Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Çalıştayı, 3-4 Ekim tarihlerinde Worms Cemevi’nde gerçekleştirildi. Toplumsal, inançsal ve örgütsel çalışmaların kapsamlı biçimde ele alındığı çalıştayda; yeniden yapılanmadan Ana-Dede eğitimlerine, Alevilik derslerinden kurumsal sorumluluğa, dijital gelişmelerden asimilasyona karşı mücadeleye kadar birçok başlık tartışıldı. Ana, Dede ve kurum temsilcilerinin görüş ve önerilerini paylaştığı çalıştayda, AABF’nin inançsal ve kurumsal çalışmalarının geleceğine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı.

AHA Haber Merkezi – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu Çalıştayı, 3-4 Ekim tarihlerinde Worms Cemevi’nde gerçekleştirildi. İki gün süren çalıştayda toplumsal, inançsal ve örgütsel çalışmalar ele alınırken; sorunlar ve çözüm yolları üzerine sunumlar yapıldı. Yeniden yapılanma çalışmaları, Ana-Dede eğitimleri, Alevilik dersleri, kurumsal sorumluluk, dijital gelişmelerden yararlanma, asimilasyona karşı mücadele ve daha birçok konuda kapsamlı tartışmalar yürütüldü, görüş ve öneriler ortaya konuldu.

Gülbank ve saygı duruşuyla başlayan çalıştayda yapılan konuşmalarda Alevi toplumunun inançsal ve kurumsal sorunlarından genç Yol önderlerinin yetiştirilmesine, kadınların inanç hizmetlerindeki yerinden cemevlerinin kurumsal yapısına, siyasal ayrışmalardan Suriye’deki Alevilere ve Almanya’da yükselen ırkçılığa kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunuldu.

Çalıştay Gülbank ve Saygı Duruşuyla Başladı

Çalıştay, AABF Hessen Bölge Başkanı Gülüm Kaya Dede’nin gülbankı ve ardından Kerbela’dan bugüne toplumsal özgürlük mücadelelerinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

AABF İnanç Kurulu ile AABF Hessen Bölgesi ve RLP-Saarland Bölgesi tarafından birlikte düzenlenen çalıştaya; AABF Hessen Bölge Başkanı İhsan Dilber, RLP-Saarland Bölge Başkanı İrfan Kandemir, AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede, AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır, AABF İnanç Kurulu Sorumlusu ve AABF Genel Saymanı Ertan Kurt, AABF Genel Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreter Yardımcısı Enver Uzüngeliş, AABF İnanç Kurulu Yönetim Kurulu üyeleri, AABF İnanç Kurulu’nun bölge yönetimleri ve başkanları, AABF Hessen Bölgesi Kültür Sanat Kurulu ve Başkanı Kenan Taşkesen ile cemevlerinden gelen Ana ve Dedeler katıldı.

Hasan Ali İçlek Dede: “Bizi Bir Arada Tutan Yol’umuz, İkrarımız ve Ortak Değerlerimizdir”

AABF Hessen ve RLP-Saarland Bölge başkanlarının açılış konuşmalarını yaptıkları çalıştayda, AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Ali İçlek Dede uzun ve kapsamlı bir konuşma yaptı.

“Bizi bir arada tutan, herhangi bir siyasi partinin programı ve ideolojik yaklaşımı değildir; bizi bir arada tutan, bize ait olan Yol’umuz, ikrarımız, itikadımız, erkânımız, tarihimiz, kutsalımız ve ortak değerlerimizdir” diyen Hasan Ali İçlek Dede, çalıştayın ardından hayata geçirilmesi gereken çalışmaları şöyle sıraladı:

“Bu çalıştayımızın sonunda:

Gerek merkezi gerekse bölgeler bazında Ana ve Dede eğitimleri sonucu Yol yürütebilme eğitim, yeterlilik, liyakat ve Yol sadakati ile genç Yol önderlerinin yetiştirilmesi için ortak, bilimsel ve akademik nitelikli eğitim programları oluşturmalıyız.

Deneyimli Yol hizmetkârlarının Yol icrası, tecrübe, deneyim, hizmet ve birikimleriyle usta-çırak ilişkisi içinde Yol sürdürmeye talip olan gençleri buluşturma çalışmalarını bir an evvel başlatmalıyız.

Yol hizmetlerinin yürütülmesi için ortak hafıza ile güvenli ve güvenilir bir bilgi bankası oluşturmalı; bu bilgi hafızasıyla İnançsal Rehberlik ve Manevi Destek çalışmalarını yapılandırmalıyız.

Ocak, dergâh, ziyaretgâh ve kutsal mekânlarımızın ziyaret edilmesini yıllık çalışma programımızın içerisine almalıyız.

Türkiye’deki inanç önderleriyle inançsal, kültürel, sosyal ve özellikle de içinde bulunduğumuz inanç ve siyaset gidişatıyla ilgili sorunların ele alınacağı ortak bir çalıştay düzenlemeliyiz.

Avrupa ile Türkiye’deki inanç önderleri arasında kalıcı bir iletişim ve çalışma ağı kurmalıyız.

Siyasi tercihler üzerinden Alevileri ayrıştıran söylemlere ve dile karşı ortak ilkeler belirlemeliyiz.

Suriye’deki Alevilerle dayanışmayı güçlendirmeli ve yaşanan saldırıları kamuoyuna taşımalıyız.

Almanya’da ırkçılığa, yabancı düşmanlığına ve aşırı sağın yükselişine karşı demokratik güçlerle birlikte mücadele etmeliyiz.

İşsizlik ve ekonomik sorunlardan etkilenen canlarımız için dayanışma ve yönlendirme mekanizmaları geliştirmeliyiz.

Aldığımız bütün kararları, sorumluları ve tarihleri belirlenmiş bir çalışma takvimine bağlamalıyız.”

“Yol Cümleden Uludur”

İçlek Dede, konuşmasının devamında Ana ve Dedelere şu ifadelerle seslendi:

“Sevgili Pirler, Analar, Babalar ve sevgili canlar;

Bizleri bir arada tutan, herhangi bir siyasal partiye olan yakınlığımız değil; Alevi inanç toplumunu topyekûn bir arada tutmuş olan inancıdır. Alevi toplumu; Hak, Muhammed, Ali Yolunda; kâinattaki hakikate, insandaki kemalete, Hakk’a, hakkaniyete, adalete ve insani olan tüm değerlere olan sevgi ve ikrarla bir aradadır. ‘Yaratılanı sevmişiz Yaradan’dan ötürü.’

Biz Kâbe’mizi de kıblemizi de insanda aramışız. Bizim fikrimizde de, zikrimizde de ikilik yoktur. Yol cümleden uludur. Gelin; farklılıklarımızı koruyarak, ortak değerlerimizin etrafında buluşarak barışık olalım. Özümüzle barışık olunmadan ailemizle, çevremizle, dünyamızla barışık olmamız askıda kalır.”

İçlek Dede’den Barış Sürecine İlişkin Değerlendirmeler

Hasan Ali İçlek Dede, konuşmasında Türkiye’de tartışılan toplumsal barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu:

“Son dönemlerde AKP iktidarının sürdürülebilme stratejisi ile ortaya atılan çerçeve yasası ile ülke barışının yeniden tartışma gündemine oturtulması sonucu, konu ile ilgili Alevi kurumlarımızın da aktif rol aldığını görüyoruz. Barış; savaşın veya kavganın sona ermesini sağlayan, gerekli, demokratik ve insani bir araçtır. Zulme uğrayanlar açısından son derece değerlidir. Lakin biz Aleviler, tarihimizin hiçbir döneminde savaşın ve kavganın tarafı olmadık. Hep horlandık ve katledildik.

Haksızlıkların, kavgaların, savaşların, sürgünlerin, katliamların yaşandığı köy, kasaba, toplumda, aşirette, kabilede, halkta, ulusta, sınıfta ve ülkede barışın olması gerekiyorsa; barış gibi değerli bir eylem, haksızlıklar üzerine kurgulanıp mevcut iktidarı biraz daha güçlendirip iktidarını sürdürme adına yapılan ve siyasal kurgu ve kurnazlıkla sadece kişilerin özgürleşmesi üzerinden yürütülen bir anlayış ve strateji, bizim gibi kendisini ifade edemeyen toplumlara barışı değil, zulmü geri getirir.

Geçmişte yaşanan tüm haksızlıkları hasıraltı ederek, biz Alevi toplumunun da dâhil edildiği bir sürecin, ‘İslam bayrağı altında kardeş olma’ vaadini asla samimi ve gerçekçi bir yaklaşım olarak görmüyoruz. Biz İslam bayrağı altında hiçbir dönem kardeş olmadık ve kardeş görülmedik. Bu anlamdaki bir barış, biz Alevilerin barışı olmayacaktır.

Ancak Aleviler barış sürecine dâhil edilmek isteniyorsa devlet; geriye doğru Alevi katliamları tarihiyle yüzleşerek Koçgiri’den Dersim’e, Dersim’den Maraş’a, Maraş’tan Sivas’a, Sivas’tan Gazi’ye ve Ankara Garı’na uzanan katliam ve cinayetlerle yüzleşmeli ve Alevilerle barışa gitmelidir. Ve Alevilerin içinde olduğu bir barış olacaksa, bu ancak eşit yurttaşlık hakkı temelinde olmalıdır.

En değerli barış, biz Alevi toplumunun iç barışı olacaktır. Birbirimizi itmeden, dışlamadan, ötekileştirmeden ve incitmeden birliğimizi güçlendirmeliyiz. Çünkü bizim Yolumuzda, Erkânımızda, meydanımızda ve öğretimizde ayrıştırmak yerine birleştirmek, kırmak yerine onarmak, ötekileştirmek yerine sahiplenmek vardır.”

İçlek Dede konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu duygu ve düşüncelerle çalıştayımızın başarılı geçmesini, alınacak kararların Yol’umuza ve bütün canlarımıza hayırlı olmasını diliyorum.

AABF İnanç Kurulu adına hepinizi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyor, aşkı niyazlarımı sunuyorum.”

Ufuk Çakır: “Haklardan Sorumluluğa”

Çalıştayda AABF Genel Sekreteri Ufuk Çakır da önemli ve kapsamlı bir sunum yaptı. Çakır, “Haklardan Sorumluluğa – Synodal Bir Çalışma Kültürüyle İnançsal Kurumsallaşma” başlıklı sunumunda, AABF’nin yıllar içinde elde ettiği kurumsal hakların günlük yaşamda karşılığını bulmasının önemine dikkat çekti.

Çakır konuşmasına şöyle başladı:

“Sevgili canlar, öncelikle İnanç Kurulumuza ve bu çalıştayın hazırlanmasında emeği geçen bütün canlarımıza teşekkür ediyorum. Ben bugün burada inançsal konuların içeriğini tarif etmek için değil, Genel Sekreter olarak kurumsal çerçeveye dair birkaç düşünceyi paylaşmak için bulunuyorum.

Çünkü yıllardır AABF olarak önemli bir kurumsallaşma sürecinden geçiyoruz. Kamu tüzel kişiliği, devlet antlaşmaları, Alevilik dersleri, kamu kurumlarında temsil, medya alanındaki görünürlük ve muhataplık… Ben de bu süreçlerin birçoğunda doğrudan sorumluluk aldım, bazılarını yönlendirdim.

Fakat bugün artık şu soruyu daha güçlü sormamız gerektiğine inanıyorum: Elde ettiğimiz bu kurumsal hakların içini nasıl dolduracağız?

Bir hakkı kazanmak işin yarısıdır. O hakkı canın günlük hayatında görünür ve yaşanır hâle getirmek diğer yarısıdır.”

Çakır, kamu tüzel kişiliğinin yalnızca hukuki bir statü, devlet antlaşmalarının yalnızca imza törenleri ve Alevilik derslerinin yalnızca bir eğitim hakkı olmadığını vurguladı. Hastane, cezaevi ve huzurevlerindeki Alevilerin inançsal ihtiyaçlarına da dikkat çeken Çakır, elde edilen hakların içerik, insan kaynağı, eğitim, yetkinlik, süreklilik ve kurumsal sorumluluk gerektirdiğini ifade etti.

“Bugüne kadar önemli ölçüde ‘tanınma ve hak’ meselesiyle uğraştık. Ve diğer aşama da var: Haktan hizmete… statüden yaşayan inanca…, kurumsal muhataplıktan… canın hayatına. Ben bu çalıştayın önemini tam burada görüyorum.”

“AABF Her Şeyden Önce Bir İnanç Kurumudur”

Sunumunun ikinci bölümünde AABF’nin kurumsal kimliği üzerinde duran Çakır, şöyle konuştu:

“AABF’nin ne olduğunu doğru tarif etmemiz gerekiyor. Biz yalnızca bir sosyal kuruluş değiliz. Yalnızca bir kültür kurumu değiliz. Yalnızca siyasi ve toplumsal haklarla ilgilenen bir çatı örgüt de değiliz. AABF her şeyden önce bir inanç kurumudur.

Ama modern bir inanç kurumunun sorumluluğu yalnızca erkân ve cem sırasında başlamaz ve bitmez de. İnsan hastalandığında da inancıyla yaşar. Yaşlandığında, bir yakınını kaybettiğinde, çocuğunun eğitimini düşündüğünde, cezaevine düştüğünde, göç ettiğinde, yalnızlaştığında da manevi dünyası vardır.”

Çakır; Alevilik dersleri, cemevleri, manevi destek, gençlik, zakirlik, kültür, ekoloji, yaşlılık çalışmaları ve sosyal hizmetlerin inançsal değerlerin farklı yaşam alanlarındaki karşılıkları olduğunu belirtti.

Kurumsallaşmanın amacının kurumu büyütmek değil, Yol’un ve değerlerin yaşamın farklı alanlarında sürdürülebilir olmasını sağlamak olduğunu söyleyen Çakır, İnanç Kurulu’nun da AABF içerisindeki kurullardan herhangi biri olmadığını, AABF’nin bir inanç kurumu olmasının temel taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı.

“Synode Bir Toplantı Değil, Çalışma Kültürüdür”

Çakır, sunumunda “Synode” anlayışına da geniş yer ayırdı. Başka inanç kurumlarının büyük dönüşümler yaşarken ortak akılla nasıl karar verdiklerinden yöntemsel olarak yararlanılabileceğini belirten Çakır, bunun Katolik Kilisesi’nin örgütlenmesini ya da teolojisini kopyalamak anlamına gelmediğini özellikle vurguladı:

“Bizim Yolumuz, erkânımız, rızalık anlayışımız, Ana, Dede, Baba ve Pirlerimizin konumu, Cemevlerimizin yapısı kendine özgüdür. Ama yöntemden öğrenebiliriz.”

Çakır, synodal anlayışı; önce dinlemek, farklı deneyimleri bir araya getirmek, ortak değerlendirme yapmak, karar almak, sorumluyu belirlemek, kararı uygulamak ve ardından yeniden değerlendirmek biçiminde anlattı.

“Yani Synode bir toplantı değildir; bir çalışma kültürüdür. Katılım vardır. Dinleme vardır. Birlikte düşünme vardır. Ortak sorumluluk vardır. Ve en önemlisi, sonuçların kurumsal hafızaya dönüşmesi vardır.”

Çalıştayın yalnızca iki günlük bir toplantı olarak kalmaması gerektiğini ifade eden Çakır, burada ortaya çıkan kararların sorumlulara, takvime, pilot çalışmalara, değerlendirmeye ve yazılı kurumsal hafızaya dönüştürülmesi durumunda kalıcı bir sürecin başlayacağını söyledi.

Genel Merkezden Cemevlerine “Tek Kurum” Yaklaşımı

AABF içerisindeki yapıların birbirinden bağımsız olmadığını vurgulayan Çakır; Genel Merkez, İnanç Kurulu, Bölge İnanç Kurulları, cemevleri, KSK ve Alevitische Sozialwerk’in birbirini tamamlayan yapılar olduğunu ifade etti.

Genel Merkez’in hukuki çerçeve, kamusal ilişkiler, finansal ve idari imkânlar, kurumlar arası koordinasyon ve sürdürülebilirlik alanındaki görevlerine dikkat çeken Çakır, İnanç Kurulu’nun ise inançsal içeriği, Yol ve erkân perspektifini, eğitim yaklaşımını ve inanç hizmetlerinin niteliğini geliştirmesi gerektiğini söyledi.

Bölgelerin koordinasyonu güçlendirdiğini, cemevlerinin sahadaki gerçek ihtiyaçların ve uygulamanın merkezi olduğunu belirten Çakır; KSK’nin zakirlik, deyiş, nefes, sözlü gelenek, okuma ve kültürel aktarım alanında doğal ortak olduğunu ifade etti.

Alevitische Sozialwerk’in sosyal hizmetin profesyonel, hukuki ve kurumsal tarafını güçlendirdiğini belirten Çakır, İnanç Kurulu’nun da ihtiyaç duyulan yerde inançsal ve manevi boyutu taşıyabileceğini kaydetti.

“İnanç Günlük Hayatta Görünür Olur”

Çakır, çalıştay programında genç Ana, Dede, Baba ve Pirlerin yetiştirilmesi, Hakk’a Yürüme Erkânı, Manevi Destek ve İnançsal Rehberlik, cemevleriyle düzenli çalışma modeli, zakir eğitimleri ve KSK ortaklığı, Alevilik derslerine ulaşım, dijital arşiv ve veri güvenliği gibi başlıkların öne çıktığını belirtti.

Bu başlıkların birbirinden bağımsız projeler olarak değil, tek bir bütünün parçaları şeklinde ele alınmasını öneren Çakır, her çalışma alanında şu soruların yanıtlanması gerektiğini ifade etti:

“İçeriği kim hazırlayacak? Kimler eğitilecek? Hangi yetkinlikler gerekli? Uygulama nerede başlayacak? Cemevlerinin rolü ne olacak? Genel Merkez hangi desteği sağlayacak? Kim sorumlu olacak? Ne zaman değerlendireceğiz?”

Manevi Destek alanının birkaç kişinin iyi niyetli çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Çakır; eğitim modeli, etik ilkeler, görev tanımı, yönlendirme sistemi ve kurumlarla ilişkilerin oluşturulmasının önemini vurguladı.

Genç Yol hizmetlilerinin yetiştirilmesinin yalnızca seminer düzenlemekle sınırlı olmadığını belirten Çakır, deneyimli Yol hizmetlileriyle gençleri buluşturan, sahada görev vererek yetiştiren, değerlendiren ve sürekliliği olan bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Hakk’a Yürüme konusunda amacın yerel farklılıkları ortadan kaldırmak değil, ortak inançsal ilkeleri ve hizmet kalitesini birlikte belirlemek olduğunu vurgulayan Çakır, dijitalleşmenin de yalnızca dosyaları bilgisayara taşımak değil, kurumsal hafızayı gelecek kuşaklara güvenli biçimde aktarmak anlamına geldiğini ifade etti.

“Çalıştaydan Kalıcı Bir Sürece”

Çakır, sunumunun son bölümünde çalıştayın ardından yapılması gerekenleri somutlaştırarak her çalışma alanı için beş temel unsurun belirlenmesini önerdi: Karar, sorumlu, takvim, pilot uygulama ve değerlendirme tarihi.

“Sonra bunları belgeleyelim. Bir sonraki toplantıda ‘neler konuşmuştuk?’ diye yeniden başlamayalım. ‘Hangi kararı almıştık, neyi uyguladık, ne öğrendik, neyi değiştirmeliyiz?’ diye başlayalım.”

İnanç Kurulu çalışmalarının düzenli biçimde yazılı hâle getirilmesini ve yıllık bir İnanç Çalışmaları Raporu hazırlanmasını öneren Çakır, eğitim materyallerinin, deneyimlerin, değerlendirmelerin ve alınan kararların kurumsal hafızaya dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.

“Biz de kendi deneyimimizi üretmeli, belgelemeli ve sonraki kuşaklara bırakmalıyız. Ben Genel Sekreter olarak bu süreçte İnanç Kurulumuzun yanında, önünü açan ve yapılar arasında bağ kuran bir anlayışla çalışmamız gerektiğine inanıyorum.”

Çakır, önlerindeki yeni aşamayı “Tanınmadan yaşatmaya. Haktan hizmete. Kurumdan cana. Bugünden geleceğe” sözleriyle tanımladı.

“Genel Merkez, İnanç Kurulu, bölgeler, Cemevleri, KSK, Sozialwerk ve gençlerimiz aynı büyük kurumsal bütünün parçalarıdır. Kurumsallaşmanın amacı bürokrasiyi büyütmek değildir. Kurumsallaşmanın amacı Yol’un sürekliliğini, canın yanında olmayı ve inancımızın gelecek kuşaklara aktarılmasını güvence altına almaktır.Bu çalıştay bir toplantı olarak değil, kalıcı bir sürecin başlangıcı olarak anılırsa gerçek değerine ulaşacaktır. Rızalıkla, ortak akılla ve dayanışmayla Yol’a hizmet etmeye devam edelim. Yol cümleden uludur.

Aşk ile.”

Çakır’ın altı slayttan oluşan sunumunda öne çıkan mesajlar ise şöyle sıralandı:

  • Haklardan Sorumluluğa: Kazanımın değeri, yaşanan hizmete dönüştüğünde görünür.
  • AABF bir inanç kurumudur: Sosyal ve kültürel sorumluluk, inancın toplumsal karşılığıdır.
  • Synode: toplantı değil süreç: Dinle, ortaklaştır, kararlaştır, uygula, değerlendir.
  • Tek kurum: Genel Merkez, İnanç Kurulu, bölgeler, Cemevleri, KSK ve Sozialwerk birbirini tamamlar.
  • İnanç günlük hayatta görünür: Eğitim, erkân, manevi destek, Cemevi, zakirlik ve dijital hafıza.
  • Çalıştaydan sürece: Karar, sorumlu, takvim, pilot, değerlendirme ve kurumsal hafıza.

Çakır’ın sunumunda yer alan kaynak notunda, Synode bölümünün “Synode als Chance. Zur Performativität synodaler Ereignisse” (Knop, Remenyi, Sellmann, Stein, Herder 2024) çalışması ile synodal süreçlerde dinleme, katılım ve birlikte ayırt etme vurgusundan yöntemsel olarak esinlendiği belirtildi. AABF’ye önerilen yapının bir kilise modeli kopyası olmadığı, AABF’nin kendi Yol, erkân ve rızalık kültürüne uyarlanmış kurumsal süreç yaklaşımı olduğu ifade edildi.

Hasan Doğan Dede: “Bizler Bu Hizmetlerin Sahibi Değil, Emanetçisi ve Talibiyiz”

Çalıştayda AABF İnanç Kurulu Başkanı Hasan Doğan Dede de konuştu. Hasan Doğan Dede’nin konuşmasının bir bölümünde şu ifadeler yer aldı:

“Sevgili canlar, sevgili dostlar, erenler, analar, babalar,

Bugün sizlerle Alevi inanç hizmetlerinin, Hakk’a yürüme erkânının ve manevi desteğin neden önemli olduğu üzerine konuşacağız. Yaptığımız hizmetlerin nasıl yürütüldüğü değil, nasıl uygulandığı üzerine ve aynı zamanda Yolumuzun bizlere yüklemiş olduğu sorumluluklar üzerine konuşacağız.

Çünkü bizim inancımız yalnızca sözde kalan bir inanç değil. Hayatın her alanında kendisini var eden, yaşayan ve yürüyen bir inançtır. Kişinin ana rahminden doğup Hakk’la Hak olana kadar süreç içerisinde 4 Kapı 40 Makam dürüstlüğü ile kişiyi kemâlete erdirme inancıdır.

Bizim inancımızda gönül gönüle, Yol yolcuya bağlıdır. Bu nedenle inanç hizmetlerimizin en temel amaçlarından biri de insanları bir arada tutabilmek, gönülleri birlemek, iyi günde, kötü günde birbirimizin yanında olmaktır.

Sevgili canlar, bizler inanç önderleri olarak bu hizmetlerin sahibi değil, emanetçisi ve talibiyiz. Aynı zamanda bu hizmetler, bizlerden önce bu inanca hizmet etmiş erlerin, pirlerin bizlere bıraktığı bir emanettir. Bu emaneti bizden gelecek kuşaklara aktarabilmemiz için önce bizlerin bu hizmetlerin hem batıni hem de zahiri anlamını iyi anlamamız ve anlatmamız gerekir.

Çünkü manasını anlatamadığımız bir erkân yalnızca şekil olarak kalır, gelecek kuşaklara eksik aktarmış oluruz. Erkânlarımızın hem zahiri hem de batıni yönleri vardır. Zahiri yönünde dara durmak, ikrar vermek, rızalık istemek, razı olmak, niyaz etmek, can cana ve gönül gönüle ikrar ve iman ile bir araya gelmektir. Bunlar erkânlarımızın görünen tarafıdır.”

Çalıştayda AABF İnanç Sorumlusu Ertan Kurt ile AABF Genel Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreter Yardımcısı Enver Uzüngeliş de konuşma yaptı.

Hüseyin Mat’tan Asimilasyona Karşı Mücadele ve Toplumsal Barış Vurgusu

AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat da çalıştayda Ana ve Dedelere hitap etti. Mat, konuşmasına çalıştayı düzenleyen bölgelerin başkan ve yöneticilerine, AABF İnanç Kurulu Başkanı ve yönetim kurulu üyelerine, AABF Bölge İnanç Kurullarına ve başkanlarına, cemevlerinden gelen Ana ve Dedelere, çalıştaya ev sahipliği yapan Worms Cemevi’nin başkan ve yöneticileri ile mutfakta çalışan kadın ve erkek canlara teşekkür ederek başladı.

Mat, konuşmasının devamında asimilasyona karşı mücadelenin önemini vurgularken, Alevilerin neden toplumsal barış sürecinin öznesi olması gerektiğini birçok açıdan anlattı.

Çalıştay Bildirgeyle Sona Erdi

AABF İnanç Kurulu Çalıştayı Worms Cemevi’nde başarıyal gerçekleştirildi. Worms Cemevi’nde iki gün süren AABF İnanç Kurulu Çalıştayı, yapılan sunumlar, konuşmalar ve grup çalışmalarında üzerinde ortaklaşılan görüşlerin sonuç bildirgesiyle kamuoyuna açıklanmasının ardından sona erdi.

WhatsApp at  | +49 17623699769 | info@alevihaberagi.com | Web |  + posts

Sevgili Canlar,
Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir.
Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır.
Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir.

Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir.
Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can!
Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir.

Saygı ve sevgilerimizle…
Alevi Haber Ağı

By Alevi Haber Ağı

Sevgili Canlar, Yoluna ve ikrarına bağlı her Alevi, kendisini Alevi Haber Ağı'nın doğal bir muhabiri olarak görmelidir. Oturduğu mahallede, okuduğu okulda, çalıştığı iş yerinde, üyesi olduğu cemevinde ve yaşadığı çevrede haber değeri taşıyan her gelişmeyi; fotoğrafı, videosu veya yazılı bilgisiyle birlikte bizlere ulaştırmalıdır. Bu çağrımız, Alevi kurumlarımızın yöneticileri ve temsilcileri için de geçerlidir. Alevi Haber Ağı, Alevilerin sesi olmanın yanı sıra; emekten, demokrasiden, laiklikten, eşit yurttaşlıktan, kadın özgürlüğünden, gençlerin geleceğinden, doğanın ve çevrenin korunmasından yana; bütün ezilenlerin sesi olmayı sürdürecek, gerçekleri yazmaya ve kamuoyuyla paylaşmaya devam edecektir. Gerçekler ancak birlikte görünür olur. Gerçekler yazılırken sen de katkını sun can! Fotoğrafını çek, videonu kaydet, haberini yaz ve bize ulaştır. Çünkü Alevi Haber Ağı hepimizin ortak sesidir. Saygı ve sevgilerimizle… Alevi Haber Ağı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir