“Biz Aleviler için İmam Hüseyin’i sevmek, yalnızca onun matemini tutmak değildir. Onun yolundan ders almak; yoksulun yanında durmak, mazlumun hakkını korumak, yetimin gözyaşını silmek, kimsenin hakkını yememek ve insanı insan olduğu için sevmektir.

AABF İnanç Kurulu İkinci Başkanı Ali Ekber Erden Dede, İmam Hüseyin ve Kerbelâ şehitlerini anarken Alevi inancının özünü oluşturan hakikat, adalet, merhamet ve insan sevgisine dikkat çekti. Kerbelâ’yı yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı olarak değil, bugün de insanlığın vicdanına seslenen bir hakikat ve adalet mücadelesi olarak değerlendiren Erden Dede, “Biz Aleviler için İmam Hüseyin’i sevmek, yalnızca onun matemini tutmak değildir” diyerek inancın sözde değil, yaşamın içinde karşılık bulması gerektiğini vurguladı.

AHA Haber Merkezi – Kerbelâ, Alevi inancının tarihsel hafızasında yalnızca bir yasın, bir matem geleneğinin ya da yüzyıllar önce yaşanmış büyük bir trajedinin adı değildir. Kerbelâ, insanlık tarihinin en temel ahlaki sorularından birini bugün de canlı tutan tarihsel bir yüzleşmedir: İnsan, zulüm karşısında nerede durmalıdır?

İmam Hüseyin’in Kerbelâ’da temsil ettiği duruş, Alevi inanç ve düşünce dünyasında hakikatten vazgeçmemenin, adaletsizliğe boyun eğmemenin ve insan onurunu her türlü iktidar hesabının üzerinde tutmanın simgesi olarak yaşatılır.

Bu nedenle Kerbelâ’nın anlamı, yalnızca yaşanan acının hatırlanmasıyla sınırlı değildir. Asıl mesele, o acıdan hangi insani ve ahlaki sonuçların çıkarıldığı, İmam Hüseyin’in temsil ettiği değerlerin bugünün yaşamına ne ölçüde taşınabildiğidir.

Bir başka ifadeyle İmam Hüseyin’ni anmak, geçmişin karşısında gözyaşı dökmek kadar bugünün haksızlıkları karşısında vicdanın sesini duyabilmeyi de gerektirir.

Alevi inancında insanın kendi özüyle yüzleşmesi, davranışlarını sorgulaması, kul hakkından sakınması, mazlumun yanında ve zalimin karşısında durması, bu tarihsel hafızanın günümüzdeki ahlaki karşılıkları arasında yer alır.

İmam Hüseyin’e duyulan sevgi, yalnızca bir bağlılık ifadesi değil; onun temsil ettiği adalet anlayışını yaşamın bütün alanlarında görünür kılma sorumluluğudur.

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu İkinci Başkanı Ali Ekber Erden Dede, İmam Hüseyin ve Kerbelâ üzerine kaleme aldığı değerlendirmesinde bu sorumluluğu hatırlatıyor.

Erden Dede’nin sözleri, Kerbelâ mateminin yalnızca acıyı yeniden yaşamakla sınırlı kalmaması, insanı daha adil, daha merhametli ve daha vicdanlı bir yaşama yöneltmesi gerektiğine işaret ediyor.

Kerbelâ’nın Hakikati: Yas Tutmaktan Adaleti Yaşatmaya

Kerbelâ’da yaşananların Alevi inancındaki yeri, tarihsel bir olayın kuşaktan kuşağa aktarılmasının ötesinde, insanın kendi ahlaki sorumluluğunu sorgulamasına dayanır.

İmam Hüseyin’in zulme karşı duruşunu sahiplenmek, yalnızca onun adını anmak değil; haksızlığa uğrayanın sesini duymak, yoksulun yanında durmak, yetimin gözyaşını silmek ve kimsenin hakkını yememek anlamına gelir.

Bu bakımdan Kerbelâ’nın öğrettiği en temel değerlerden biri, inanç ile davranış arasındaki tutarlılıktır.

İnsan, adaletten söz ederken başkasının hakkını çiğniyorsa, merhameti savunurken başkasının acısına kayıtsız kalıyorsa, kardeşliği dile getirirken ayrımcılığı büyütüyorsa kendi sözleriyle çelişir.

Alevi yolunda önem taşıyan özünü sorgulama ve kendini bilme anlayışı, tam da bu çelişkilerle yüzleşmeyi gerektirir.

Kerbelâ’nın tarihsel hafızadaki gücü de buradan gelir. O, yalnızca geçmişte kimin haklı, kimin haksız olduğuna ilişkin bir anlatı değil; bugünün insanına kendi tutumunu sorgulatan ahlaki bir aynadır.

“İmam Hüseyin’i Sevmek, Yalnızca Onun Matemini Tutmak Değildir”

Ali Ekber Erden Dede’nin değerlendirmesinde en dikkat çekici vurgu, İmam Hüseyin sevgisinin günlük yaşamda somut bir karşılığının bulunması gerektiğidir.

Erden Dede, İmam Hüseyin’in yolundan ders almayı yoksulun yanında durmak, mazlumun hakkını korumak, yetimin gözyaşını silmek ve insanı insan olduğu için sevmekle ilişkilendiriyor.

Bu yaklaşım, Alevi inancındaki insan merkezli düşüncenin de önemli bir ifadesidir.

Çünkü bir insanın inancını yalnızca söylediği sözler değil; başka insanlarla kurduğu ilişki, haksızlık karşısındaki tavrı, paylaştığı lokma ve gösterdiği merhamet de ortaya koyar.

Bir canın derdini dinlemek, bir haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve sahip olunanı ihtiyaç duyanla paylaşmak, bu anlayışın günlük yaşamdaki somut karşılıklarıdır.

Kerbelâ’nın bugüne bıraktığı mirası canlı tutmak da ancak bu değerlerin yaşamın içinde karşılık bulmasıyla mümkündür.

Kerbelâ’nın Acısı Kin Değil, Merhamet ve Birlik Üretmelidir

Kerbelâ hafızasının önemli bir başka boyutu, geçmişin acısıyla bugün nasıl bir ilişki kurulacağı sorusudur.

Acılar, toplumsal hafızanın korunmasına ve adalet arayışının sürdürülmesine katkı sağlayabilir. Ancak bu hafızanın yeni düşmanlıkların, ayrımcılığın ve nefretin gerekçesine dönüştürülmemesi de temel bir ahlaki sorumluluktur.

Ali Ekber Erden Dede, Kerbelâ’nın acısının kin yerine adaleti, düşmanlık yerine merhameti, ayrılık yerine birliği büyütmesi gerektiğini belirterek bu noktaya dikkat çekiyor.

Bu düşünce, geçmişte yaşanan zulmü unutmadan, onun benzerlerinin yeniden yaşanmasını önleyecek bir vicdan ve dayanışma kültürü oluşturmayı esas alıyor.

Kerbelâ’nın mesajını bugüne taşımak, zulmün kimden geldiğine ve kime yöneldiğine bakmaksızın adaleti savunabilmeyi gerektirir.

Ali Ekber Erden Dede’nin Kaleminden: Kerbelâ’nın İnsanlık ve Vicdan Mirası

“Biz Aleviler için İmam Hüseyin’i sevmek, yalnızca onun matemini tutmak değildir. Onun yolundan ders almak; yoksulun yanında durmak, mazlumun hakkını korumak, yetimin gözyaşını silmek, kimsenin hakkını yememek ve insanı insan olduğu için sevmektir.

Bir lokmamız varsa paylaşmak, bir canın derdi varsa dinlemek, bir haksızlık varsa adaletten yana durmak gerekir. Çünkü Kerbelâ’nın bize bıraktığı en büyük miras, insanlık ve vicdandır.

Bugün İmam Hüseyin’i ve Kerbelâ şehitlerini anarken kendimize de soralım: Biz onların bıraktığı hakikat yolunda ne kadar yürüyebiliyoruz? Sözümüzde, özümüzde ve davranışlarımızda adaleti ne kadar yaşatabiliyoruz?

Dilerim ki Kerbelâ’nın acısı bizlere kin değil, adalet; düşmanlık değil, merhamet; ayrılık değil, birlik getirsin.

İmam Hüseyin’in, Ehlibeyt’in ve Kerbelâ’da şehit düşen bütün canların hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.”

Kerbelâ’yı Anlamak, Hakikati Yaşamın İçinde Savunmaktır

Ali Ekber Erden Dede’nin değerlendirmesi, Kerbelâ’nın tarihsel anlamını bugünün insanına yöneltilen ahlaki bir sorumluluk çağrısıyla buluşturuyor.

Bu çağrının merkezinde, geçmişte yaşanan acıyı unutmadan bugünün insanına karşı sorumluluk duymak bulunuyor.

Kerbelâ’yı anmak, yalnızca İmam Hüseyin’in uğradığı zulmü hatırlamak değil; bugün haksızlığa uğrayanların yanında durabilmek, adaletin ve merhametin toplumsal yaşamda karşılık bulmasına katkı sunabilmektir.

İmam Hüseyin’in hatırasını yaşatmanın anlamı da burada belirginleşiyor: Hakikati yalnızca anlatmak değil, onu insanın sözünde, özünde ve davranışında yaşatmak.

Erden Dede’nin sorusu, bu nedenle yalnızca bir anma mesajının değil, insanın kendisiyle yüzleşmesinin de temel sorusu olarak öne çıkıyor:

“Biz onların bıraktığı hakikat yolunda ne kadar yürüyebiliyoruz?”

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web | + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir