdır.

Türkiye’de düzenlenecek böyle bir çalıştay, Avrupa ile Türkiye’deki inanç önderleri arasında kalıcı bir iletişim ağı kurulmasına da katkı sağlayacaktır. Ancak bu çalıştay da yalnızca bir defalık bir buluşma olarak kalmamalı, sonuçları takip edilmeli ve alınan kararlar ortak bir çalışma takvimine bağlanmalıdır.

Küresel Sorunlar ve Suriye’deki Aleviler

Canlar;

Dünyada yaşanan gelişmeler mutlaka bizleri de doğrudan etkilemektedir. Savaşlar, çatışmalar, zorunlu göçler ve ekonomik krizler milyonlarca insanın yaşamını tehdit ettiği gibi, her bakımdan bize de yansımaktadır.

Özellikle Suriye’de Alevi inancı üzerinden Suriye Alevilerine yönelik saldırılar ve katliamlar hepimizin yüreğini yakmaktadır. İnsanlık tarihinde Kerbela Katliamı en unutulmazı ve acısı unutulmayanıdır; lakin Suriye’de yaşananlar Kerbela’dan da vahimdir. Gencecik bedenlerin yüreklerinin çıkartılıp sözüm ona insan geçinen mahluklar tarafından yendiğini düşünün.

İnanç kimliği nedeniyle insanların hedef alınması, kabul edilmesi asla mümkün olmayan bir durumdur. Özellikle Suriye’de yaşananları uzaktan izlemek, zulme sessiz kalmak anlamındadır. Oradaki canlarla dayanışma içerisinde olmalı, savaşta yaşananların uluslararası kamuoyuna duyurulması ve saldırıların durdurulması için demokratik girişimlerde bulunmalıyız.

Çatı örgütümüz AABF; uluslararası insan hakları kuruluşları, demokratik kurum ve kuruluşlar ile istişare içinde olup konuyu gündemde tutmalıdır. Canlar, Yol ve inancımız insanı merkeze koyar. Mazlumun, düşmüşün, ezilenin, hakları gasp edilenin, inancından ötürü horlananın ve ötekileştirilenin kimliğine bakmadan yanında durmayı; haksızlığa karşı hakkaniyeti, savaşa karşı barışı ve ölüme karşı yaşamı savunur. Bu nedenle savaşlara, katliamlara ve inanç temelli saldırılara karşı ortak ve güçlü bir duruş geliştirilmelidir.

Son Dönemde Almanya’da Yabancı Düşmanlığı ve İşsizlik

Sevgili canlar;

Yaşadığımız Almanya’da da önemli sorunlarla karşı karşıyayız. Yabancı düşmanlığının, ırkçılığın ve ayrımcı söylemlerin giderek artması hepimiz açısından kaygı vericidir. AfD’nin seçimlerde güç kazanması yalnızca göçmenler için değil; demokrasi, toplumsal barış ve birlikte yaşam açısından da gelecekte ciddi sorunların yaşanacağına dair açık bir işarettir.

Irkçılığı yalnızca seçim dönemlerinde hatırlamamalıyız. Gençlerimizi demokratik katılıma teşvik etmeli, oy kullanmanın ve toplumsal sorumluluk üstlenmenin önemini anlatmalıyız. Sendikalar, demokratik kuruluşlar, kiliseler, diğer inanç toplulukları ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışmalıyız.

Bizler Almanya’da misafir değiliz; bu toplumun bir parçasıyız. Yıllardır burada çalışıyor, üretiyor, vergi veriyor ve çocuklarımızı büyütüyoruz. Bu nedenle eşit haklarla, güven içerisinde ve ayrımcılığa uğramadan yaşamak en doğal ve demokratik hakkımızdır.

Artan işsizlik ve ekonomik belirsizlikler de özellikle gençlerimizi ve dar gelirli aileleri olumsuz etkilemektedir. İşsizlik yalnızca ekonomik bir sorun değildir; insanların umutlarını, aile ilişkilerini, ruhsal durumlarını ve toplumsal yaşama katılımını da etkilemektedir.

Cemevlerimiz bu sorunlar karşısında yalnızca inanç hizmeti sunan mekânlar olarak kalmamalıdır. Gençlerin meslek eğitimi, iş başvuruları ve eğitim imkânları konusunda doğru kurumlara yönlendirilmesine yardımcı olmalıyız.

Manevi destek ve inançsal rehberlik çalışmalarımızı da bu gerçeklerden bağımsız düşünemeyiz. Hastalık, yas, yalnızlık, işsizlik, aile sorunları ve ayrımcılık yaşayan canlarımızın yanında olabilecek eğitimli Yol hizmetlilerine ihtiyacımız vardır.

Sevgili canlar;

Gözüken köy kılavuz istemez; özellikle inançsal, kültürel, sosyal ve siyasal durumumuz ortadadır. Ancak aşikâr olan, bildiğimiz ve aklımızın idrak ettiği sorunlarımızın ortak akılla, sadakatle, dayanışmayla ve doğru bir çalışma sistemiyle üstesinden gelebilmek mümkün olacaktır.

“Bu Çalıştayımızın Sonunda…”

Bu çalıştayımızın sonunda:

  • Gerek merkezi gerekse bölgeler bazında Ana ve Dede eğitimleri sonucu Yol yürütebilme eğitim, yeterlilik, liyakat ve Yol sadakati ile genç Yol önderlerinin yetiştirilmesi için ortak, bilimsel ve akademik nitelikli eğitim programları oluşturmalıyız.
  • Deneyimli Yol hizmetkârlarının Yol icrası, tecrübe, deneyim, hizmet ve birikimleriyle usta-çırak ilişkisi içinde Yol sürdürmeye talip olan gençleri buluşturma çalışmalarını bir an evvel başlatmalıyız.
  • Yol hizmetlerinin yürütülmesi için ortak hafıza ile güvenli ve güvenilir bir bilgi bankası oluşturmalı; bu bilgi hafızasıyla İnançsal Rehberlik ve Manevi Destek çalışmalarını yapılandırmalıyız.
  • Ocak, dergâh, ziyaretgâh ve kutsal mekânlarımızın ziyaret edilmesini yıllık çalışma programımızın içerisine almalıyız.
  • Türkiye’deki inanç önderleriyle inançsal, kültürel, sosyal ve özellikle de içinde bulunduğumuz inanç ve siyaset gidişatıyla ilgili sorunların ele alınacağı ortak bir çalıştay düzenlemeliyiz.
  • Avrupa ile Türkiye’deki inanç önderleri arasında kalıcı bir iletişim ve çalışma ağı kurmalıyız.
  • Siyasi tercihler üzerinden Alevileri ayrıştıran söylemlere ve dile karşı ortak ilkeler belirlemeliyiz.
  • Suriye’deki Alevilerle dayanışmayı güçlendirmeli ve yaşanan saldırıları kamuoyuna taşımalıyız.
  • Almanya’da ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve aşırı sağın yükselişine karşı demokratik güçlerle birlikte mücadele etmeliyiz.
  • İşsizlik ve ekonomik sorunlardan etkilenen canlarımız için dayanışma ve yönlendirme mekanizmaları geliştirmeliyiz.
  • Aldığımız bütün kararları, sorumluları ve tarihleri belirlenmiş bir çalışma takvimine bağlamalıyız.

Sevgili Pirler, Analar, Babalar ve sevgili canlar;

Bizleri bir arada tutan, herhangi bir siyasal partiye olan yakınlığımız değil; Alevi inanç toplumunu topyekûn bir arada tutmuş olan inancıdır. Alevi toplumu; Hak, Muhammed, Ali Yolunda; kâinattaki hakikate, insandaki kemalete, Hakk’a, hakkaniyete, adalete ve insani olan tüm değerlere olan sevgi ve ikrarla bir aradadır. “Yaratılanı sevmişiz Yaradan’dan ötürü.”

Biz Kâbe’mizi de kıblemizi de insanda aramışız. Bizim fikrimizde de, zikrimizde de ikilik yoktur. Yol cümleden uludur. Gelin; farklılıklarımızı koruyarak, ortak değerlerimizin etrafında buluşarak barışık olalım. Özümüzle barışık olunmadan ailemizle, çevremizle, dünyamızla barışık olmamız askıda kalır.

Son dönemlerde AKP iktidarının sürdürülebilme stratejisi ile ortaya atılan çerçeve yasası ile ülke barışının yeniden tartışma gündemine oturtulması sonucu, konu ile ilgili Alevi kurumlarımızın da aktif rol aldığını görüyoruz. Barış; savaşın veya kavganın sona ermesini sağlayan, gerekli, demokratik ve insani bir araçtır. Zulme uğrayanlar açısından son derece değerlidir. Lakin biz Aleviler, tarihimizin hiçbir döneminde savaşın ve kavganın tarafı olmadık. Hep horlandık ve katledildik.

Haksızlıkların, kavgaların, savaşların, sürgünlerin, katliamların yaşandığı köy, kasaba, toplumda, aşirette, kabilede, halkta, ulusta, sınıfta ve ülkede barışın olması gerekiyorsa; barış gibi değerli bir eylem, haksızlıklar üzerine kurgulanıp mevcut iktidarı biraz daha güçlendirip iktidarını sürdürme adına yapılan ve siyasal kurgu ve kurnazlıkla sadece kişilerin özgürleşmesi üzerinden yürütülen bir anlayış ve strateji, bizim gibi kendisini ifade edemeyen toplumlara barışı değil, zulmü geri getirir.

Geçmişte yaşanan tüm haksızlıkları hasıraltı ederek, biz Alevi toplumunun da dâhil edildiği bir sürecin, “İslam bayrağı altında kardeş olma” vaadini asla samimi ve gerçekçi bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Biz İslam bayrağı altında hiçbir dönem kardeş olmadık ve kardeş görülmedik. Bu anlamdaki bir barış, biz Alevilerin barışı olmayacaktır.

Ancak Aleviler barış sürecine dâhil edilmek isteniyorsa devlet; geriye doğru Alevi katliamları tarihiyle yüzleşerek Koçgiri’den Dersim’e, Dersim’den Maraş’a, Maraş’tan Sivas’a, Sivas’tan Gazi’ye ve Ankara Garı’na uzanan katliam ve cinayetlerle yüzleşmeli ve Alevilerle barışa gitmelidir. Ve Alevilerin içinde olduğu bir barış olacaksa, bu ancak eşit yurttaşlık hakkı temelinde olmalıdır.

En değerli barış, biz Alevi toplumunun iç barışı olacaktır. Birbirimizi itmeden, dışlamadan, ötekileştirmeden ve incitmeden birliğimizi güçlendirmeliyiz. Çünkü bizim Yolumuzda, Erkânımızda, meydanımızda ve öğretimizde ayrıştırmak yerine birleştirmek, kırmak yerine onarmak, ötekileştirmek yerine sahiplenmek vardır.

Bu duygu ve düşüncelerle çalıştayımızın başarılı geçmesini, alınacak kararların Yol’umuza ve bütün canlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

AABF İnanç Kurulu adına hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyor, aşkı niyazlarımı sunuyorum.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir