İktidar Nimetleriyle Hakim Savcı Olmak

İktidar açık bir şekilde avukatları ayrıştırarak hem muhalefetin ana merkezlerinden olan baroların etki alanını daraltmak, hem de kendisine yakın avukatları belli bir mezkezde toplayarak onlara tanıyacağı ayrıcalıklarla insan hakları ve hukuk ihlalleri konusunda sesleri çokça çıkan avukatları susturmak istiyordu.

✍️ Avukat Zeki Rüzgar

11 Temmuz 2020 tarihinde mecliste kabul edilen 7249 sayılı yasa, 15 Temmuz 2020 tarihinde Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe girmiş ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununda değişiklikler yapılmıştı.

Bu yasal düzenleme ile Barodaki avukat sayısı beş bini (5.000) geçen illerde iki bin (2.000) avukatın imzasıyla ikinci bir baronun açılmasına olanak tanınmıştı.

Yasal düzenlemenin gündeme geldiği günlerde hukukçular, bu düzenlemenin baroların etki gücünün azaltılmaya ve aynı zamanda iktidara bağlı baroların oluşturulmaya çalışıldığı konusunda kamuoyunu uyarmışlardı.

İktidar Avukatları Ayrıştırmak ve Susturmak İstedi

İktidar açık bir şekilde avukatları ayrıştırarak hem muhalefetin ana merkezlerinden olan baroların etki alanını daraltmak, hem de kendisine yakın avukatları belli bir mezkezde toplayarak onlara tanıyacağı ayrıcalıklarla insan hakları ve hukuk ihlalleri konusunda sesleri çokça çıkan avukatları susturmak istiyordu.

Yasal düzenlemenin tartışılmaya başlandığı andan itibaren, aklı başında olan herkes bu şekilde kurulacak baroların iktidarın nimetlerinden yararlanmak için birer çekim merkezi olacağını söyledi. Tüm uyarılara rağmen yasa kabul edilerek yürürlüğe girdi.

Nihayet iktidara yakınlığı ile bilinen avukatlar iktidarın gücünü de arkalarına alarak avukatların yeni baroların kuruluşuna katılmaları için çabalamaya başladı. Ancak tüm çabalara ve iktidara yakınlıkları nedeniyle ayrıcalık çağrılarına rağmen, bildiğim kadarıyla sadece İstanbul ve Ankara’da ikinci baroları açmaları mümkün oldu.

Ankara 2’nolu Baro Başkanından Hakim, Savcı Alımında İltimas İtirafı

10 Ekim 2026 tarihinde bir televizyon kanalında canlı yayına katılan Ankara 2’nolu Baro Başkanı Av. Gökhan Ağdemir’in açıklamaları bu yasal düzenlemeye ilişkin eleştirilen ne kadar haklı olduğunu açık olarak gösterdi.

Ağdemir canlı yayında yaptığı açıklamada “Bakanlık bize bir ayrıcalık tanıdı, 2 sene içerisinde 70 baro üyesi avukat arkadaşımızı hâkim savcı yaptık” dedi.

Son 20 yılda gereğinden fazla sayıda Hukuk Fakültesi açıldı. Bu fakültelerden mezun olan binlerce avukat nedeniyle, ihtiyacın çok üzerinde hukuk mezunu oluştu. Bu mezunlar haliyle iş hayatına katılamaz hale geldi.

Yandaşı Zengin, Yeni Hukuk Mezunlarını İşsiz ve Yoksul Bırakan Koşullar

Kamu kurumlarının dava dosyalarını avukatlara dağıtırken uymak zorunda oldukları sınırlamalar kaldırıldığı için şirketleşme yasak olmasına rağmen, iktidara yakınlıkları ile bilinen avukatlar binlerce dosya almaya başladı. Böylece bu avukatlık büroları onlarca avukat çalıştırmaya başladı. Bu işçi avukatların sayısında büyük bir artış yaratırken, avukatları hak ettiklerinden çok daha düşük maaşlarla çalışmak zorunda bıraktı.

Yargıdaki yandaşlık ve kurulan yargı borsaları, para karşılığı davaların düşürülmesi, tutukluların serbest bırakılması yargı camiasını bir bütün olarak çürütürken, yeni avukatların iş bulmasını zorlaştırdı. Hatta birçok eski avukatın bürolarını kapatarak mesleği bırakmasına veya başka bir avukatın yanında işçi avukat olarak çalışmak zorunda kalmasına sebep oldu.

Yoksulluktan Kaçmak İçin Hakim Savcı Olmak

Zaten yüksek maliyetler nedeniyle yeni mezun avukatlar büro açmakta zorlanırken yargıdaki yozlaşma nedeniyle iş bulma imkanları da azaldı. Bu durum Hukuk Fakültesi mezunlarını hakim veya savcı olmaya zorlamaya başladı.

Hakim ve Savcı sınavlarındaki kayırmalar ve özellikle mülakat sınavlarında ortaya çıkan birçok usulsüzlük, sınava giren adaylar arasında çoğu zaman ümitsizlik yarattı ve bu nedenle birçok genç hukukçunun canına kıymasına neden oldu.

İltimas Çağrısıyla 2’nolu Baroya Üye Devşirme

Bütün bu yaşananlara rağmen, Ankara 2 No’lu Baro Başkanı Gökhan Ağdemir’in katıldığı televizyon programında, 70 üyelerini nasıl hakim, savcı yaptıklarını hiç utanmadan açıklarken “Hâkim, savcı olmak isteyen arkadaşlarımıza referans oluyoruz. Bizler referans olduk, bakanlıklarla görüştük. Sağ olsunlar, bize o anlamda da Bakanlık bir ayrıcalık tanıdı. Genç meslektaşlarımıza referans olarak onların istedikleri alanda yetişmelerine vesile olduk.” şeklindeki sözleri, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığının nasıl ayaklar altına alındığını bize bir kez daha gösterdi.

Yasal olarak baroların genel kurullarını her yılın Ekim ayında yapmak zorunda olması nedeniyle, neredeyse bütün barolar seçim döneminde. Baro seçimleri nedeniyle avukatların gündem olduğu bu dönemde, avukatlar arasında tercih edilmeyen 2 nolu barolarına avukatları çekmek için reklam yapma telaşı ile söylenen bu sözler, yargının içine düştüğü paspayeliği de gözler önüne sermiş oldu.

Halktan Yana Bir İktidar Kurulana Kadar Yargı Bağımsız Olamaz

Şunu da söylemek gerekir ki, hukuk her zaman iktidarın en önemli iktidar araçlarından biri ola gelmiştir ve yargı hiçbir zaman tarafsız ve bağımsız olmamıştır. Halkın kendi iktidarını kurup, halktan yana bir hukuk sistemi kurulana kadar da bu mümkün olmayacaktır.

Ancak son yıllarda bütün devlet kurumları adeta iktidar partisinin aparatına dönüşürken yargının bundan muaf kalamayacağını göstermesi açısından, baro başkanının sözleri ibretliktir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 140’ıncı maddesi uyarınca, hâkim ve savcıların niteliklerinin ve atanmalarının mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenmesi öngörülmektedir. Ancak Anayasa hükümleri ve kanunların ancak iktidarın çıkarlarına yaradığı sürece geçerli olduğu bu günlerde, Anayasa 140. maddesinin hükmünün bir anlamı yoktur.

Yargıçlar Sendikasından Yapılan Açıklama

Baro Başkanının ifşaatlarına en düzgün ve yerinde açıklamalarla tepki gösteren Yargıçlar Sendikası oldu.

Aynen katıldığım açıklamalarında “Hâkim ve savcılar bir baronun, siyasi partinin, yürütme organının veya herhangi bir kişi ya da grubun değil, hukukun ve adaletin güvencesi olmak zorundadır.

Yargı, hiçbir kurumun referans sistemi aracılığıyla güç devşireceği bir alan değildir.

Hiç kimsenin kişisel başarısını veya mesleki tercihini peşinen tartışma konusu yapmıyoruz. Ancak yargı mensuplarının mesleğe kabulünde ayrıcalıklı bir mekanizmanın bulunduğu izlenimini doğuran açıklamalar da cevapsız bırakılamaz.

Adalet Bakanlığını, ilgili kurumları ve açıklamanın sahibini kamuoyunu tatmin edecek somut ve denetlenebilir yanıtlar vermeye çağırıyoruz.

Hâkim ve savcı adaylarının seçiminde, Adalet Bakanlığı bürokratlarının ağırlıklı olarak yer aldığı sözlü sınav kurullarının yapısının gözden geçirilmesi ve sözlü sınavların kayıt altına alınması gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.

Çünkü yargı bağımsızlığı, yalnızca hâkim ve savcıların kararlarına müdahale edilmemesiyle değil, o makamlara geliş süreçlerinin de liyakat, eşitlik ve şeffaflık ilkelerine uygun olmasıyla güvence altına alınır.

Yargıda güvenin temeli referans değil, liyakattir. Ayrıcalık değil, eşitliktir. Bağlılık değil, bağımsızlıktır.”

Elbette sistem içerisinde kalarak yaptıkları bu açıklamalarına ek olarak, Adalet Bakanlığının cevaplaması için çok yerinde sorular da yönelttiler. Bu soruların cevap bulması ve unutulup gitmemesi için ben de soruları aynen tekrarlamak istiyorum.

SORULAR AÇIK VE NETTİR:

1. Türkiye’de hâkim ve savcı atamalarında bazı baroların etkin olduğu doğru mudur?

2. Ankara 2 No’lu Baro Başkanı’nın, Bakanlıkla görüşerek hâkim ve savcı olarak mesleğe alınmalarını sağladığını ifade ettiği 70 avukat hangi kriterlere göre belirlenmiştir?

3. Hâkim ve savcıların mesleğe kabulünde diğer barolara da kontenjan tanınmış mıdır, yoksa referans uygulaması yalnızca Ankara 2 No’lu Baro ile mi sınırlıdır?

4. Bakanlıklar, Ankara 2 No’lu Baro dışında başka kişi, kurum veya gruplara ya da siyasi partilere de ayrıcalık tanımış mıdır?

5. Ayrıcalık talebinin dayanağı nedir ve bu ayrıcalığın tanınmasında hangi ölçütler esas alınmaktadır?

6. Bu tür ayrıcalıklarla mesleğe kabul edilenlerin bulunduğu algısı, hukuki sorunlarına çözüm arayan vatandaşların ayrıcalık hakkına sahip olduğunu düşündükleri baroların mensubu avukatlara yönelmelerine neden olmayacak mıdır?

7. Ayrıcalıklı kişi, kurum ve grupların varlığına ilişkin iddialar, geçmişte yargı yapılanması içinde tartışma konusu olan cemaat yapılanmalarından hangi yönleriyle farklıdır?

8. Aynı şartları taşıyan diğer adaylara eşit davranılmış mıdır? Ayrıcalık kapsamında mesleğe kabul edildiği ileri sürülen kişilerin yazılı sınav sonuçları ve sözlü sınav performansları, kişisel veriler ve ilgili mevzuat gözetilerek kamuoyuna açıklanacak mıdır?

9. Hâkim ve savcı alımlarında tanındığı ileri sürülen ayrıcalıkların oy devşirmek amacıyla kullanılması hangi etik ilkeyle bağdaşmaktadır?

10. Hâkimlik ve savcılık gibi tarafsızlık gerektiren mesleklere aday olan kişilerin baroların veya siyasi yapıların referanslarıyla seçildikleri algısı, bu kişilerin gelecekte verecekleri kararların bağımsızlığına ve toplumun yargıya duyduğu güvene zarar vermeyecek midir?

11. Açıklamada adı geçen 70 kişinin mesleğe kabulünde mevzuatın öngördüğü usul ve esaslara uygun hareket edilip edilmediğinin tespiti için Adalet Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ve ilgili denetim mercileri tarafından bir inceleme yapılacak mıdır?

12. Bir baro başkanının, Bakanlığın baroya ayrıcalık tanıdığını ve baronun referanslarıyla 70 avukatın hâkimlik veya savcılık mesleğine geçtiğini ifade etmesi karşısında, açıklamanın düzeltilmesi ve varsa hukuki sorumluluğun belirlenmesi için hangi adımlar atılacaktır? Açıklamanın içeriği ve somut koşullar dikkate alınarak herhangi bir hukuki veya idari inceleme başlatılması gündeme gelecek midir?


WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir